İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM /
Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; taraflar arasında ... ili, ... ilçesi, ... Köyü, ... mevkiinde kain 3 pafta, 402 parselde kayıtlı 15.320 m2, ... ili, ... ilçesi, ... Köyü, ... mevkiinde kain 11 pafta, 571 parselde kayıtlı 11.869 m2 arsa vasıflı gayrimenkuller ile ilgili olarak düzenleme şeklinde hasılat paylaşımlı arsa payı karşılığı bina yapımı ve satış vaadi ön anlaşması yapıldığını, sözleşme gereği müvekkilinin davalı şirkete toplam 350.000,00 USD ödeme yaptığını, 10.000 USD'nin şirket muhasebe sorumlusu ....'a belge karşılığı teslim edildiğini, bakiye 250.000 USD'nin banka aracılığı ile şirket hesabına gönderildiğini, davalının sözleşmeyi arsa sahibi sıfatıyla imzaladığını, ancak daha sonra arsa sahiplerinin ... Tic.AŞ olduğunun öğrenildiğini, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğunu, müvekkilinin ... 40.Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile durumu ihtar ettiğini, ancak davalının 350.000,00 USD'ni iade etmediğini, davalı hakkında ... 21.İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalının itirazınını haksız olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, davalının % 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA /
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; davacı şirketin ısrarı sonucu ve Davacı şirketin söz konusu arsalara inşaat yapacağı taahhüdüne güvenerek tüm projeler ve görüşmelere son verilerek iş davacı Şirkete verildiğini, davacı Şirketin de başlangıçta, samimi olarak işe girişip kısmi ödemeler yapmış ise de bilahare işi yavaşlatıp, taahhütlerini ihlal etmeye başladığını, davacının talebinin 818 sayılı BK'nın 126/4. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunun kabulü halinde dahi, ödeme ve sözleşmenin feshi üzerinden 5 yıldan çok daha uzun bir zaman geçtiğinden yine davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, davacının açtığı davada haksız olduğunu belirterek reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 08/12/2022 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; müvekkili şirket personellerinde yıllar içinde çok sayıda personel değişikliği yaşanması ve davaya konu olayların da üzerinden uzun yıllar geçmesi nedeniyle kayıtlara zamanında ulaşılamadığını ve sonucunda müvekkili şirketin vekillerine dava ile ilgili yanlış-eksik bilgi verildiğini bu nedenle bu yanlış - eksik bilgilere dayalı olarak dosyadaki mübrez cevap ve beyanlarda bulunduğunu, müvekkili şirkette yeniden oluşturulan muhasebe ve arşiv departmanları vasıtasıyla yapılan araştırmalar neticesinde, aşamalarda önceki vekillerin beyanına dayanak olan davacı şirkete ait 3 adet çek bulunmuş olup bu çeklere ilişkin herhangi bir davacı yan ödemesi olmadığının anlaşıldığını, bankadan tahsil edilmiş bir çek olmadığı gibi çeklere ilişkin de herhangi bir ödeme alınmadığını, dosyaya sunulan çek fotokopilerinin incelemesinden de anlaşılacağı üzere çeklerin ne önünde ne de arkasında herhangi bir ödeme / kısmi ödeme şerhi ve/veya herhangi bu nitelikte başka kayıt olmadığının görüleceğini, davacı tarafından elden yapıldığı iddia edilen 100.000,00 Amerikan Dolarlık ödemenin ise şirket kayıtlarına hiç girmediği tespit edildiğini, söz konusu parayı şirket adına aldığı davacı yanca iddia edilen ... isimli şahsın, müvekkil şirkette iddia olunan tarihte hiçbir imza yetkisi - Temsil ve ilzama yetkisi olmadığı gibi müvekkili şirket adına herhangi bir tahsilat almak yetkisi de bulunmadığını, bununla birlikte böyle bir parayı da şirket hesaplarına aktarmadığını, ifade edildiği üzere zaten ... isimli şahsın söz konusu parayı şirket nam ve hesabına almasının mümkün olmadığını, davacı tarafından verildiği iddia olunan bu paranın istirdadının muhatabı müvekkili şirket değil ... isimli şahıs olacağının ortada olduğunu, bu şahsın müvekkili şirkette çalıştığı kısa dönemde bazı usulsüzlükler yaptığı anlaşıldığını ve de iş akdi fesih edilmiş bir kişi olduğunun öğrenildiğini, müvekkil şirketi bir çok iş ve işlemi neticesinde zarara soktuğunu, bu şahsın şirket çalışanı olarak özen ve sadakat yükümlülüğü bir yana kasten sorunlara yol açan birisi olduğunu, müvekkili şirketle husumetli olduğunun bilindiğini, müvekkili şirkete yapıldığı iddia olunan bu havale TBK 102 kapsamında kabul edilmesi gerektiğini, davacı tarafın bu ödemeyi, taraflar arasında akdedildiği söylenen ama bir türlü Noter tasdiki şartı bir kenara imzalı bir örneği dahi dosyaya sunulamayan Arsa Payı Karşılığı Bina yapımı ve Satış vaadi sözleşmesine göre yapıldığı iddiasını tamamen ve kesin olarak red ettiklerini, müvekkili şirket kayıtlarının incelendiğinde böylesi bir borç / avans almak gibi bir işlemin kayıtlarda olmadığı sadece avans olarak çeklerin alındığı ve bu çeklerin de tek kuruşunun dahi tahsil edilmediğini, dosyadaki BA/BS evraklarının incelenmesinde de bu husus açıkça ortaya çıktığını, müvekkili şirkete böyle bir ödeme yapılmadığını, bu ödeme iddiasını da açık ve kesin bir ifade ile reddedildiğini, bu şahsın müvekkili şirkette hiç bir temsil ve ilzam yetkisi olmadığı gibi para tahsil etmek gibi bir yetkisinin de olmadığını, davacının dosyaya sunduğu yazının bir makbuz senedi niteliğinde olmadığını, tahsilat yapıldığına dayanak olan bu yazının mevzuata uygun nitelikte bir tahsilat makbuzu da olmadığını, müvekkilinin adı - ünvanı, vergi numarası, adresi vb hiç bir kayıt olmadığı gibi kıyasen değerlendirecek olursa TTK 834. Maddede yer alan Makbuz Senedinde bulunması gereken unsurları içermediğini, basiretli bir tacirin bu şekilde 100.000.Amerikan Doları ödediğini kabul etmenni hukuken olanaksız olduğunu belirterek, davanın reddi ile haksız olarak açılan dava sebebiyle müvekkili lehine %20 oranından az olmamak üzere İcra Tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

KANITLAR VE GEREKÇE /

İ.İ.K.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının vaki itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir.
Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, ... 21. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası getirtilerek dosya içine alınmıştır.
... 21. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası kapsamından; davacı tarafın davalı hakkında toplam 1.744.836,43 TL alacağın eklentileri ile birlikte ödetilmesi istemiyle ve ilamsız takip yoluyla icra takibinde bulunulduğu, davalının yasal süresi içinde vaki itirazı sonucu icra takibinin İ.İ.K.nun 62. maddesi uyarınca durduğu saptanmıştır. İcra takibine vaki itirazın davacı tarafa tebliği durumu ve dava tarihine nazaran da, bu itirazın iptali davasının İİK.nun 67. maddesi hükmünde öngörülen ve hak düşürücü nitelikteki bir yıllık süresi içinde açıldığı tespit olunmuştur.
