BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
Mahkememizde görülmekte olan Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketlerin tamamı ayakkabı sektöründe faaliyet gösterdiğinin, Bu faaliyet, yalnızca aynı sektörel başlık altında yer almakla sınırlı olmayıp; üretim, tedarik, fason imalat, marka kullanımı, dağıtım ihracat ve satış kanalları bakımından birbirini tamamlayan ve birbirine bağımlı bir yapı arz ettiğinin, Konkordato ön projelerinde ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere; bazı şirketler ağırlıklı olarak üretim ve fason imalat fonksiyonu üstlenirken, bazıları dağıtım ve satış kanallarını yönetmekte, bazıları ise marka, pazarlama ve müşteri ilişkileri üzerinden grubun ticari varlığını sürdürdüğünün, davacı şirketler arasında yoğun grup içi faturalama ve cari hesap ilişkileri mevcut olduğunun, banka kredileri ve finansman ilişkileri büyük ölçüde ortak banka grupları üzerinden yürütüldüğünün, aynı gerçek kişiler, bu borçların büyük kısmına müteselsil kefil konumunda olduğunun, tahsilatlar fiilen aynı finansal havuzlara yöneldiğinin, Bu koşullar altında şirketlerin ayrı ayrı konkordato talebinde bulunması halinde; bir dosyada verilen geçici mühlet kararı, diğer dosyada etkisiz kalacak, bankalar ve alacaklılar bakımından çelişkili tedbir rejimleri ortaya çıkacak, konkordato projesinin uygulanabilirliği daha baştan zedeleneceğinin, Bu nedenle tek dosyada inceleme yapılması, bir usul kolaylığı değil; konkordato kurumunun işlevini yerine getirebilmesi için zorunlu bir yöntem olduğunun, dosyada yer alan gerçek kişi borçluların hukuki konumu, uygulamada sıklıkla rastlanan "şahıs konkordatosu" kalıbı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğinin, Zira bu dosyada gerçek kişiler, kendi ad ve hesaplarına yürüttükleri bağımsız bir ticari faaliyet nedeniyle değil, davacı şirketler grubunun finansman yapısını ayakta tutan kefalet mekanizmasının asli unsuru olmaları nedeniyle konkordato sürecine dahil edildiğinin, Bu kişilerin dosyadaki varlığı, tali veya ikincil bir unsur olmayıp; aksine, konkordato projesinin matematiksel ve hukuki olarak işlemesini sağlayan temel yapı taşlarından biri olduğunun, Somut olayda yalnızca şirketler bakımından konkordato süreci işletilmesi; gerçek kişilerin ise süreç dışında bırakılması halinde, konkordatonun koruyucu etkisi kaçınılmaz olarak delinmiş olacığının, Zira, bankalar, şirketler aleyhine takip yapamadıkları durumda, doğrudan gerçek kişi kefillere yönelerek alacaklarını tahsil etmeye çalışacak, bu tahsilatlar, şirketlerin dolaylı olarak finanse ettiği kaynaklardan karşılanacağının, Bu durum, şirketlerin nakit akışını bozacak, grup içi finansman dengesini çökertecek, konkordato projelerinde öngörülen ödeme planlarını daha baştan işlevsiz hale getireceğinin, Dolayısıyla gerçek kişilerin dosyada yer almaması, konkordato sürecini korumak bir yana; konkordatonun bizzat başarısız olmasını garanti eden bir sonuç doğuracağının, Gerçek kişi borçluların tacir sıfatına sahip olmaması, konkordato talebinde bulunmalarına hukuki bir engel teşkil etmediğinin, İcra ve İflas Kanununun konkordatoya ilişkin hükümleri, konkordato talebini yalnızca tacirlerle sınırlamamış, borçlu kavramını daha geniş bir çerçevede ele aldığının, Konkordato hukukunda belirleyici olan, borçlunun tacir olup olmadığı değil, borcun mahiyeti ve ödeme güçlüğünün varlığı olduğunun, Somut dosyada gerçek kişi borçlular, şirket borçları