Tazminat

Taraflar arasındaki tazminat istemli davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın usulden reddine yönelik verilen hükme karşı, davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı; davalı ...'ın tazminata konu zamanda şirketin çalışanı, aynı zamanda da % 15 hisse oranında ortağı olduğunu, şirketin davalıların hukuka aykırı eylemleri sebebiyle mali sıkıntıya düşerek konkordato sürecinde olduğunu, konkordato komiser heyeti tarafından denetim şirketinden bağımsız bir rapor tanzim edilmesinin istenildiğini, denetim raporunda kısaca, " işlemlerin büyük kısmını perdelemek için ticari kayıtlarda gerçek dışı hareketlerin yapıldığının, şirket müşterisinin, şirkete olan borçlara karşılık kendisine ait aracı vermek istediği ve söz konusu ... plaka sayılı 2013 model ... aracın şirkete devir olması gerekirken davalı ... adına devir işleminin yapıldığının, şirket yönetim kurulu başkanının gerçeğe aykırı olarak borçlandırıldığının ve şirket ortakları olan ... ve ...'ın yaptığı işlemlerden kaynaklanan zararın tazmin ve tahsil edilmesi gerektiğinin, ceza yönden de soruşturulması gerektiğinin, şirketin çeşitli kalitelerde 1.616,53 m2 halıyı dava dışı ... Halıcılık Ltd. Şti'ne sattığının, daha sonra bu şirketin kapanması üzerinde halıları geri iade ettiğinin ve söz konusu 1616,53m2 halıyı şirket çalışanı ...'ın teslim aldığının fakat halıların akıbetinin bilinmediğinin" tespit edildiğini belirterek, davalı ...'ın sorumlu olduğu araç bedelinin, dava tarihi itibariyle piyasa rayiç bedeli tespit edilerek dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak verilmesini, davalı ...'ın sorumlu olduğu dava konusu 1.616,53 m2 halıların dava tarihi itibariyle piyasa rayiç değerinin tespiti ile dava tarihinden avans faizi ile şirkete ödenmesini, davalılar ... ve ...'ın, şirket aleyhine yaptığı işlem, eylem ve ortağı oldukları şirketi zarara uğratmaları sebebiyle tazminat alacağı olarak şimdilik her bir davalıdan 5.000-'er TL olmak üzere toplam 15.000 TL belirsiz alacağın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar ... ve ...; açılan davanın haksız ve dayanaksız olduğunu, davacının aktif dava ehliyeti olmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davacı şirketin yöneticisi olmayıp sgk'lı çalışanı olduklarını, davacının taleplerinin 5 yıllık zaman aşımına uğradığını, dava dilekçesinde alacak kalemleri ve miktarları tek tek ve ayrıntılı belirtilmiş olmasına rağmen belirsiz alacak olarak açılmış davanın hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacının işyerinde işçi olarak çalıştığını, bir işçiye açılacak davaya bakmakla görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğunu, işçi işveren alacaklarında zaman aşımı süresinin 5 yıl olduğunu, davacı işyerinden 27/05/2019 tarihinde ayrıldığını ve 5 yıllık sürenin geçmesiyle davanın zaman aşımına uğradığını, davacının 1.616,53 M2 halıyı 3. Şahıs şirkettin teslim aldığına dair iddiaları kabul etmediğini, her an düzenlenebilen tutanaklar ile borç altına sokulmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece; Konkordato komiser heyetinin talebi gereğince bağımsız denetim şirketince hazırlanan denetim raporunda, davacı şirket ortakları ve çalışanının şirket aleyhine yaptıkları işlem, eylem ve fiilleri ile davacı şirketi zarara uğrattıkları, hazırlanan denetim raporunda şirket zararının tam ve kesin olarak belirlendiği, davacı tarafından, HMK'nın 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak davalı ...'dan 5.000 TL, davalı ...'dan 5.000 TL ve davalı ...'dan 5.000 TL talep edildiği, davacı taraf dava dilekçesinde davasını açıkça belirsiz alacak davası olarak açtığını beyan etmiş ve iradesini bu şekilde açıklamış olduğundan artık hakimin davacının iradesinin yerine geçip davacıyı açmadığı bir davaya yönlendirme yetkisine sahip olmadığı gerekçesiyle; " hukuki yarar yokluğundan davanın reddine" ilişkin karar verilmiştir, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Davacı istinaf dilekçesinde özetle; denetim raporu kapsamında bir kısım rakamsal tespitler bulunsa da talep edilebilecek tutarların yargılamaya muhtaç olduğunu, mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak talep edilen tutarların belirlenmesi gerektiğini, HMK 107 madde uyarınca belirsiz alacak davası açmak hakkının bulunduğunu, eğer açmak hakkı yoksa davanın kısmi dava olarak görülmesi gerektiğini, hukuki yararın bulunmadığına yönelik kararın hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, davacı şirket tarafından, şirket ortağı ve çalışanı olan davalıların şirketi zarara uğrattıkları iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." halinde duruşma yapılmadan karar verileceği, düzenlemeleri yer almaktadır.
