...

Tespit

K.YAZIM TARİHİ: 10/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ... akaryakıt sektöründe yıllardır dürüstlük kuralı çerçevesinde ticari faaliyetini sürdüren, vergi ve ... yükümlülüklerini eksiksiz yerine getiren, yüksek ciroya sahip ve ticari itibarı son derece yüksek bir kurum olduğunu, davalı ... ile imzalanan "Üye İşyeri Sözleşmesi" kapsamında müvekkili işyerine POS cihazı tahsis edilmiş ve bugüne dek binlerce işlem sorunsuz bir şekilde gerçekleştirildiğini, ilgili işlem öncesi ve işlemden sonra POS cihazının iptaline kadarki süreçte herhangi bir sorunlu işlem yapılmadığını, ihtilaf konusu işlem müvekkili şirket yetkililerinin bilgisi dışında ve tamamen doğal bir işlem olarak görülmek suretiyle vardiya personeli tarafından yapıldığını, 22.10.2025,23.10.2025 ve 24.10.2025 tarihlerinde, müvekkili şirketin akaryakıt istasyonunda görevli bir personel tarafından, şirket yönetiminin bilgisi, onayı ve sarih talimatlarına tamamen aykırı olarak, yurt dışı kaynaklı birkaç kredi kartından "..." yöntemiyle 22.10.2025 tarihinde 39.000 TL ve 29.500 TL, 23.10.2025 tarihinde 200.000 TL ve 24.10.2025 tarihinde 300.000 TL (provizyonda kalmış olup müvekkilinin hesabına geçmediğini), olmak üzere toplam 568.500 TL tutarında bir tahsilat yapıldığını, bu işlem karşılığında ticari emtia teslim edilmiş olup, işleme dair fatura ve irsaliye tanzim edildiğini, söz konusu işlem, müvekkili şirket yetkililerinin fiziki denetimi dışında, doğrudan vardiyadaki çalışanın mesaisi sırasında gerçekleştiğini, şirket çalışanı da neredeyse her gün tek seferde yüz binlerce liralık tahsilat yapılmasından ötürü bu durumu hayatın olağan akışının dışında düşünmediğini, davalı bankanın zararı müvekkil şirket tarafından peşinen karşılandığını, buna rağmen bkm-üyus bünyesinde süreç aleyhine işletildiğini, bankanın haksız feshi ve orantısız bkm (üyus) bildiriminin haksız olduğunu, telafisi imkansız ve geri dönülemez zararlar ortaya çıktığını, ticari mahviyet tehlikesi itibar kaybı yaşandığını, akaryakıt istasyonunda kredi kartı tahsilatının durması, basit bir gelir kaybı değil, ticari hayatın doğrudan sonlanması olduğunu, davanın esastan karara bağlanması aylar süreceğini, BKM blokesi bu süreçte devam ederse, davanın sonunda haklılığımız ispatlansa dahi ortada faaliyetine devam edebilecek bir müvekkil şirket kalmayacağını, bu durum, HMK 389'da vücut bulan ihtiyati tedbir kurumunun tam olarak önlemeyi amaçladığı "telafisi imkânsız zarar" riskinin ta kendisi olduğunu, davanın esastan sonuçlanmasını beklemek, müvekkili şirketin ticari hayatının tamamen sona ermesi (iflası) anlamına geleceğini, davalı bankanın alacağı garanti altında olduğunu (zaten tahsil edildiğini,) bu nedenle, tarafların menfaat dengesi gözetildiğinde, ... sicilindeki olumsuz kaydın dava sonuna kadar tedbiren durdurulması/askıya alınması hukuki bir zorunlulu olduğunu, izah edilen ve re'sen mahkemece dikkate alınacak haklı nedenlerle; fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla, Öncelikle müvekkili şirketin ticari hayatının tamamen durması ve telafisi imkânsız zararların doğması tehlikesi karşısında, tenzili miktar üzerinden duruşma günü beklenmeksizin (veya ivedi duruşma açılarak) ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, müvekkili şirketin ... (Üye İşyeri Uyarı Sistemi) nezdindeki olumsuz sicil kaydının/blokesinin, (teminatsız veya Mahkemenizin takdir edeceği makul bir teminat mukabilinde) dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına / askılanmasına ve bu hususta ....'ye ivedilikle müzekkere yazılmasına, yapılacak yargılama neticesinde haklı davanın kabulü ile davalı bankanın Üye İşyeri Sözleşmesini feshinin haksız olduğunun tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini, müvekkili şirket adına talep ve dava etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRLİMESİ VE GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
... sayılı kararı ile; "26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı ... ile ...Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasında, özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımının Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebileceği düzenlenmiştir.
Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağı değerlendirilmiştir.
Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davalarına olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir.
Bu itibarla; 1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden,
2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden,
3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. Maddesinde düzenlenenler hariç),
4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan,
5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan,
6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan,
7) 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dan, Kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere;
a) İki veya üç asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 2 numaralı,
b) Dört veya beş asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 4 numaralı,
c) Altı veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 numaralı,
d) On veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 ve 7 numaralı,
e) On dört veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6,7 ve 8 numaralı,
f) Yirmi veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6,7,8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına,
(Örneğin asliye ticaret mahkemelerine bu kapsamda gelecek dava ve işlere; … e) Ankara’da on dört asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6,7 ve 8 numaralı, … asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına)
Bu kapsamda görülmekte olan dava ve işlerin iş bölümüne dayanılarak mezkûr mahkemelere gönderilmemesine, 15.12.2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin ise anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine ve dosya sayısına göre genel tevziden de iş verilmeye devam edilmesine," dair 25.11.2021 tarihinde karar verildiği anlaşılmıştır.
Buna göre, yukarıda belirtilen ... nolu bendi “19/10/2005 tarihli ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanununda (142.maddesinde düzenlenenler hariç)”, ile düzenlendiği üzere, eldeki davanın finans mahkemesi olarak belirlenen ... tarafından görülmesi gerektiği, bu nedenle mahkememizin görevsiz olduğu anlaşılmakla HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle,
HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE,

Karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içinde talep halinde, dosyanın görevli .... Tevzi Bürosu'na gönderilmesine,
HMK'nun 331/2.maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemesince değerlendirilmesine,
Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,
Dair; Tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... başvurmak suretiyle istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/03/2026
...