ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/1272 Esas 2025/1542 Karar
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
KARAR
Zayi Belgesi Verilmesi
Zayi belgesi verilmesi istemine ilişkin talebin, ilamda yazılı gerekçelerle reddine yönelik verilen karara karşı, talep eden tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Talep eden dilekçesinde özetle; Yetkilisi olduğu, ... adresindeki ... Tekstil İnş. Mat. Tar.Ürn.San. ve tic. limited şirketi isimli 1660991633 vergi numaralı ticari işletmelerinin 06/02/2023 tarihinde yaşanan deprem felaketinde mali evraklarının, arşivinin ve muhasebe kayıtlarının enkaz altında kalarak zayi olduğunu belirterek TKK madde 82/7. maddesi uyarınca 2023 yılı ve geçmiş yıllara ait tüm defter, fatura ve sair belgelerin (2023 ve önceki yıllara ait yevmiye defterleri, defteri kebir, işletme hesabı defterleri, serbest meslek kazanç defterleri, 2023 ve önceki yıllara ait alım satım ve gider belgeleri) ziyaa uğradığına dair taraflarına zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; talep eden şirketin 2018 yılında merkezini Ankara'ya taşımasına rağmen Vergi Hukuku ve Muhasebe tekniği gereği şirketin merkezi olan Ankara da bulundurması gereken ticari defter ve kayıtları, hangi saik ve sebep ile şirketin eski merkezi Kahramanmaraş'ta muhafaza ettiğinin anlaşılamadığı, şirketin yöneticisi hakkında vergi suçundan dolayı tahkikat bulunduğu, bilirkişi raporunda; Envanter Defteri, Genel Kurul ve Müzakere Defteri ile Ortaklık Pay Defteri için, şirketin yıllara yaygın inşaat ve onarım faaliyetinde bulunmadığı varsayımı ile Vergi Usul Kanunu'na göre; 2017 yılı ve önceki dönemlere ilişkin saklama yükümlülüğünün ortadan kalktığı, Türk Ticaret Kanunu'na göre; 2012 yılı ve önceki dönemlere ilişkin saklama yükümlülüğünün ortadan kalktığı belirtildiğinden bu defterler yönünden dava açmasında hukuki yararı bulunmadığı, bu durumda zayi talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle; " davanın reddine " ilişkin karar verilmiş, karara karşı talep eden şirket tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Talep eden istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, rapor esas alınarak karar verilmesinin doğru olmadığını, mücbir sebep varlığının dikkate alınmadığını, şirketin merkezi Ankara'ya taşınsa bile arşivinin eski merkezinde K. Maraş ilinde bulunduğunu, deprem sırasında belgelerin bulunduğu yapının yıkıldığını, belgelerin zayi olduğunu, vergi suçuna ilişkin tespitlerin konu ile ilgisiz olduğunu, muhasebe kayıtlarının yerine ilişkin eksik inceleme bulunduğunu ileri sürmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Talep, TTK'nun 82/7. maddesi uyarınca zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Hemen belirtmek gerekirse 6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesinde; "Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren on beş içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.” şeklinde düzenleme yapılmakla tacirlere ticari defter ve kayıtlarını saklama ve ibraz hususunda zorunluluk getirilmiş, 01/07/2022 tarih 7417 sayılı kanunun 55. maddesiyle fıkrada belirtilen on beş gün ibaresi otuz şeklinde değiştirilmiştir.
Anılan maddede zayi belgesi istenebilmesi için tacirin saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgelerin ziyaa uğraması halleri tahdidi olarak sayılmamış ise de, yapılan tadadi sayımdan defterlerin tacirin elinde olmayan sebepler ile ziyaa uğraması gerektiği anlaşılmıştır. Bir başka anlatımla, tacir saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgelerin saklanması ve korunmasına yönelik gerekli özeni göstermekle yükümlü olup bu özene rağmen defter ve belgelerin ziyaa uğraması halinde zayi belgesi verilmesini talep edebilecektir.