nedeniyle şahsen sorumluluk altına girmiş, bankalar tarafından fiilen borçlu muamelesi görmekte, icra tehdidiyle karşı karşıya bulunduğunun, bu nedenle gerçek kişilerin konkordato sürecine dahil edilmesi, hukuki açıdan mümkün olduğu gibi; dosyanın yapısı bakımından da zorunlu olduğunun, bu nedenle İcra ve İflas Kanununun 287. maddesi uyarınca derhal geçici mühlet verilmesine, Geçici mühletle birlikte; Davacılar aleyhine yürütülen tüm icra takiplerinin durdurulmasına, Yeni icra ve iflas takiplerinin başlatılmasının önlenmesine, Bankalar nezdinde takas, mahsup ve blokaj işlemlerinin konkordato amacını bozacak şekilde uygulanmasının engellenmesine, Teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesine, Rehinli mallar bakımından işletme bütünlüğünü koruyucu tedbirlere karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Konkordato Komiser Heyeti'nin 02/03/2026 tarihli raporlarında özetle; "Borçlu .....’ın, ön projesinde, tenzilat talep etmeden vade konkordatosu teklifinde bulunduğu, Davacının ortağı olduğu şirketlerin Bilirkişi raporları baz alınarak oluşturulan Rayiç Değer Bilançolarına göre ..... Ayakkabı ve Taban Ticaret Ltd.Şti ile .... Ayakkabı ve Deri Ürünleri Ticaret Ltd.Şti’nin borca batık olduğu diğer taraftan .... Ayakkabı Deri Tekstil San. Tic.Ltd.Şti ile ..... Ayakkabı ve Deri Sanayi Ticaret Ltd Şti’nin borca batık olmadığı, Borçlunun konkordato projesinde gösterdiği kaynaklar; 15.072.000,00 TL huzur hakkı geliri, 2.645.165,23 TL emekli maaşı geliri, 38.950.000,00 TL rayiç değerli gayrimenkul ve 67.382.903,10 TL tutarındaki şirket öz kaynak payı olmak üzere toplam 124.050.068,33 TL konkordato kaynağının olduğu, Buna karşılık borçlunun; 137.465.050,16 TL kefalet borcu ve 3.623.771,00 TL şahsi borcu bulunmakta olup toplam borç yükü 141.088.821,16 TL olduğu, Bu itibarla mevcut proje kaynakları toplam borcun tamamını karşılamaya yeterli olmayıp yaklaşık 17.038.752,83 TL tutarında finansman açığı bulunduğu, Proje kapsamında öngörülen kaynakların borçların yaklaşık %88’ini karşılayabildiği, kalan kısım yönünden ise yetersiz kaldığı, tüm bu hususlar ve eksiklikler dikkate alındığında borçlunun kesin mühlet aşamasına geçmesinin bu aşamada mümkün olmadığı, revize proje sunması gerektiği, Borçlu .....’ın, ön projesinde, tenzilat talep etmeden vade konkordatosu teklifinde bulunduğu, Davacının ortağı olduğu şirketin Bilirkişi raporları baz alınarak oluşturulan Rayiç Değer Bilançosuna göre borca batık olmadığı,Borçlunun konkordato projesinde gösterdiği kaynaklar; 6.624.000 TL huzur hakkı geliri, 2.260.367,48 TL emekli maaşı geliri ve 47.063.839,00 TL şirket öz kaynak payı olmak üzere toplam 55.948.206,48 TL olduğu, Bu proje ile 499.381.437,00 TL.’lik borcun 150.416.569,00 TL’lik kısmının ödenmesi teklifinde bulunulduğu, Buna karşılık borçlunun; 4.724.444,00 TL şahsi borcu ve 109.662.809,78 TL kefalet borcu bulunmakta olup toplam borç yükü 114.387.253,78 TL olduğu, Bu itibarla mevcut proje kaynakları toplam borcun tamamını karşılamaya yeterli olmayıp yaklaşık 58.439.047,30 TL tutarında finansman açığının bulunduğu, Proje kapsamında öngörülen kaynaklar borçların yaklaşık %48,9’unu karşılayabildiği, kalan kısım yönünden ise önemli ölçüde yetersiz kaldığı, tüm bu hususlar ve eksiklikler dikkate alındığında borçlunun kesin mühlet aşamasına geçmesinin bu aşamada mümkün olmadığı, revize proje sunması gerektiği"görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir.
