İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Tazminat)
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM /
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...’nun dava dışı ...A.Ş.’den kesinleşen icra takip dosyaları nedeniyle alacaklı olduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğu icra dosyalarından İİK m. 120/2’ye istinaden yetki aldığını, müvekkilinin İİK m.120/2 hükmü uyarınca dava takip yetkisi kazandığını, söz konusu yetkiye istinaden işbu davanın ikame edildiğini, dava dışı ... şirketinin davalı bankanın .... şubesinde hesabı bulunduğunu, borçlu şirketin 13.11.2014 tarihli TTSG’de yayınlanan ilana göre ilan tarihinden itibaren 3 yıl süreyle ... ve ...’un müşterek imzasıyla temsil edilmesi gerektiğini, davalı bankanın borçlu şirketi tek başına temsil yetkisi olmayan ...’ın imzasıyla para transferleri gerçekleştirdiğini, söz konusu para transferleriyle borçlu şirketin 800.787,00 TL zarara uğratıldığını, zarara uğrayan borçlu şirketin zarar tutarı kadar davalı bankadan alacaklı hale geldiğini, borçlu şirketin zararının karşılanması için davalı bankaya gönderilen 15.09.2021 tarihli ihtarnamenin de sonuçsuz kaldığını belirterek davanın kabulüne, davalının müvekkilinin alacaklı olduğu ... 1.İcra Müdürlüğünün ...E., ... 25.İcra Müdürlüğünün... E., ... 14.İcra Müdürlüğünün...E. ve ... 14.İcra Müdürlüğünün... E. sayılı icra dosyalarında kayıtlı borcun tamamını ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA /
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili bankaya e-tebligat gönderilmesi gerekirken normal tebligat gönderildiği için savunma süresinin başlamadığını, davacının ikame ettiği davanın usul ve esas yönünden hatalı olduğunu, müvekkili bankanın genel müdürlük adresinin ...’de bulunduğunu, işbu davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, uğranılan zarar ile müvekkili bankanın eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını, dava konusu işlemlerin 16.02.2017 ve 20.02.2017 tarihlerinde gerçekleştirildiğini, dava dışı ...’ın borçlu şirketin A grubu imza yetkilisi; dava dışı ...’un ise B grubu imza yetkilisi olduğunu, bahse konu isimlerden ...’un 24.01.2017 tarihinde vefat ettiğini, borçlu şirketin 14.02.2017 tarihli genel kurul kararıyla yeni imza yetkilisi belirlenmiş olsa dahi bu hususun TTSG’de tescil edilmediğini, müvekkili bankaya herhangi bir kusur atfedilebilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu işlemle alakalı olarak müvekkili bankanın usulüne uygun bir şekilde ibra edildiğini, ilgili firma yapılan işlemden haberdar olduğunu belirtip müvekkili bankayı ibra ettiğini, borçlu şirketin herhangi bir zararı doğmadığını, dava konusu işlemin 2017 yılında yapıldığını, davacının borçlu şirketin hissedarı olduğunu, yapılan işlemden haberdar olmama ihtimali bulunmadığını, davacının 02.03.2017 tarihinde müvekkili bankaya ihtarname gönderdiğini, davacının en geç bu tarihte yapılan işlemden haberdar olduğunu, dava açma süresinin bu tarihte başlayıp zamanaşımına uğradığını, davacının yapılan işlemin geçersizliğini ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, işbu davanın yanlış kişiye yöneltildiğini, bu davanın pasif husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR VE GEREKÇE /
Dava, İİK'nın 120/2. Maddesi uyarınca açılan yetkisiz kişinin talimatları uyarınca ödenen tutarın tazmini, davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun; Davacının ... 1. İcra Müdürlüğünün ...E - ... 25 İcra Müdürlüğünün ... E - ... 14 İcra Müdürlüğünün ... E - ... 14 İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyalarında dava dışı ... A.Ş alacaklısı olup İİK 120/2 maddesi uyarınca alacağın tahsili için devrine dair almış olduğu yetkiye istinaden HMK 53 md uyarınca davayı takip yetkisi kazandığı, dava dışı ... şirketinin geçersiz talimatını davalı bankanın bu talimatın geçersiz olduğunu bilmesine rağmen gerçekleştirerek usulsüz para transferleri yapılmasına yol açtığını ve dava dışı ... şirketinin 16/02/2017 ve 20/02/2017 tarihinde olmak üzere toplamda 800.787,00 TL zarara uğrattığından bahisle bu bedelin bahse konu dosya borçlarının ödenmesi talebinde bulunmuş olup taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalıya usulünce tebligatın yapılıp yapılmadığı bu kapsamda sunulu cevabın süresinde olup olmadığı, cevap dilekçesi ile ileri sürülen yetki - zaman aşımı ve husumet itirazlarının yerinde olup olmadığı, dava dışı .... şirketinin davalı bankayı 29/03/2017 tarihinde yapmış olduğu ibranın davayı ne şekilde etkilediği ve illiyet ilişkisini kesip kesmediği bu kapsamda davacının dava konusu alacaklar kapsamında davalıdan alacak hakkının bulunup bulunmadığı varsa miktarı noktasında toplandığı tespit edilmiştir.
Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, ... 1.İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyası, ... 25.İcra Müdürlüğünün 2020/6889 esas sayılı dosyası celp edilerek dosya arasında alınmış, dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporu alınmıştır.
Mahkememizden verilen 26/09/2023 tarih ve ... Esas ... karar sayılı kararı ile aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine mahkememizce verilen karar BAM 43. Hukuk Dairesinin 19/12/2024 tarih... Esas ... Karar sayılı ilamı ile"; "davacı, iddia olunan zarar tutarının toplam alacak miktarını geçmemek üzere yetki belgesi aldığı icra dosyalarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiş olup, söz konusu tazminat tutarının doğrudan kendi adına ödenmesi talep edilmemiştir. Bu halde, davacı tarafça, icra dairelerinden alınan yetki uyarınca açılan bu davada dava takip yetkisinin bulunması gerekli ve yeterlidir. Dava dilekçesi ekinde, davacının icra dairelerinden aldığı yetki belgeleri mevcut olup, bu haliyle eldeki davada dava takip yetkisi bulunmaktadır. Davanın niteliği gereği, davacı ile dava konusu alacak hakkı arasında ilişkili bulunması mümkün olmadığından ve davacının ödemenin icra dosyalarına yapılmasını talep ettiği nazara alındığında dava edilen sübjektif hak üstünde davacının bir sıfatı bulunmadığının baştan belli olmasına göre, bu davada davacının husumetinin bulunması zaten imkan dahilinde değildir. İlk derece mahkemesinini gerekçesinde davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı ifade edilmiş ise de, dava ehliyeti davacının şahsına ilişkin olup, dava konusuyla ilgili olmadığından bu belirleme de somut olaya uygun değildir. Ayrıca mahkemece kısa kararda ise davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen gerekçede davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verildiği belirtilerek gerekçe ve kısa karar arasında çelişkiye neden olunmuştur. Davacının, dava takip yetkisinin bulunması nedeniyle ilk derece mahkemesince işin esasına girilerek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hükümde yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile mahkememizin kararı kaldırılmış, dosyamız yeni esas alarak 2025/127 esas ile yargılamaya devam edilmiştir.
Dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporu alınmıştır. Bankacı bilirkişi ...tarafından düzenlenen 07.10.2025 tarihli bilirkişi raporu dosya kapsamına ibraz edilmiştir.
Taraf iddia ve savunmaları ibraz edilen deliller, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; eldeki davada davacı tarafça, davalı banka tarafından yetkisiz kişinin talimatları uyarınca dava dışı ... Anonim Şirketi hesabından üçüncü kişi hesaplarına usulsüz para transferi gerçekleştirdiği iddiasıyla adı geçen şirketin uğradığı zararın tazmini ile ilgili icra dosyalarına ödenmesine karar verilmesi başka bir deyişle söz konusu tazminat tutarının doğrudan kendi adına ödenmesi talep edilmemesi istemiyle eldeki dava açılmış, davalı taraf ise, uğranılan zarar ile kendilerinin eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını, dava konusu işlemlerin 16.02.2017 ve 20.02.2017 tarihlerinde gerçekleştirildiği, dava dışı ...’ın borçlu şirketin A grubu imza yetkilisi; dava dışı ...’un ise B grubu imza yetkilisi olduğu, bahse konu isimlerden ...’un 24.01.2017 tarihinde vefat ettiği, borçlu şirketin 14.02.2017 tarihli genel kurul kararıyla yeni imza yetkilisi belirlenmiş olsa dahi bu hususun TTSG’de tescil edilmediği, kendilerine herhangi bir kusur atfedilebilmesinin mümkün olmadığı, dava konusu işlemle alakalı olarak kendilerinin usulüne uygun bir şekilde ibra edildiği, ilgili firma yapılan işlemden haberdar olduğunu belirtip kendilerini ibra ettiği, borçlu şirketin herhangi bir zararı doğmadığı, dava konusu işlemin 2017 yılında yapıldığı, davacının borçlu şirketin hissedarı olduğu, yapılan işlemden haberdar olmama ihtimali bulunmadığı, davacının yapılan işlemin geçersizliğini ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu iddiasıyla davanın reddini savunmuştur. Taraflar arasındaki ihtilaf az yukarıda detaylı olarak belirtilmiştir. Öncelikle ... 1. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı, ... 25. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı, ... 14. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı ve ... 14. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyalarında davacının, dava dışı ... Şirketi'nden olan alacakları bakımından bu şirketin davalı ... A.Ş.'den olan alacağı için açılacak dava yönünden ilgili icra müdürlüklerince İİK'nın 120/2. Maddesi uyarınca davacıya yetki verilmiştir.
Hukukun imkan tanıdığı hallerde davacı iddiayı başkası adına ileri sürebilir. Burada istisnaen dava takip yetkisini başkası adına kullanmak söz konusu olur. Kanun koyucu çeşitli düzenlemelerle hukuki ilişkinin tarafı olmayan üçüncü kişilere davayı takip yetkisi tanımıştır. Hakka yabancı bir kişinin dava takip yetkisi ile donatılmasına hukukumuzdan pek çok örnek verilebilir. İcra ve İflas hukukunda, borçlunun üçüncü bir kişideki alacağını haczettiren alacaklı, bu alacağın tahsili için dava açabilir. İcra dairesinin burada alacaklıya vereceği belge üzerine alacaklı davayı takip edebilecektir(İİK m. 120). Bu da dava takip yetkisi sayesinde mümkün olmaktadır(Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s. 209,210).
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 120/2. maddesi, hacze iştirak etmiş olan alacaklıların hepsi veya içlerinden bir veya birkaçı borçlunun 3. kişiye karşı sahip olduğu dava hakkının kullanılmasını üzerlerine alabilirler, şeklinde düzenlenmiştir. Buna kısaca alacağın tahsili için devri denir. Tahsili için devir ile alacağı tahsil için devralan alacaklı borçlunun haklarına halef olmaz, sadece o alacağı talep edebilmek için temsil edebilme yetkisini (davayı takip yetkisini, HMK m.53)kazanır. Yani borçlu adına (tahsil için devraldığı) alacak için üçüncü kişiye karşı icra takibi yapabilir veya dava açabilir.
Alacağı tahsil için devralan alacaklının takip borçlusuna karşı olan haklarına halel gelmez. (İİK m.120,II); yani bununla devralan alacaklının alacağı ödenmiş sayılmaz. Bu alacak devrolunan alacağın tahsil edilip bundan devralan alacaklının alacağının ödenmesine kadar mevcut olmakta devam eder.
İcra dairesi alacağı tahsil için devralan alacaklıya,alacağın tahsili için gerekli işlemleri yapmaya yetkili olduğu hakkında belge verir. Alacaklı bu belge ile üçüncü kişiye karşı icra takibi yapabilir veya dava açabilir. Alacağın tahsili için yapılan bütün giderler özellikle takip ve dava giderleri alacağı tahsil için devralan alacaklıya aittir. Fakat bu giderler tahsil edilen paradan ilk önce ödenir. Bunun gibi, tahsil edilen para ilk önce alacağı tahsil için devralan alacaklının veya alacaklıların alacağının ödenmesine karşılık tutulur (İİK 120/2). Bundan sonra geriye para artarsa, o da diğer alacaklılara ödenir. Ondan sonra para artarsa bu para da takip borçlusuna verilir. Buna karşılık alacağı tahsil için devralan alacaklının yaptığı takip veya açtığı dava semeresiz kalırsa, alacaklı yapmış olduğu masraflara kendisi katlanır (Baki Kuru, İcra İflas Hukuku, Ankara 2017, s. 294-296 - Yargıtay 15. HD'nin ...Tarih ve... E. - ... K. sayılı kararı).
Yukarıdaki yasal düzenlemelerden sonra tekrar somut olaya dönülecek olursa dava dışı ... Şirketi'nin davalı bankanın ... Şubesi nezdinde ... nolu vadesiz (Serbest kullanımlı) ticari mevduat hesabı bulunmaktadır. Dosya içerisinde yer alan ... 17.Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı imza sirküleri incelendiğinde 22/01/2015 ile 22/01/2018 tarih aralığında 3 yıl süreyle ...(A grubu adına) ile ... (B grubu adına) şirketi müşterek imza ile temsil ve ilzam etmeye yetkili kılındığı, dava dışı ... şirketine ait ...Şubesi nezdindeki ... numaralı hesaptan 3 ayrı kalem halinde toplam 800.787,00 TL'lik EFT havalesinin 3.şahıs hesaplarına yapıldığı, dava dışı ... şirketi müşterek-çift imza ile temsil ve ilzam şartı varken 3 adet EFT işlem talimatlarının sadece ...'ın tek imzasıyla gerçekleştirildiği, bu nedenle hesap sahibi ... şirketinin imza sirkülerindeki çift imza şartına davalı bankaca uyulmamış olduğu/sözleşmenin ihlal edilmiş olması başka bir deyişle davalı bankaca özen ve sadakat yükümlülüğünün ihlal edilmiş olduğu kanaatine varılmıştır. Ayrıca B Grubu imza yetkilisi ...'un 22/01/2017 tarihinde vefat ettiği, dava dışı ... şirketinin B Grubu imza yetkilisinin vefatı nedeniyle geçiş süreci içinde davalı bankanın EFT işlemlerinin tek imza ile yapılmasına izin vermiş olduğu, dava dışı ... şirketinin ... 12.Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı kararı ile vefat eden ...'un yerine ...'un atama işleminin yapıldığı, işbu atama kararının 28/02/2017 tarihinde notere tescil ettirilmiş olduğu, EFT işlemlerinin ise 16/02/2017 ve 20/02/2017 tarihlerinde gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.
Dolayısıyla atama kararının EFT işlemlerinden sonra notere tescil ettirildiği, dolayısıyla çift imza/müşterek imza ile yapılması gereken EFT işlemlerinin tek imzalı talimatlarla yapıldığı, dava dışı ... şirketinin davalı bankayı 29/03/2017 tarihli ibraname ile ibra ettikleri, işbu ibra kararının ...., ...., ...ve ....tarafından imzalandığı ve fakat yukarıda belirtilen .... 12.Noterliğinin ...tarih ve ... yevmiye numaralı kararı ile vefat eden ...'un yerine ...'un atama kararının borçlu şirketin B grubu hissedarlarından dava dışı ...tarafından, ... tarih ve ...sayılı Yönetim Kurulu Kararının hükümsüz olduğunun tespit edilmesi ve borçlu şirketin feshedilmesi için ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E. sayılı dosyası üzerinden dava ikame edildiği, ilgili yargılama sonucunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin önüne giden uyuşmazlıkta İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi tarafından verilen 13.02.2020 tarih ve... E.,... K. sayılı karar ile ;"... Davalı şirketin, dava konusu 14.02.2017 tarihli yönetim kurulu kararının TTK'nın 391. maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitine" karar verilmesi ile davaya konu şirketin 14.02.2017 tarihli Yönetim Kurulu Kararının TTK
m. 391 uyarınca batıl olduğu tespit edilmiştir.
İstinaf mahkemesince kararın batıl kabul edilmesi nedeniyle atama kararının açığa düştüğü başka bir deyişle geçersizliğine hükmedildiği, buna bağlı olarak Mahkememizce ibra kararı altında yeni atanan üyenin olması ve işbu atama işleminin batıl olmasına karar verilmesi nedenleriyle Mahkememizce ibranamenin geçerli olmadığı kanaatine varılmıştır.
Bunlarla birlikte olayın gerçekleştiği dönem itibariyle yüksek miktarda sayılabilecek EFT ve ödeme işlemlerinden elde edilen paranın dava dışı ... şirketi yararına faydalı işlemlerde kullanıldığı da davalı yanca ispat edilememiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, eldeki davada davacının üzerinde bulunan ispat külfetini yerine getirdiği, dava dışı Ökoplan şirketinin imza sirkülerine uygun olmayan talimatları işleme almak sureti ile yapılan para transferi ile davalı bankanın sözleşmeyi ihlal etmiş olması başka bir deyişle davalı bankaca özen ve sadakat yükümlülüğünün ihlal edilmiş olduğu, bu nedenle dava dışı .... şirketinin 16/02/2017 ve 20/02/2017 tarihinde üç adet EFT işlemi olmak üzere toplamda 800.787,00 TL zarara uğrattığı anlaşılmakla Mahkememizce davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM /Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kabulü ile ; Dava dışı ... Şirketi'nin uğratıldığı zarar ve alacağı olan 800.787,00 TL'nin 20.02.2017 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte bulunacak toplam alacak miktarını geçmemek kaydıyla: davalıdan tahsiliyle ... 1. İcra Dairesinin ...Esas, ... 25. İcra Dairesinin ... Esas, ... 14. İcra Dairesinin ...Esas ve ... 14. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyalarına ödenmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 54.701,76 TL nispi karar ve ilam harcından 11.546,78 TL peşin alınan harcın mahsubuna, bakiye 43.154,98 TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 126.118,05 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 11.546,78 TL peşin/nisbi harç, 25.000,00 TL bilirkişi ücreti, 518,25 TL posta masrafı olmak üzere toplam 37.145,73 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-HMK 333.maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/12/2025