Mahkememizce ... Esas sayılı dosya kapsamında yapılan yargılama neticesinde ; taraflar arasındaki şifahi kat karşılığı bina yapım sözleşmesinin, anlaşma tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunun 126/4 fıkrasına göre beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu, sözleşme en baştan geçersiz olduğundan, ödemenin yapıldığı tarih itibariyle zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı, dosyada mevcut avans ve kapora makbuzunun 11/07/2008, dekontun ise 21/08/2008 tarihli olduğu, buna göre davacının iade alacağı yönünden takip tarihi olan 27/07/2017 tarihi itibariyle beş yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davalının zamanaşımı def'inin yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen kararın,davacı vekili tarafından istinaf edilmesi neticesinde İstanbul BAM 3. Hukuk Dairesinin ...E ...Karar sayılı 13.12.2021 tarihli istinaf incelemesi sonucunda ; "somut olayda ; eser sözleşmesi ile ilgili zamanaşımı süresi değil, geçersiz sözleşmelere uygulanacak 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, dosyada mevcut avans ve kapora makbuzunun 11/07/2008, dekontun ise 21/08/2008 tarihli olduğu, buna göre davacının iade alacağı yönünden takip tarihi olan 27/07/2017 tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı değerlendirilmiştir. Bu sebeplerle,tarafların esasa ilişkin delillerinin toplanarak,sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden,davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine" karar verilmiştir.
Dosya mahkememizin...Esas sayısına kaydedilerek yeniden yapılan yargılama neticesinde " Davanın KABULÜ ile ... 21. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına yönelik itirazın iptali ile takibin 350.000 USD asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD de ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faiz yürütülmesine,

Takip tarihi itibarı ile talep edilen USD cinsi alacağın Türk Lirası Karşılığı 1.281.000 TL 'nin %20 oranı olan 256.200 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, " karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen kararı, davalı vekili istinaf etmişMahkememizce verilen kararın,davacı vekili tarafından istinaf edilmesi neticesinde İstanbul BAM 3. Hukuk Dairesinin ... E ... Karar sayılı 22.04.2024 tarihli istinaf incelemesi sonucunda "mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine" karar verilmiş kararın temyiz edilmesi neticesinde ise;
Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 20/05/2025 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla;
"Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında "Ek Sözleşme No: 1" başlıklı 11.08.2008 tarihli adi yazılı sözleşme düzenlenmiş olup, sözleşme içeriğinden, yüklenicinin sözleşmenin a ve b bendlerindeki yükümlülüklerini yerine getirdikten sonra tarafların "Düzenleme Şeklinde Hasılat Paylaşımlı Arsa Payı Karşılığı Bina Yapımı ve Satış Vaadi Sözleşmesini" noter huzurunda imzalayacakları anlaşılmaktadır. Bu haliyle taraflar arasında imzalanan 11.08.2008 tarihli sözleşmenin ön sözleşme niteliğinde olduğu görülmektedir. Tarafların iradesi hasılat paylaşımlı arsa payı karşılığı bina yapım sözleşmesi yapmak olup, taraflarca ön sözleşmeden sonra "Düzenleme Şeklinde Hasılat Paylaşımlı Arsa Payı Karşılığı Bina Yapımı ve Satış Vaadi Sözleşmesi" yapılmadığı uyuşmazlık konusu değildir.
Tarafların ileride yapacakları asıl sözleşme "Düzenleme Şeklinde Hasılat Paylaşımlı Arsa Payı Karşılığı Bina Yapımı ve Satış Vaadi Sözleşmesi" olup, TBK'nın 29. maddesi uyarınca bir sözleşmenin ileride kurulmasına ilişkin yapılacak ön sözleşmeler ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlıdır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin mülkiyeti nakil borcu doğurması sebebiyle 6098 sayılı TBK'nın 237, Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60. maddeleri uyarınca resmi biçimde yapılması geçerlilik şartıdır.
Taraflar arasındaki 11.08.2008 tarihli Ön Sözleşmenin TBK'nın 29/2 maddesi uyarınca resmi şekilde yapılması gerekli iken, adi yazılı şekilde yapılmış olup, bu nedenle yapılan Ön Sözleşme geçersizdir.
Davada, Ön Sözleşme uyarınca davalıya yapılan 350.000,00 Dolar ödemenin iadesi için girişilen icra takibine itirazın iptali talep edilmiştir. Sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle verilenlerin iadesinde, geçersiz de olsa sözleşme ilişkisi bulunduğundan, sebepsiz zenginleşmeye ilişkin zamanaşımı süresi değil, geçersiz sözleşmenin tabi olduğu zamanaşımı süresi uygulanır. Sözleşme tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 126/4. maddesi gereğince eser sözleşmelerinde zamanaşımı süresi 5 yıldır. Aynı Kanunun 128. maddesinde zamanaşımının alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı kabul edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde, davalı şirketin davacıya gönderdiği 27.09.2010 tarihli ihtarnamede, ihtarname tarihine kadar inşaata başlanmadığı, davacının inşaata başlaması ve bitirmesi imkanını görmedikleri belirtilerek, sözleşmenin feshedildiğinin davacıya bildirildiği görülmektedir.İhtarname davacı şirkete 30.09.2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu durumda davacı şirketin, davalının bu ihtarını tebellüğ ettiği tarih itibariyle, sözleşme uyarınca davalıya ödemiş olduğu bedeli isteme hakkının doğacağı, 30.09.2010 tarihinde iade alacağının muaccel olacağı ve zamanaşımı süresinin bu tarihte işlemeye başlayacağının kabulü gerekir. Davacı şirket tarafından sözleşme uyarınca ödenen bedelin iadesi için 12.10.2017 tarihinde icra takibi başlatılmıştır. Alacağın muaccel olduğu ve zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı 30.10.2010 tarihi ile icra takip tarihi olan 12.10.2017 arasında 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur."Gerekçesi ile Oy Çokluğuyla bozulmasına karar verilmiştir

Bozma ilamı sonrasında dosya mahkememizin... Esas numarasını alarak yargılamaya bu esas üzerinden devam olunmuş ve Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 20/05/2025 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamındaki bozma gerekçesine iştirak edilmeyerek mahkememizin kararında direnilmesine karar verilmiştir.
Taraf iddia ve savunmaları ibraz edilen deliller, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirilerek Mahkememizin 2025/639 esas sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılamasında ;

Dava konusu uyuşmazlık "Düzenleme Şeklinde Hasılat Paylaşımlı Arsa Payı Karşılığı Bina Yapımı ve Satış Vaadi Ön Anlaşması" başlıklı adi yazılı sözleşmeden kaynaklanan alacak ile ilgili itirazın iptali ve inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı tarafça; taraflar arasında ... ili, ... ilçesi, ... Köyü, ... mevkiinde kain 3 pafta, 402 parselde kayıtlı 15.320 m², ve 11 pafta, 571 parselde kayıtlı 11.869 m² arsa vasıflı gayrimenkuller ile ilgili olarak "Düzenleme Şeklinde Hasılat Paylaşımlı Arsa Payı Karşılığı Bina Yapımı ve Satış Vaadi Ön Anlaşması" yapıldığını, sözleşme gereği davacının davalı şirkete toplam 350.000,00 USD ödeme yaptığını, 10.000,00 USD'nin şirket muhasebe sorumlusu ...'a belge karşılığı teslim edildiğini, bakiye 250.000,00 USD'nin banka aracılığı ile şirket hesabına gönderildiğini, davalının sözleşmeyi arsa sahibi sıfatıyla imzaladığını, ancak daha sonra arsa sahiplerinin dava dışı ... Tic. A.Ş. olduğunun öğrenildiğini, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğunu, müvekkilinin ... 40. Noterliğinin ... tarihli ihtarnamesi ile durumu ihtar ettiğini, ancak davalının 350.000,00 Doları iade etmediğini, davalı hakkında ... 21. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalının borca itirazının haksız olduğunu belirterek, itirazın iptali ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talep edilmiş,
Davalı tarafça ise; davacı şirketin ısrarı sonucu ve sözkonusu arsalara inşaat yapacağı taahhüdüne güvenilerek işin davacı şirkete verildiğini, davacı şirketin de başlangıçta, samimi olarak işe girişip kısmi ödemeler yaptığı, bilahare işi yavaşlatıp, taahhütlerini ihlal etmeye başladığı, davacının talebinin 818 sayılı BK'nın 126/4. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunun kabulü halinde dahi, ödeme ve sözleşmenin feshi üzerinden 5 yıldan çok daha uzun bir zaman geçtiğinden davanın zamanaşımından reddi gerektiği, davacının açtığı davada haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Taraflar arasında ... ili, ... ilçesi, ... Köyü, ... mevkiinde kain 3 pafta, 402 parselde kayıtlı 15.320 m2, ... ili, ... ilçesi, ... Köyü,...mevkiinde kain 11 pafta, 571 parselde kayıtlı 11.869 m2 arsa vasıflı gayrimenkuller ile ilgili olarak düzenleme şeklinde hasılat paylaşımlı arsa payı karşılığı bina yapımı ve satış vaadi ön anlaşması yapıldığı ve davacı şirket (Yüklenici) ile davalı şirket (Arsa Sahibi) arasında 11.07.2008 tarihli EK SÖZLEŞME NO.l başlıklı Sözleşmenin 1 nolu maddesi,Yüklenicinin (davacı şirketin) Arsa Sahibine (davalı şirkete) yapacağı ödemeler konusunda

a- Yüklenici, sözleşmeyi imzalama esnasında kaparo olarak 100.000 USD Arsa Sahibine, hasılat paylarına mahsuben ödeyecektir.

b- Yüklenici, sözleşmeyi imzaladıktan sonra, Arsa Sahibine, müstakbel hasılat paylarına mahsuben, 900.000 USD bedelli 21 Ağustos 2008 vadeli teminat çeki verecektir. Teminat çeki vadesinden 2 gün önce, Yüklenici tarafından verilecek aynı tutarda bloke çek ile değiştirilecektir.
Yüklenici a ve b bendindeki yükümlülüklerini yerine getirdikten sonra, taraflar Düzenleme Şeklinde Hasılat Paylaşımlı Arsa Payı Karşılığı Bina Yapımı ve Satış Vaadi Sözleşmesini noter huzurunda imzalayacaklardır.
Yüklenici, inşaat ruhsatı alındığında ya da en geç 5 ay içinde alıp Arsa Sahibine 1.000.000 USD daha avans karşılığı teminat çeki verecek ve vadesinde ödeme yaparak teminat çekini iade alacaktır.
Yüklenici (davacı şirket), en geç 1 sene içinde ya da konut satışlarına başlandığında Arsa Sahibine (davalı şirkete) 1.000.000 USD tutarlı teminat çeki verecek ve vadesinde nakden ödeyerek teminat çekini iade alacaktır. Arsa Sahibi Yükleniciye cem'an 3.000.000 USD avans ödeyecektir." şeklinde düzenleme mevcut olduğu görülmüştür.
Davacı tarafça mahkememizin talebine rağmen bilirkişi incelemesine defter ibrazı yapılmamış ancak Ön Sözleşmenin akdedilmesinden sonra 350.000 USD ödeme yaptığını iddia edilerek dava dilekçesi ekinde bu ödemeleri ispata yönelik “ödeme belgeleri” sunulmuştur.
Davalı tarafça defter ibrazı yapılmış ve ibraz edilen bilirkişi iraporu ile " davalı defterlerinin usulünce tutulduğu, davalı defterleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda davacının iş bu davaya dayanak yaptığı çek ödemeleri ile ilgili herhangi bir kayda rastlanılmadığı, yine inceleme sırasında sunulan ve incelemesi yapılan defterler ve ilgili dönem açılış ve kapanış fişlerine göre davacının alacağı ile ilgili 2010 yılı sonrasına devrolan herhangi bir kayda rastlanılmadığı, diğer bir ifade ile davalı tarafça sunulan kayıtlarda, hem elden (davalı şirket muhasebe sorumlusu Bekir Aykaç'a) verildiği iddia edilen 100.000,00 USD ile ilgili olarak, hem de davacı tarafça fotokopisi sunulan dekont kapsamında banka aracılığı ile 250.000,00 USD ödemesi ile ilgili herhangi bir tespitin yapılamadığı" bildirilmiş olup davalı defterlerinde ödemelere ilişkin kayıt bulunmasa dahi davalı tarafça ibraz edilen cevap dilekçesinde ve ikinci cevap dilekçesinde,davacının sözleşme konusu inşaatın yapımına başlamaması nedeniyle işbu Ön Sözleşmenin haklı olarak feshedildiği ve davacının yaptığı ödemelerin, davalının uğradığı zararın karşılığı olarak irat kaydedildiğini beyan etmiş olup davacının bu ödemeleri yaptığını kabul etmiş olması nedeni ile davacının Ön sözleşmeye istinaden 350.000 USD ödeme yaptığının ispat edilmiş sayıldığı anlaşılmıştır.
Davalı vekilince ibraz edilen 09.11.2022 tarihli ıslah dilekçesi ekinde, davacı şirket tarafından davalı şirket lehine düzenlenen 900.000 USD, 1.000.000 USD ve 1.000.000 tutarlı 3 adet, keşide tarihi kısmı boş bırakılmış çek örneği sunulmuş olup; çeklerin incelenmesi ile keşidecisi davacı ve lehdarı davalı olan ... Bankası ... Şubesi muhataplı ... no.lu 900.000,00 USD, ... no.lu 1.000.000,00 USD ve 0066369 no.lu 1.000.000,00 USD olmak üzere toplam 2.900.000,00 USD tutarında çeklerin kendilerinde olduğuna dair yeni haberdar oldukları yönünde beyanda bulunulduğu, sözkonusu çeklerin arkalarında "iş bu çek 11.07.2008 tarihinde yapılan sözleşmeye istinaden teminat olarak verilmiş olup, hiçbir şekilde ciro edilemez." ifadesinin yer aldığı görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nun 179/2 maddesi uyarınca "ikrar" ıslah ile geçersiz kılınamaz. HMK'nun 188 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre maddi bir hatadan kaynaklanmadıkça ikrardan dönülmesi mümkün olmayıp ikrar, ıslah ile dahi geçersiz kılınamaz.
Davalı cevap dilekçesindeki ikrar niteliğindeki beyanlarının maddi bir hatadan kaynaklandığını ispat edemediğine ve HMK m.188/1 uyarınca ikrar edilen vakıalar çekişmeli olmaktan çıktığına göre somut uyuşmazlığın cevap dilekçesinde ikrar edilen vakıalara göre çözüme kavuşturulması gerektiği, bu kapsamda; davalı vekilince ıslah dilekçesinde bahsedilen keşide tarihi kısmı boş bırakılmış keşidecisi davacı ve lehdarı davalı olan ... Bankası ... muhataplı ... no.lu 900.000,00 USD, ... no.lu 1.000.000,00 USD ve ... no.lu 1.000.000,00 USD olmak üzere toplam 2.900.000,00 USD tutarında üç adet çeklerin davacı şirket tarafından davalı şirkete Ön Sözleşmenin ödeme başlıklı hükümlerine istinaden Teminat Çeki olarak verilmiş oldukları anlaşılmış, davalı tarafından davacının iş bu çeklere mahsup edilmek üzere davaya konu ödemelerin yapıldığı yönündeki iddiasının ispat edilemediği anlaşılmıştır.
Davalı taraf alacağın zamanaşımına uğradığını iddia etmekte olup ; zamanaşımı, bir hakkın kazanılmasında veya kaybedilmesinde kanunun öngördüğü sürenin dolması olup, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade etmektedir.
Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve alacağın dava edilebilme özelliğini ortadan kaldırır. Zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlar.
Taraflar arasında "Düzenleme Şeklinde Hasılat Paylaşımlı Arsa Payı Karşılığı Bina Yapımı ve Satış Vaadi Ön Anlaşması" başlıklı adi yazılı sözleşmeden kaynaklanan alacak ile ilgili itirazın iptali talep edilmekte olup taraf vekillerince dosyaya sureti ibraz edilen "Ek Sözleşme No.1" başlıklı belgenin birinci paragrafında, bu ek sözleşmenin taraflar arasında daha önce yapılmış Düzenleme Şeklinde Hasılat Paylaşımlı Arsa Payı Karşılığı Bina Yapımı ve Satış Vaadi Sözleşmesi'nin 10. maddesine uygun olarak yapıldığının belirtildiği görülmüştür.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; Davacı şirket (Yüklenici) ile davalı şirket (Arsa Sahibi) arasında11.07.2008 tarihinde Ek Sözleşme No.1 başlıklı sözleşme akdedilmiş olup ek sözleşmenin dayanağını oluşturan Düzenleme Şeklinde Hasılat Paylaşımlı Arsa Payı Karşılığı Bina Yapımı ve Satış Vaadi Sözleşmesi'nin bulunmadığı anlaşılmış, taraf vekillerince adi veya resmi yazılı şekilde yapılmış bir Düzenleme Şeklinde Hasılat Paylaşımlı Arsa Payı Karşılığı Bina Yapımı ve Satış Vaadi Sözleşmesi bulunmadığı bildirilmiştir. Bu sözleşmenin daha sonra noterde yapılacağı protokolde belirtilmiş olmasına rağmen dosyaya ibraz edilen protokol,yüklenicinin yerine getireceği şartlardan sonra noterde sözleşmenin imzalanacağı belirtilerek, ön koşulları düzenlemektedir.
Bu sözleşmede Ön Sözleşme mahiyetinde olup, TBK.md.29/f.2 uyarınca, işbu Ön Sözleşmenin de Asıl Sözleşme gibi noterde resmi şekilde yapılması gereklidir. Aksi takdirde, Ön Sözleşme kural olarak geçersiz olur.

Sayın Yargıtayın oy çokluğu ile aldığı karar ve muhalefet görüşü uyarınca sözleşmenin mülkiyeti devir borcu doğuran bir sözleşme olması nedeniyle Türk Medeni Kanun'un 706, TBK'un 237. maddesi, Tapu Kanunu 26. madde, Noterlik Kanun'un 60. ve 89. maddesi gereğince resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğu konusunda herhangi bir görüş farklılığı bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki sözleşme resmi şekilde yapılmadığı, Protokol'e konu taşınmazların, protokol tarihinde davalı adına kayıtlı olmadığı bu sebeple, davalının maliki bulunmadığı taşınmazlar ile ilgili olarak yaptığı ön sözleşmenin, arsa maliki tarafından icazet verilmediği kaldı ki resmi şekilde yapılmadığından sonradan feshi iradesinin bildirilmesi veya mahkemece fesih kararı verilmesine gerek olmaksızın en baştan itibaren geçersiz olup herhangi bir hüküm ve sonuç doğurmayacaktır. Baştan itibaren geçersiz olan sözleşmelerde TBK'un 77/1. Maddesi uyarınca taraflar aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade yükümlülüğü altında olup, TBK'nun 82. maddesi zamanaşımı süresini özel olarak düzenlemiş olup bu süre alınan yasanın 82/1. maddesindeki "...herhalde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak 10 yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar..." hükmü gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır.
Bu kapsamda Sayın Yargıtayın çoğunluk görüşünde belirtilen"Taraflar arasındaki 11.08.2008 tarihli Ön Sözleşmenin TBK'nın 29/2 maddesi uyarınca resmi şekilde yapılması gerekli iken, adi yazılı şekilde yapılmış olup, bu nedenle yapılan Ön Sözleşme geçersizdir.
