İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)

İzmir ... Tüketici Mahkemesince verilen Görevsizlik kararı sonucu mahkememize tevzi edilen dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;... plakalı aracın davacı şirket nezdinde 01/03/2023-2024 tarihli olarak sigortalandığını, 20/09/2023 tarihinde sürücü ...evk ve idaresindeki sigortalı aracın uyuşturucu madde etkisi altında direksiyon hakimiyetini kaybederek yaralanmalı trafik kazası gerçekleştiğini, yolcu konumunda bulunan ...'nın ağır olarak yaralandığını, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, kazada yaralanan...arafından davacı şirket aleyhine İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... K. sayılı dosyası ile kaza nedeniyle oluşan tıbbi şifa süresince geçici iş göremezlik, hayatının devamı süresince sürekli iş göremezlik şeklinde gerçekleşen maddi tazminatın ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri ile bakıcı giderlerinin kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte ödenmesini talep ettiğini, davacı şirket tarafından yargılama sırasında toplam 1.160.908,25 TL ödeme yapılarak sulh ile sonuçlandığını, dava açılmadan önce dava konusu ödenen tazminatın davalıya rücu edilmesi amacıyla İzmir... İcra Dairesi'nin... E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borca ve yetkiye itirazı üzerine takibin durduğunu, dosyanın yetkili icra dairesi olan Urla İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile devam ettiğini, davalının bu takibe de itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla davalının icra dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın kısmen iptali ile takibin 1.223.032,00 TL asıl alacak ve 224.528,29 TL işlemiş faiz yönünden devamına, alacağa ayrıca ödeme ve takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davalının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu borcun zamanaşımına uğradığını, dava konusu olayda ...ın araç sürücüsünün uyuşturucu kullanmış olduğunu bilmesine rağmen aracına bindiği ve birlikte dolaştıklarını beyan ettiğini, hatır taşımasının bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir kaşılık almadan bir yararı bulunmadan taşıma hali olduğunu, dava konusu olayda ...'nın kendi verdiği ifadesinde de araç sürücüsü ile arkadaş oldukları, birlikte gezdikleri, olayın yaşandığı esnada araç sürücüsünün kendisini bırakmak amacıyla hareket ettiğinin sabit olduğunu, davalının tam ve asli kusurlu olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, haksız ve mesnetsiz olarak açılan itirazın iptali davasının reddine, takibinde kötüniyetli ve haksız olan davacı hakkında %20 den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İzmir ... Tüketici Mahkemesinin ... Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde, davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verildiği ve karara karşı taraflarca istinaf yasa yoluna başvurulmaması sebebiyle kararın kesinleşmiş ve dosya gönderilmesi üzerine İzmir Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu tarafından mahkememize tevzi edilmiştir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da söz konusu olmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/05/2014 tarihli ve 2013/13-2166 Esas, 2014/709 Karar, sayılı kararı da bu yönde değerlendirmeler içermektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddede sayılan davalar tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılır.
Davacı... Şirketi nezdinde tanzim olunan tanzim edilen... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesinin incelenmesinde, poliçenin 01/03/2023 ile 01/03/2024 tarihleri arasında geçerli olduğu, sigortalı adının...olduğu, sigorta konusu aracın markasının...model, hususi otomobil olduğu anlaşılmaktadır.
Davalıya ait olan ve sigortalanan... plakalı aracın tescil kayıtlarının incelenmesinde, aracın kullanım amacının hususi olduğu, cinsinin otomobil olduğu görülmektedir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2021/1483 Esas 2021/1039 Karar sayılı kararında aynen; ''.....Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigorta poliçesi akitine karşı açmış olup, sigortalanan aracın hususi otomobil olması birlikte değerlendirildiğinde görevli mahkemenin tayininde davacı ile sigortalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınmalıdır.....'' gerekçesiyle, davacı sigorta şirketinin dava dışı üçüncü kişiye ödediği bedeli sigortalısına rücu amacıyla ikame ettiği davalarda, sigorta poliçesi tahtında sigorta şirketi ile sigortalı arasındaki ilişkinin esas alınması gerektiği belirtilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin...Karar sayılı ilamında aynen; ''.....Davalı sigortalı gerçek kişi olup, dava konusu... plakalı aracın UYAP sisteminden kontrol edilen ruhsat bilgilerinden de aracın kullanım şeklinin "Hususi" olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan yasa maddeleri ve düzenlemeler ışığında, davacı sigorta şirketi ile davalı sigortalı arasında akdedilen sigorta sözleşmesi bir tüketici işlemidir. O halde, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi tarafından görülmesi gerekir.(Yargıtay 17. HD.'nin 18/03/2019 tarih ve 2016/7889 Esas-2019/3084 Karar, Yargıtay 17. HD.'nin 26/11/2018 tarih ve 2016/1475 Esas-2018/11274 Karar)
