İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "“20.07.2023 tarihinde; Sürücü ...' un idaresindeki ve müvekkil ...A.Ş. tarafından sigortalı olan ... plakalı aracın çarpması sonucu; ... plakalı araçta hasar meydana geldiği; Trafik kazasında sigortalı araç sürücüsünün kaza sonrası olay yerini terk ettiği ve kusurlu olduğu tespit edilmiş olduğu; Müvekkil şirket tarafından ödenen sigorta tazminatının TTK m. 1481 ile ZMMS Genel Şartları B.4. Md. kapsamında rücuen tazminini talep ettikleri yukarıda açıklanan nedenlerle ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere; Davaya konu icra dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin 46.088,37 TL (takip toplamı) üzerinden devamı ile 21.09.2023 (sigorta tazminatının ödeme tarihi) tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsiline; Asıl alacak tutarının 9620'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, Davalıların menkul, gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklar ihtiyaten haczine; Yargılama gideri, vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi" talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Husumet yokluğuna ilişkin haklı itirazlarımızın yanı sıra, müvekkilin herhangi bir hak kaybına uğramasının önlenmesi amacıyla esasa ilişkin itirazlarımızı da sunmamız gerekmiştir; davacının dilekçesinde yer verdiği iddialarının kabulü tarafımızca mümkün olmadığı gibi dikkat edilir ise dosya kapsamında iddiaları destekler hiçbir somut delil bulunmamaktadır. HMK 190 gereği ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yani davacı yan iddiasını ispatla mükelleftir. Davacı her ne kadar " 20.07.2023 tarihinde ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç, ... plakalı araca çarparak trafik kazasına sebebiyet vermiştir" şeklinde beyanlarını ileri sürmüş ise de, bu konuda herhangi bir delil dosya kapsamında yer almamaktadır. İşbu olaya konu olan kazaya ilişkin trafik tespit tutanakları gerçeği yansıtmamaktadır. İşbu sebepten dolayı dosya esasına etkisi olmamalıdır. 20.07.2023 tarihindeki kazada ... plakalı aracın hatalı park etmiş olması kusur konusunda değerlendirilmeye alınmalıdır. Dava konusu olayda,, trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde hatalı araç parkı yapılmasının, kazalara zemin hazırlayabileceği tartışmasızdır. Bu tür durumlarda, aracı gelişigüzel ya da trafik kurallarına aykırı şekilde park eden kişilerin, meydana gelen zararın oluşumuna katkıları bulunduğunun ve bu nedenle kusurlu sayılmaları gerektiğinin kabulü gerekir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da, araç park etme şeklinin trafik akışını ve diğer sürücülerin görüş alanını olumsuz etkilemesi hâlinde, park eden sürücünün asli ya da tali kusurlu sayıldığı görülmektedir.
Dosyada yer alan tespit ve tutanaklar tamamen davacı tarafından beyan ve tanzim edilmiş evraklardır. Haliyle davacı yanın iddialarını destekleyen, objektif ve itibar edilebilir somut bir delilin var olmadığı gözetildiğinde HMK 31 gereği davacının taleplerini ispat edemediği sabittir. Mahkemenizin aksi kanaatte olması halinde ise dava konusu kazaya ilişkin kusur incelemesi yapılması talep olunur. Dolayısıyla Adalet Bakanlığı Adli Tıp Şube Müdürlüğü Trafik İhtisas Dairesinden kusur tespitine ilişkin olarak rapor alınmadan araç sürücüsünü tam kusurlu olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir. Keza kazanın oluş şekli ve maddi vakıaları dikkate alarak doğru ve isabetli bir değerlendirme yapabilecek nitelikte uzman bilirkişi kurulundan her iki araç sürücüsü kusurlarının tespit neticesinde davanın esası tartışılabilir. Bu nedenle sayın mahkemenizden Adli Tıp Kurumundan bilirkişi raporu alınarak kusur durumu ve oranlarının belirlenmesini talep ederiz.
...çalışanlarından olan ...'ın sevk ve idaresindeki araç müvekkil şirketin mülkiyetinde olup “Uzun Süreli Araç Kiralama Sözleşmesi” ile ...'e uzun süreli kiraya verilmiştir. Uzun süreden kasıt kiralanan aracın bir ve daha uzun yıllarca kiracı tarafından kullanılmasından bahsedilmiştir. Uzun süreli araç kiralama sözleşmelerinde sorumluluğun kiracı şirkette olduğuna ilişkin birçok Yargıtay Kararı bulunmaktadır. Ticaret ünvanından da açıkça anlaşılacağı üzere, müvekkil şirket araç kiralama hizmeti veren bir ticari işletmedir. Karayolları Trafik Kanunu 3. ve 85. maddeler uyarınca, müvekkil şirket, işleten sıfatına sahip değildir.
Davanın öncelikle husumet yokluğundan reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise öncelikle usule ilişkin eksikliklerin tamamlanması akabinde davanın esası hakkında tahkikata geçilmesine,
Kazanın oluş şeklini ve maddi vakıaları dikkate alarak doğru ve isabetli bir değerlendirme yapabilecek nitelikte uzman bilirkişi kurulundan her iki araç sürücüsü ve hayvan sürüsü sahibinin kusurlarının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına; kusur raporu ve yukarıda yer verdiğimiz beyanlar doğrultusunda davanın esastan reddine, mahkemeniz aksi kanaatte ise sorumlu sigorta şirketinin sorumluluğu kapsamında zararın tazminine,
vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini" talep etmiştir.
Mahkememizde görülmekte olan dava, davacı tarafından ZMM sigortası ile sigortalanan davalıya ait aracın 20/07/2023 tarihinde dava dışı ... plakalı araca çarparak hasara sebebiyet verdiği ve akabinde sigortalı araç sürücüsünün olay yerinden ayrıldığı iddiasıyla davacı tarafından dava dışı kişiye ödemek zorunda kalınan hasar bedellerinin rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali isteminden ibaret davadır.
Husumet yokluğuna ilişkin savunmanın değerlendirilmesi bakımından;
Emsal mahiyette Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin ...E ... K sayılı ilamında özetle; "Dava, zorunlu mali sorumluluk sigorta ilişkisinden kaynaklanan rücu davasıdır.
Bu tür davalarda sigortacı 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 95/2. maddesi ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarının B-4 .maddesi gereğince tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir.
Araç maliki ve sigorta şirketi arasındaki sigorta sözleşmesi gereğince sürücünün ağır kusuru, yeterli ehliyete sahip olmaması veya alkollü olması sonucu zarara neden olduğu takdirde sigortacı kendi akidine rücu hakkına sahiptir.
Davacı vekili, davalı tarafından sigorta ettirilen aracın davacı şirket tarafından düzenlenen zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında ödediği tazminatın sigortalısından tazminini talep etmiştir.
Sigortalı ve sigorta şirketi arasındaki sigorta sözleşmesi gereğince sürücünün alkollü olması sonucu zarara neden olduğu takdirde sigortacı kendi akidine rücu hakkına sahiptir.
Dosya kapsamında bulunan poliçe örneğine göre sigorta sözleşmesinin tarafı olarak davalı şirketin ismi yer almaktadır. Buna göre taraflar arasında sigortalılık konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı, davacının sigortalısı olup, sigorta sözleşmesinin tarafı olduğundan ve ZMMS tarafından açılacak rücu davaları da akide karşı açılacağından işin esasına girilerek kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediğinin araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." şeklinde karar verilmiştir.
Davalı taraf her ne kadar dava konusu aracın kaza tarihinden evvel uzun süreli kira sözleşmesi ile dava dışı ...'ne kiralandığından bahisle işletenin herhangi bir sorumluluğu kalmadığını savunmuş ise de emsal mahiyetteki Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin içtihadı doğrultusunda davacı ile davalı arasında ZMM sigorta poliçesi akdedildiği, davalının poliçe akidi olması sebebiyle rücu davasında husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmakla davalının savunmalarına itibar edilmemiş ve işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Davanın esası bakımından yapılan değerlendirmede;
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4/3. Maddesinde; "Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:
a) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,
b)(Değişik: RG-2/2/2016-29612)(1) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise,
c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,
ç) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,
d) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa,
e) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse,
f) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Her ne kadar davalı “... Ltd. Şti.” vekilinin cevap dilekçesinde özetle: “..kazaya ilişkin trafik tespit tutanaklarının gerçeği yansıtmadığı; 20.07.2023 tarihindeki kazada ... plakalı aracın hatalı park etmiş olması kusur konusunda değerlendirilmeye alınması gerektiği..." belirtilmiş ise de; Belirtilen konularda başka bilgiye rastlanmadığı ve değerlendirme yapılamadığı; Önceden teknik olarak belirlenmiş (KTK.'nun 84/,/, Md. yoluyla, 46,47/c,d, 52/a,b, 67/a,b,c., 81. Md. ile, KT. Yönet. 137/A,B. Md. Trafiğin akışı, Trafik İşaretlerine Uyma, Hızın Gerekli Şartlara Uygunluğunu Sağlama, Araç Manevraları, Kazaya karışanlar) kurallara karşı dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve kaza sonrası kaza yerini terk eden ... plakalı kamyonetin kimliği tespit edilemeyen sürücüsünün “%100 Oranda Asli ve Tam Kusurlu” olacağı; Trafik Kazası Tespit Tutanağında herhangi bir kural ihlali bilgisi belirtilmeyen; Anılan yolun sağ kenarında park halinde durmakta iken, geri geri manevra yapmakta olan kamyonet tarafından çarpılmaya uğrayan ... plakalı kamyonet sürücüsü/maliki dava dışı ...” ün kazada etkisi olmadığı, alabileceği bir tedbir bulunmadığı ve “Tamamen Kusursuz” olacağı; Kaza tarihinde ... plakalı kamyonetin maliki olan davalı ... Ltd. Şti.' nin” ise (KTK' nun 85. Md. İşleten) kurallar gereği aracın kimliği tespit edilemeyen sürücüsünün kusuru oranında, adı geçen sürücüyle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı; Ancak davalı “... Tic. Ltd. Şti.” vekilinin cevap dilekçesinde özetle: “Müvekkil şirketin kaza yapan aracın maliki olduğu, ancak işleteni olmadığı; Müvekkil şirket söz konusu aracı “Uzun Süreli Araç Kiralama Sözleşmesi” ile ...'ne uzun süreli kiraya vermiş olduğu; Söz konusu sözleşme uyarınca kaza tarihinde... aracın zilyedi durumunda olduğu...” belirtilmiş ise de; Belirtilen konularda tarafımızdan değerlendirme yapılamadığı ve belirtilen konuların taktirinin Sayın Mahkemeye ait olacağı; Dava konusu ... plaka sayılı 2012 yılı modeli ...marka ve tip aracın hasarına ilişkin olarak dosyada mübrez fotoğraflara ve ekspertiz raporuna göre aracın sol ön çamurluk ve ön tampon kısmının kısmen hasar almış olduğu görülmüş olup onarım bedelinin işçilik ve kaporta, boya onarım anlamında 3.000,00 TL olarak tespit edilmiş olduğu ve dava konusu araç maliki ...'e 21.09.2023 tarihinde... A.Ş. tarafından EFT ödemesi yapılmış olduğu tespit edilmiştir. Yapılmış olan hasar bedeli ödemesi ile tespit edilen hasara ilişkin kadri marufunda olduğu kanaatine varılan hasar bedeli açısından davacı tarafın rücu şartlarının teknik anlamda oluştuğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Tüm dosya kapsamı ve sunulan görüntü kayıtları bir bütün olarak incelendiğinde; davalıya ait aracın 20/07/2023 tarihinde dava dışı ... plakalı araca çarptığı ve durmayarak olay yerinden uzaklaştığı görüntü kayıtları ile sabittir. Bu sebeple dava dışı aracın nizami olarak park etmiş olduğu da dikkate alınarak dava konusu kazanın gerçekleşmesinde davalının maliki olduğu araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu'nun ...sayılı dosyasının incelenmesinde; değer kaybına ilişkin dava dışı ... plakalı araç sahibinin başvuru yaptığı, 18.333,33 TL asıl alacak, yargılama gideri ve ilam vekalet ücretinin yargılama esnasında davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı üçüncü kişiye ödendiğinin taraflarca bildirilmesi nedeniyle uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. Mahkememize de davacı vekili tarafından STK dosyasına istinaden yapmış olduğu ödemeye ilişkin 18/09/2024 tarihli dekont sureti sunulmuştur.
Bilirkişiler tarafından yapılan hesaplama ve değerlendirmede de davacı şirket tarafından dava dışı araç için yapılan 3.000,00 TL'lik hasar ödemesinin kadri marufunda olduğu bildirilmiştir.
Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde; davacı şirket tarafından dava dışı üçüncü kişiye değer kaybı için yapılan ödemenin STK dosyasından kaynaklandığı, hasar ödemesinin ise kadri marufunda olduğu, dosya arasına alınan görüntü kayıtlarından davalının maliki olduğu araç sürücüsünün olay yerini terk ettiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmadığı da dikkate alınarak ZMMS Genel Şartları uyarınca davacının davalıya rücu hakkının bulunduğu, bu bağlamda değer kaybı ve ferilerine ilişkin yapılan 34.885,55 TL ödeme, STK kararında hükmedilen 710,00 TL ıslah harcı ile 3.000,00 TL hasar ödemesi olmak üzere toplam 38.595,55 TL asıl alacak ile ödeme tarihlerine göre mahkememizce re'sen hesap edilen (3.000,00 TL hasar ödemesi bakımından 21/09/2023 ile 18/12/2024 arası için 582,41 TL işlemiş faiz, 34.885,55 TL'lik ödeme bakımından ise 18/09/2024-18/12/2024 arası için 2.087,40 TL işlemiş faiz olmak üzere) toplam 2.669,81 TL işlemiş faiz bakımından davalının itirazının iptaline, taraflar arasındaki uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanması ve alacağın yargılama neticesinde belirlenebilir olması sebebiyle icra inkar tazminatı talebinin ise reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. .
Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
1-Davalı tarafından ... 29. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin 38.595,55 TL asıl alacak ve 2.669,81 TL işlemiş faiz üzerinden takip talebindeki şartlarla DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.818,83 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL'nin mahsup edilerek bakiye 2.203,44 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red durumuna göre 4.094,00 TL'sinden davalı tarafın, 506,00 TL'sinden davacı tarafın sorumlu olması kaydı ile tahsili ve hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 1.230,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen kabul edilen 41.265,36 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereği takdir olunan 41.265,36 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen red edilen 4.823,01 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereği takdir olunan 4.823,01 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan 377,50 TL tebligat, posta gideri ile 10.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.377,50 TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre 9.235,97 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 09/12/2025