Davada, Ön Sözleşme uyarınca davalıya yapılan 350.000,00 Dolar ödemenin iadesi için girişilen icra takibine itirazın iptali talep edilmiştir. Sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle verilenlerin iadesinde, geçersiz de olsa sözleşme ilişkisi bulunduğundan, sebepsiz zenginleşmeye ilişkin zamanaşımı süresi değil, geçersiz sözleşmenin tabi olduğu zamanaşımı süresi uygulanır. Sözleşme tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 126/4. maddesi gereğince eser sözleşmelerinde zamanaşımı süresi 5 yıldır. Aynı Kanunun 128. maddesinde zamanaşımının alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı kabul edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde, davalı şirketin davacıya gönderdiği 27.09.2010 tarihli ihtarnamede, ihtarname tarihine kadar inşaata başlanmadığı, davacının inşaata başlaması ve bitirmesi imkanını görmedikleri belirtilerek, sözleşmenin feshedildiğinin davacıya bildirildiği görülmektedir.İhtarname davacı şirkete 30.09.2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu durumda davacı şirketin, davalının bu ihtarını tebellüğ ettiği tarih itibariyle, sözleşme uyarınca davalıya ödemiş olduğu bedeli isteme hakkının doğacağı, 30.09.2010 tarihinde iade alacağının muaccel olacağı ve zamanaşımı süresinin bu tarihte işlemeye başlayacağının kabulü gerekir. Davacı şirket tarafından sözleşme uyarınca ödenen bedelin iadesi için 12.10.2017 tarihinde icra takibi başlatılmıştır. Alacağın muaccel olduğu ve zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı 30.10.2010 tarihi ile icra takip tarihi olan 12.10.2017 arasında 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği" yönündeki çoğunluk görüşüyle mahkememizce aynı kanaatte olunmadığından mahkememizce verilen... E, ...K sayılı kararında direnilerek; ödemenin yapıldığı tarih itibariyle zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı, dosyada mevcut avans ve kapora makbuzunun 11/07/2008, dekontun ise 21/08/2008 tarihli olduğu, buna göre davacının iade alacağı yönünden takip tarihi olan 27/07/2017 tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı kanaatine varılarak zamanaşımı itirazı yerinde görülmeyerek davalının almış olduğu 350.000,00 USD'yi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Anılan durum karşısında davacının işbu Ön sözleşmeye istinaden 350.000 USD ödeme yaptığının ispat edildiği ve Ön Sözleşmenin akdedilmesinden sonra, taraflar Asıl Sözleşmenin akdedilmesinden ve uygulanmasından yani davacının Ön Sözleşmede sözü edilen inşaatı yapmasından karşılıklı olarak vazgeçtikleri için davacı şirketin Ön Sözleşmeye istinaden davalı şirkete ödemiş olduğu 350.000 USD'nin iadesini davalı şirketten talebe hak kazandığı anlaşılmış takipten önce davacı tarafça temerrüt koşullarının oluşturulmaması nedeni ile takipten önceki faiz talebi yerinde görülmemiştir.
Davacı alacağı likit nitelikte olup, davalının itirazında haksız bulunduğu anlaşıldığından İ.İ.K.nun 67/2. maddesi hükmü gereğince takdiren tespit edilen miktarın % 20'si oranında icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması gerekmiştir.

HÜKÜM /Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Mahkememizin 06/06/2023 tarih ... esas ... Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE,

2-Davanın KABULÜ ile ... 21. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına yönelik itirazın iptali ile takibin 350.000 USD asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD de ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faiz yürütülmesine,

3-Takip tarihi itibarı ile talep edilen USD cinsi alacağın Türk Lirası Karşılığı 1.281.000 TL 'nin %20 oranı olan 256.200 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,

4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 87.505,11 TL nispi karar ve ilam harcından 15.893,99 TL peşin alınan harcın mahsubuna, bakiye 71.611,12 TL nispi karar ve ilam harcının davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,

5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 197.340,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davacı tarafından yapılan 31,40 TL başvuru harcı,15.893,99 TL peşin/nisbi harç,845,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 16.770,39 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-HMK 333.maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye avans kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

8-Davalı tarafından yatırılan gider avansından bakiye avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren yasal süresi içeresinde Yargıtay ilgili dairesinden temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.09/12/2025