Bu nedenle ilk derece mahkemesince Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu gözetilip göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usülden reddine karar verilmesi gerekirken davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmadığından ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.....'' ibarelerine yer verilerek, sigorta şirketi ile sigortalısı arasında hususi kullanıma özgülenen araca ait olarak yapılan sözleşme tanzimi işleminin tüketici işlemi olduğu yönünde karar verilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 2020/1481 Esas 2021/559 Karar sayılı ilamında ise aynen; ''.....davanın dayanağının taraflar arasında imzalanan Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesinin oluşturduğu, dava konusu aracın ruhsat bilgilerinde hususi araç olduğunun belirtildiği ve poliçenin ruhsat bilgileri doğrultusunda düzenlendiği ve yukarıda belirtilen yasa maddeleri kapsamında, taraflar arasındaki sözleşmenin tüketici işlemi olduğu anlaşılmış olup, davalının rant a car işi yapması ve dava konusu aracın kaza tarihinde kiralık araç olarak kullanılması nedeniyle, davalının tüketici olmadığı ve mesleki faaliyetler ile hareket ettiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi doğru olmayıp.....'' şeklinde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 2021/990 Esas 2021/1626 Karar sayılı ilamında da aynen; ''.....dava konusu aracın ruhsat bilgilerinde hususi araç olduğunun belirtildiği ve poliçenin ruhsat bilgileri doğrultusunda düzenlendiği ve yukarıda belirtilen yasa maddeleri kapsamında, taraflar arasındaki sözleşmenin tüketici işlemi olduğu anlaşılmış olup, davalının dava konusu aracın kaza tarihinde kiralık araç olarak vermesi nedeniyle, davalının tüketici olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi doğru olmayıp.....'' denilmiştir.
28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/k. maddesine göre; "Tüketici: ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi" ifade eder. Tüketici işlemi ise Kanunun m. 3/l.bendinde tanımlanmıştır. Buna göre tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemni kapsar. Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan, kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. Aynı Kanun'un Diğer Tüketici Sözleşmeleri başlıklı 49/(1). maddesinde, finansal hizmetlerin her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri ifade ettiği, finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmenin ise finansal hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde sağlayıcı ile tüketici arasında uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmeler olduğu, aynı Kanun'un 83/2. maddesinde, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği, aynı Kanun'un 73/1.maddesinde ise, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda; dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümleri uyarınca davalı gerçek kişi tüketici, taraflar arasındaki sözleşme de tüketici işlemi sayılmakla, iş bu dava açısından Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu, mahkememizin görevli olmadığı, dava şartlarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde düzenlendiği, aynı maddenin 1-c. fıkrasında mahkemenin görevli olmasının yer aldığı, aynı Kanun'un 115. maddesinde ise mahkemenin dava şartlarının varlığını yargılamanın her aşamasında re'sen gözeteceğinin ve dava şartlarının bulunmaması durumunda davanın usulden reddine karar verileceğinin belirtildiği, az önce gerekçeleri açıklandığı üzere iş bu davaya bakmakla görevli mahkemenin İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

1-Açılan davanın USULDEN REDDİ İLE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında İzmir 7. Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-İş bu dosyanın İzmir...Tüketici Mahkemesini...Karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize gönderilmiş olduğu anlaşıldığından, mahkememizce verilen iş bu karşı görevsizlik kararının istinaf yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi durumunda, dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 21/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 22. maddesi gereğince görevli mahkemenin belirlenmesi için iş bölümüne göre İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi veya İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesine gönderilmesine,

3-Yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli Mahkemece dikkate alınmasına,

4-Gerekçeli kararın re'sen taraflara tebliğine,
Dair, tarafların yokluklarında, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.05/12/2025