Şirketin İhyası

Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili 31/10/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Dava dışı --- Şirketi tarafından ihyası istenen ...'nin borcuna istinaden 03.01.2024 tarihinde imzalanmış olan Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmelerine dayalı borçların ödenmemesi sebebiyle 18.07.2024 tarihinde -----. Noterliği ------ yevmiye numaralı ihtarname ile hesap kat ihtar edilmiştir. Borçluların Genel Kredi Sözleşmesinden doğan borçlarını ödenmemesi sebebiyle ----- Banka Alacakları İcra Dairesi----- Esas sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatılmıştır. Nihai olarak ise ---- Banka Alacakları İcra Dairesi ----- Esas sayılı dosyası müvekkili ... tarafından temlik alınmış ve takip işlemlerine devam edilmiştir. Dosya temlik alınıp alacağın tahsili işlemlerine devam edilmesi amacıyla ---Asliye Hukuk Mahkemesi ---- Esas sayılı alacak(kefalet sözleşmesinden kaynaklanan) davası ikame edilmiştir. Ancak dosya borçlusu olan ve ihyası istenen-------Şirketi'nin terkin edildiği anlaşıldığından bu şirkete tebligatlar yapılamamış ve taraf teşkili sağlanamamıştır. Bu kapsamda ---- Asliye Hukuk Mahkemesi ----- Esas sayılı dava dosyasının 22.10.2025 tarihli duruşmasının 1 numaralı ara kararı ile ilgili şirket bakımından ihya davası açmaları için 2 haftalık kesin süre verilmiştir. Anılan nedenle huzurdaki davayı açma zorunluluğu hasıl olmuştur. Müvekkili Alacaklı Olup Borçlu Şirketin İhya Edilmesinde Hukuki Menfaati Bulunmaktadır. "...Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (…)110 mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir...." (TTK Geçici Madde 7/15) İlgili firmanın sicilden terkin edildiği ------ gazetesinden de anlaşılmakta olup, firmaya ilişkin ihya davası açılması ve ilgili alacak davasının tebliğ edilmesi akabinde taraf teşkilinin sağlanması gerektiğinden işbu dava açılmıştır. İhyasını istedikleri -------ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki merkez adresi ------. İhyası İstenen Şirket Bilgileri: ... Ticaret Sicil No / Dosya No: -----Mersis No: ... Vergi Dairesi / No: ----- Vergi Dairesi / ... Ticaret Sicili Müdürlüğü: ... Firma Adres Bilgisi: ------Firma Durumu: Terkin Edilmiş İhyasını istedikleri şirket ticaret sicilinde resen terkin ediliğinden ötürü bu davada husumeti, sadece ticaret sicil müdürlüğüne yöneltilmiş bulunulmaktadır. Bu yönde Yargıtay içtihadına yer verilmektedir. Taraflarınca yapılan incelemede ihyası istenen şirkete ait herhangi bir tasfiye işlemine rastlanmamıştır. İlana göre sadece resen terkin işlemi görülmektedir. İhyası istenen şirketin tasfiyesine ve tasfiye memuru atanmasına ilişkin işlemler mevcut değildir. Taraf teşkilinin sağlanması kamu düzenini ilgilendiren bir husus olup gerekmesi halinde resen taraf teşkilinin sağlanması da talep edilmektedir. "Dava, 6102 Sayılı Kanun'un geçici .... maddesine dayalı terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir. İhyası istenen ... .... ... ... ve Ticaret Limited Şirketi'nin ....07.2015 tarihinde resen terkin edilmiş olup; dosya kapsamından şirkete bir tasfiye memuru atanmış olduğuna dair bilgi belge bulunmadığı gibi, re'sen sicilden terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde tasfiye haline gireceğine dair bir yasal düzenleme de bulunmadığından, somut olayda yalnız ticaret sicil memurluğuna husumet yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca tasfiye memurunun da hasım gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın pasif husumet sebebiyle reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.' (T.C. Yargıtay ----- Hukuk Dairesi ------) Mahkemeden ihyasını talep ettikleri şirket hakkında kabul kararı verilmesi halinde emsal nitelikte ki Yargıtay kararında; "Dava, TTK'nın Geçiçi 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden terkin edilen şirketin ihyası istemine dair olup, mahkemece davanın kabulüyle şirket tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547/2. maddesi "Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." hükmünü haiz olup, mahkemece, şirketin ihyasına karar verilmesinin yanı sıra 6102 Sayılı TTK'nın 547/2. maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması ile tescil ve ilanı gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir. (T.C. ------şeklinde değinildiği üzere şirketin tasfiye/ek tasfiyesi için karar vererek şirketle ilgili işlemlerin yapılabilmesi için yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atanması ile tescil ve ilan edilmesini talep etmekteyiz. İşbu Dava İçin Öngörülen 5 Yıllık Hak Düşürücü Süre İptal Edilmiştir. AYM’nin 15.09.2023 tarihli ------ Gazete’de yayınlanan kararı kararyıla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan ve ticaret sicilinden silinen şirketlerin ihya davası açması için öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin iptaline karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi, anılan hak düşürücü sürenin, mülkiyet hakkını ve etkili başvuru hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. (AYM’nin 15.09.2023 tarihli ve ---- sayılı ----- Gazete’de yayınlanan ------sayılı kararı) İhya için herhangi bir süre öngörülmediğinden esasa geçilerek davamızın kabulüne karar verilmesini talep ederiz. Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle takibe konu icra dosyasında alacağın tahsiline yönelik işlemlere devam edilmesi ve --- Asliye Hukuk Mahkemesi ----- Esas sayılı dosyanın 22.10.2025 tarihli duruşmasının 1 numaralı ara kararı gereğince ihya davası açma zorunluluğu hasıl olmuş olup mahkemeden borçlu şirketin ihyasına karar verilmesini talep ettiklerinden bahisle davan kabulüne, ...nün sicilinde kayıtlı----- Şirketi'nin tüzel kişiliğinin doğrudan ihyasına karar verilmesine aksi halde tasfiye veya ek tasfiye işlemleri ile tasfiye memuru atanması akabinde ihyasına, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/11/2025 tarih ve -----Karar sayılı yetkisizlik kararıyla dosya mahkememize gelmiştir. Dava konusu şirket ortaklar kurulu kararı sonucu tasfiyeye girmiş olduğundan işbu davada davalı ... ve tasfiye memuru arasında zorunlu dava arkadaşlığı söz konusu olduğundan tasfiye memurunun dahili davalı yoluyla davaya dahil edilmesi gerektiğinden son tasfiye memuru ...'ın davalı olarak UYAP'a eklenmesine karar verilmiş, davalılara duruşma gününü bildirir dava dilekçesi tebliğ olunmuş ve taraf teşkili sağlanmıştır.
Davalı ... vekili 24/02/2026 tarihli cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki dava, tasfiye sonucu gerekli prosedürün yerine getirilmesi ve talep üzerine ticaret sicilinden terkin edilen ...'nin (SN:----- ek tasfiyesine karar verilmesi kapsamındadır. Davacı taraf, husumeti yalnızca yasal hasım olan müvekkili Müdürlüğe yöneltmiştir. Oysa usule ve Yargıtay içtihatlarına göre, husumetin tasfiye memuru ...'a da yöneltilmesi gerekir. Bu itibarla, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kuralları ve davacının iddiaları değerlendirirken anılan hususların göz önünde bulundurulması önem arz etmektedir. Nitekim sayın mahkemenizin 10/02/2026 tarihli tensip tutanağının 11- numaralı hükmü de bu yöndedir. Ticaret Sicili Müdürlüğü, TTK M. 32 Ve Ticaret Sicili Yönetmeliği M. 34 Hükmü Çerçevesinde İşlem Yapmıştır. Ticaret Sicili Müdürlüğü, ticaret siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirir ve sonuca bağlar; yargı merci gibi hareket edemez. “..Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir.Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.” (TTK.m. 32). Yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verir. Aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddeder. Tasfiye Sürecinde Yetki Ve Sorumluluk Şirket “Tasfiye Memuru”ndadır. Tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurların sorumluluğunu gerektirir. Tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumakla görevlidir (6762 Sayılı TTK m. 224 ve 6102 sayılı TTK m. 285). Henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerekmektedir (6762 Sayılı TTK m. 445 ve 6102 sayılı TTK m. 541). Bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebilir. Tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün tespit etmesi mümkün değildir. TTK m. 545/1’de düzenlendiği üzere, müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yapmış olup, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesi kanuna aykırı olacaktır. Nitekim tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğu düzenlenmiştir (TTK m. 553). Buna Göre, Olağan Tasfiye Sürecinden Kaynaklanan Ve Tasfiye Sürecini Eksik/Erken Sonuçlandırdığı İddia Edilen Tasfiye Memurunun/Memurlarının Kusurundan Dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün Sorumluluğu Bulunmamaktadır. Mahkemece, Dava Konusu Şirketin Ek Tasfiyesine Karar Verilmesi Durumunda TTK M. 547/2 Gereğince Tasfiye Memuru Atanması Zorunludur. TTK m. 547/2'ye göre, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilmesi durumunda şirketin ek tasfiye amacıyla ticaret siciline yeniden tescili ile birlikte bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanması gerekir. Zira Kanun'un gerekçesinde de ifade edildiği üzere, önceki tasfiye memurlarının görevi terkin işlemiyle birlikte son ermektedir. Bir başka husus olarak da, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun/memurlarının TTK m. 536'da düzenlenen şartları haiz olması gerekmektedir. Buna göre; sayın mahkemenizce atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunması şarttır (TTK m. 536/4). Müvekkili Davanın Açılmasına Sebep Olmamıştır, Bu Nedenle “Yargılama Giderleri” Ve “Vekâlet Ücreti”nden Sorumlu Tutulamaz. Müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmamıştır. Tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabı tasfiye memurlarıdır. Bu nedenle, “yasal hasım” konumunda bulunan müvekkil, “yargılama masrafları”ndan sorumlu tutulamaz. Davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği "Yasal hasım" konumunda bulunan müvekkil aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğinden bahisle müvekkili müdürlük yönünden davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava konusu ---- Asliye Hukuk Mahkemesi ----- Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacısının ..., davalıların ..., ------Şirketi, davanın konusunun Alacak (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) dava tarihinin 28/05/2025 olduğu, 22/10/2025 tarihli celse bir numaralı ara karar ile "Davalı ------ Şirketi - VKN....’nin sicil kaydının dava açılış tarihinden önce terk olduğundan davacı vekiline, adı geçen şirketin ihyasına yönelik dava açması için iki haftalık kesin süre verilmesine, bu kesin süre içerisinde ihya davası açılmaması halinde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verileceğinin ihtarına," kararı verildiği görülmüştür.
Ticaret sicil kayıtları incelendiğinde; dava konusu ------ Şirketi'nin tasfiyesinin sona erdiği 24.12.2024 tarihinde tescil edildiğinden ticaret sicili kaydının terkin edildiği ve tasfiye memurunun ... olduğu görülmüştür.

Dava, TTK'nın 547. maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir. TTK'nın 547. maddesi gereğince "(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde "şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir" hükümleri düzenlenmiştir. Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. Şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir. Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına olacaktır. Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp, tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir. TTK 547. Maddesi uyarınca şirketin TTK hükümleri uyarınca genel kurulunun tasfiye kararı alması, atanan tasfiye memurları tarafından yapılan işlemler sonucu tasfiye sonu bilançosu açıklanarak sicilden şirketin terkin edilmesine yönelik davalarda ise, husumet ticaret sicil memurluğu ile son tasfiye memurlarına yöneltilir. TTK 547 maddesi uyarınca açılan ihya (ek tasfiye) davaları için kanunda herhangi bir zaman aşımı ve hakdüşürücü süre düzenlenmemiştir. (Yargıtay----) Somut olayda ihyası talep edilen ...'nde kayıtlı ...'nin tasfiyeye girdiği, tasfiye memurunun 24/12/2024 tarihinde şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının terkin edildiği, davacı tarafından ihyası istenen şirket aleyhine açılan --- Asliye Hukuk Mahkemesi---- Esas sayılı dosyanın derdest olduğu görülmüştür. Bu hale göre davacının anılan dava dosyası nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki yararı bulunduğundan terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu anlaşılmakla, davanın kabulü ile şirketin ihyasına ve son tasfiye memurunun ek tasfiye için atanmasına karar verilmiştir. HMK'nın 326 (1) maddesi uyarınca; Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Tasfiye sürecinde tasfiyenin eksiksiz yapılmasından tasfiye memuru sorumludur. Dava konusu şirketin tasfiyesinden sonra aleyhinde dava açıldığından tasfiye memurunun yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumluluğu bulunmamaktadır. Yasal hasım konumunda olan davalı sicil müdürlüğü de, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı kusur ve sorumluluğu bulunmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumluluğu bulunmadığına karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Davanın KABULÜ ile,
1-..----sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye olan --- Şirketi'nin ---. Asliye Hukuk Mahkemesi ----- Esas sayılı dava dosyasına münhasıran, yargılama ile icra ve infaz işlemleri tamamlanana kadar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547 nci maddesi uyarınca ŞİRKETİN EK TASFİYE İÇİN YENİDEN TESCİLİNE,

2-Son tasfiye memuru ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına,

3-Kararın ...'nde tescil ve ilanına, ilan işlemlerinin davacı tarafından yapılmasına,

4-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 615,40 TL harçtan mahsubuyla bakiye 116,60 TL harcın davacı taraftan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

5-Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına ve lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

6-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.