SAKARYA

KARAR NO: 2026/151
HAKİM: ...
KATİP: ...
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ...
VEKİLİ: Av. ...

İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Dava dilekçesinde özetle; Davacı mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; 20/10/2023 tarihinde meydana gelen kazada davalının maliki ve sürücü olduğu ... plakalı aracın müvekkile ait ... plakalı araca çarpması neticesinde maddi ve çift taraflı taraflı trafik kazasının meydana geldiğini, kaza nedeniyle müvekkile ait aracın onarımda olduğundan bu süreçte şirket tarafından ticari işlerim devamı adına araç kiralanması mecburiyeti doğduğunu ve 126.000 TL araç kiralama bedeli oluştuğunu, araç kiralama bedelinin %75 kusur oranına tekabül ettiği kısım (94.500 TL) ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını belirterek davalının icra takibine karşı yapmış olduğu itirazın iptalini ve takibin kaldığı yerden davamını talep ve dava etmiştir.

Cevap dilekçesinde özetle: Davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle: davacı vekili tarafından açılan işbu dava için görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri değil, Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu bu sebeple davanın görev yönünden reddi gerektiğini ayrıca davacı tarafın her ne kadar müvekkilin 94.500 TL borçlu olduğunu iddia etmişler ise de bu hususları kabul etmediklerini, meydana gelen kazada müvekkilin herhangi bir kusuru bulunmadığını, müvekkilin kusurlu olduğu varsayılsa dahi davacı yanca talep edilen ikame araç bedelinin fahiş olduğunu, davacı tarafın araçlarının 70 gün boyunca onarımda kaldığını söylediklerini ancak iddia edilen tamirat süresinin de kabul edilemez olduğunu, meydana gelen hasarın onarımının bu kadar sürmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine ve davacının %20'den az olmamak suretiyle kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep etmiştir.

Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde;
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesine göre, bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gerekir.
TTK’nın 4.maddesine göre; ticarî davaların iki grup altında incelenmesi mümkündür. Bunlar; tarafların sıfatına ve işin ticarî işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticarî sayılan davalar (mutlak ticari davalar) ile ticari sayılması için en azından bir ticari işletmeyi ilgilendirmesi gereken davalar ve her iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğan davalar nispi ticari davalardır. Mutlak ticari dava; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticari nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava olarak sayılan davalar olup, TTK’nın 4/1. maddesinde a ve f bentlerinde 6 bent halinde sayılan dava türleri mutlak ticari davadır. Örneğin; acentelikle ilgili davalar, deniz ticaretine ilişkin davalar, sigorta hukuku ile ilgili davalar, taşınır rehni karşılığında ödünç verme işlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, rekabet yasağından kaynaklanan davalar, yayım sözleşmesine ilişkin davalar, kredi mektubu ve kredi emrinden doğan davalar, alım satım komisyonuyla ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalar, fikri mülkiyet hukukundan kaynaklanan davalar, borsa, sergi, pazarlar ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalar ve nihayet bankalara ilişkin uyuşmazlıklardan kaynaklanan davalar mutlak ticari davalardır. Bundan başka; özel kanun hükümleri gereği ticari sayılan davalar da bulunmaktadır. Örneğin; Kooperatifler Kanunu’nun 99.maddesi gereğince bu kanundan kaynaklanan davalar İcra İflas Kanunu’ndan kaynaklanan iflasa ilişkin tüm davalar da mutlak ticari dava sayılmaktadır. Nispi ticari dava ise; tarafları tacir olan ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari dava olarak adlandırılmaktadır.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması veya sayılması davayı ticarî dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2.maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir.
Somut olayda;
Dava, trafik kazasından kaynaklı araç kiralama bedelinin davalıdan tahsiline yönelik yürütülen icra takibine yapılan itirazın iptali taleplidir.
Davacının tacir olduğu açıktır. UYAP entegrasyon üzerinden alınan GIB sorgusuna göre davalı potansiyel vergi mükellefi olup tacir değildir.
Mutlak ticari dava olarak kabulü gerektiren bir uyuşmazlığın bulunmadığı, dava konusu tazminat istemi haksız fiil niteliğindeki trafik kazası nedeniyle oluşan zarardan kaynaklanmakta olup davalı da tacir olmadığından uyuşmazlığın HMK'nun 2. Maddesi uyarınca genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde HMK'nın 21. maddesi gereği görevli mahkemenin belirlenmesi amacıyla dosyanın Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine resen gönderilmesine dair ayrıca hüküm tesis edilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereği davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine,

2-Karar kesinleştiğinde ve yasal süresi içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,

3-Mahkememiz ile Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıkmış olduğundan kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde HMK'nın 21. maddesi gereği görevli mahkemenin belirlenmesi amacıyla dosyanın Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine resen gönderilmesine,

4-Yargılama giderleri ve harçların görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere, 6100 sayılı yasanın 321/2. Maddesi uyarınca gerekçeli kararın en geç bir ay içinde re'sen tebliğe çıkarılacağı hususu da bildirilerek tensiben karar verildi. 11/03/2026