KARAR NO: ...
BAŞKAN:...
ÜYE: ...
ÜYE: ...
KATİP: ...
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ...
...

Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))

Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Dava, öncelikle Ankara 34.Asliye Hukuk Mahkemesinin... esas ... karar sayılı dosyası ile açılmış, mahkemece Görevsizlik Kararı verilerek dosya Ankara 14.Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiş, bu mahkemece, Davalı ... Nakliye Yapı Elektrik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında açılan dava, kayıt-kabul davası niteliğinde olup HSK 1.Dairesinin 03/04/2018 tarihli ve ... sayılı kararı nedeniyle dosyanın Ankara 1,2,3. Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi edilmesi gerektiği belirtilerek tevzi bürosuna gönderilmiş, 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sırasına tevzi edilen dosyada mahkemece yapılan yargılama sonucunda yetkisizlik kararı verilerek dosya mahkememize gönderilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kayseri ili Melikgazi ilçesi Mimar Sinan Mahallesi 152 Adet Konut İnşaatı ile Altyapı ve çevre düzenlemesi inşaatı işinin 18/02/2016 tarihli sözleşme uyarınca davalıya ihale edildiğini, 24/02/2016 tarihinde yer teslimi yapıldığını, akabinde davalı yüklenicinin, mali acz halinde bulunduğunu belirterek işin feshini talep ettiğini, 02/08/2017 tarihli fesih raporu düzenlenerek %47,66 inşaat seviyesine ilişkin olarak 6.191.034,00 TL hakediş değeriyle işin sonuçlandırıldığını, fesih sonrasında işin 17/10/2017 tarihinde tekrar ihale edildiğini, işin feshi sebebiyle müvekkili kurumun 2.219.034,00 TL zarara uğradığını belirterek 4735 sayılı kanunun 22. maddesi nazara alındığında anılan zarardan davalının sorumlu olduğunu belirterek şimdilik 2.219.034,00 TL kurum zararının ikmal inşaat sözleşmesi tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafa usulüne uygun şekilde dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmiş, davalı cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır.

