İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)

İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi tarafından davalının maliki olduğu ...... plakalı ticari araç ...... numaralı ZMSS poliçesi kapsamında 14/08/2023 - 14/08/2024 tarihleri arası dönem için sigortalandığını, 04.01.2024 tarihinde sürücü ..... sevk ve idaresindeki ...... plakalı sayılı minibüsün, İstanbul Esenyurt 462. Sokak üzerinde seyir halindeyken park halindeki ..... plakalı araca arka tarafından çarpmış, çarpmanın sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, bu kazanın oluşumunda müvekkili şirketin sigortalı ...... plakalı araç sürücüsü ..... KTK'nın ilgili maddeleri gereğince kusurlu ve sorumlu olduğunu, meydana gelen kaza sonucunda müvekkili şirket tarafından ..... plakalı araç için toplamda 72.000,00 TL hasar tazminatı ödemesi gerçekleştirildiğini, yaptığı ödeme bedelini poliçeye ve ZMSS Genel Şartlarına dayalı olarak sigortalıdan talep etme hakkını elde ettiğini, Zmss genel şartları B.4/b uyarınca; Buna göre, tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise sigortacının sigortalıya rücu edebileceği hüküm altına alındığını, 6102 sayılı TTK md.1472-1481 ve ZMSS Genel Şartları uyarınca müvekkili şirketin ödemiş olduğu tazminatı, sigortalısından talep etme hakkına sahip olduğunu, meydana gelen trafik kazası esnasında sigortalı aracı kullanan ........'ın, söz konusu minibüsü kullanmak için yeterli ehliyeti bulunmadığını, sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olup ayrıca yetersiz ehliyeti bulunması sebebiyle de sorumlu olduğunu, meydana gelen dava konusu hasardan davalı araç maliki ..... sorumlu olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın kabulünü, davalının Büyükçekmece İcra Müdürlüğü ..... E. Sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazın iptalini ve takibin devamını, davalının asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve sair giderlerin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.

YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; aracın kaza anında şahsi ihtiyaçlar için kullanıldığı, tanık beyanları ile de ispatlı olduğunu, 6102 Sayılı TTK Madde 4. uyarınca, ticari iş niteliği taşımayan uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, zamanaşımı itirazları bulunduğunu, aracın ticari plakalı olması, kaza anındaki kullanım amacının ticari olduğunu ispatlamayacağını, bu durumun delillerle gösterilmesi gerektiğini, aracın ticari amaçla kullandığına ilişkin ispat yükü davacının yükümlülüğünde olduğunu, davacı, ........'nın ehliyetsiz olduğunu iddia ettiğini, ancak, aracın ticari amaçla kullanılmaması nedeniyle, ehliyet yetersizliğinin ZMSS rücu hakkı için geçerli bir sebep olmadığını, kaza anında aracın ticari kullanımda olmaması nedeniyle, KTK Madde 85’te belirtilen "ticari araç sürücüsüne özgü yükümlülükler" müvekkilini bağlamayacağını, kazanın tamamen müvekkilinin sorumluluğunda olduğunu iddia ettiğini, ancak kaza tespit tutanağı kusur oranına ilişkin bir belge olmadığını, kaza olayı ile ilgili herhangi bir kusur raporu düzenlenmiş veya hazırlanmış olmadığını, bu sebeple, kusur oranını belirlenmeden müvekkilinin kusurluğu olduğu iddiasının gerçeği yansıtmayıp haksız ve mesnetsiz bir iddiadan ibaret olduğunu, ekspertiz raporu bakımından ise; 72.000 TL tutarında hasar tazminatı talep edildiğini, ancak ekspertiz raporunun, hasarın gerçek boyutunu yansıtmadığını, ...... plakalı aracın kaza öncesinde mevcut olan hasarlarının dikkate alınmadığını, tamir maliyet hesaplamalarının, piyasa standartlarının üzerinde ve gerçekçi olmayan fiyatlandırmalara dayandığını, açıklanan nedenlerle öncelikle davanın dava şartı noksanlığından usulden reddini, Mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddini, davacının icra takibinin konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve arabuluculuk ücretinin karşı tarafa yükletilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.

KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davalının maliki, davacının ZMMS poliçesi kapsamında sigortacısı olduğu ..... plakalı araç ile dava dışı ...... plakalı araçlar arasında 04/01/2024 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında davalıya ait aracı sürücü belgesi olmayan sürücünün kullandığı ve iş bu sürücünün kazaya kusuru ile sebebiyet verdiği iddiası ile dava dışı üçüncü kişiye ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili istemine ilişkindir.
-Mahkememizce hasar dosyası, servis kayıtları, icra dosyası ve kazaya ilişkin tutanaklar celp edilerek dosya arasına alınmış, taraf delilleri toplanmıştır.
-Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 72.000,00 TL asıl alacak ve 9.832,44 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 81.832,44 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı, takip dayanağının "maliki/sürücüsü olduğunuz ...... plakalı aracın kusurlu şekilde sevk ve idaresi sonucu 04.01.2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, ..... plakalı araç için ödenen hasar tazminatının yetersiz ehliyet ile araç kullanımı nedeniyle rücuen tazmini" olduğu, davalı borçlu tarafından süresinde itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Dava konusu uyuşmazlıkta çözümlenmesi gereken hukuki sorun, davalı araç malikinin dava konusu trafik kazası nedeniyle dava dışı 3. Kişilere ZMMS poliçesi uyarınca ödenen tazminattan sorumlu olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır.
-Sigortacının rücu hakkı, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95-(2) maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddede; "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
-Sigorta ettirene ödeme yapan sigorta şirketi halefi olarak zarar görenlerden ödediği tazminatı rücuen tahsilini talep edebilir. Rücu edilebilecek tazminat tutarı sigortalıya ödenen miktar olmayıp ancak zarar görenin gerçek zararı kadardır. Yine rücu edilebilecek tazminat miktarı tayin edilirken zarara sebep olanın kusuru da nazara alınmalıdır.
-Hangi hâllerin sigortalıya rücu hakkı vereceği Genel Şartlar’ın “Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve İşletene Rücu Hakkı” başlıklı B.4. maddesinde düzenlenmiş ve bu madde ile de sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği bir kez daha vurgulanmıştır. Bu maddede sayılan durumlardan herhangi biri mevcut değilse, sigorta şirketi rizikonun gerçekleşmesi sonucu meydana gelen zarara kendi katlanmak durumundadır.
-Genel Şartların B.4 maddesinde sayılan hâllerden biri de tazminatı gerektiren olayın, poliçeye konu aracın Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan kişi tarafından sevk edilmesi sonucunda meydana gelmesi hâlidir (md. B.4-b).
-Mahkememiz dosyası dava konusu kazadaki kusur durumunun belirlenmesi, davacı tarafından dava dışı üçüncü kişiye ödenen bedelinin kazanın oluş şekline meydana gelen hasar ve dönem piyasa rayiçlerine uygun olup olmadığının belirlenmesi amacıyla bir adli trafik ve bir makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilerek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda özetle; ...... plakalı minibüs sürücüsü ........’