Davacı şirket; davalı ortaklarının şirketi zararlandırıcı işlem ve eylemleri nedeniyle zarara uğrayarak konkordato sürecine girdiğini, bu süreçte aldırılan denetim raporu kapsamında; ".... işlemlerin büyük kısmını perdelemek için ticari kayıtlarda gerçek dışı hareketlerin yapıldığının, şirket müşterisinin, şirkete olan borçlara karşılık kendisine ait aracı vermek istediği ve söz konusu ... plaka sayılı 2013 model ... aracın şirkete devir olması gerekirken davalı ... adına devir işleminin yapıldığının, şirket yönetim kurulu başkanının gerçeğe aykırı olarak borçlandırıldığının ve şirket ortakları olan ... ve ...'ın yaptığı işlemlerden kaynaklanan zararın tazmin ve tahsil edilmesi gerektiğinin, cezai yönden de soruşturulması gerektiğinin, şirketin çeşitli kalitelerde 1.616,53 m2 halıyı dava dışı ... Halıcılık Ltd. Şti'ne sattığının, daha sonra bu şirketin kapanması üzerinde halıları geri iade ettiğinin ve söz konusu 1616,53m2 halıyı şirket çalışanı ...'ın teslim aldığının fakat halıların akıbetinin bilinmediğinin" tespit edildiğini belirterek davalıların eylemleri nedeniyle uğradığı zararın, belirsiz alacak olarak şimdilik 5000-er TL'sinin davalılardan ayrı ayrı faiziyle tahsilini istemiş, Mahkemece; bağımsız denetim şirketince hazırlanan denetim raporunda, davacı şirket ortakları ile çalışanının şirket aleyhine yaptıkları işlem, eylem ve fiilleri ile davacı şirketi zarara uğrattıkları tutarların tam ve kesin olarak belirlendiği, böyle olunca belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine ilişkin karar verilmiştir.
Somut dosya kapsamında toplanan delillerden; davalılardan ...'un şirket çalışanı olup denetim raporunda sözü edilen 1616,53 m2 halıyı, dava dışı firmadan iade aldığı halde bu halıların akıbetinin tespit edilemediğinin, bu hale göre davalının, hesaplanacak halı bedelinden sorumlu olması gerektiği ileri sürülmekte olup Davalı ...'ın şirket çalışanı olup olmadığı, SGK kaydı bulunup bulunmadığı, işçi/ tacir yardımcısı olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Şayet işçi sıfatı ile sorumluluk ileri sürülüyorsa işçi-işveren arasındaki ihtilafta iş mahkemelerinin görevli olması gerekeceği, yine aynı eyleme ilişkin sorumluluklarının ileri sürülmesi halinde diğer davalılar yönünden de özel yetkili iş mahkemelerinin görevli olup olmadığı hususunun da tartışılması gerekir. Ancak yine davalılardan ... yönünden, dava dilekçesi kapsamından sözü edilen zararlandırıcı eylemlerin somutlaştırılmadığı, talep sonucunun ne olduğu da anlaşılamamaktadır. Hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacı vekiline süre verilerek her bir davalı yönünden talebe dayanak eylemlerin tek tek açıklanıp somutlaştırılması suretiyle talep sonucunun tereddüte yer vermeyecek şekilde tespiti gerekir. Eksik incelemeye dayalı karar verilemez. Anılan tespitlere göre somutlaştırılan davalı sıfatı ve eylem iddialarına göre değerlendirme yapılması gerekir.
Hal böyle olunca, mahkemece, yukarıda işaret edilen hususlar araştırılmaksızın her bir davalı yönünden talep sonucu net bir şekilde belirlenmeksizin yazılı olduğu üzere davanın usulden reddine yönelik karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Belirtilen hususlarda tahkikat yapılmaması ve delillerin tartışılmaması HMK 353/1-a-6 anlamında esaslı delillerin toplanmaması ve değerlendirilmemesi anlamında olduğundan Dairemize bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu eksiklik aynı zamanda tahkikate ilişkin iki dereceli yargılama hakkına ilişkindir.
Tüm bu nedenlerle davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde şekilde hüküm kurulmuştur.

Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,

2-Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/12/2024 tarih ve 2024/586 Esas 2024/972 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,

5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/12/2025

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -