BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirketin baskı işçiliği yapılması konusunda anlaşmış olduklarını, tarafların yaptığı anlaşma neticesinde 05.06.2024 tarihli 33.600 TL tutarlı fatura, 07.06.2024 tarihli 96.154,80 TL tutarlı fatura ve 13.06.2024 tarihli 26.438,40 TL tutarlı üç adet fatura müvekkili şirket tarafından tanzim edilmiş ve davalıya tebliğ edilmiş olduğunu, davalı yanca söz konusu faturalara herhangi bir itiraz edilmemiş olduğunu, davalı tarafından 26.07.2024 tarihinde 50.000 TL ve 14.11.2024 tarihinde 20.000 TL ödeme yapılmış olduğunu, müvekkili şirketin 07.06.2024 tarihli faturadan kalan 59.754,80 TL bakiye alacağı ile 13.06.2024 tarihli 26.438,40 TL tutarlı fatura alacağının ödenmesi için davalı şirket ile iletişime geçmiş ise de herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu, işbu sebeple, müvekkili şirket tarafından davalı aleyhine Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmış olup, davalı tarafından icra takibine haksız olarak itiraz edilmiş olduğunu, davalı şirket tarafından takibe itirazda bulunulmuş, bu sebeple de takibin durmuş olduğunu, borçlu her ne kadar itiraz dilekçesinde alacaklarına ve ferilerine karşı itiraz etmiş ise de, söz konusu icra takibinde yer alan takibe dayanak teşkil eden evraklardan da anlaşılacağı üzere borcun varlığının ortada olduğunu, müvekkili şirketin ticari defter, faturalar ve banka hesap kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde davanın haklılığının ortaya çıkacak olduğunu, zira 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca bir borcun var olmadığını iddia eden tarafın bu hususu kanıtlaması gerektiğini, ancak davalının genel haciz yoluyla takibe konu olan bu borcun olmadığı hususunu kanıtlamamış olup, itiraz dilekçesine de bu hususu destekleyecek herhangi bir delil sunmamış olduğunu, borcu olmadığını ispat yükü altında olan davalının bu hususu kanıtlaması gerekmekte olduğundan mesnetsiz olarak yapılan bu borca itiraz hukuka aykırı olduğundan söz konusu itirazın iptali gerektiğini, davalı-borçlunun kötü niyetli olarak icra takibine itiraz etmiş olduğunu, davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak icra takibine itiraz edilmiş ve bu doğrultuda verilen karar üzerine icra takibinin durdurulmuş olduğunu, bu sebeple müvekkilinin arabuluculuk yoluna başvurmuş olup arabuluculuk görüşmelerinde tarafların anlaşmaya varamamış olduklarını, ihtiyati tedbir taleplerinin mevcut olduğunu, müvekkilinin alacağının temini bakımından; haricen edilen bilgilere göre borçlunun bir çok borcunun olması, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ilerde verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önüne alınarak, davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının İHTİYATİ HACZİNE karar verilmesini talep ediyor olduklarını beyanla; fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı yanın icra dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz eden borçlu-davalının aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf her ne kadar dava dilekçesinde dayanak olarak cari hesap alacağı sunmuş ise de; iş bu cari hesap alacağı yönünden gönderilen ürünleri müvekkili şirket tarafına teslim etmemiş olduğunu, müvekkili şirkete teslim ettiği ürünler ile cari hesap alacağında yer alan ürünlerin tamamen farklı olduğunu, davacının müvekkili şirkete teslim ettiği kumaşlar ayıplı ve kullanılamaz durumda olduğundan ötürü müvekkili tarafından kullanılamamış olduğunu, müvekkilinin bu durumdan ayrıca zararı doğduğunu, davacının müvekkiline teslim etmiş olduğu ürünlerin cari hesap alacağına konu ürünlerden farklı olduğunu bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi durumunda maddi hakikatin ortaya çıkacak olduğunu, iş bu sebeple müvekkiline teslim edilen malların ayıplı olup olmadığı ve cari hesap alacağına konu ürünler ile aynı olup olmadığı konusunda bilirkişi marifetiyle yerinde tespit yapılmasını talep ediyor olduklarını, iş bu sebeple müvekkili şirketin, davacı ile mevcut ticari ilişkisinden ötürü direkt olarak iletişime geçilmiş ve ürünlerin görünenin aynısı olmasını istemiş olduğunu, davacı tarafın bu talebe istinaden müvekkilinin iyi niyetini suistimal ederek; cari hesap alacağına konu kumaşların aynısını getireceğini ve ayıplı olan kullanılamayacak kumaşları geri götürüleceğini müvekkiline bildirmiş olduğunu, iş bu sebeple müvekkilinin, davacı ile ilişkilerinin zedelenmemesi adına herhangi bir adım atmamış ve davacının beyanlarına itibar etmiş olduğunu, ancak davacı tarafından bu durumun kötüye kullanılmış olup; tüm söylemlerine rağmen müvekkiline cari hesap alacağına konu ürünleri teslim etmekten kaçınmış ve müvekkilini oyalamış olduğunu, akabinde de müvekkiline karşı icra takibi başlatmış olduğunu, ancak davacının iş bu davasının haksız olduğunu, davacının, müvekkiline taahhüt ettiği ve cari hesap alacağına konu yazılı olan ürünleri teslim etmemiş olduğunu, buna rağmen davacı ile yapılan şifai görüşmelerde her ne kadar müvekkiline ayıplı olmayan kumaşları teslim edeceğini ve daha önce teslim etmiş olduğu ayıplı kumaşları geri alıp, değiştirmeyi taahhüt ve beyan etmiş ise de; davacı tarafından müvekkili oyalanmış olup; müvekkilinin mağduriyetine yol açmış olduğunu, müvekkili şirkete davacı tarafından teslim edilen faturaya konu malların ayıplı olduğuna ilişkin müvekkili şirketin teslim adresi olan ..... Mah. ..... Cad. ..... Sk. ..... Plaza Kat: 3 No: 13/15 Bağcılar / İSTANBUL adresinde bilirkişi marifetiyle yerinde inceleme yapıldığı taktirde faturaya konu olan davacı tarafından alacak konusu yapılan malların ayıplı olduğunun tespit edilecek olduğunu, davacı tarafından kumaşların ayıplı olmasının kabulüne ve müvekkili şirkete kumaşların ayıpsız olanı ile değiştirme taahhüdüne rağmen teslim etmemiş olduğunu, iş bu durumun davacının söz konusu cari hesap alacağına konu görünen kumaşların müvekkil şirkete teslim edilmediğine karine teşkil etmekte olduğunu, belirtilen mallar müvekkiline teslim edilmediği gibi haksız ve kötü niyetli olarak davacı tarafça müvekkili aleyhine icra takibine geçilmiş olduğunu beyanla; mahkememiz aksi kanaatte ise müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının usul ve esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı takip dosyası ile iki adet faturaya dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine 59.754,80 TL 07.06.2024 tarihli ve ...... nolu fatura bakiye alacak, 26.438,40 TL 13.06.2024 tarihli ve ...... nolu fatura alacağı olmak üzere toplam 86.193,20 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı şirket tarafından takibe itiraz edildiği anlaşıldı.
Mahkememiz 17/06/2025 tarihli davalı vekilinin katıldığı celsesinde davalı vekiline dava konusu ürünlerin incelenebileceği adresi bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin süre içerisinde beyanda bulunulmaması halinde bu hususta tekrar delil bildirme hakkından vazgeçmiş sayılacağının ihtar edilmesine rağmen davalı vekilince süresinde beyanda bulunulmadığı görülmüş ve tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi hususunda ara karar tesis edilmiştir.
Tarafların 2023-2024-2025 yılı ticari defter ve kayıtlarının 08/09/2025 günü saat 14: 10'da bir mali müşavir bilirkişi vasıtasıyla mahkememiz duruşma salonunda incelenmesine karar verilmiş olup, SMMM bilirkişi ...... 14/10/2025 tarihli raporunda özetle; davacı şirketin 2023-2024-2025/06 yılı defterlerinin incelendiğini, defterlerin açılış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde yapıldığının, şirketin E-defter kullanıcısı olduğunun ve defter beratlarının yasal süresi içerisinde oluşturulduğunun görülmüş olup, defterlerin delil olma niteliğine haiz olduğunun tespit edilmiş olduğunu, firma E-defter kullanıcı olup rapor tarihi itibari ile 2025 yılının ilk 6 (altı) ayına ilişkin E-defterlerin elektronik ortamda oluşturulmuş olup, diğer aylara ilişkin E-defter gönderme sürelerinin henüz dolmadığını, bu nedenle 2023-2024 yıllarının tamamının 2025 yılında ise 01-06 aylar arası dönem incelenmiş olduğunu, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturaların incelendiğini, faturaların açık fatura mahiyetinde olduğunun tespit edilmiş olduğunu, Silvan Mal Müdürlüğü tarafından gönderilen 06.02.2025 tarih ...... sayılı yazı ekinde yer alan ..... Tekstil İnşaat Nakliyat Tarım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi firmasına ait Ba formu dökümünde 2024 hesap döneminde ..... Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi firmasından KDV hariç 130.161,00 TL alım yaptığının görülmekte olduğunu, davacı şirketin defterleri üzeride yapılan inceleme sonucunda davalı şirketi 120 Ticari Alacaklar Hesabının alt hesabı olan 120.01.080 hesabında, takip edildiğinin ve 2023-2025 yıllarında firmalar arasında herhangi bir işlem olmadığının tespit edilmiş olduğunu, davacı şirketin davalı şirketten 86.193,20 TL alacaklı olduğunun ve alacağın dava/icra takibi aşamasında olması nedeni ile yasal mevzuat gereği 128 Şüpheli Alacaklar Hesabına virman yapıldığının görülmekte olduğunu, davalı tarafından tarafına defter ve belge ibrazı gerçekleşmediğinden davalı tarafın defterleri üzerinde inceleme yapılamamış olduğunu SONUÇ OLARAK: davacı ..... Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi firmasının defter ve belgelerinde yapılan inceleme sonucunda ..... Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi firmasının 30/06/2025 tarihi itibari ile ..... Tekstil İnşaat Nakliyat Tarım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi firmasından dava 30.06.2025 tarihinde 86.193,20 TL alacaklı olduğunun tespit edilmiş olduğunu bildirmiştir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticari davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4).
Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticari defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticari defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticari defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticari defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı)
Davacı tarafın delillerinde ticari defter ve belgelere delil olarak dayandığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce usulüne uygun ihtara rağmen davalı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmamış, delil olma niteliğine sahip olduğu belirlenen davacı ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği takibe konu olan faturaların davacı taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 86.193,20 TL
alacaklı olduğu belirlenmiştir. Davalı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmadığındın ticari defterlerin TTK hükümlerince birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, kayıtların düzgün tutulup tutulmadığı denetlenemediği gibi uyuşmazlık konusu faturalara ilişkin bir kaydın bulunup bulunmadığı da belirlenememiştir.
Davacı taraf ticari defterlere diğer deliller ile birlikte dayanmış olup mahkemece de davalının ticari defterlerini ibrazı HMK 222/3 ihtarı ile birlikte davalıya duruşmada ihtar edilmiş olmasına rağmen ticari defterler incelemeye sunulmamıştır. Bu durumda HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uyarınca; davalının HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, ibraz edilmeyen belgenin/ticari defterin içeriği hakkında, ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilerek ticari defterlerde kayıtlı fatura konusu malların teslim edildiği ve bedelinin ödenmediği hususunun kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Her ne kadar cevap dilekçesinde davacı tarafından gönderilen ürünlerin ayıplı savunmasında bulunmuş ise de, Mahkememiz 17/06/2025 tarihli davalı vekilinin katıldığı celsesinde davalı vekiline dava konusu ürünlerin incelenebileceği adresi bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin süre içerisinde beyanda bulunulmaması halinde bu hususta tekrar delil bildirme hakkından vazgeçmiş sayılacağının ihtar edilmesine rağmen davalı vekilince süresinde beyanda bulunulmadığı görülmüştür.
İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Eldeki davada, satın alınan ve faturası belirli alacak likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.
Açıklanan bu nedenlerle açılan davanın kabulü ile davalı tarafın Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 17.238,64 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE;
1-Davalı tarafın Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİNE, takibin DEVAMINA,
2-İcra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 17.238,64 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,
3-Alınması gereken 5.887,86 TL harçtan peşin alınan 1.041,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.846,86 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
4- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
5-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 1.656,40 TL ile bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 8.157,00 TL olmak üzere toplam 9.813,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı (e-duruşma ortamında), davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/12/2025