ın maddi hasar ile neticelenen dava konusu trafik kazasında % 100 (yüzde yüz) oranında asli derecede kusurlu olduğu, ...... plakalı dava dışı park halindeki otomobil sürücüsü ..... ’nın maddi hasar ile neticelenen dava konusu trafik kazasında kusursuz olduğu, ....... plakalı dava dışı otomobil sürücüsü ...... ’ün maddi hasar ile neticelenen dava konusu trafik kazasında kusursuz olduğu, ...... plaka sayılı aracın 04.01.2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası işle oluşan hasar miktarının 59.964,00 TL (%20 KDV dahil ve iskontosuz) olduğu, davacı tarafından dava dışı üçüncü kişiye ödenen bedelin kazanın oluş şekline ve meydana gelen hasar ve dönem rayiçlerine uygun olmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Mahkememiz dosyası daha önce rapor veren makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilerek davacı tarafın hukuki nitelikte olmayan beyan ve itirazları nazara alınarak ek rapor düzenlenmesi istenmiş, düzenlenen 16/10/2025 tarihli raporda özetle; ..... plaka sayili aracın 04.01.2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası işle oluşan hasar miktarı 59.964,00 TL (420 KDV dahil ve İskontosuz) olarak hesap edildiği, kök rapora yapılan itirazın araçtaki hasarda su radyatörünün, fan motoru fan davlumbazının hasar miktarına yansıtılmadığı şeklinde olduğu, ..... plaka sayılı araç, ağırlıklı olarak arka tarafının hasarlı olduğu, ön tarafında, hafif hasar olup belirtilen parçaların hasar almasının mümkün görülmediği, dosya muhteviyatında bulunan ekspertiz raporlarında bu parçaların yazıldığını, ancak ...... plaka sayılı aracın ön taraf hasar görüntüsünün mevcut olduğunu, bu resimde su radyatörünün, fan motoru fan davlumbazının hasarının mümkün görünmediğini, bu parçaların ön tampon, demiri ve ön panel tarafından korunduğunu, bu sebeple hasar miktarına dahil edilmediği, kök rapordaki kanaatte değişiklik bulunmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Alınan bilirkişi kök ve ek raporu mahkememizce dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Alınan raporlar ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile sabit olduğu üzere davalıya ait aracın kaza gün ve saatindeki sürücüsünün ........ olduğu, ilgilinin kaza tarihi itibariyle B, B1, F ve M sınıfı ehliyetlere sahip olduğu, kaza anında sürücüsü olduğu ...... plakalı ticari minibüs niteliğindeli aracı kullanma ehliyetnamesine sahip olmadığı görülmektedir.
-Bu haliyle ...... plakalı araç sürücüsünün kazadan sonra Karayolları Motorlu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4/b maddesine göre; gereken ehliyetnameye sahip olmadan kullanıldığı, davacı sigorta şirketi yönünden rücu hakkının kazadaki kusur oranları doğrultusunda yerinde olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Alınan bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere dava konusu kazada, 04/01/2024 günü saat 21.30 sıralarında sürücü ........ sevk ve idaresindeki
...... plakalı minibüs ile 462 sokak istikametinde seyri sırasında olay mahalli yaya
geçidine geldiğinde, yaya geçidinden geçmekte olan yayaya çarpmamak için ani fren
yaptığında, direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu sağa yönelerek yolun sağında park halinde bulunan sürücü ...... idaresindeki ...... plakalı otomobile arkadan çarptığı,
çarpma sonucu ötelenen ...... plakalı otomobil de önünde yine park halinde bulunan
sürücü Abdulselam Dağgül idaresindeki ...... plakalı otomobile arkadan çarptığı,
çarpma sonucu maddi hasarlı trafik kazasının gerçekleştiği görülmektedir.
-Bu haliyle davalıya ait dava dışı araç sürücüsünün; sevk ve idaresindeki ...... plakalı minibüs ile seyri
sırasında yola gereken dikkatini vermediği, mevcut sürati ile olay mahalline yaklaştığı, meskun
mahal içerisinde aniden önüne çıkan yayaya çarpmamak için sağa manevra yaptığında
direksiyon hakimiyetine özen göstermediği, yolun sağında park halinde bulunan ......
