BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; Bakırköy .... Noterliği'nin 05.01.2023 tarihli ve ... yevmiye numaralı adi ortaklık sözleşmesi uyarınca ... vergi kimlik numaralı ... – ... (... İnşaat) Adi Ortaklığı kurulmuş ve halen faal olduğunu, adi ortaklığın amacının, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi .... Pafta, ...Ada’da kayıtlı gayrimenkul üzerinde yapılacak olan inşaat projesinin yürütülmesi ve tamamlanması olduğunu, davalı ...'in, söz konusu projenin “Dış ve iç cephe boyama işleri ile alçı işleri”nin 17.01.2024 tarihli, “SÖZLEŞME” başlıklı sözleşme ile taşere edildiği alt yüklenici sıfatını haiz olduğunu, 17.01.2024 tarihli sözleşmenin; “D) SÜRE” başlıklı maddesine göre işlerin teslim süresinin 4 ay olduğunu, ve bu 4 aylık sürenin, 17.01.2024 tarihinde, yani sözleşmenin imzalanması tarihinde başlamakta olduğunu, "E) CEZAİ ŞART VE SON HÜKÜMLER" başlıklı maddesine göre sözleşmenin ihlal edilmesi halinde, yapılacak olan iş bedelinin %20'si oranında cezai şart alacağının ihlal eden tarafından ödenmesi kararlaştırılmış olduğunu, davalı yüklenicinin, sözleşme ile üstlendiği edimi, sözleşmede kararlaştırılan 4 aylık sürenin sonu olan 17.05.2024 tarihine kadar ifa etmediği gibi günümüze kadar da işleri haklı bir neden olmaksızın tamamlamamış olduğunu, konu ile ilgili Bakırköy ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .... D. İş sayılı dosyasından yapılan yerinde inceleme ve akabinde hazırlanan 10.02.2025 tarihli bilirkişi raporu uyarınca, keşif tarihi olan 03.02.2025 itibarıyla İç mekanlarda alçıpan işlerinin tamamlanma seviyesinin % 100, İç mekanda alçı sıva ve boya işlerinin tamamlanma oranının % 87, Dış cephe kaplaması işlerinin tamamlanma oranının % 91 olarak tespit edilmiş olduğunu, davalı ...'e, yarım bıraktığı işlerin tamamlanması, aksi durumda TBK md. 125 mucibince ifadan vazgeçilerek olumlu zarar tazmini talep edileceği, cezai şart alacağı talebinde bulunulacağı hususlarını içerir Üsküdar .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ve 27.01.2025 tarihli ihtarnamesi keşide edilmiş olduğunu, davalının, ihtarnameyi tebellüğ etmesine rağmen 17.01.2024 tarihli sözleşmenin ifası yönünde herhangi bir adım atmamış olduğunu, Bakırköy ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .... D. İş sayılı dosyası kapsamında hazırlanan 10.02.2025 tarihli bilirkişi raporunun, davalıya usulüne uygun olarak 21.02.2025 tarihinde tebliğ edilmiş olup davalı tarafça rapora karşı herhangi bir itiraz dilekçesi sunulmamış olduğunu, bu durum, delil tespiti dosyasındaki rapor içeriğinin davalı tarafça kabul edildiği anlamına gelmekte olduğunu, bununla birlikte, eksik işlerin tamamlanması için müvekkili ortaklık tarafından şantiyeye bir başka alt yüklenici dahil edilmiş olup 10.02.2025 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen eksikliklerin 3. kişiye tamamlatılmış olduğunu, adi ortaklık ile davalı ... arasında kurulan 17.01.2024 tarihli sözleşmenin dilekçe ekinde sunulduğunu, davalı ... tarafından sözleşmenin ifasında 03.02.2025 tarihi itibarıyla dahi temerrüde düşülmüş olduğu hususunun, 10.02.2025 tarihli delil tespit raporu ile sabit olduğunu, raporun, aynı zamanda sözleşme bedelinin 17.508.850,00 TL olduğunu, dolayısıyla da 17.01.2024 tarihli sözleşmenin "E" başlığındaki maddeden hareketli cezai şart tutarının (17.508.850,00 TL/100*20=) 3.501.770 TL olabileceğine ilişkin yaklaşık ispat koşullarını sağlamakta olduğunu, bu nedenle, yalnızca harca esas değer olan 1.000.000,00 TL tutarında ihtiyati haciz kararı verilmesinin, hali hazırda alacaklı müvekkilinden mal kaçırma saikiyle hareket eden davalıdan yaklaşık olarak ispat edilmiş alacağın tahsilini güvence etmek noktasında önem arz edeceğinin muhakkak olduğunu, bu nedenle, öncelikli olarak teminatsız olarak; mümkün değil ise makul bir teminat mukabilinde ihtiyati haciz kararı verilmesini, davalının taşınır, taşınmaz, hak ve alacaklarının ihtiyaten haczini talep ediyor olduklarını beyanla; ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne, 17.01.2024 tarihli sözleşmenin "E" maddesi ile Bakırköy .