Tazminat (Kasko Poliçesinden Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki tazminat (kasko) istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... plakalı aracın davalı şirket nezdinde 370819312 poliçe numaralı genişletilmiş kasko sigortası ile sigortalandığını, 02.06.2023 tarihli kaza sonrasında hasar boyutu sebebi ile araçta pert total işleminin gerçekleştiğini, yapılan araştırmalar neticesinde ticari vasıtanın hasar kayıtsız hidrolikretarder ve adr donanımına sahip emsalinin reel piyasa koşullarında rayiç bedelinin 3.200.000 TL olduğunun tespit edildiğini, her ne kadar davalı şirket tarafından müvekkilinin aracına 2.600.000 TL rayiç bedeli takdir edilmek suretiyle sovtaj bedeli hariç ödeme yapılmış ise de, aracın piyasa değerinin ortalama 3.200.000 TL olduğunu, davalı tarafından eksik ödeme yapıldığını, aracın kazadan sonra kullanılmaması davacının aracı ile yeniden çalışma hayatına seferlere başlamasının 50-55 gün sürdüğü, bu sürede kazanç kaybına uğradığını iddia ederek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalarak hasar pert-total farkı, ticari kazanç kaybı/araç mahrumiyet bedeli ve 10 TL hukuksal koruma klozundan tazminat olmak üzere toplam 30 TL belirsiz maddi zararın sigorta şirketi yönünden poliçedeki sorumluluk ve limitle sınırlı olmak üzere davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının talepleri belirli ve belirlenebilir olduğunda işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacıya ödeme yapıldığını, zararının karşılandığını ve sigorta şirketinin ibra edildiğini ve müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun kalmadığını, ticari kazanç kaybı/mahrumiyet bedelinden sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının hukuksal koruma klozu çerçevesinde talep ettiği giderlerin teminat dışı olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, içeriği açıklanan hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu ve birbirleri ile uyumlu olduğu tespit edilen bilirkişi heyeti kök ve ek raporu içerikleri dikkate alındığında, davacının hukuksal koruma klozundan bakiye fark alacağı talebinin reddine, davacının hasar pert total farkı ile ticari kazanç kaybı taleplerinin kabulüne,600.000,00 TL hasar pert total farkı bedeli ile 85.665,75 TL tacire kazanç kaybı bedelinin temerrüt tarihi olan 28/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan ibranamenin geçerli olduğunu, ihtirazı kayıt içermediğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, hasar bedelinin fahiş tespit edildiğini, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, mahkemece gerekçe yazılmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

02/06/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan davacıya ait olduğu belirtilen ... plakalı araç bakımından şimdilik 10,00 TL hasar pert total farkı; 10,00 TL ticari kazanç kaybı/mahrumiyet bedeli ve 10,00 TL hukuksal koruma klozundan bakiye fark olmak üzere toplam 30,00 TL’nin davalı kasko sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Türkiye Noterler Birliği'nin yazı cevabı, kasko sigorta poliçesi ve hasar dosyası, ödeme için başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nin yazı cevabı, yapılan bilirkişi incelemesi sonucu dosyaya ibraz edilen 05/08/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporu ve 03/01/2025 tarihli ek raporu vs deliller dosya arasında mevcuttur.
05/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı ... Sigorta A.Ş. ile Kasko Sigortalı, ... plakalı ... marka kamyonun olay anındaki sürücüsü davacı ..., 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun eylemine uyan 52/b, 56/c ile 84/d maddeleri ile Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 101/b ve 107. maddelerini ihlalle, dava konusu trafik kazasının ... plakalı ... marka tır'ın olay anındaki sürücüsü dava dışı ..., kendi yolunda nizami olarak ilerlemekte iken bilinmeyen bir nedenle ... plakalı aracın bu araca arkadan çarpması suretiyle meydana gelen trafik kazasının oluşumunda kusurunun bulunmadığı, 07.07.2023 tarihli ibranamenin geçerliliği hususunda ve ibraname kapsamında davacının pert total bakiye alacağı ve diğer alacak kalemlerini talep etme hususundaki takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu, davacının davalı sigorta şirketinden pert-total bakiye araç bedeli ve araçtan mahrumiyet bedelinin talep edebileceğine ilişkin sayın mahkemenizce kanaat oluşması halinde a. Pert-total bakiye ücret farkının kaza tarihi itibari ile (02.06.2023) 600.000.-TL olabileceği, b. 31,5 günlük araç mahrumiyet bedelinin kaza tarihi (02.06.2023) itibari ile 85.665,75 TL olabileceğine, oluşumunda asli kusurlu olduğu bildirilmiştir.
01/01/2025 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; davalı tarafın itiraz dilekçesi incelendiğinde; dosya kapsamında yapılan ödemelere ilişkin 07.07.2023 tarihinde davacı tarafından ibraname
imzalandığı, dosya kapsamına kazandırılan ibranamede “... Sigorta A.Ş.’ni konu olaydan
tamamen ve kendi hür irademiz ile sorumlu bulunduğu her türlü borç yükümlülük faiz ve
taahhütlerden ibra ve tüm haklarımızdan feragat ettiğimizi” şeklinde belirtilerek ibraname
düzenlendiği ve davacı ... tarafından el yazısı ile imzalandığı, ibranamenin geçerliliği, davacı tarafça

