BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
GEREKÇELİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, kumaş başta olmak üzere çeşitli tekstil emtialarının yurt içi ve yurt dışına satışı alanlarında faaliyet gösteren köklü ve kurumsal bir şirket olduğunu, müvekkili ile davalı arasında da, çeşitli tekstil emtialarının alım-satımını konu alan ticari bir ilişki mevcut bulunduğunu, süregelen işbu ticari ilişki kapsamında, müvekkili tarafından birçok tekstil emtiasının davalıya satılmış ve teslimi gerçekleştirilmiş olduğunu, satışı gerçekleştirilerek davalıya teslim edilen ürünlerin tamamının, taraflar arasındaki anlaşmaya ve tekstil sektörünün gerekliliklerine uygun olmasına rağmen davalı tarafından satış bedelini ödeme borcuna riayet edilmemiş olduğunu, davalının takip tarihi itibariyle müvekkili şirkete 4.076,16 Amerikan Doları borcu bulunmakta olup taraflarınca Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası kapsamında davalı aleyhine icra takibi başlatılarak satış ve teslimi gerçekleştirilen tekstil emtialarından kaynaklanan alacağın tahsilinin talep edilmiş olduğunu, ancak davalı tarafından anılan icra takibine karşı haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak itiraz edilmiş olup işbu itirazın, alacağı sürüncemede bırakma maksadıyla gerçekleştirilmiş olduğunu, taraflar arasında ticari alım satım ilişkisine konu tekstil emtialarının bedelinin döviz karşılığı üzerinden ödeneceği hususunda anlaşma bulunduğunu, yine müvekkilinin ticari ilişkinin başından itibaren düzenlemiş olduğu satış faturalarının tamamının, döviz karşılığı olacak şekilde tanzim edilmiş olduğunu, bahse konu faturalarda, fatura tarihi itibariyle döviz kurunun Türk Lirası karşılığına yer verilmiş, Türk Lirası üzerinden yapılan ödemelerde ödeme günü saat 13: 00'de açıklanan saatlik Merkez Bankası kuru baz alınarak alacağın tahsil olacağı açıklamasına yer verilmiş olduğunu, basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunan davalının, anılan faturalar kendisine ulaşmasına rağmen ticari ilişkinin başından sonuna kadar hiçbir zaman anılan satış faturalarına ya da fatura içeriğine itiraz etmemiş ve ticari defterlerine işlemiş olduğunu, TTK md.21/2 hükmünün açık olup; bahse konu satış faturalarına ya da fatura içeriğine itiraz etmeyen davalının, ticari alım satım ilişkisine konu tekstil emtialarının bedelini döviz karşılığı üzerinden ödeyeceğini kabul ettiğinin ortada olduğunu, ayrıca 2008 tarihli, 32/34 Numaralı, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'in 8.maddesinin 9.fıkrasında menkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelinin dövize endeksli olarak belirlenebileceğinin düzenlenmiş olduğunu, ancak mezkur Tebliğ'in aynı maddesinde 06.03.2025 tarihinde değişiklik yapılıncaya kadar, ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yerine getirilmesinin ve kabul edilmesinin zorunluğu olduğunun düzenlenmiş olduğunu, anılan Tebliğ hükmü gereği davalı tarafından Türk Lirası üzerinden ödemeler yapılmış ve müvekkili tarafından kabul edilmek zorunda kalınmış olduğunu, ancak müvekkilinin yine de buna karşın, dilekçenin EK-1 başlığı altında sunulan belgelerden görüleceği üzere kur farkına ilişkin faturalar düzenlemiş olduğunu, davalının ticari ilişkinin başından itibaren tanzim edilen döviz kuru bedelli faturalara TTK md.21/2 hükmü gereği herhangi bir itirazı bulunmadığı, faturaların açıklamasında açıkça tahsilatın dövize endeksli gerçekleştirileceği yönünde ibarelere yer verildiği, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ hükümleri uyarınca Türk Lirası üzerinden ödeme gerçekleştirilmesi ve kabul edilmesi zorunlu olmasına rağmen müvekkili tarafından kur farkı faturaları düzenlendiği