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı dosyası kapsamında hazırlanan 10.02.2025 tarihli bilirkişi raporu bir arada değerlendirilerek, alacağın şu aşamada en azından yaklaşık olarak ispat edilmiş olduğundan bahisle İİK md. 257 vd. hükümleri uyarınca davalının borca yeter miktarda taşınır taşınmaz malvarlıkları ile 3. kişiler nezdindeki hak ve alacaklarının tahsil edilebilmesi için ihtiyati haciz karar verilmesini, davanın kabulüne, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; Olumlu Zarar Tazminatı istemleri kapsamında şimdilik 500.000,00 TL, Cezai Şart Alacağı istemleri kapsamında şimdilik 500.000,00 TL olmak üzere toplam şimdilik 1.000.000,00 TL alacağın, 17.01.2024 tarihinden itibaren alacağa işletilecek olan avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı, ancak davaya cevap verilmediği görülmüştür.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı tazminat ve cezai şart istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı adi ortaklık ile davalı arasında 17.01.2024 tarihli sözleşmenin imzalanıp imzalanmadığı, davacı adi ortaklığın yapmakta olduğu inşaat projesinde "dış ve iç cephe boyama işleri ile alçı işlerinin" davalı şirkete taşere edilip edilmediği, sözleşme uyarınca davalı tarafın üstlenmiş olduğu edimleri süresinde yerinde getirip getirmediği, buna göre davacı tarafın cezai şart talep edebilip edemeyeceği, edebilecek ise miktarı ve sözleşme ile üstlenilen edimlerin yerine getirilmemesi nedeni ile davacının uğramış olduğu zararın tespiti ile davalıdan talep edilebilip edilemeyeceği hususlarındadır.
Davacı asil ... TC kimlik nolu ... 30/09/2025 tarihli duruşmaya iştirakle "Davalı taraf sözleşme ile üstlenmiş olduğu edimleri gereğince yerine getirmiştir, ortağım ... ortaklık adına vekalet vermiş ise de dava dilekçesinde belirtilen hususları kabul etmiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı asilin bu yöndeki beyanı ve dava dilekçesi ekinde yer alan davacı adi ortaklık adına olan dava vekaletnamesinin incelenmesinde adi ortak ...'nun adi ortaklık adına vekalet vermiş olduğu anlaşılmakla Mahkememiz 10/11/2025 tarihli ara kararı ile "Davacı adi ortak ...'na ve davacı vekiline adi ortaklığı temsile yetkili olduğunu ispata yarar bilgi ve belge sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde beyanda bulunulmaması halinde dosyada bulunan mevcut deliller itibariyle karar verileceği ve bu hususta yeniden delil bildirilemeyeceği hususunun ihtarına, iş bu ara kararın davacı adi ortak ... ve davacı vekiline tebliği itibariyle ihtarat yapılmış sayılmasına karar verilmiş ve ara karar taraflara tebliğ edilmiştir.
"Somut olayda davacı .... ile Otoyol ....Şti 'nin oluşturduğu adi ortaklığın, yüklenici davalı .... Geoteknik şirketi ile T.C. Karayolları Bursa ... Bölge Müdürlüğü tarafından ihale edilen Tavşanlı - Domaniç yolu KM 55+500-31+660 arası toprak işleri, sanat yapıları ve üst yapı işi kapsamında yapılacak olan "120 cm. Forekazık imalatı ve iksa işlerinin" yapılması konulu 12.04.2017 tarihli sözleşmenin akdettikleri, davalı ....'in yüklenici olduğu, asıl davada davacı ...'nın eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yüklenici davalı ... şirketi aleyhine icra takibi başlattığı, ancak adi ortakların alacaklarını tahsili için ancak birlikte hareket etmeleri gereken zorunlu dava arkadaşları oldukları bu nedenle davacının icra takibinde ve dolayısı ile asıl davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığı anlaşıldığından; mahkemece asıl davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. (İstanbul Bam 15. Hukuk Dairesi 2025/1245 E.-2025/926 K. Sayılı ilamı)
"Belirtilen bu hükümlerin sonucu olarak dava açan adi ortak elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre davada mecburi dava arkadaşı durumundadır. Adi ortaklıkta davanın tüm ortaklar tarafından açılması gereklidir. Birlikte dava açılmadığı takdirde diğer ortaktan davaya muvafakat alınması, muvafakat vermeyen ortak olursa onun hakkında da dava açılması ve bu suretle taraf ehliyetinin tamamlanması gerekir. Aksi takdirde davanın dinlenme imkânı yoktur. Açılan davaya muvafakatın sağlanması, olmadığı takdirde taraf teşkili için diğer adi ortağın davalı olarak davada yer almasının sağlanması yoluyla davanın görülebilir hale gelmesi şeklinde bir uygulamanın benimsenmesi, Anayasa'nın hak arama özgürlüğünü düzenleyen 36. maddesine uygun yorumla, hukukun ve adaletin amacını sağlamaya yönelik olan temel hukuk ilkeleri yönünden de bir zorunluluktur. Zira muvafakat etmeyen adi ortak aleyhine husumet yöneltilmesine imkân tanınmaksızın davanın reddi gerektiğinin kabulü; ortaklardan bir kısmının hak arama özgürlüğünün, diğer bazı ortakların insiyatif ve vicdanına bırakılması yanında, ortaklığın ve bu kapsamda ortaklardan bir kısmının haklarının hukuk önünde korunamayarak, uyuşmazlığın çözümsüz ve ortada bırakılabileceği anlamına gelir ki, bu da hukukun adaleti sağlama amacıyla bağdaşmaz. Adi ortaklığın tüzel kişiliği olmayıp adi ortaklar arasında elbirliği ile mülkiyet söz konusu olduğundan adi ortakların sözleşmeye dayalı tapu iptâl ve tescil ya da alacak isteminde bulunabilmeleri için tüm ortakların birlikte dava açmaları zorunludur. (Y. 15. HD. 21.09.2020 T., 2019/3674 E. ve 2020/2487 K.) Adi ortaklardan bir veya birkaçı tarafından dava açılması ve zorunlu dava arkadaşlığı nedeniyle birlikte dava açmaları gereken hallerde diğer ortakların davaya muvafakatinin sağlanması, muvafakatın temin edilememesi halinde ise taraf teşkili bakımından muvafakat vermeyen diğer ortak ya da ortaklar aleyhine asıl dava ile birleştirilmek üzere dava açtırılıp, açılacak davanın bu davayla birleştirilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra için esasının incelenmesi gerektiği kabul edilmektedir. Adi ortaklıkta davanın, tüm ortaklar tarafından birlikte açılması zorunlu olduğundan, mahkemece davacıya makul ve bir süre verilerek adi ortaklığı oluşturan diğer ortak .....’nın açılan davaya muvafakatının alınmasının temini; şayet muvafakat verilmezse davacı tarafından dava dışı ortak hakkında işbu dava ile birleştirme talepli dava açılması ve bu suretle taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilip, davanın sonuçlandırılması gerekir. Belirtilen şekilde taraf teşkili sağlanmadığı takdirde adi ortaklardan birisi tarafından açılan davanın dinlenme imkânı bulunmadığı gözetilerek aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle açılan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bu nedenle kararın resen bozulması gerekmiştir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/2628 E. 2021/1640 K.)
Yapılan bu açıklamalar uyarınca somut olayın değerlendirilmesinde davanın adi ortaklık adına açıldığı, dava vekaletnamesinin adi ortaklık adına verildiği, ne var ki adi ortak ....in duruşmaya iştirakle açılan davaya muvafakatinin bulunmadığını belirttiği, Mahkememiz ara kararı ile davacı adi ortak ...'na ve davacı vekiline adi ortaklığı temsile yetkili olduğunu ispata yarar bilgi ve belge sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde beyanda bulunulmaması halinde dosyada bulunan mevcut deliller itibariyle karar verileceği ve bu hususta yeniden delil bildirilemeyeceği hususunun ihtarına, iş bu ara kararın davacı adi ortak ... ve davacı vekiline tebliği itibariyle ihtarat yapılmış sayılmasına karar verilmiş ise de davacı vekilince veya adi ortak ... tarafından bu hususta bir belge sunulamadığı, her ne kadar davacı vekilince adi ortak .... adına dava açılıp işbu dava ile birleştirilmek üzere taraflarına süre verilmesi talep edilmiş ise de, adi ortak ....'in iş bu davaya muvafakatinin bulunmadığı dosya kapsamı ile sabit olduğundan bu hususta ara karar tesisinin sonuca etkili olmayacağı, adi ortaklığı elbirliliği mülkiyeti hükümlerine tabi olması ve adi ortaklık sözleşmesindeki temsile ilişkin hükümlerin dava açılmasına dair yetkiyi kapsamayacağı anlaşılmakla açılan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
AÇILAN DAVANIN REDDİNE;
1-Alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 17.077,50 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 16.462,10 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
2-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
Dair davacı vekilinin, davacı ve davalı asilin yüzüne karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/12/2025