BURSA
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
DAVACI:
1-
VEKİLİ: Av.
DAVACI:
2-
VEKİLİ: Av.
DAVALI:
1-
2-
3-
4-
5-
Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında;
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Davalıların gelir gider dengesi ve nakit akışlarındaki bozulmaların faaliyetini sürdürdüğü işletmesinde ekonomik güvenliğini tehlikeye soktuğunu bu nedenle davacı alacaklı da alacaklarının konkordato güvencesi içinde ödenebilmesi için davacı alacaklı tarafından davalı borçlular için geçici mühlet talebinde bulunmuştur.
Adi konkordato, iflasa tabi olup olmadığına bakılmaksızın, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun borçlarını proje ile belirli bir vade veya indirim yoluyla yeniden yapılandırabilecekleri bir hukuki imkandır. Konkordato hükümlerinden yararlanmak isteyen borçlu veya borçlunun iflasını isteyebilecek alacaklılardan biri, Asliye Ticaret Mahkemesine vereceği dilekçesine İİK m. 286’ da sayılan belgeleri de ekleyerek konkordato mühleti talebinin kabul edilmesi hususunda bir başvuru yapabilir. Konkordato talebine eklenecek belgeler Madde 286 da sayılmıştır, bunlar aşağıda belirtilenlerdir;a) konkordato ön projesi.b) Borçlunun malvarlığının durumunu gösterir belgeler;, tüm alacak ve borçları vadeleri ile birlikte gösteren liste ve belgeler.c) Alacaklıları, alacak miktarlarını ve alacaklıların imtiyaz durumunu gösteren liste.d) Konkordato ön projesinde yer alan teklife göre alacaklıların eline geçmesi öngörülen miktar ile borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktarı karşılaştırmalı olarak gösteren tablo.e) makul güvence veren denetim raporu ile dayanakları.Mahkeme talep ile birlikte İİK m. 286’ daki belgelerin eksiksiz olduğunu tespit ettikten sonra borçluya derhal üç aylık geçici bir mühlet verir. Verilen bu geçici mühlet, borçlunun veya komiserin talebiyle iki ay daha uzatılabilir (İİK m. 287/4). Talep edenlerin konkordato başvurusu ve başvuruya eklediği İİK m. 286 da sayılan belgelerin eksiksiz olduğu görüldüğünden talep eden borçlulara üç aylık geçici bir mühlet verilmiştir. İİK m. 289/3 gereği, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde, borçluya bir yıllık kesin mühlet süresi verilir hükmü uyarınca geçici mühlet içerisinde yapılan incelemeler ve konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığı denetlenmiştir. Mahkememizce borçlular ..., ... Gayrimenkul İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... ... Beton Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, Abit Danışman, ... Beton Turizm İnşaat Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından açılan ve mahkememiz 2025/... Esasına kayıtlı dosyasında mahkememizce ''...İsv. İİK ‘da, konkordato mühletinin amaçlarından biri olarak açıkça, "borçlunun iyileşmesi" kavramına yer verildiği, buna göre, geçici mühletin, açıkça iyileşme ümidi görülmüyorsa, yani konkordatonun tasdikine gerek kalmaksızın iyileşme yahut konkordato ihtimali yoksa kaldırılacağı ifade edilmiştir. Ancak burada iyileşmeden söz edebilmesi için bilançosal bir iyileşme yeterli olmayıp başarılı bir iyileşme için yapısal (gerçek) bir iyileşmenin varlığı aranmalıdır. Bu sebeple konkordato talebi, sadece zaman kazanmaya yönelik bir talep olmayıp sürekli ve kalıcı bir iyileşme olasılığını konkordato projesi yardımıyla inanılır kılmalıdır. Bu nedenle ön proje sadece dilek ve temenniler içeren soyut bir belge olarak anlaşılmamalı, mahkeme tarafından kesin mühlet verilebilmesi için ön projenin nasıl başarılı olacağı açıklanmalıdır. ()İİK 287. Maddesinde de borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimalinin "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edildiğine yer verilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku ...)İİK'nın 286/1-a maddesinde "borçlunun talebiyle birlikte borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda, alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren ön proje ibraz etmesi" gerektiği ifade edilmiştir. Bu şekilde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için mali kaynağın nasıl sağlanacağı net bir şekilde açıklanmalı ki projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ve kayıtlarla uygun olup olmadığı değerlendirebilmelidir. Dolayısıyla 286/1- a bendinde, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve ödemelerini yapabilmesi ifadesi ile konkordatonun amacının da bir anlamda ifade bulduğunun kabülü doğru olacaktır. Mali kaynağın nasıl edileceği kapsamında, ... Yeni konkordato Hukuku, ... ifade edildiği gibi "ortakların yeni sermaye getirmeleri, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, işletmenin bir bankadan kredi bulması ilk akla gelenlerdir." Bu nedenle ön proje, maddenin 1. fıkranın a bendinde sözü edilen bütün unsurları içermelidir.Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olayı değerlendirmek gerekecektir. Davacı şirketler tarafından sunulan ön projelerinde şirketlerin borçlarını ödeyebilmek için mal varlığı satışından elde edilecek satış bedellerine ve yapmakta oldukları işlerden elde edecekleri gelire yani faaliyet karına dayanmaktadır.