Mahkemece aldırılan 28/04/2025 tarihli Mali Müşavir bilirkişi raporu kapsamında özetle; "Davacı şirketin şirket merkezinin 28.09.2018 tarihi itibariyle Ankara’da olduğu, Davacı şirketin muhasebesinin hangi ilde ve hangi meslek mensubu tarafından
tutulduğunun dosya muhteviyatından anlaşılamadığı,
Davacı şirketin şirket merkezinin 28.09.2018 tarihi itibariyle Ankara da bulunması
nedeniyle 2018- 2019- 2020- 2021- 2022- 2023 yıllarına ait tüm fatura ve tutulması gereken tüm
defterlerin ANKARA’da bulunması gerektiğinin düşünüldüğü,
Davacı şirketin LTD. ŞTİ. olmasından dolayı tüzel kişiliğinin bulunduğu ve bu nedenle
Yevmiye Defteri, Defter-i Kebir Defteri, Envanter Defteri, Genel Kurul ve Müzakere Defteri
ve/ veya Müdürler Kurulu Defteri ile Ortaklık Payı Defteri tutma yükümlülüğünün bulunduğu
ancak Serbest Meslek Kazanç Defteri ile İşletme Defteri tutma yükümlülüğünün
bulunmadığı, -E-FATURA uygulamasının 2013 yılında E-DEFTER uygulamasının ise 2014 yılı
itibariyle uygulanmaya başlandığı gözetildiğinde;
(davacı şirketin e-fatura ve e-defter kapsamına hangi tarihte
dahil olduğu dosya muhteviyatından anlaşılamamıştır) 2013 yılı ve/veya sonrasında alım ve satım faturalarının (kapsam dahilinde olanlar bakımından)
bir kısmı ile 2014 yılı ve/veya sonrasında Yevmiye Defteri ile Defteri Kebir Defterlerinin dijital
ortamda tutulması gerekeceğinden ilgili yıllara ait bir kısım faturalar ile ilgili yıllara ait
Yevmiye ve Defteri Kebir defterlerine ulaşılıyor olması gerektiği,
Davacı şirketin muhasebesinin dijital ortamda tutulduğu gözetildiğinde ise; deprem
sırasında zayi olduğu iddia edilen belgelere fiziken ulaşılamıyor olsa da tüm bilgilerin dijital
ortamda bulunması gerektiği, Davacı şirketin tüm beyannamelerinin bulunması gerektiği,
Tüm SGK bordro ve ücret pusulalarının bulunması gerektiği,
Vergi Usul Kanunu’na göre; (dava tarihi dikkate alındığında)
2017 ve önceki yıllara ait tüm belge ve bilgiler ile
ticari defterleri Saklama Yükümlülüğünün ortadan kalktığı,
Türk Ticaret Kanunu’na göre; (dava tarihi dikkate alındığında)
2012 ve önceki yıllara ait tüm belge ve bilgiler ile
ticari defterleri Saklama Yükümlülüğünün ortadan kalktığı, Davacı şirketin ticari faaliyetinin ne tür işlerden oluştuğunun tespitinin yapılamadığı," hususlarının bildirildiği görülmüştür.
Somut olayda, talep eden, şirketlerine ait 2012- 2023 yılları arasına ait Yevmiye defteri, Defteri Kebir, Envanter, Genel Kurul Müzakere ve Pay Defteri, alım satım gider belgeleri, sevk irsaliyesi, serbest meslek kazanç- işletme fatura koçanlarının muhafaza edildiği binanın, 6 Şubat 2023 K.Maraş depreminde yıkılması nedeniyle ziyaa uğradığını iddia ederek zayi belgesi verilmesine yönelik istemde bulunmuştur. Dosya kapsamında toplanan delillerden açıkça anlaşıldığı üzere şirketin, merkezini 2018 yılında Ankara'ya taşıdığı, zayi belgesi verilmesi talep edilen ve davacı şirketin tutmakla yükümlü olduğu defter ve belgelerin Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen deprem olayına kadar davacı şirketin yetkilisine ait Kahramanmaraş ilinde bulunan ve yıkıldığı tespit olunan binada muhafaza edilmesinin sürdürüldüğü, hükme esas alınan bilirkişi raporu kapsamında da açıkça belirtildiği üzere, E- fatura/ defter uygulamalarının sırasıyla 2013- 2014 yılında başlamakla birlikte davacının, ne zaman bu uygulama kapsamına dahil olduğunun, yedekleme yapılıp yapılmadığının, Entegratör bir firmadan destek alınıp alınmadığının tespit edilemediği, sisteme dahil olunduktan sonra bunların Digital örneklerinin mevcut olması gerektiğinin belirtildiği, bu hususun davacının rapora yönelik beyan ve itirazları kapsamında da yer almasına karşın mahkemece, bu yönde bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, gerek bilirkişi raporunda gerekse mahkeme kararında e-defter sisteminin ne şekilde oluşturulduğu, Maliyece, e-defter ve beratlarına ilişkin yedekleme işlemi yapılıp yapılmadığı, davacı tarafından, deprem olayında e-defter sisteminin de zarar gördüğü belirtildiğinden, e-defterlere ulaşılmasının mümkün olup olmadığı, dava konusu dönemlere ilişkin kayıtların hangi tarihte sisteme yüklendiği, yükleme olmuşsa yüklemenin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, yükleme işleminin ne şekilde ve ne zaman tamamlandığı, e-defter yedekleme yükümlülüğü ile entegrator firma veya Gelir İdaresi Başkanlığında yedekleme sistemi ve mevzuatı dahil araştırılarak tüm bu hususlarına ilişkin denetime elverişli araştırma yapılıp bilirkişi raporu ile bu hususular tespit edildikten sonra ve bu konuya dair tüm mevzuat hükümlerinin olaya uygulanması ile Gelir İdaresi Başkanlığında 2. kayıtlar varsa buna ilişkin Gelir İdaresi Başkanlığına başvuru yapılması ve sonucunun da beklenilmesi, Gelir İdaresi Başkanlığınca 2. nüshalar verilmediği taktirde buna ilişkin davacının yasal haklarını kullanmasının ve sonucunun beklenmesi, en nihayetinde talep edenin basiretli tacir yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği hususları da değerlendirilerek mahkemece hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli nitelikteki delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli nitelikteki delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşılmakla talep eden vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35. maddesi ile değişik 353/1-a.6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Talep edenin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,
2-Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/06/2025 tarih ve 2024/54 Esas 2025/457 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Talebin yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Talep eden tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
5-Talep eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/12/2025
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -