BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı alacaklı, işbu sözleşme uyarınca üstelenmiş olduğu tüm edimleri eksiksiz olarak tamamladığını buna rağmen davalı borçlu şirket sadece 207.000 TL ödeme yapmış olup geriye kalan 243.000 TL ödemeyi yapmadığını, bu sebeple davacı alacaklı müvekkili tarafından, davalı borçlu aleyhine, T.C. Büyükçekmece İcra Müdürlüğünde ..... Esas numarasıyla İcra takibi ikame edildiğini, ancak davalı borçlu şirket işbu icra takibine haksız olarak itiraz etmiş olup takibin durduğunu, borçlu 23.02.2025 tarihinden bu yana ödeme vadesinin üzerinden 1 YIL geçmesine rağmen ödemediğini, borçlunun T.C. Büyükçekmece İcra Müdürlüğünde ..... Esas numaralı dosyasında gerçekleştirdiği haksız ve kötü niyetli itirazın iptaliyle birlikte takibin devam etmesini talep ettiklerini, takibin durduğu ve alacağın likit olduğu göz önüne alındığında, davacı müvekkilinin lehine %20 oranında icra inkar tazminatının ödenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir, alacaklarına 23.02.2025 tarihinden itibaren Ticari Avans Faizi işletilmesini, mahkeme aksi kanaatteyse icra takibi tarihinden itibaren Ticari Avans Faizi işletilmesini, Yine mahkeme aksi kanaatteyse dava tarihinden itibaren Ticari Avans Faizi işletilmesini talep ettiklerini, mahkeme taleplerini kabul etmezse alacaklarının 23.02.2025 tarihinden itibaren Yasal Faizi işletilmesini, mahkeme aksi kanaatteyse icra takibi tarihinden itibaren Yasal Faizi işletilmesini, mahkeme aksi kanaatteyse dava tarihinden itibaren Yasal Faizi işletilmesini talep ettiklerini, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti hususlarında da müvekkillerinin lehine bir karar alınması adına, ilgili giderlerin ve vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesini talep ettiklerini,. İlgili kararın, müvekkilinin haklı davasının bir sonucu olarak taraflarına iletilmesini, fazlaya dair haklarımızın ise saklı kalmasını talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
eser sözleşmesinden kaynaklı olarak davacının davalıdan alacağının tahsili istemine yönelik başlattığı icra takibine itirazın iptali davası niteliğindedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Davacının alacak talebinin taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmakta olup, bu suretle taraflar arasındaki alacağa konu ilişkinin münhasıran 6102 sayılı TTK'da düzenlenen ticari işlerden olmadığı gibi havale, vedia ve fikri haklardan kaynaklı davalardan da olmadığı bu suretle nispi ticari dava yönünden değerlendirme yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce İTO'ya müzekkere yazılarak davacının gerçek kişi tacir olarak ticaret sicilde kayıtlı olup olmadığı sorulmuş olup, İTO tarafından verilen müzekkere cevabında davacının gerçek kişi tacir olarak ticaret sicilde kayıtlı olmadığı bildirilmiştir.
Davacının Gelir İdaresi Başkanlığı kayıtları UYAP sistemi üzerinden sorgulanmış olup, davacının üzerine kayıtlı herhangi bir işletme bulunmadığı, potansiyel mükellef olarak kaydının bulunduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce davacının bağlı olduğu vergi dairesine de davacı adına kayıtlı işletme olup olmadığı hususunda müzekkere yazılmış olup, Büyükçekmece Vergi Dairesi 06.03.2026 tarihli müzekkere cevabında davacı adına kayıtlı vergi mükellefi işletme bulunmadığını, potansiyel mükellef olarak kaydının bulunduğunu belirtmiştitr.
Bu noktada ticari dava niteliğinin tespiti için ticari işletme kavramının incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. 6102 sayılı Kanun gerçek kişi tacirler yönünden ticari işletme ve tacir kavramlarını ticari işletmeyi merkeze alarak tanımlamıştır. Zira gerçek kişi tacirlere ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 12. Maddesi şu şekildedir: "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir."
İlgili hükümden görülebileceği üzere bir gerçek kişinin tacir olarak kabul edilebilmesi için ön şart bir ticari işletmenin işletilmesidir. Bir işletmenin ticari işletme olarak kabul edilebilmesi için gereken şartlar ise 6102 sayılı Kanun'un 11. Maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:
"Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir."
İlgili hükümden görülebileceği üzere 6102 sayılı Kanun'un 11. Maddesine göre bir işletmenin ticari işletme sayılabilmesi için; devamlılık, bağımsızlık ve esnaf işletmesini aşan düzeyde gelir elde edilmesi şartları bulunmaktadır. (Ticari İşletme Hukuku Hüseyin Ülgen, Mehmet Helvacı, Arslan Kaya, Füsun Nomer Ertan; Vedat Kitapçılık; İstanbul 2019; s. 156)
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı gerçek kişinin üzerine kayıtlı bir işletmelerinin bulunmadığı, potansiyel mükellef olarak göründükleri, davacının VUK 176 - 177. Maddeleri uyarınca belirlenen vergi gelir sınırını aşmadığı dolayısıyla tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davacının VUK 176 - 177. Maddelerinde belirtilen sınırı aşan bir işle iştigal etmediği ve ilgili sınırları aşan düzeyde vergi beyannamesinin bulunmadığı gözetildiğinde davacının ticari işletme işleten bir tacir olarak kabulünün mümkün olmadığı anlaşılmıştır.
Bu bağlamda davacının VUK 176 - 177. Maddede belirlenen sınırları aşan düzeyde gelir elde eden bir ticari işletmesinin bulunmadığı dolayısıyla tacir olmadığı ve davaya konu alacak talebinin münhasıran 6102 sayılı Kanun'dan kaynaklanan ticari işlerden olmadığı, eser sözleşmesinden kaynaklı alacak talebinde bulunulduğu anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki alacak iddiasına konu davanın genel mahkeme niteliğinde olan Asliye Hukuk Mahkemesinde incelenerek sonuçlandırılması gerektiği, ticaret mahkemesinin eldeki davada davacının tacir olmaması ve davacının ticari işletmesi olmaması sebebiyle görevsiz olduğu anlaşılmıştır.
Ticari olmayan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davalarında 6100 sayılı Kanun gereğince görevli Mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda re'sen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usûlden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli mahkemenin BAKIRKÖY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğuna,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
6-İhtiyati haciz talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda tensiben karar verildi. 11/03/2026