Dava, eser sözleşmesinin feshi nedeniyle menfi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Ankara 34. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.05.2023 tarihli ve... Esas - ... Karar sayılı görevsizlik kararı sonrasında Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... esas ... karar sayılı gönderme kararı üzerine dosya mahkememize tevzi edilmiştir.
Davalı şirketin Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/11/2017 tarih ve ... esas ...karar sayılı ilamı ile iflası açılmış, karar 16/03/2018 tarihinde kesinleşmiştir.
Müflis şirket aleyhine açılan davanın, İİK'nın 236. maddenin yollamasıyla 235/1. maddesindeki kayıt kabul davası niteliğinde olduğu, İİK’nın 235. maddesinde; "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar" hükmü ve kayıt kabul davalarında İİK 154/son maddesi gereği iflasın açıldığı mahkemenin yetkisinin kesin olduğu, davalı şirket hakkında iflas kararının Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyası ile verildiği ve davanın niteliği dikkate alındığında (Yargıtay 23. HD 2015/1041 esas 2015/1206 karar sayılı ilamı emsal olmak üzere) iflas kararını veren yerdeki Ticaret Mahkemesinde davanın görülmesi gerektiği anlaşılmakla davanın HMK 114-115 maddeleri gereği kesin yetki dava şartı yokluğunda usulden reddine karar verilerek mahkememize gönderilmiştir.
Taraflar arasında sözleşme ilişkisinin ve bilirkişi incelemesi hususunun değerlendirilmesi;
Davacı (TOKİ), davalı firmanın üstlendiği inşaat işini tamamlayamaması ve sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle, işin tamamlanması için yapılan ikinci ihale bedeli ile ilk ihale arasındaki farktan kaynaklanan "menfi zararın" tazminini talep etmektedir.
TOKİ, "Kayseri İli Melikgazi İlçesi Mimar Sinan Mahallesi 152 Adet Konut İnşaatı" işini ihale etmiş ve davalı firma (... Müh.) ile 12.990.000,00 TL bedelle 18.02.2016 tarihinde sözleşme imzaladığı görülmüştür. Yer teslimi 24.02.2016'da yapılmıştır. Yüklenici firma, mali acz (ekonomik güçlük) içinde olduğunu belirterek işi tamamlayamayacağını bildirmiş ve feshini istemiştir. Sözleşme hükümleri ve 4735 sayılı Kanun gereği, idare tarafından 02.08.2017 tarihinde sözleşme feshedilmiştir. Fesih anında işin gerçekleşme seviyesi %47,66 olarak tespit edilmiş ve o ana kadar yükleniciye 6.191.034,00 TL ödeme yapılmıştır. Kalan işlerin tamamlanması için 17.10.2017'de tekrar ihaleye çıkılmış ve iş, 9.449.000,00 TL bedelle başka bir firmaya (...ı) verilmiştir.
Dosya kapsamında 05/10/2025 tarihli bilirkişi raporunda davada uyuşmazlığın, davacı idare ile akdedilen sözleşme kapsamında yapım işini tamamlayamayan (izleyen süreçte iflası açıklanan) davalı firmanın, ikmal ihalesi sebebi ile idarenin uğradığı menfi zararın tazmini isteminden kaynaklandığı, taraflar arasında akdedilen yapım işi sözleşmesi kapsamında yapılması gereken işin davalı firma tarafından tamamlanamaması sebebi ile sözleşmenin feshedildiği ve davacı tarafından işin dava dışı firmaya tamamlatıldığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 17.01.1990 Gün Ve E: 1989/13-392, K: 1990/1 sayılı kararında belirtildiği üzere, davacının, sözleşmeye konu olan yapım işini davalının tamamlamaması sebebi ile başkasına tamamlatmak zorunda kaldığından, bu işi en başta yaptırabileceği (ihalede verilen en iyi ikinci teklif) halde yaptırmadığından (kaçırılan fırsat) (ihalede en iyi ikinci teklif sahibi) o kişiye yapılacağı varsayılan ödeme ile sözleşmenin hükümsüzlüğü nedeniyle kalan işi yaptırmak için ödemek zorunda kaldığı tutar arasında farkı yani menfi zararını isteyebileceği, zararın ise 2.219.034,00 TL olduğu hesaplanmıştır.
-Davalının iflasına dair meselenin değerlendirilmesi;
Mahkememizin ... Esas ve ...7 Karar sayılı kesinlemiş ilamı ile Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 30610/Merkez Sicil numarasında kayıtlı davacı ...Yapı Elektrik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin iflasına ve iflasının 13/11/2027 günü saat 11: 53 itibarı ile açılmasına karar verildiği görülmüştür.
Davacının ise iş bu davayı iflastan sonra 30/07/2019 tarihinde alacak davası açtığı, yargılama sırasında sıra cetveline alacak kaydında bulunduğu ancak karar tarihi itibariyle iflas idaresince karar verilmediği görülmüştür. İflas idaresince ise iflasın basit tasfiye usulü ile tasfiye kararı aldığı görülmüştür.
- Hukuki meselenin değerlendirilmesi;
Sıra cetveline itiraz davalarının alacak davasından farklı olduğu tartışmasızdır.
Sıra cetveline itiraz davalarını diğer alacak (veya itirazın iptali) davalarından ayıran husus, bu davaların iflas sıra cetvelinin düzenlenmesinden sonra açılmasıdır. Davanın İcra ve İflas Kanunu'nda tanımlandığı sistematik konum da (m. 235) bu saptamayı doğrulamaktadır. Burada kayıt sözcüğü "kaydetmek" bağlamında bir fiili değil, (tapu kaydı, trafik kaydı gibi) sıra cetvelinin her bir satırını ifade etmekte ve alacaklı bu dava ile tahsilden ziyade belirli bir tutardaki alacağının o iflas tasfiyesinde bir kayıt numarası altında pay almasını sağlamak maksadıyla bu davayı açmaktadır (Hunkeler/Sprecher: Kurzkommentar, 2. Bası, Basel 2014, m. 250, n.1).
Sıra cetveline itiraz davalarının basit yargılama usulüne tâbi olduğu kabul edilmektedir (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku, C.IV, 3.b., İstanbul 1997, s. 3242; Üstündağ, S.: İflas Hukuku - İflas, Konkordato, İptal Davaları, 8.b., İstanbul 2009, s. 180). Basit yargılama usulüne tâbi davalarda dilekçelerin verilmesi (HMK m. 316), ikinci dilekçe verme yasağı (HMK m. 317/2), delillerin gösterilmesi (HMK m. 318) ve iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı (HMK m.319) yazılı yargılama usulüne göre çok daha basitleştirilmiştir. Esasen bu basitlik yargılamanın yazılı usule göre daha teminatsız olduğunu gösterir.