Konkordato Projesinin Başarıya Ulaşma Şartları Değerlendirilmesi Bakımından:
İİK. madde 287 'Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286 ncı maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır.
Konkordato işlemlerinin başlatılması alacaklılardan biri tarafından talep edilmişse, borçlunun 286 ncı maddede belirtilen belgeleri ve kayıtları mahkemenin vereceği makul süre içinde ve eksiksiz olarak sunması hâlinde geçici mühlet kararı verilir. Bu durumda anılan belge ve kayıtların hazırlanması için gerekli masraf alacaklı tarafından karşılanır. Belge ve kayıtların süresinde ve eksiksiz olarak sunulmaması hâlinde geçici mühlet kararı verilmez ve alacaklının yaptığı konkordato talebinin de reddine karar verilir.
Mahkeme, geçici mühlet kararıyla birlikte konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından incelenmesi amacıyla bir geçici konkordato komiseri görevlendirir. Alacaklı sayısı ve alacak miktarı dikkate alınarak gerektiğinde üç komiser de görevlendirilebilir. 290 ıncı madde bu konuda kıyasen uygulanır.
Geçici mühlet üç aydır. Mahkeme bu üç aylık süre dolmadan borçlunun veya geçici komiserin yapacağı talep üzerine geçici mühleti en fazla iki ay daha uzatabilir, uzatmayı borçlu talep etmişse geçici komiserin de görüşü alınır. Geçici mühletin toplam süresi beş ayı geçemez.
291 inci ve 292 nci maddeler, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanır. Geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz. ' hükmü ile 291 inci ve 292 nci maddelerin geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanacağı düzenlenmiştir.
İİK. MADDE 292 'İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:
a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa.
b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.
c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa.
d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse.
İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine re'sen karar verir.
Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder. ' hükmüyle konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa iflasa tabi borçluların resen iflasına karar verilmesi gerektiğini düzenlenmiştir.
Dava, adi konkordato istemli olarak açılmış olup, İİK'nun 285.maddesine göre borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek suretiyle veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için konkordato talep edebilir.
Dava, adi konkordato istemli olarak açılmış olup İİK'nun 287.maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" olarak nitelendirilmiştir.
Mahkemenin kesin mühlet kararını verebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması gerekmektedir.
İİK'nun 289/1 maddesinde mahkemenin kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde vereceği düzenlenmiştir.
İİK'nun 288/1 maddesinde geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı, İİK'nun 292.maddesinde ise iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşecek durumlarda mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceği düzenlenmiştir. Konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması hali aynı maddenin b bendinde hüküm altına alınmıştır. Yani, konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması kesin mühletin kaldırılmasını gerektiren hallerdendir. "Mühlet içinde, iyileşmenin ya da alacaklıların konkordatoyu kabulünün mümkün olmayacağının anlaşılması ya da konkordatoyu tasdik etmeyeceğinin açık olması, tasdik şartlarının mevcut olmadığının önceden anlaşılması halinde de konkordato mühleti kaldırılarak talep reddedilecek ve şartlar yerine gelmişse borçlunun iflasına karar verilebilecektir.
İİK'nun 287.maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" olarak nitelendirilmiş olup, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde;
İİK 289. maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya 1 yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir. Borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av.Sümer Altay, sayfa 112,1. Cilt).