Davacıların mali durumlarının incelenmesi neticesinde:
... Gayrımenkul..A.Ş. yönünden: 30/09/2025 mali verileri uyarınca toplamda -10.178.587,70 TL zarar edildiği, davacı şirketin hiç bir icra takibi görmeden geçirdiği 5 aylık geçici mühlet süresini içine alan 9 ay gibi uzunca bir sürede kara ulaşmadığı aksine zarar ettiği, bu şirket yönünden 3 yıl boyunca 3 ayda bir eşit taksitlerle ödenmesi öngörülen toplam borcun ise, 244.027.130,28 TL olduğu, proje kapsamında % 25 basit faiz öngörüldüğü bu faiz karşılığının 61.006....,60 TL'ye karşılık geleceğ, aylık 8.473.164,25 TL ödeneceği öngörülmektedir. 9 ay boyunca zarar eden bir şirketin bu denli aylık yüksek tutarlık taksit ödemelerini yapamayacağı, projenin gerçekçi ve mali tablolarına uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki şirketin mali verileri incelendiğinde 2021-2022-2023-2024 ve 30/09/2025 tarihli gelir tabloları uyarınca hiç bir dönem net karı bulunmadığı sürekli zarar ettiği görüldüğünden anılan davacının kaynakları ile projede öngörülen borçlarını ödemesi mümkün görünmemektedir. ... Beton .A.Ş. yönünden: 30/09/2025 mali verileri uyarınca toplamda 85.086.546,36 TL zarar ettiği, davacı şirketin hiç bir icra takibi görmeden geçirdiği 5 aylık geçici mühlet süresini içine alan 9 ay gibi uzunca bir sürede kara ulaşmadığı aksine zarar ettiği, bu şirket yönünden 3 yıl boyunca 3 ayda bir eşit taksitlerle ödenmesi öngörülen toplam borcun ise, 1.965.190.403,60 TL olduğu proje kapsamında % 25 basit faiz öngörüldüğü bu faiz karşılığının 491.297.601,00 TL'ye karşılık geleceği bu kapsamda aylık 68.235.777,90 TL ödeneceği öngörülmektedir. 9 ay boyunca zarar eden bir şirketin bu denli aylık yüksek tutarlık taksit ödemelerini yapamayacağı, projenin gerçekçi ve mali tablolarına uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Yine geçici komiser heyeti raporunda yer alan şirketin mali tablolarında 2021-2024-2025 yıllarında zarar etmiş olmasıyla birlikte, şirketin ... ve vergi borçlarının 318.994.005,05 TL ulaştığı göz önüne alındığında davacının projesinin gerçekleşme ihtimalinin bulunmadığı açıktır. Davacılardan ... ... A.Ş. yönünden: 30/09/2025 mali verileri uyarınca toplamda 10.178.584,70 TL zarar ettiği, davacı şirketin hiç bir icra takibi görmeden geçirdiği 5 aylık geçici mühlet süresini içine alan 9 ay gibi uzunca bir sürede kara ulaşmadığı aksine zarar ettiği, bu şirket yönünden 3 yıl boyunca 3 ayda bir eşit taksitlerle ödenmesi öngörülen toplam borcun ise, 244.630.935,16 TL olduğu proje kapsamında % 25 basit faiz öngörüldüğü bu faiz karşılığının 61.157.733,79 TL'ye karşılık geleceği bu kapsamda aylık 8.494.129,69 TL ödeneceği öngörülmektedir. 9 ay boyunca zarar eden bir şirketin bu denli aylık yüksek tutarlık taksit ödemelerini yapamayacağı, projenin gerçekçi ve mali tablolarına uygun olmadığı anlaşılmaktadır.Bu haliyle, davacı şirketlerin hiç bir icra takibi görmeden geçirdiği 5 aylık geçici mühlette kayda değer bir faaliyet karı ve ivmesi olmadığı, hatta zarar ettikleri görülmüştür. Konkordato talep eden borçlu şirketlerin kendilerine tanınan konkordato mühletleri dahilinde öz sermaye devir hızının artırarak öncelikle kısa vadeli borçlarını ödeme kapasitesini artırmalı gerekmektedir. Davacı şirketler yönüyle geçici mühlet dahilinde kısa vadeli borçlarını ödeme kapasitelerinin artığına dair somut argümanlar sunması gerekmektedir. Bu haliyle davacıların mevcut konkordato kaynakları ve konkordatoya tabi toplam borç miktarlarının büyüklükleri de dikkate alındığında; davacıların borçlarını azaltarak finansal durumlarının iyileşme ihtimallerinin bulunmadığı, dolayısıyla projenin başarıya ulaşma ihtimalinin olmadığı değerlendirilmektedir. Konkordato kurumu, borca batık olmayan sermaye şirketinin geçici mühlet hükümlerinden faydalanarak mal varlıklarını rahat bir ortamda satması ve bu suretle borçlarını projeye aykırı şekilde tasfiye etme kurumu olmadığı gibi ön proje sadece dilek ve temenniler içeren soyut bir belge olarak anlaşılmamalı, mahkeme tarafından kesin mühlet verilebilmesi için, ön projenin nasıl başarılı olacağı da açıklanmalıdır. Bu kapsamda, davacıların sunulan projede mal varlığı satışlarının somutlaştırılmadığı, varlıkların hangilerinin, ne zaman, ne şekilde satılacağının açıklanmadığı dolayısıyla davacılar tarafından sunulan ön projenin denetimden uzak, ihtimale dayalı, soyut çözüm önerileri içerdiği anlaşılmaktadır. Projede yer verilen mal varlığı satışı ile borç tasfiyesinin ise, davacı şirketlerin küçülmesine neden olacaktır. Bu durumda, davacıların mülkiyetinde daha fazla kaynak varken elde edemedikleri ödeme gücünün daha az mal varlığı ve kaynak ile azalacağı açıktır. Yine konkordato geçici komiser heyeti raporunda yer alan ... verileri ışığında istihdam edilen işçi sayılarının geçici mühlet dahilinde tüm davacı şirketler yönünden ciddi bir azalış gösterdiği de gözlemlenmektedir. Anılan koşullar içindeki şirketlerin; konkordatonun temel amacı olan; şirketlerin yeniden üretken hale gelmesi, ekonomiye katkı sunması ve yatırım ortamının iyileşmesine destek olması da söz konusu olamayacaktır. Bu durumda da konkordato talebi amacına ulaşamayacaktır. Nitekim ... 6. HD. 2025/ esas, 2025/ karar sayılı ilamı da bu yöndedir.Konkordatonun vazgeçilmez ilkelerinden birisi de borçlunun alacaklılarına karşı eşit davranması, alacaklılarda birini kayırmamasıdır. Her ne kadar süreç içerisinde leasingli bir kısım araçların satışı ile leasing firmalarının borçlarının ödenerek kaynak oluşturulmak istenmişse de, mühlet öncesi döneme ait leasing kira borçlarının konkordatoya tabi oldukları adi borç muamelesi görmesi gerektiği, bu haliyle hem geçmiş borçların hem de gelecekteki borçların tek seferde ödenmesi alacaklılar arasındaki eşitlik ilkesine aykırılık oluşturulacaktır.Davacılar her ne kadar ... A.Ş.'nin kullanımında bulunduğu iddia edilen madenlerin mühlet içerisinde işletilmesi durumunda şirketlerine ciddi bir kaynak artışı yaratacağı iddiasını ileri sürmekteyse de bu madenlerin hangi tarihte faaliyete geçilebileceğinin öngörülemez olduğu, kaldı ki bu madenlerin faaliyete geçirilebilmesi için bu denli yüksek borç yükü altında bulunan davacı şirketlerin nakdi kaynaklarının olmadığı, madenlerin hangi kaynaklarla, ne zaman, ne şekilde faaliyete geçirileceğine de projelerinde yer verilmemiştir. Bununla birlikte, ilgili madenlerin yıllık gelir değerine ilişkin konkordato geçici komiser heyetinin yaptırdığı değerlenmenin ilgili kaynakların yıllık gelir üzerinden tespit edildiği görülmektedir. Ancak kıymet takdirinde madenlerin toplam yıllık değeri 98.215.240,26 TL olarak belirtilmişse de bu değer davacı borçlu şirketinden mal varlığın aktifinde bir değer ifade etmemektedir. Zira, geçici komiser heyeti raporunda atfı yapılan mali tablolarda davacı şirketin son 5 yıllık