Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

G. K. YAZILDIĞI TARİH: 09/12/2025

Davacı tarafından mahkememizde açılan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan satım sözleşmesi uyarınca M2 birim fiyatı 180.00 –TL den 22.222.2 ’ ..... 15.11.2025 tarihine kadar parti halinde müvekkili şirkete teslimi karşılığında, .....Şub. Ait 25.11.2025 keşide tarihli, ..... nolu 2.000.000.00 TL ve yine .... Şub. Ait 23.12.2025 keşide tarihli ..... nolu 2.000.000.00 TL’lik müşteri çeklerinin davalı şirket yetkisine teslim edildiğini, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında tanzim edilen sözleşme uyarınca, davalı şirket sözleşme kapsamı dışında kalan bir miktar mala ilişkin teslim işlemi gerçekleştirdiğini, fakat sözleşmede kararlaştırılan edimini vade tarihi geçmesine rağmen davacı şirkete teslim etmediğini, söz konusu malların müvekkili davacı şirkete teslim edilmemesi üzerine ve davalı şirkete Kartal ..... Noterliğinin 24.11.2025 tarihli ve ..... Yevmiye nolu ihtarnamesiyle sözleşme uyarınca söz konusu malların teslimi, aksi halde sözleşme uyarınca teslim edilen çeklerin iadesinin talep edildiğini, şekil şartları bakımından tam ve geçerli olan ve fakat önemli bir kısmının, yukarıda açıklamaya çalıştıkları nedenlerle bedelsiz kalmış olan söz konusu çeklerinin, karşı tarafça ve kötü niyetli 3. Şahıslarca takibe konması konusunda haklı endişelerinin olduğunu, bu nedenle, haklarında herhangi bir takip açılmadan önce işbu menfi tespit davasını açmak zorunluluğu doğduğunu, neticede çeklerden borçlu olmadıklarının tespiti, söz konusu çeklerin iptali, işbu çekleri hakkında davalı ve dava dışı kötü niyetli 3. Kişilerin ihtiyati haciz başta olmak üzere tüm cebri icra işlemlerinin önlenmesi amacı ile HMK 389. Maddesi kapsamında İhtiyati tedbir talebininin kabulü, avukatlık ücreti ile mahkeme masraflarının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizin 02/12/2025 tarihli ara karar ile; "Arabuluculuk Son Tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini 1 HAFTALIK KESİN SÜRE içerisinde sunmasının istenmesi için davetiye çıkarılmasına, sunmadığı takdirde davanın usulden reddedileceği hususunun ihtarına," hususunda davacıya ihtaratlı davetiye çıkartılmıştır.
Davacı 08/12/2025 tarihli beyan dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanağını dosyaya sunduğu görülmüştür.

Dava dilekçesi, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava, menfi tespit isteminden ibarettir.

Dava konusu, "..... Şub. Ait 25.11.2025 keşide tarihli, .... nolu 2.000.000.00 TL bedelli çek" ve "..... Şub. Ait 23.12.2025 keşide tarihli ..... nolu 2.000.000.00 TL bedelli çek" çekler yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti mahiyetinde olduğu görülmüştür.

Dava şartları bakımından HMK.nın 114 ve 115. maddeleri bakımından re'sen yapılan inceleme sonucunda;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114 maddesinde, dava şartları açıkça sayılmış olup, mahkeme tarafından resen gözetilir.
HUAK m. 18/A (2) hükmünde dava şartı arabuluculuğa mutlaka dava açmadan önce başvurulması zorunlu tutulmuştur.
HMK 114/2 ye göre (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır. denilerek özel kanunlarla da özel dava şartı getirildiğinden resen inceleme yapılacağı sabittir.
Yargıtay ...... Hukuk Dairesi'nin 17/06/2020 gün, ..... Esas sayılı, ..... Karar sayılı ilamı; "Davacı tarafından yukarıda anılan mevzuat uyarınca dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurduğundan bahsettiği ancak buna ilişkin tutanağın sunulmadığı da görülmüştür. Uyuşmazlığın giderilmesinde uyuşmazlık, davacı vekiline arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dosyaya ibraz edilmemesi halinde bu belgelere UYAP sisteminden ulaşılabilmesi nedeniyle suretinin yeterli olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır.''Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi taktirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir'' hükmüyle davacının arabulucuk faaliyetine ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dosyasına sunulmasını ''dava şartı'' olarak kabul etmiş, bu şartın gerçekleşmemesi halinde de müeyyidesinin ne olacağını açıkça kural altına almıştır. Bu yönüyle emredici nitelikte olan norm, hakime taktir yetkisi tanımamıştır. şeklindedir.
6102 sayılı TTK' nın 5/A maddesi; " (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. " şeklindedir.
Yine 7155 sayılı Yasa ile değişik 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi hukmü ise "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindedir.
"...Davacı tarafça sunulan tutanağa göre anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak düzenlenmeden dava açıldığı açık olduğundan 6325 sayılı kanunun 18/A-2. Fıkrasının birinci cümlesinin yerine getirilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının bu yönlere ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir." İstanbul BAM ..... Hukuk Dairesi, ..... Esas, ..... Karar.
Somut olayda; İşbu davanın 01/12/2025 günü saat 12: 20'de açıldığı, arabuluculuk başvurusunun 01/12/2025 günü saat 12: 33 olduğu ve arabuluculuk son tutanağının düzenlenme tarihinin de 05/12/2025 olduğu, davacı tarafça dava açılmadan önce özel dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadığı, dava konusu uyuşmazlığın menfi tespit istemine ilişkin olduğu, buna ilişkin davalarda zorunlu arabuluculuğa tâbi olduğu ve dava şartı olarak kabul edildiği, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı, bu nedenle işbu dosyada dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurulmadığı ve son tutanağın düzenlenmediği, son tutanağın düzenlenme tarihinin 05/12/2025 olduğu sabit olan davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının davasının ARABULUCULUK ÖZEL DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,

2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40 TL harcın, davacı tarafça peşin yatırılan toplam 68.310,00 TL harçtan mahsubu ile 67.694,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya İADESİNE,

3-Davacı taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
-Davacı taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı taraflara İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 09/12/2025