Sıra cetveline itiraz davaları masa hasım gösterilerek açılır ve kesin hüküm etkisi sadece o iflas tasfiyesi içindir. Bu nedenledir ki dava sıra cetvelinin ilanından itibaren on beş günlük hakdüşürücü süreye bağlanmıştır (İİK m. 235/I). Bu süreyi kaçıran alacaklı alacak hakkını kaybetmemektedir, o sadece bu tasfiye sonunda yapılacak paylaşıma katılamayacaktır. Yoksa müflise karşı alacağı zamanaşımı süresi sonuna kadar istenebilecek durumdadır (Üstündağ, s. 179). Alacaklı iflasın kaldırılması veya kapanmasından sonra alacağını borçludan isteyebilir.
İİK’nın Geç Kalan Müracaatlar başlıklı 236. maddesi “Vaktinde deftere kaydettirilmiyen alacaklar iflasın kapanmasına kadar kabul olunur. Geç kalmadan ileri gelen masraflar alacaklıya aittir. Alacaklı bu masrafları peşin vermeğe cebrolunabilir. Müracaattan evvel kararlaştırılmış paylaşmaya alacaklının iştirak hakkı yoktur. İflas idaresi alacağı kabul ederse alacaklılar sıra cetvelini düzeltir ve bunu ilan ile alacaklılara bildirir. 235 inci madde hükmü burada da caridir" hükmünü içermektedir.
Anılan madde uyarınca geç kalan alacak müracaatının hangi koşullarda yapılacağı ve bu müracaatın sonuçları düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu madde alacak müracaatının geç yapılması halinde, alacaklının masrafları peşin karşılamasının istenebileceği ve müracaattan evvelki paylaşmaya katılamayacağı yaptırım olarak belirtilmiştir.
Bu kapsamda, İcra ve İflâs Kanunu'nun 236 ncı maddesi uyarınca iflasın kapatılmasına kadar masaya alacak yazdırmak mümkündür. Öte yandan masaya kayıt davası açılması için iflas idaresine başvuru yapılması da bir ön şart değildir. Davacının masaya başvurusu olmadığına göre doğrudan dava açmasında hukuka aykırı bir yön olmadığı gibi, bu davanın süresinde olmadığı yönündeki mahkeme gerekçesinde de isabet yoktur. (Yargıtay 19.HD. 09.03.2011 Tarih ve E.2011/666, K.2011/3028)
Somut olayda her ne kadar davacı taraf alacak davası olarak ikame etmiş olsa da iş bu davanın iflastan önce alacağa ait olması sebebi ile kayıt kabul davası olarak görülmüştür.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 30/06/2025 tarihli: 2025/1446 E., 2025/2608 K. Sayılı ilamında belirttiği üzere; davacı iş sahibi, iş tamamlanmadan sözleşmeyi haklı olarak feshettiğinden kesin teminatı gelir kaydetmekte ve iş genel hükümlerine göre tasfiye edileceğinden zararını istemekte haklıdır. Buradaki zarar olumsuz (menfi) zarardır. Sözleşmenin ifa edileceğine güvenmekten doğan zarar olarak tanımlanabilecek menfi zarar kapsamına sözleşmenin kurulması ve işin görülmesi için yapılan masraflar ile daha elverişli koşullarda sözleşme yapma fırsatının kaçırılmış olmasından kaynaklanan zarar girer. Sözleşmede bu halde hesaplamanın nasıl yapılacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Yargıtay uygulamalarında menfi zararın yüklenicinin yapmadığı ve fesih tarihi itibariyle kalan iş ve imalâtın ilk ihalede yükleniciden sonraki en düşük teklifi veren teklif sahibine verilmesi halinde ödenmesi gereken bedel (kaçırılan fırsat) bulunup, kalan işin fesih tarihinden itibaren makul süre içinde ve aynı koşullarda başka bir yükleniciye verilmesi halinde ödenecek bedel hesaplattırıldıktan sonra bulunacak rakam ile kaçırılan fırsat olarak ifade edilen ilk ihalede yükleniciden sonra en düşük fiyatı veren teklif sahibinin verdiği fiyat arasındaki fark ile bu farka ikinci ihalenin yapılması için gerekli masraflar eklenerek hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. Ayrıca 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 22. maddesinin ikinci fıkrasında kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların alındığı tarihten gelir kaydedileceği tarihe kadar Devlet İstatistik Enstitüsü'nce yayımlanan aylık toptan eşya fiyat endeksine göre güncelleneceği, güncellenen tutar ile kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların tutarı oranındaki farkın yükleniciden tahsil edileceği hükmü getirilmiştir. Ayrıca aynı Kanun'un 12. maddesinde fiyat farkı olarak ödenecek bedelin %6'sı oranında ek kesin teminat alınacağı da düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemece uzman bilirkişi kurulundan ilk ihalede fesih tarihi itibariyle yapılmayan işlerin oranını sözleşmesi feshedilen davalı yükleniciye en yakın düşük teklifi yapan teklif sahibinin teklif ettiği bedele uygulayarak kalan iş bedelinin teklif sahibinin fiyatlarıyla bedeli (kaçırılan fırsat), fesihten sonra yapılan 2. ihale ve sözleşmenin kalan imalâtla sınırlı olup olmadığı, makul süre içerisinde ve feshedilen sözleşmedeki koşullarla yapılıp yapılmadığı, makul sürede ve aynı koşullarda olması halinde 2. ihale sonucu imzalanan sözleşme bedeli ile kaçırılan fırsat olarak ifade edilen ilk ihalede en yakın teklif sahibinin teklif bedeli arasındaki farkın, 2. ihalenin makul süre içinde aynı koşullarla yapılmadığının kabulü halinde makul süre içinde ve aynı koşullarla ikinci ihalenin yapılmış olması halinde ödenecek tamamlama bedeli belirlenip buna göre kaçırılan fırsat olarak menfi zarar ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 22/II ve 12. maddesi gereğince isteyebileceği güncelleme farkı ve ek kesin teminat bedeli de eklenerek davacının isteyebileceği zarar miktarının belirlenmesi gerekir.

