İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; İzmir ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasında, davalı şirketlere ait olduğu iddia edilen borç nedeniyle tarafına üçüncü haciz ihbarnamesi tebliğ edildiğini, üçüncü ihbarname olması sebebiyle İİK m.89/3 gereğince işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu, davalı şirketlerle herhangi bir hukuki, ticari veya mali bağının bulunmadığını, söz konusu şirketlerde bulunan paylarını 17.05.2023 tarihli ve 10833 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanan işlem ile resmen devrettiğini, ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdiğini, bu tarihten sonra şirket adına işlem yapmadığını, şirketle arasında borç alacak ilişkisi bulunmadığını, hisse devrinin ticaret siciline tescili ile birlikte, davalı şirketler adına işlem yapma yetkisi ve sorumluluğunun bittiğini, şirketlere ait mal, hak yada alacağın tarafında bulunduğu iddiasının maddi gerçeklikle bağdaşmadığını, icra dairesince yapılan işlemlerin şirket hissedarlığının sona erdiği hususunu dikkate alınmadan tesis edildiğini, mevcut borçtan dolayı sorumluluğunun söz konusu olmadığını beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraflara dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilmemiştir.
DELLİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.
İİK’nın 89/3. maddesine dayalı olarak açılan özel menfi tespit davalarında davacı 3. şahıs ile davalı-takip alacaklısı arasında doğrudan bir ilişki bulunmadığından, TTK’nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ya da nispi ticari dava niteliğini haiz değildir. Bu durumda dava 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesi gereğince genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görev alanında kalmaktadır.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, huzurdaki dava, taraflar arasında icra takibine konu alacaktan borçlu olunmadığından bahisle, İİK’nın 89/3. maddesine dayalı olarak açılan menfi tespit davasıdır. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği, eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine ait olduğu, uyuşmazlığın 6102 sayılı yasanın mutlak ticari dava olarak nitelendirdiği bir uyuşmazlık konusunda olmadığı, ayrıca tarafların ticari işletmelerinden kaynaklı bir uyuşmazlığın olmadığı, bu bağlamda uyuşmazlığın nispi ticari dava olarak nitelendirilmesinin de mümkün olmadığı, 6102 sayılı yasanın göreve ilişkin sınırı çizerken ticari iş kavramından hareket etmediği, ticari işletme kavramından hareket edildiği, somut olayda, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-)Davanın DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-)Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
3-)Görevli mahkemenin İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİ OLDUĞUNUN TESPİT,NE,
4-)6100 sayılı yasanın 20.maddesi gereğince karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderişmesine, süresinde talep gönderilmemesi halinde ek bir karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
5-)Yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına,
Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda karar verildi.11/12/2025