göz önüne alındığında; davalının ticari ilişki kapsamında doğmuş döviz alacaklarından sorumlu olduğu ve kötü niyetli bir şekilde ödeme yapmadığının ortada olduğunu, davaya konu tekstil emtialarının, müvekkili tarafından davalıya teslim edilerek bu yöndeki yükümlülüğün de yerine getirildiğinin dilekçe ekinde sunulan e-irsaliyeler ile sabit olduğunu, davalının bugüne kadar, ilgili mevzuat ile kendisine tanınan imkana rağmen e-irsaliyelere ilişkin de herhangi bir itirazda bulunmamış olduğunu, taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında; Döviz borçlarının ödenmesinde Türk Lirası ile yapılan ödemeler için kur farkı uygulamasının taraflar arasında mevcut olmasına, birçok tekstil emtiasının davalıya satılıp teslim edilmesine, bu hususta düzenlenen faturalara ve e-irsaliyelere itiraz edilmemesine ve satış bedellerinin ödenmemesine rağmen davaya konu icra takibine karşı itiraz eden davalının, kötü niyetle ve alacağın tahsilini sürüncemede bırakma amacıyla hareket ettiğinin açık olduğunu, davalı tarafın icra dosyasına sunmuş olduğu borca itiraz dilekçesinde yetkiye de itiraz etmiş, ancak icra dosyasına konu alacak para alacağı olduğundan ve para alacakları bakımından alacaklının yerleşim yeri yetkili olduğundan, davalının yetki itirazının da haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin, huzurdaki davaya konu uyuşmazlığa ilişkin olarak arabuluculuk yoluna başvurmuş olup tarafların uyuşmazlığın çözümü hususunda anlaşma sağlayamamış olduklarını beyanla; davanın kabulü ile, davalının Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasındaki haksız ve hukuka aykırı borca ve yetkiye itirazının iptali ile takibin devamına, haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli itiraz ile takibin gecikmesine ve alacağın tahsilinin sürüncemede kalmasına sebebiyet veren davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı ... "kur farkı" alacağı iddiası ile Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış, haklı itirazları üzerine de icra takibinin durmuş olduğunu, iş bu itirazın iptali istemi ile açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı karşı ... şirketle müvekkili şirket arasında süregelen ticari alışveriş/ilişkide satın alınan emtianın (kumaş ve çeşitli tekstil emtiaları) bedelinin ödenmesi aşamasında kur farkı ödeneceğine dair herhangi sözleşme akdedilmemiş olduğunu, bu sebeple davacı ... tarafından düzenlenerek müvekkili şirketten alacak iddiasına sebep olan, 25-05-2023
tarihli, ... nolu, 104.460,78 TL bedelli, 19.04.2023 tarihli, ... nolu, 105.912,04 TL bedelli, 11.05.2023 tarihli, ...
nolu, 88.622,88 TL bedelli kur farkı faturalarının yasal ve fiili dayanağı olmadığından bu faturalara istinaden davacı şirketin herhangi bir alacak iddiasında bulunabilmesinin mümkün olmadığını, zira belirttikleri üzere davacı ... şirket ile müvekkili şirket arasındaki ticari münasebette kur farkı ödeneceğine dair sözleşme olmaması sebebi ile salt alacak oluşturma ve müvekkili şirkete olan borçlarını ödememe amacına matuf düzenlenerek ticari defter ve kayıtlarına işledikleri faturalara istinaden alacak talebinin hukuki dayanağı bulunmadığını, VUK’un 231/5. maddesinde faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağının hüküm altına alınmış olduğunu, madde hükmünde yer alan “azami” ifadesi ile, faturanın mutlaka bu süre içerisinde düzenlenmesi gerektiğinin ifade edilmekte olduğunu, bu sürenin mutlak bir süre olmayıp, faturanın 7 günlük bu süre beklenilmeden düzenlenmesinin de mümkün bulunduğunu, ancak bu süreden sonra düzenlenecek faturaların hiç düzenlenmemiş addedileceğinden süre geçtikten sonra düzenlenen faturalara dayanılarak alacak talebinin bu yön itibari ile de mümkün olmadığını, bu sebeple emtia tesliminden çok sonra kesilen faturaların (özellikle kur farkına ilişkin faturanın) herhangi bir yasal dayanağı olmadığından bu faturaların geçerli kabul edilebilmesinin de mümkün olmadığını, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında güvene dayalı ve uzunca bir süredir devam edegelen ticari münasebet söz konusu olduğunu, teslim alınan emtianın bedelinin muntazaman ödenmiş, hiçbir borçları kalmamış ve alacaklı karşı ... gibi başkaca diğer firmalar ile de herhangi bir sorun yaşamamış olduğunu, karşılık güvenin esas alınarak devam eden ilişki sebebi ile davacı ... teslim ettiği emtianın (kumaş ve çeşitli tekstil emtiaları) bedelinden fazlaca ödeme yapıldığı, bu anlamda ileride teslim edilecek emtia bedellerine mahsup edileceği de varsayılmış ve buna göre hareket edilmiş olduğunu, ancak davacı şirketin kur farkı faturaları düzenleyerek (özellikle son fatura) müvekkili şirketi haksız ve hukuka aykırı olarak borçlandırmaya çalışmış olduğunu, söz konusu "kur farkı faturalarının" müvekkili şirket çalışanlarınca sehven alınarak ticari kayıtlara işlenmesini öğrenmeleri ve bunu fırsata çevirme yönünde bu şekilde söz de alacak oluşturma gayretlerine girmiş olduklarını, ancak davacı ... alacak iddiasına Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi ile vakıf olunduğunu, üstelik davacı ... açtığı mezkur icra takibinde hiçbir delil ve dayanak sun(a)mamış olup kötü niyet ile alacak oluşturmaya çalıştığını, burada davacı şirket tarafından düzenlenen faturalarda kur farkı talep edilebileceğine dair ifadelerin bulunmasının, karşı ... müvekkili şirketten kur farkı alacak talebini haklı kılmayacağını, zira faturaların zaruri münderacaatının mevzuat ile düzenlenmiş olduğunu, zorunlu içerikten olmayan ibare ve ifadelerin fatura içliklerine eklenmesinin bir şeyi değiştirmeyeceğini, zira, faturada bulunması gereken bilgilerin; "fatura ibaresi, faturanın düzenlenme tarihi, seri ve sıra numarası, Maliye Bakanlığı ibaresi veya noter tasdik mührü şekli, faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret unvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası, alıcının (müşterinin) adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası, malın ve hizmetin türü, miktarı, birim fiyatı ve tutarı, satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası, kaşe ve imza" şeklinde olup bunun haricinde, temerrüt halinde faiz oranına, vadeye, kur/vade farkına ve sair hususlarda tek yönlü, içerikten olmayan ve ayrıca bir sözleşmeye bağlanmayan ibare ve hükümlerin herhangi bir geçerliliği bulunmadığın, bu sebeple davacı ... şirket tarafından alacak taleplerine ilişkin kur farkı taleplerinin yasal ve fiili dayanağı olmadığından haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, müvekkili şirketin davacı karşı ... herhangi bir borcu olmadığı gibi aksine alacağı mevcut olduğunu, zaten ihtilafın ve karşı ... alacak talep iddiasının sebebinin de müvekkili şirketin işbu alacağının oluşturmakta olduğunu, bu alacak taleplerinin, karşı ... şirketin kur farkı faturası kesmesine sebep olduğunu, bu alacak mukabili emtia (kumaş ve çeşitli tekstil emtiaları) tesliminin yerine aylar sonra sözde kur farkı alacakları için fatura kesilmesinin yasaya, usule, Yargıtay yerleşik içtihatlarına ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla; alacak hakları saklı kalmak kaydı ile; haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı ... %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı ... yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine 4.076,16 USD üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı şirket tarafından takibe itiraz edildiği ve takibin durdurulduğu görülmüştür.
Mahkememizin 11/11/2025 tarihli celsesinde 1 nolu ara karar ile; "Davacı vekiline takip dayanağı olarak belirtilen alacak kalemlerinin kur farkının veya cari hesaba ilişkin olup olmadığı, takibe konu bedelin yalnızca kur farkından kaynaklanmadığı, buna göre talep edilen kalemlerin gerekli olması halinde ayrı ayrı hangi kalemlerden ibaret olduğunu belirtmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine" şeklinde karar verildiği, davacı vekilinin 25/11/2025 tarihli beyan dilekçesi ile; "Huzurdaki davada, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere taraflar arasında ticari alım satım ilişkisine konu tekstil emtialarının bedelinin döviz karşılığı üzerinden ödeneceği hususunda anlaşma bulunduğunu, bu doğrultuda yapılan ödemeler yasal zorunluluktan dolayı TL olarak gerçekleştirilmişse de, ödeme tutarlarının dolar karşılığı esas alınarak belirlenmekte olduğunu, borçluların döviz borçlarını ödeyeceği tarihte ya da ödediğinde (döviz ile ödeme yapma yasağı nedeniyle) türk lirası olarak havale yapmakta ya da çek keşide etmekte olduklarını, mevzuat gereği anılan ödemenin ödeme yapıldığı gün yine mevzuatta belirlenen kur üzerinden dövize çevrilmekte ve döviz borcundan mahsup edilmekte olduğunu, bu hususun son derece açık olduğu gibi mevzaut gereği döviz borçlarının başkaca bir şekilde ödenmesinin de mümkün olmadığını, davalı ... cevap dilekçesinde zikrettiği şekli ile 25.05.2023 tarihli 104.460,78 TL bedelli, 19.04.2023 tarihli 105.912,04 TL bedelli ve 11.05.2023 tarihli 88.622,88 TL bedelli faturaların kur farkı faturası olmadığını, aksine işbu faturaların; 25.05.2023 tarihli 104.460,78 TL bedelli fatura 5.467,50 USD bedelli, 19.04.2023 tarihli 105.912,04 TL bedelli fatura 5.250,46 USD bedelli, 11.05.2023 tarihli 88.622,88 TL bedelli fatura 4.542,48 USD bedelli fatura olduğunu ve toplamda davalı müvekkilinden 15.263,32 USD karşılığı mal almış olduğunu, yazılan TL karşılıklarının sadece muhasebesel bir mecburiyet olduğunu ve borcun USD olduğu gerçeğinin faturadaki tüm ibarelerden açık olarak görülmekte olduğunu, davalının, müvekkilinden satın aldığı emtiayı Amerikan doları karşılığı satın almış olduğunu, bu yönde düzenlenen faturaları kabul etmiş ve ticari defterlerine de işlemiş olduğunu, döviz olarak düzenlenen faturaların bedellerinin Türk Lirası olarak ödeneceğinin mevzuat gereği olduğu gibi anılan faturlarda açık olarak ödeme yapıldığı gün Merkez Bankası kuru dikkate alınarak hesaplama yapılacağının da faturalar üzerinde açık olarak yazılı olduğunu, vadeli ve döviz olarak satın aldığı emtianın bedeline karşılık olarak yaklaşık 5 ay sonra müvekkilinin hesaplarına Türk Lirası gönderen davalının borcunun hesaplanmasında TCMB nın ödemenin yapıldığı gündeki kuruna göre hesaplama yapılmış olduğunu, buna göre; 15.263,32 USD borcu bulunan davalının yaptığı ödeme sonrasında (mevzuata uygun hesaplama yapılarak) 4.076,16 USD borcu olduğunun hesaplanmış olduğunu, anılan işbu bakiye alacak için kur farkı adı altında fatura kesilmesinin VUK gereği bir zaruret olduğunu, mevzuat gereği yapılması gereken işbu uygulama sonrasında; müvekkilinin alacağının tek başına "kur farkı alacağı" olarak nitelendirilmesi mümkün olmayıp; aynı zamanda "döviz borcunun türk lirası olarak ödenmesi zorunluluğu nedeni ile mevzuattan kaynaklı bir cari hesap alacağı" söz konusu olduğunu, hal böyleyken, davanın konusu müvekkilinin davalıyla arasındaki ticari ilişki neticesinde tahsil etmesi gereken alacağa ilişkin olduğunu ve bu hususun bilirkişi incelemesiyle açıklığa kavuşacak olduğunu, müvekkilinin, davalıdan satmış olduğu tekstil emtiasından kaynaklı toplamda 15.263,32 USD alacağından, borçlunun yaptığı 300.467,39 TL ödemenin mevzuat gereği olması (başkaca bir ödeme şekli kanunen yasaktır) ve 11.187,16 USD'ye karşılık gelmesi nedeni ile 4.076,16 USD alacaklı olduğunu, işbu alacağın kurun hesaplanması mecburiyetinden kaynaklanan bir kur farkı ve bir cari hesap alacağı olduğunu, bu kapsamda beyanlarının kabulü ile beyanları doğrultusunda mahkememizce gerekli iş ve işlemlerin yapılmasını talep ettiği görülmüştür.
Davacının talebi, kur farkından kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.
Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme gününde ki rayiç üzerinden ödenmesini isteyebilir." hükmünü haizdir.
Anılan yasa hükmüne göre taraflar aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenen borçta seçim hakkı borçludadır. Dilerse yabancı para borcunu aynen, dilerse TL karşılığını öder. Vadede ödeme yapılmaması halinde seçim hakkı TBK nın 99/2.maddesi uyarınca yine alacaklıya geçmektedir. Öncelikle kur farkının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır.Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi, taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19 HD'nin 05/12/2019 tarihli 2018/965 E, 2019/5447 K. sayılı kararı). Kur farkı talep edilebilmesi için, kur farkı uygulamasına dair bir yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamül bulunması gerekmektedir. Kur farkı talebi, kur farkı faturası düzenlenmesine de bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde, kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Yine kur farkının dayanağı olan fatura bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir. Zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir (örn,Yargıtay 19 HD’nin 20/04/2016 tarihli 2015/16900 E, 2016/6896 K. Sayılı ilamı).
Somut olayda; davacı taraf, davalı ile araların yer alan cari hesap ilişkisi gereği kur farkından kaynaklı fatura nedeni ile alacaklı olduğunu iddia etmiş olup davalı ise araların kur farkı ödeneceğine dair herhangi bir sözleşme bulunmadığı savunmasında bulunmuştur.
Kur farkı alacağı yabancı para alacağı (döviz) üzerinden düzenlenen faturanın düzenlediği tarihin kuru ile faturanın tahsil edildiği tarihin kuru arasındaki farktan kaynaklanan ve TL olarak doğan bir alacaktır. Kur farkı düzenlenen temel ilişkide asıl alacak miktarı döviz olarak aynı kalmaktadır. Kur farkı alacağı ise döviz olarak istenmesi mümkün olmayıp, TL olarak talep edilebilecek bir alacaktır. Türk Kanunları’na göre döviz alacağının TL olarak istenmesi mümkün ise de, TL olarak doğan alacağın dövize çevrilerek istenmesi mümkün değildir. (Yargıtay 11 HD'nin 26/05/2022 tarih ve esas 2020/6941 -karar 2022/4076 sayılı ilamı).
Davacının takipte yer alan 4.076,16 USD alacağının davalı hakkında düzenlenen kur farkı faturasından kaynaklandığı, düzenlenen faturaların TL karşılığı gösterilmek sureti ile yabancı para cinsinden düzenlendiği, ne var ki TL olarak doğan borcun yabancı para olarak istenilmesi mümkün olmadığı, kural olarak kur farkı alacağı varsa ancak TL cinsinden istenebileceği sonucuna varıldığından davacının davalı hakkında başlatmış olduğu takibin usulüne uygun olmadığı anlaşılmakla açılan davanın usulüne uygun takip dava şartı yokluğu nedeni ile reddine, davalı hakkında başlatılan takibin açıkça kötü niyetli başlatılmış olduğu ispatlanamadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin şartlar oluşmadığından reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
AÇILAN DAVANIN USULÜNE UYGUN AÇILMIŞ BİR TAKİP BULUNMAMASI NEDENİYLE USULDEN REDDİNE;
1-Alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 2.150,12 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 1.534,72 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
2-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.09/12/2025