Anılan hesaplama yöntemine uygun hesaplama uyarınca davanın kabulüne karar verilmiştir.
-Nihai olarak değerlendirmede;
Yukarıda yapılan izah ile toplanan tüm deliller, iddia ve savunma ile dosya kapsamına göre; Davanın kabulü ile, müflis ... Mühendislik ... Ltd Şti'.'nin Kayseri Genel İcra Dairesi'nin...İflas sayılı dosyası üzerinden oluşturulan iflas masasına davacının 2.219.034,00 TL alacağın kayıt ve kabulüne, karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 16/01/2019 tarihli, 2016/2864 Esas ve 2019/64 Karar sayılı içtihatı da dikkate alınarak sıra cetveline itiraz davaları maktu harç ve maktu vekalet ücretine tabi olduğundan mahkememizce maktu harç ile maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davanın KABULÜ ile, müflis ... Mühendislik ... Ltd Şti'.'nin Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyası üzerinden oluşturulan iflas masasına davacının 2.219.034,00 TL alacağın KAYIT VE KABULÜNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 615,40 TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 37.895,56 TL harçtan mahsubu ile fazla yatan 37.280,16 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacı tarafa iadesine,

3-Davacı tarafından peşin yatırılan 615,40 TL peşin harç ve 44,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 659,80 TL harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,

4-Davacı tarafça yapılan 54,00 TL e-tebligat gideri, 17,10 TL KEP gideri, 1.237,60 TL tebligat gideri, 595,20 TL posta masrafı ve 2.100,00 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 4.003,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,

5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,

7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
9-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/12/2025