İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu senet üzerinde imzası olmadığını, senette vekil sıfatıyla imza atmış olan ------ isimli şahsın müvekkilinden cebir altında zorla vekaletname aldığını, cebir altında müvekkilinin zorla vekaletname vermiş olsa da görünüşte vekil olan ---- isimli şahsa verilen vekaletnamede kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisinin bulunmadığını, müvekkilinin, dava dışı---- fiziki cebir ve baskısından kurtulup vekaleti azletmesi üzerine -------- isimli şahsın üçüncü kişileri paravan olarak kullanarak muvazzalı bir şekilde geçmiş tarihli senetler düzenleyip müvekkilini borçlandırmaya çalıştığını, huzurdaki davaya konu olan senetin de muvazaalı olarak düzenlendiğini ve hiçbir temel ilişkiye dayanmayan bir senet olduğunu, senet üzerinde tahrifat yapılarak düzenleme tarihinin değiştirildiğini, bu sebeple de kambiyo senedi olmayan bir belgeye dayalı kambiyo senedine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatılmış olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, huzurdaki davada menfi tespite konu olan borç iddiası için davalı tarafından müvekkili aleyhine -----avro bedelli; müvekkili adına kambiyo taahhüdü bulunma yetkisi bulunmayan şahıs tarafından imza edilen bono ile ----- esas sayılı dosyası üzerinden haksız ve kötü niyetle takip başlatıldığını, söz konusu icra takibi kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu olup takibe konu edilmiş olan bononun ise tahrifatlı hali ile ------ tanzim ve --- avro bedelli olduğunu, takibe konu bonoyu müvekkili adına imzalayan ve bonoda imzası bulunan---- adlı şahısın müvekkilinin biyolojik babası olduğunu, müvekkili aleyhine başlatılan--------esas sayılı dosyasında borçlu olmadığını, müvekkilinin söz konusu senet metninde herhangi bir imzasının, adresinin ya da kimlik bilgilerinin bulunmadığını, senet üzerinde çıplak gözle dahi bakıldığında "düzenleme tarihi" alanında tahrifat yapılmış olduğu da açıkça görüleceğini, bu sebeple de senedin geçersiz olduğunu, icra takibine konu edilmiş olan senet üzerinde temsilen imza atmış bulunan şahıs------ müvekkilinin temsile yetkisi bulunmadığını,------ müvekkili tarafından verilmiş gerçek irade beyanını yansıtan bir vekaletname olmadığını, tüm bu nedenlerle; müvekkilinin daha fazla zarar görmemesi için işbu dava sonuçlanıncaya kadar ----- esas sayılı dosyası kapsamında müvekkili aleyhine herhangi bir işlem yapılmaması/ takibin tedbiren durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulünü, müvekkilinin ----esas sayılı takip dosyasına konu senet sebebiyle davalıya herhangi bir borcu olmadığının tespitini, müvekkilinin, menfi tespit davası açmaya zorlayan davalı aleyhine %40 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu senetin vekaletname ile imzalanmış olduğunu, vekalet konusunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, davacı tarafın vekaletnamenin zorla ve cebir altında alındığına yönelik iddiasının yersiz ve dayanaktan yoksun olduğunu, ilgili vekaletnamenin cevap dilekçesinin ekinde sunulduğunu, söz konusu vekaletnamenin usulüne uygun olarak davacının tabi olduğu -----yasalarına uygun olarak verildiğini, söz konusu dayanak senedin düzenlenme tarihine ve dava tarihine kadar zorla ve cebir altında alındığına dair delil ve yine vekaletin hükümsüz olduğuna dair herhangi bir yargı kararı sunulmadığını, davacı tarafından düzenlenme tarihinden sonra azilname çekilmek sureti ile vekalet ilişkisinin sona erdirildiğini, davacının -----vatandaşı olmayıp, dayanak senedin düzenlenme yeri ve vekalet düzenlenme yeri tabi olduğu ülkenin yasalarına göre verildiğini, söz konusu vekaletnamede ve dayanak belgede yabancılık unsuru bulunduğunu, davacının tabi olduğu ülkenin yasaları uyarınca verilen vekalette kambiyo senedi düzenleme yetkisinin bulunduğunu, bu konu taahhüt altına girebilme ehliyetini düzenleyen TTK.nun 678. Maddesi hükmü ile düzenlendiğini, “Bir kimsenin poliçe ile borçlanabilme ehliyeti tabi bulunduğu devletin kanunu ile tayin olunur” davacının vatandaşı olduğu ülkenin düzenlemesinde kısıtlanmak istenen yetkilerin tek tek belirtilmesi gerekirken cevap dilekçesi sunulan vekalette de açıkça anlaşılacağı üzere herhangi bir kısıtlamanın bulunmadığını, gönderilen azilnamenin cebir ve baskıdan kurtulma akabinde verdiğinin belirtildiğini, söz konusu iddianın asılsız olduğunu, uzun süre vekalet ilişkisinin devam ettiğini ve davalı ile dava dışı keşidecinin yapmış olduğu görüşmede vekil ile vekalet veren davacı arasında herhangi bir problem olmadığını, ----- sınırları içinde bulunan bir takım taşınmazların kirasının davacıya yattığını, aralarındaki para transferlerinin uzun süre ve yüksek meblağlarda para transferleri olduğunun açıkça belirtildiğini, davacı adına alınan aracın bedelinin 2021 tarihinde dava dışı vekil aracılığı ile ödendiğinin belirlendiğini, davacının banka hesapları ve trafik tescil kayıtları incelendiğinde şahsın düzenleme tarihinden sonra dahi bahsi geçen vekil ile aralarında herhangi bir problem olmadığının açıkça görüleceğini, dayanak senette tahrifat iddiasının dayanaktan yoksun olup, kötü niyetli olduğunu, herhangi bir tahrifat bulunmayıp, yapılacak olan incelemede herhangi bir tahrifatın olmadığının, iddianın kötü niyetli olduğunun açıkça görüleceğini, davacının, müvekkilinin kızı olduğunu, vekaletin davacı tarafça iddia edildiği gibi ---- zorla alınmadığını, davacının vatandaşı olduğu ülkenin yasalarına uygun bir şekilde ---- tarihinde verildiğini, azilnamenin---- tarihinde yapıldığını, yapılan azilnamenin usulüne uygun olmadığını, dört yıl boyunca davacının baskı ve tehdit altında hayatına devam ettiği ve adli makamlara başvurma imkanı bulunmadığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, istenmesi halinde azilnamenin özel sebeple yapıldığına yönelik herhangi bir ibare bulunmadığını, tüm bu nedenler ve Mahkemece re'sen göz önünde bulundurulacak nedenlerle; öncelikle tedbir kararının kaldırılarak davanın reddini, davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE;Dava; kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan icra takibi sebebiyle açılan menfi tespit davasıdır. Davalı tarafından davacı aleyhine-----esas sayılı icra dosyasında 20.000,00 Euro asıl alacak ve 3.710,39 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.710,39 Euro üzerinden icra takibine geçildiği, takibin kesinleştiği, davacı tarafça somut menfi tespit davasının açıldığı görülmüştür. 6102 Sayılı TTK'nın 776/1-g maddesi gereğince, takip konusu belgenin kambiyo niteliğini taşıması için senedi düzenleyenin imzasını ihtiva etmesi zorunludur. Belirtilen maddede sorumluluk için sadece imzadan söz edilmiştir. TTK'nın 778/2. maddesinin (e) bendinin göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken TTK'nın 678. maddesinde de; "Temsile selahiyeti olmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur..." hükmü yer almaktadır.Takip dayanağı bononun tanzim tarihi itibariyle uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 504/3. maddesinde "Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz" hükmüne yer verilmiştir. Ticari vekilin kambiyo taahhüdü altına girmesi de aynı Kanun'un 551. maddesinde özel yetkinin bulunması koşuluna bağlanmıştır. Buna göre vekilin vekaletnamesinde kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi varsa asil adına bono veya çek tanzim edebilir.
----- tarihli düzenlenme şeklinde vekaletnamesi ile ---- tarafından düzenlenen genel vekaletnamede----- açıkça çek, bono veya kambiyo senedi düzenleme yetkisi verilmediği, buna göre usulüne uygun şekilde yapılmış icra takibi bulunmadığı, davacının icra takibi sebebiyle davalıya borçlu olmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir. ------ Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması şartına bağlıdır. Alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır.----- uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Davacı, davalının icra takibinde kötüniyetli olduğunu ispata elverişli delil ibraz etmemiş olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanılmadığından, davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir ----Davacının somut davada haklı olması ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında kötüniyet tazminatının şartları oluşmadığından davalının talebinin reddine karar verilmiştir.
Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın kabulüne; ------ esas sayılı icra dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
3-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
4-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 64.047,46 TL karar harcının, davacı tarafından yatırılan 16.011,87 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 48.035,59 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 16.011,87 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından 615,40 TL başvurma harcı, 87,50 TL vekalet harcı, 271,00 TL posta ve müzekkere gideri olarak sarf edilen toplam 973,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Kabul edilen dava yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacı lehine takdir olunan 146.640,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Gerekçeli karar yazım tarihi itibariyle -------- sistemi üzerinden yapılan kontrollerde arabuluculuk faaliyeti yönünden düzenlenmiş sarf kararı bulunmadığı anlaşılmakla; arabuluculuk sarf kararının düzenlenmesi halinde TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca arabuluculuk ücretinin (sarf kararı ile belirlenecek tutarın) davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
10-Davacı tarafça dosyaya yatırılan teminatın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
11-Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize dilekçe ile başvurarak veya zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle tutanağa geçirilmesi ve hakime onaylatılmak suretiyle ---------- Adliye Mahkemesi'ne istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09.12.2025