başkaca bir alacak kalemi talep edilip edilemeyeceği hususunda hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğu, ... plaka sayılı ... marka 2020 model ağır ticari
aracın reel rayiç bedelinin 3.200.000,00 TL olduğu bildirilmiştir.
Davacı yan, 02/06/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan davacıya ait olduğu belirtilen ... plakalı araç bakımından şimdilik 10,00 TL hasar pert total farkı; 10,00 TL ticari kazanç kaybı/mahrumiyet bedeli ve 10,00 TL hukuksal koruma klozundan bakiye fark olmak üzere toplam 30,00 TL’nin davalı kasko sigorta şirketinden tahsili istemiyle eldeki davayı açmış, davalı yan taraflar arasında imzalanan ibraname gereğince borcun sona erdiğini müvekkilinden talep edilecek bir miktarın bulunmadığını ve cevap dilekçesinde yazılı diğer sebepleri bildirerek davanın reddini istemiş, mahkemece tarafların iddia ve savunmaları yönünden herhangi bir gerekçe yazılmaksızın "yukarıda içeriği açıklanan hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu ve birbirleri ile uyumlu olduğu tespit edilen bilirkişi heyeti kök ve ek raporu içerikleri dikkate alındığında, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur" denilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
6100 sayılı HMK'nun 297. maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre; bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hâkim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini resen araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar (Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/Hanağası, Emel; Medeni Usul Hukuku, Ankara, 2018, s. 474.).
Anayasa'nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Kanun’un aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve istinaf ve temyiz sırasında hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Nitekim 07/06/1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas 1976/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan "Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir." şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.
Öte yandan mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Hem esastan hem de zaman aşımından ret kararı verilmesi HMK'nun 297. maddesi ile Anayasanın 143. maddesine aykırıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 31/01/2019 tarih ve 2017/11-149 Esas 2019/49 Karar sayılı ilamı).
Somut olayda mahkemece, davacının hukuksal koruma klozundan bakiye fark alacağı talebinin reddine, hasar pert-total farkı ile ticari kazanç kaybı taleplerinin kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin hangi gerekçeyle anılan talepleri red veya kabul ettiği açıkça anlaşılamadığı gibi, alınan bilirkişi raporlarına neden itibar edildiği açıklanmaksızın bilirkişi raporlarına atıf yapılmakla yetinilip, davalının ibranameye dair itiraz ve savunmaları hususunda bir değerlendirme yapılmaması HMK'nın 297. ve Anayasa'nın 141/3.maddesine aykırılık teşkil ettiğinden davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür.

Bölge Adliye Mahkemesi ilk derece mahkemesindeki yargılamayı tekrarlamak ve esas hakkında karar vermek yetkisine sahiptir. Ancak ilk derece mahkemesi yargılaması usul hukukuna uygun yürütülüp karar da gerekçesi yazıldığında iki dereceli yargılama sistemi uygulanmış olacaktır. Diğer bir anlatımla ilk derece mahkemesi yargılamasının tekrarlanması gereken ağır bir usul hatası varsa HMK'nun 353. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesi gerekir.
Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 353/1-a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararı gerekçesiz olduğundan esastan incelenmeksizin kaldırılarak takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353. ve 355. maddeleri gereğince kamu düzenine aykırılık gözetilerek KABULÜNE, sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/05/2025 tarih ve 2023/795 Esas 2025/399 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1.a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

4-Davalı tarafından yatırılan 11,709,63 TL nispi istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,

5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma yapılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 355,353/(1)-a.6 maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi 05/12/2025

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -