KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)
Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
BEYANLAR
Davacı dava dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir;Müvekkilİ banka ile borçlu kefil arasında imzalanan sözleşmelere istinaden borçlunun kefil olduğu ... Ticaret Limited Şirketi'nin kullanmış olduğu ... ... numaralı Ticari Kredi Kartı ve ... ... numaralı Taksitli Ticari Kredi'ye ait borcun süresinde ödenmemesi sebebiyle kat edilerek feshedildiğini, davalı kefil hakkında 25.02.2025 tarihinde Konya İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını; karşı taraf borçlunun yetki itirazı üzerine dosya yetkili icra müdürlüğü olan Çumra İcra Müdürlüğü'ne gönderildiğini, Çumra İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, karşı taraf vekili aracılığıyla 26.03.2025 tarihinde itiraz etmiş ve takip 26.03.2025 tarihinde durdurulduğunu, davalı borçlu kefil, müvekkili banka ile yapılmış olan sözleşme çerçevesinde bankaya borçlandığını, ancak söz konusu borcunu ödemediğini. karşı tarafın takip konusu borcu banka kayıtları ile sabit olduğunu beyanla; Davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak yapmış olduğu Çumra İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali ile takibin devamına, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı borçlu üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.
MAHKEMEMİZCE TOPLANAN DELİLLER VE YAPILAN İŞLEMLER:
Bilirkişi Hüseyin Kafadağı 16.10.2025 tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; ... Bankası A.Ş. ile Dava Dışı Asıl Borçlu ... Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan 28.12.2023 tarihli, 3.000.000,00 TL limitli GKS'yi Davalı ..., 28.12.2023 tarihinde 3.000.000.000,00 TL kefalet müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladığı tespit edildiğini, banka tarafından davalı kefil ...'e Çumra . Noterliğinin 03.02.2025 ... yevmiye numarası ile kat ihtarnamesi gönderildiğini, kat İhtarnamesi davalı Kefil ... 'e 05.02.2025 tarihinde tebliğ edilmiş olup, 3 günlük ödeme süresi verildiğini, davalı Kefil ... açısından temerrüt tarihi 11.02.2025 olarak tespit edildiğini, davacı bankanın, davalı Kefil ...'den 25.02.2025 icra takip tarihi itibariyle davaya konu; Ticari kredi açısından 1.348.124,29 TL asıl alacak, 110.843,73 TL işlemiş faiz, 5.542,19 TL BSMV, kredi kartı açısından 6.850,95 TL asıl alacak, 349,65 TL işlemiş faiz, 17,48 TL BSMV, 4.874,00 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 1.476.602,29 TL alacağı olduğu hesap edildiği, (Taleple Bağlılık İlkesi Gereği) icra takip tarihi itibariyle taksitli ticari kredi için uygulanması gereken temerrüt faiz oranı 94150, kredi kartı için %60,60 olduğunu, bankanın talep etmiş olduğu alacak ile hesaplanan alacak arasında oluşan fark bankanın temerrüt tarihinden önce temerrüt faizi işletmesinden kaynaklı olduğu tespit edildiği kanaatine varılmıştır.
Tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında uyuşmazlık konusunun Bankacılık Sözleşmesine dayalı itirazın iptaline ilişkin olduğu görülmüştür.
Kredinin tanım olarak 5411 sayılı Bankacılık Kanununda (Ban. K) kanun koyucu tarafından bir belirlemesi yapılmamıştır. Bununla birlikte kredi sınırlarının çizilmesinde bankanın hangi işlemlerinin kredi sayılacağı hususu Ban. K madde 48 belirlenmiştir.
Buna göre, krediler, bankalarca verilen nakdî krediler ile teminat mektupları, kontrgarantiler, kefaletler, aval, ciro, kabul gibi gayri nakdî krediler ve bu niteliği haiz taahhütler, satın alınan tahvil ve benzeri sermaye piyasası araçları, tevdiatta bulunmak suretiyle ya da herhangi bir şekil ve surette verilen ödünçler, varlıkların vadeli satışından doğan alacaklar, vadesi geçmiş nakdî krediler, tahakkuk etmekle birlikte tahsil edilmemiş faizler, gayrinakdî kredilerin nakde tahvil olan bedelleri, ters repo işlemlerinden alacaklar, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile benzeri diğer sözleşmeler nedeniyle üstlenilen riskler, ortaklık payları ve Kurulca kredi olarak kabul edilen işlemler izlendikleri hesaba bakılmaksızın bu kanun uygulamasında kredi sayılacağı şeklinde düzenlenmiştir.
Kredinin birden çok çeşidi olmakla beraber uygulamada en çok kullanılan tür nakit ödeme yapılmak suretiyle verilen kredilerdir. Bu tür ise, nakdi kredi olarak tanımlanabilecektir. Bu itibarla kredi kartı hesabı suretiyle kullandırılan kredi, tüketici ya da ticari krediler nakdi krediye örnek olarak verilebilecektir.
Nakdi kredinin alt türlerinden olan sabit vadeli para ödüncü kredisinde değinilecek olursa; banka parayı bir defada kredi alana verecek, kredi alan ise almış olduğu bu para ödüncünü tek defada veya taksitler halinde kararlaştırmış oldukları vadede geri ödeyecektir.