Konkordato talebi, sadece zaman kazanmaya yönelik bir talep olmayıp, sürekli ve kalıcı bir iyileşme olasılığını konkordato projesi yardımıyla inanılır kılmalıdır. Bu sebeple ön proje sadece dilek ve temenniler içeren soyut bir belge olarak anlaşılmamalı, mahkeme tarafından kesin mühlet verilebilmesi için ön projenin nasıl başarılı olacağı açıklanmalıdır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi Dosya No: 2019/2251 Esas Karar No: 2019/2002)
Somut olayda, Mahkememizce ..... Esas sayılı konkordato dava dosyasında ..... ve .....yönünden tefrik edilerek taleplerinin reddine karar verilmiştir. Konkordato talep eden gerçek kişi .....'ın Borçlunun konkordato projesinde gösterdiği kaynaklar; 15.072.000,00 TL huzur hakkı geliri, 2.645.165,23 TL emekli maaşı geliri, 38.950.000,00 TL rayiç değerli gayrimenkul ve 67.382.903,10 TL tutarındaki şirket öz kaynak payı olmak üzere toplam 124.050.068,33 TL konkordato kaynağının olduğu, Buna karşılık borçlunun; 137.465.050,16 TL kefalet borcu ve 3.623.771,00 TL şahsi borcu bulunmakta olup toplam borç yükü 141.088.821,16 TL olduğu, Bu itibarla mevcut proje kaynakları toplam borcun tamamını karşılamaya yeterli olmayıp yaklaşık 17.038.752,83 TL tutarında finansman açığı bulunduğu, Proje kapsamında öngörülen kaynakların borçların yaklaşık %88’ini karşılayabildiği, kalan kısım yönünden ise yetersiz kaldığı, tüm bu hususlar ve eksiklikler dikkate alındığında borçlunun kesin mühlet aşamasına geçmesinin bu aşamada mümkün olmadığı, revize proje sunması gerektiği, .... 'ın Konkordato ön projesinin; Davacının ortağı olduğu şirketin Bilirkişi raporları baz alınarak oluşturulan Rayiç Değer Bilançosuna göre borca batık olmadığı,Borçlunun konkordato projesinde gösterdiği kaynaklar; 6.624.000 TL huzur hakkı geliri, 2.260.367,48 TL emekli maaşı geliri ve 47.063.839,00 TL şirket öz kaynak payı olmak üzere toplam 55.948.206,48 TL olduğu, Bu proje ile 499.381.437,00 TL.’lik borcun 150.416.569,00 TL’lik kısmının ödenmesi teklifinde bulunulduğu, Buna karşılık borçlunun; 4.724.444,00 TL şahsi borcu ve 109.662.809,78 TL kefalet borcu bulunmakta olup toplam borç yükü 114.387.253,78 TL olduğu, Bu itibarla mevcut proje kaynakları toplam borcun tamamını karşılamaya yeterli olmayıp yaklaşık 58.439.047,30 TL tutarında finansman açığının bulunduğu, Proje kapsamında öngörülen kaynaklar borçların yaklaşık %48,9’unu karşılayabildiği, kalan kısım yönünden ise önemli ölçüde yetersiz kaldığı, tüm bu hususlar ve eksiklikler dikkate alındığında geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine karar verilmesi gerektiği yukarıda anılan sebeplerle reddine hüküm ile birlikte mahkememiz tarafından verilen tüm tedbirlerin kaldırılmasına bu hususta ilgili kurumlara müzekkere yazılmasına, konkordato talebinin reddi kararının Ticaret sicili Gazetesinde ve Basın-ilân Kurumunun resmî ilân portalında ilân olunmasına, komiserin görevine son verilmesine, konkordato komiseri olarak görevlendirilen komiserlerin karar tarihi itibariyle görevlerinin sona erdiğinin İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu'na bildirilmesine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.
yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Borçlu tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile geçici komiser heyetinin raporu gözönüne alındığında İİK'nın 289/3 ncü fıkrasının birinci cümlesi uyarınca davacılar;
-...... T.C. Kimlik Numaralı .....
-..... T.C. Kimlik Numaralı ..... hakkında KONKORDATO TALEPLERİNİN AYRI AYRI REDDİNE,
-Hüküm ile birlikte mahkememiz tarafından verilen tüm tedbirlerin KALDIRILMASINA, bu hususta ilgili kurumlara müzekkere YAZILMASINA,
-Konkordato talebinin reddi kararının Ticaret Sicili Gazetesinde ve Basın-ilân Kurumunun resmî ilân portalında ilân OLUNMASINA,
2-Davacı tarafça peşin harç yatırılmadığı görülmekle Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İİK.nun ilgili maddeleri uyarınca kararın re'sen taraflara/vekillerine TEBLİĞİNE,
5-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacıya İADESİNE,
İİK 308. Maddesi uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile 2 HAFTA içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda oybirliğiyle karar verildi. 10/03/2026