plakalı otomobilin arka tarafına minibüsün sol ön tampon tarafı ile çarptığı, çarpma sonucu
ötelenen otomobilin de yine ön tarafında park halinde bulunan ..... plakalı otomobile
çarpmasına sebebiyet verdiği, dikkat ve özen yükümlüğüne aykırı hareket ettiği, 2918 Sayılı

K.T.K.unun 52/1B (sürücüler aracının yük ve teknik özelliklerine göre seyrini hava, yol ve
mahal şartlara göre ayarlamak zorundadırlar) kuralını ihlal ettiğinden olayda asli derecede
tam kusurlu olduğu, kazaya karışan diğer sürücülerin ise kusurunun bulunmadığı Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Bu kapsamda yukarıda verilen açıklamalarda da belirtildiği üzere davacı sigorta şirketinin rücu istemi, davalının kusuru oranında gerçek zarar ile sınırlıdır. Alınan raporda da belirtildiği üzere davacı tarafından dava dışı 3. Kişiye ödenen bedelin kazanın oluş şekline uygun olmadığı, hasar ödemesi yapılan aracın kaza sonrası görüntüleri, hasar aldığı bölge ve hasarın niteliği nazara alındığında "su radyatörünün, fan motoru fan davlumbazının" hasar görmesinin mümkün olmadığı, bu işlemler karşılığında yapılan ödemelerin gerçek zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği, sigorta tarafından yapılan bu ödemelerin lütuf ödemesi niteliğinde sayılması gerektiği sabit olduğundan, bilirkişi raporuyla belirlenen 59.964,00 TL hasar bedelinin kazanın oluş şekline, meydana
gelen hasara ve dönem piyasa rayiçlerine uygun olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Mahkememizce yukarıda ayrıntılarına yer verilen gerçek zarar miktarlarının toplamı olan 59.964,00 TL asıl alacak ve iş bu miktarların dava dışı 3. Kişilere ödeme tarihlerinden takip tarihine kadar işlemiş faiz miktarı olan 8.134,15 TL bedel üzerinden takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
-Her ne kadar davalı tarafça aracın kaza anında ticari amaçla kullanılmadığı iddiasıyla ehliyetnamede eksiklik bulunmadığı ve rücu şartlarının oluşmadığı iddia edilmiş ise de poliçeye konu ve davalının maliki olduğu aracın ticari vasfa sahip olduğu, aracın tescil kaydı ve niteliği göz önüne alındığında kullanım amacının tartışılma imkanı bulunmadığı, ehliyetname şartları aracının kullanım amacına göre değil tescil şartlarına göre belirlendiğinden ticari araç vasfına sahip aracın kullanılma amacının aracın ve ehliyetnamenin niteliğini değiştirmeyeceği, ticari iş karinesinin işbu araç ve davalı yönünden de geçerli olduğu, davalıya bu kapsamda ön inceleme duruşmasında tanıklarını bildirmek üzere süre verilmesine rağmen davalı tarafça tanık bildirilmediği, işbu karinenin aksini ispat edilemediği anlaşılmakla davalının bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir.
-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur.
-İİK 67/2 maddesinde " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir.
-"Likid alacak" kavramına gelince ;eğer borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenilen alacak bakımından borçlu olduğunu bilmekte veya bilmek durumunda ise ve buna rağmen itiraz eder- se, itirazında haksızdır. O halde, borçlunun haksız olup olmadığının saptanabilmesi için, “alacağın bilinmekte veya bilinmek durumunda olması”nın ne anlama geldiği önem arz etmektedir.
-Öğretide genel olarak kabul edildiği üzere, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacak likidedir.
-Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanım da buna paraleldir: Örneğin, Hukuk Genel Kurulu'nun emsal kararlarında belirtildiği ve benimsendiği üzere, “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilin- mekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likiddir."
-Yargıtay'ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütü çok önemlidir. Burada dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2022/1637 Esas 2023/686 Karar sayılı ilamı)
-Somut olayda alacak istemi rücuen tazminat istemine ilişkin olup, alacağın varlığı ve miktarı yargılamaya muhtaçtır. Talep edilecek alacak miktarı teknik bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporuyla ve celp edilen bilgi ve belgelerle tespit edilmiş olduğundan, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı kanaatine varılarak davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
-Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... (eski esas Büyükçekmece ....... İcra Müdürlüğü'nün .....) esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu ...... tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile dosyadaki diğer borçlular ve yapılan tahsilatlar da nazara alınarak tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 59.964,00 TL asıl alacak, 8.134,15 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 68.098,15 TL alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz üzerinden devam olunmasına,
-Fazlaya ilişkin taleplerin ve icra inkar tazminatı taleplerinin reddine,

2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.651,78 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 988,34 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.663,44 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 988,34 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 615,40 TL başvurma harcı, 16.500,00 TL bilirkişi ücreti, 307,00 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 17.422,40 TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%83,21) göre hesap edilen 14.498,32 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Davalı tarafından yargılama sırasında sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddine karar verilen miktar üzerinden hesap edilen 13.734,29 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Büyükçekmece Arabuluculuk Bürosu'nun ...... numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen 4.600,00 TL'nin davanın kabul red oranına (%83,21) göre hesap edilen 3.827,96 TL'sinin davalıdan, 772,04 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

9-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin e-duruşma ortamında yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/12/2025