Bu kredi sözleşmelerinde cari hesap şeklinde çalışmaz. Bu nedenle kredinin yenilenmesi, döner çalışması söz konusu değildir. Banka krediyi bir defada verir, kredi alan ödeme yapmakla belli limite kadar tekrar kredi çekme imkânı yoktur. Kredi belli bir limite kadar cari hesap şeklinde açılmamıştır. Bu sebeple kredi alanın ödemeler yaparak krediyi döner olarak kullanması mümkün değildir (... ...: Kredi ve Kredi İşlemlerinin Hukuki Açıdan Değerlendirilmesi, Pamukkale Journal of Eurasian Socioeconomic Studies 6/2 (Aralık2019), 45-46).
Kredi Sözleşmesinin genel hükümler bağlamında hukuki niteliği; Türk Borçlar Kanunu (TBK) madde 386 ve devamında düzenlenmiştir. Kanuni tanım da dikkate alındığında, kanun koyucu tüketim ödüncüne ancak ya bir miktar para ya da tüketilebilen bir şeyin söz konusu olabileceği, ödünç verenin bu ödüncü devretmeyi yükümlendiği, ödünç alanın ise aynı nitelik ve miktardaki şeyi geri vermeyi taahhüt ettiği tam iki tarafa borç yükleyen, rızai sözleşme olarak tanımlamıştır.
Sözleşmenin rızai niteliği sebebiyle; banka ve kredi talep edenin anlaşması halinde artık sözleşmenin kurulacağı yorumu yapılabilecektir. Bu nedenle ayrıca paranın devredilmesi şart değildir. Bu hususa ilişkin ihtilaf olması halinde ancak tarafların yükümlülükleri dairesinde bakmak ve değerlendirmek gereklidir (... ...,s.47).
Kanun koyucu, ticari olmayan tüketim sözleşmelerinde ancak kararlaştırılmış olması halinde faiz istenebileceğini belirlemişken, ticari işlerde ise, tarafların bu konuda herhangi bir anlaşması olmasa bile faiz talebinde bulunulabileceği şeklinde düzenleme yapmıştır.
İtirazın iptali davası, takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı itirazla duran takibin devamını sağlama amacıyla açılan bir davadır. Alacaklı davayı kazanır; yani borçlunun itirazı hükümden düşürülürse bununla aynı zamanda borçlunun itirazı da iptal edilmiş olur.
Mahkeme bir alacak davasında olduğu gibi bu davada da tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere inceleyecek, borçlunun ödeme emri itirazının doğru olup olmadığı hususunu araştırır. Burada alacaklı alacağını ispat bakımından İcra ve İflas Kanunu madde 68'de sınırlı sayıda belirtilmiş bulunan belgelere bağlı değildir. Alacaklı bir alacak davasında olduğu gibi alacağını Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre her tür delil ile ispat edebilecektir (... ... ... ...: İcra ve İflâs Hukuku, Ankara 2018, s. 172-184).
İtirazın iptali davasında davacı alacaklı takip konusu alacağın varlığını ispat etmelidir. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. İtirazında borcunun varlığını kabul edip, ödeme savunmasında bulunan borçlu bu savunmasını ispat etmelidir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 6'ya göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her bir taraf hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür hükmü amirdir.
Somut olayda; davacının banka davalının ise davacı bankanın müşterisi olduğu, taraflar arasında kredi sözleşmesinin mevcut olduğu, davalının ilgili kredi ödemelerini gerçekleştirmemesi sebebiyle davacının iş bu icra takibine giriştiği, davalının ise borcu olmadığında bahisle itirazda bulunduğu, davacının 1 yıllık hak düşürücü süre zarfında ilgili davayı dermeyan ettiği, dosyanın alacak durumunun tespiti amacıyla uzman bilirkişiye tevdine karar verildiği, yapılan tespitlere göre davalının davacı bankaya icra takibine esas miktar mucibince borçlu olduğunu, fakat yargılama esnasında davalı tarafın icra dosyasına yapmış olduğu itirazını geri çektiği, takibin kesinleştirildiği dikkate alındığında davanın konusuz kaldığı kararı verilmiştir.
Davacının icra inkar tazminatı talebi hususu değerlendirildiğinde; İcra ve İflas Kanunu madde 67/2 gereğince; alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının talebinin yanı sıra mahkemenin, itirazın iptali yargılaması sonucunda borçlunun ödeme emrine karşı yapmış olduğu itirazın haksız olduğuna karar verilmesi gerekir. Borçlunun itirazının haksız olduğunun tespiti yapabilmek için borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın likit yani muayyen/belirli olması gereklidir. Buna karşılık likit olmayan alacaklarda alacağın miktarı belirli değildir. Yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını tespit edebilmek için bütün unsurlar bilinmemekte veya bilinememektedir. Bu sebeple borçlu ne kadar borcu olduğunu kendisi tespit edememe durumu içerisindeyse yapmış olduğu itirazda haklı olacaktır (...: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2018).
Somut olayda; davalıya yönelik davacı banka tarafından borç durumunu gösterir ihtarnamenin tebliğ edildiği, borç olgusunun sabit olduğu dikkate alındığında alacağın likit ve itiraz kapsamının kötü niyetli olduğu değerlendirilmiş talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
1-DOSYANIN KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
-Asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Peşin alınan 26.280,68 TL harçtan alınması gereken 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 25.665,28 TL fazla harcın talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan masraf olan: 6.147,50 TL'nin davalıdan tahsili davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına (harç tahsil müzekkeresi yazılmasına).
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
7-Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 233.446,91 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Karardan sonra yapılacak masrafların davalıdan alınmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize iletilmek üzere bulundukları yer Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verecekleri dilekçe veya tutanağa kaydedilmek koşuluyla beyanda bulunmak suretiyle Konya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/12/2025