brüt satışları incelendiğinde ilgili maden kaynağından elde edilmesi muhtemel satış rakamına yakın hiç bir tutara rastlanmamıştır. Bu yönüyle madenlerden elde edilecek gelirin borç tasfiyesinde kullanılabileceğine dair hiç bir somut verinin dosyada yer almadığı anlaşılmaktadır. Bu açıdan bile konkordato projesinin gerçekçi ve uygulanabilir olmadığı, maden kaynaklarının kullanılarak borcun tasfiye edilmesi ihtimali somut verilere dayanmayan hayali bir temenniden ibarettir.Davacıların ön projelerinde tüm alacaklılara yapılacak ödemelerin ... Beton şirketi için Eylül 2026'dan başlayacak ve 3 yıla yayılan taksitlerle, diğer borçlu şirketler yönünden ise, 2027 Mart ayından başlayan ve 36 aya yayılan 3 aylık vadeler öngörülmüştür. Bu durum neticesi olarak böyle bir projenin alacaklıları faiz haklarından mahrum eden, bu yolla borçların zaman etkisinden yararlanılarak eritilmeye çalışıldığı, gereksiz yere ve alacaklıları zarara uğratacak şekilde vade uzatımı niteliğinde bir ödeme planına yer verildiği anlaşılmaktadır. Alacaklılar yönünden bu durumun yıllık bazda faiz oranı kadar örtülü tenzilata yol açacaktır.
Tüm bu açıklamalar karşısında projelerin borçluların kaynaklarıyla orantılı olmadığı gibi gerçekçi ve somut veriler de içermediğinden davacı şirketlerin konkordato taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Bununla birlikte davacı şirketlerin borca batık olmadıkları gibi doğrudan iflas sebepleri de olmadığından iflas kararı verilmemiştir.Diğer taraftan, davacı gerçek kişilerin konkordato talep eden şirketlerin borçlarına kefil olunması nedeniyle konkordatoya başvurulmuş olup davacıların kendilerine özgü hedef, tedbir ve faaliyet içeren konkordato projesi sunmadıkları, borçlu şirketlerden bağımsız bir konkordato projelerinin bulunmadığı, sırf alacaklıların icra takibine maruz kalmamak için konkordato talep edildiği anlaşılmaktadır. Bu açıdan ön projelerinin uygulanabilir olmasının mümkün gözükmediği, borçlunun, sadece alacaklıların icra tehdidinden kurtulmak amacı ile konkordato talep etmesinin bu müessesenin amaçlarına uygun düşmediğinden davacı gerçek kişiler yönünden de davanın reddine karar verilmiştir. (Bkz. ... 6. HD. 2024/ esas, 2025/ karar sayılı ilamı) Öte yandan, davacı gerçek kişilerin tacir olmadığı ve ayrıca şirket ortağı olması onu gerçek kişi tacir haline getirmeyeceği değerlendirilmiş, gerçek kişi davacılar bakımından da iflas kararı verilmemiş ve davanın reddi ile yetinilmiştir...'' şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve mahkememizce davanın reddini gerektiren sebepler detaylıca izah edilmiştir.Huzurdaki dava alacaklı tarafından açılan konkordato davası olup, süreç içerisinde borçlu şirketin mahkememizce reddine karar verilen dosyadaki durumundan farklı olarak gelişen ve gerçekleşen somut bir gelişmenin bulunmadığı, süreç içerisinde alacaklı tarafından da açılan konkordato talebi ve ön projesinin incelenmesinde, talep eden şirketlerden ... Şirketi, ... ... Beton ve ... Beton Turizm şirketlerinin birbirleriyle paralel olarak, geçmiş dönem performans ve kârlılıklarının uyumlu olmadığı, stoklarda ve satışlarda artış olsa da kârlılık seviyesinin düştüğü, kâr satış hacimlerinin düştüğü bu bakımdan şirketin projede ön gördüğü finansal kiralama konusu malların ve şirketin bazı tesislerinin elden çıkarılarak borç yükü altından kurtulması hususunun şirketin normal kâr etme becerisi ve kârlılığı göz önüne alındığından brüt kârı azaltacağı ve projede kâr marjını artırıcı herhangi bir unsur (beton veya çimento çeşidi değiştirme, üretim bandında değişiklik yapma vb.) öngörmedikleri gibi bu kârlılık ve açıklanan kârlılık azaltıcı işlemlerle tasdik durumunda ödemenin gerçekleşmesinin riske gireceği yine projede belirlenen vade ve faiz göz önüne alındığında projenin alacaklılar yararına olmadığı, talep edenlerin ellerinde çıkarmayı ön gördüğü madenlerin işletme hakkı ve bu süresi kapsamında değerlemenin projeye uygunluk ve satışın gerçekleşme ihtimali bakımından alacaklılar lehine sonuç doğurup doğurmayacağının belirli olmaması gibi finansal kiralama konusu mallar ile şirketin küçülmek amaçlı elinden çıkaracağı tesisler bakımından ise projede somut bir belirleme olmadığından şirketlerin mevcut finansal durumu açısından alacaklıların güvencesi konumunda olan malvarlığının alacaklılar aleyhine elden çıkacağı sonucunu doğurabileceği ve konkordato türünün bu haliyle bu malvarlığının elden çıkmasına uygun olmadığı görülmekle borçlu şirketlerin mevcut kaynakları ile orantılı ve gerçekçi bir proje sunmadığı anlaşılmakla alacaklının açtığı konkordato davasının da reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı şirketlerin borca batık olmadıkları gibi doğrudan iflas sebepleri de olmadığından iflas kararı verilmemiş, davalı gerçek kişilerin tacir olmadığı ve ayrıca şirket ortağı olması onu gerçek kişi tacir haline getirmeyeceği değerlendirilmiş, gerçek kişi davacılar bakımından da iflas kararı verilmemiş ve davanın reddi ile yetinilmiştir.
Davacının davalılar ... GAYRİMENKUL İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - (Mersis No:...), (Vergi No:...), ... BETON TURİZM İNŞAAT MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - (Mersis No:...), (Vergi No:...) ve ... ... BETON SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - (Mersis No:...), (Vergi No:...) hakkındaki konkordato taleplerinin ayrı ayrı reddine;
Davalı şirketler bakımından İİK 292 uyarınca iflas şartları oluşmadığından iflas kararı verilmesine YER OLMADIĞINA,
Davalılara verilen kesin mühletin sonuçlarının kendiliğinden sona erdiğinin ve mahkememizce alınan TEDBİRLERİN KALDIRILDIĞININ AÇIKLANMASINA,
Konkordato Komiseri ...'ın görevinin SONLANDIRILMASINA,
Kararın İİK 288.maddesi uyarınca ilanına ve ilgili yerlere bildirilmesine,
Davacı tarafça yapılan muhakeme masrafının kendi üzerinde bırakılmasına,
Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 615,40 TL başvurma ve 615,40 TL peşin harcın tüm davalılardan peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine
Dair davacı vekili ile davalı yetkilisi ile şirket ... ve duruşmaya katılan alacaklı ... yüzüne karşı, diğer tarafların yokluklarında, davacı ve davalı taraf bakımından gerekçeli kararın tebliğinden itibaren, alacaklılar bakımından ise kısa kararın ilanından itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde ... açık olmak üzere oy çokluğu ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/12/2025
Üye (e-imzalı)
Üye (e-imzalı)
Katip (e-imzalı)
Muhalefet Şerhi:
Muhalefet Gerekçesi:
Başkan ... (e-imzalı)
Davalı borçluların konkordato taleplerinin içeriği kapsamı, borçlarını vadesinde ödeyememe tehlikesi, aktiflerdeki mevcut varlık durumu, küçülmeye yönelik beyanları ve bu küçülmenin de malvarlığının telkin suretiyle konkordato kapsamında alacaklıların da oluruyla ödenmesi sürecine dayanacak biçimde revize edileceğine ilişkin beyanlar ve bunun dosya kapsamına göre daha uyumlu olması dikkate alındığında davalılara kesin mühlet verilmesi gerekirken reddine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Eldeki dava İİK 285.maddesinde düzenlenen adi konkordato istemine ilişkindir.Buna göre; borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir.Davalı şirketler hakkında 2025/... E sayılı dava dosyasında borçlunun talebiyle açılan konkordato isteminde kesin mühlet talebi mahkememizce oy çokluğu ile reddedilmiştir. Bu kez eldeki davada davacı alacaklı tarafından davalı borçlu şirketler hakkında konkordato talebinde bulunulmuş, mahkememizce davalıya verilen süre içerisinde davalı borçlular tarafından İİK 286.maddede sayılan belgeler sunulduğu için 287/1 maddesi uyarınca davalı borçlulara geçici mühlet verilmiş ilk dosyadaki komiserlerden başka bir konkordato komiseri atanarak yeni atanan komiserin görüş ve raporu dosyaya kazandırılmıştır.Davalılara mahkememizin 2025/... E sayılı dava dosyasında yeterince geçici mühlet süreleri kullandırıldığından eldeki dava dosyasında yeniden geçici mühlet süreleri kullandırılmasını gerektirir özellikli durumlar bulunmadığından, şirketlerin konkordato istemleri hakkında yeterli veri ve kanaat oluştuğundan kesin mühlet kararı verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi için duruşma günü verilmiştir.2025/... E sayılı dava dosyasında da kesin mühlet talebi oyçokluğu ile reddine ilişkin muhalefet şerhinde de belirtildiği üzere davalı şirketlerin, beton, maden ve inşaat alanında faaliyet gösterdiği grup şirketi oldukları ve birbirlerinin borçlarına kefaletinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davalı şirketlerin borç yükünün bir kısmı bankalara rehinli finansman borç yükünden oluştuğu, yine bir kısmının ise konkordatoya tabi adi alacak niteliğinde alacaklardan oluştuğu görülmektedir. Konkordatonun amacı alacaklı ve borçlu arasında bir uzlaşı sağlanarak özellikle alacaklıların yararına borçlunun borçların ödeyebilmesi amacı gütmektedir. Davalı şirketlerin işletmesel yapısı değerlendirilirken faaliyetlerinden elde ettiği satış rakamları ile karlılıkların yanında maddi varlıkların da konkordato projesinin başarı şansına etkisinin bulunduğu dikkate alınmalıdır. Nitekim davalı şirketler projelerini işletme faaliyetinden elde edilen gelirlerin yanı sıra bir kısım varlıklarında paraya çevrilmek suretiyle proje için kaynak oluşturmayı hedeflemektedirler. Özellikle enflasyon ve faiz oranlarının çok yüksek olduğu bu dönemde banka kredilerinden kaynaklı finansman yükü şirketleri için gün geçtikçe artan faiz tutarları ile ödenmesi imkansız hale dönüşmektedir, öyle ki geçen zamanda ortaya çıkan faiz yüküyle birlikte rehinli varlıkların kıymetlerini aşan bir rehinli borç yapısı ortaya çıkmaktadır. Bu durumda her geçen gün yükselen rehinli borç karşısında dolaylı olarak rehinli malın değerinin oran olarak azalmasına neden olmaktadır. Varolan enflasyonist ortam ve faiz oranları dikkate alındığında rehinli varlıkların ivedilikle paraya çevrilmek suretiyle rehinli alacaklıların alacaklarının karşılanması gerekliliği dönemsel bir konu olarak ortaya çıkmış olup, bu durumun hem davalı borçlu işletme, hem rehinli alacaklı hem de rehni aşan kısımın adi konkordatoya tabi olması nedeniyle adi alacaklılar bakımından önemi büyüktür.Zira hali hazırdaki durumda mevcut faiz oranları finansman borç yükünü oldukça arttırmaktadır. Konkordato müessesinin 2018 yılında yürürlüğe girmesinden sonra faiz oranlarının çok yüksek olmadığı dönemde gayrimenkul değerlerinin zaman içerisinde ortaya çıkan borç yüküne göre daha olumsuz bir tablo ortaya çıkarmadığından daha önceki dönemlerde borçlular rehinli malların satışını mümkün olduğunca ertelemek isterken ve hatta kimi zaman İİK 'nın 307.maddesi uyarınca tasdik kararında rehinli malın muhafaza altında bulunması ve satışının karardan itibaren 1 yıl süre ile ertelenmesi talep edilmekteyken değişen ekonomik koşullar, enflasyonun hızla artışı ve faiz oranlarının aşırı yükselme nedeniyle rehinli borçlarla ilgili İİK 'da rehinli borçlara faiz işlemesi durmayacağından ortaya çıkan gecikme ve temerrüt faiz yükü rehinli borcun taşınmazın değerinden çok çok yukarıda olmasına neden olmakta, rehinli borç yükü hızla artarken taşınmazın değeri mevcut piyasa koşullarında artmayıp, artan borç yüküne karşı taşınmazın değeri süreç içerisinde orantılama yapıldığında git gide azalmaktadır, dolayısıyla taşınmazın kıymet takdiri bir dönem rehinli borcu karşılarken belirli bir süreden sonra temerrüt faiz oranlarındaki yüksek faiz oranları nedeniyle karşılayamaz hale gelmektedir, bu durumda rehni aşan ve aştığı kısım kadar adi alacak ortaya çıkmasına neden olmaktadır, zira İİK'ya göre rehinli malın karşılamadığı rehinli borç kısmı adi alacak olarak değerlendirilip adi alacaklar içerisinde nisaba dahil edilmektedir. İşte değişen bu ekonomik koşullar nedeniyle özellikle eldeki dava dosyasında oluğu gibi borçlu rehinli alacaklılarla rehinli borçlar bakımından uzlaşı içerisine girerek borç yükünü hafifletmeye çalışmaktadır. Bu hususta da kayda değer bir müzakere aşamasına gelinmiştir.Davalı şirketlerin grup şirketler olduğu, ağırlıklı olarak yüksek satışların ve karlılığın ... Beton A.Ş. üzerinden gerçekleştirildiği, şirketin 2021 yılında 358 milyon civarı net satış rakamına ulaştığı,,,2022 yılında 885 milyon net satış rakamına ulaştığı, 2023 yılında 1 milyar 900 milyon düzeyinde satışının bulunduğu, 2024 yılında 3,5 milyar TL 'nin üzerinde satışının bulunduğu gözlemlenmektedir. Şirketlerin grup şirketler olması dolayısıyla birbirlerine kefaletlerinin bulunduğu, borç yapılarının çoğunlukla ortak olduğu, işletmesel faaliyet gelirlerinin yanında bir kısım mal varlıklarının konkordato öncesinde projenin gerçekleştirilebilmesi için kullanılabileceği anlaşılmaktadır. Davalı şirketler işletme sermayesi ve nakit sıkıntısından dolayı konkordato istemek zorunda kalmışlardır ve konkordato içindeki dönemde nakit sıkıntısı yaşadıkları ve bunun işletmesel faaliyetlerine etki ettiği belirgin biçimde görülmektedir. Bu halde işletmenin konkordatodaki koruma tedbirlerine ihtiyacı bulunmaktadır. Konkordatoda iflas ertelemeden farklı olarak borca batık olmak gerekli değildir. İflas ertelemede borca batık olmak şart iken konkordatoda icra iflas kanununun 285. Maddesi uyarınca Borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir. Yani borca batık olmak konkordato istemek için şart değildir. Aktifleri pasiflerinden fazla olsa da vadesinde ödeyememe tehlikesi konkordato istemi için yeterlidir.Ayrıca davalılar projelerinde % 25 faiz eklenerek 3 yıl boyunca 3 ayda bir eşit taksitlerle ödeme yapılmasını teklif etmişlerdir. Projede taahhüt edilen vade ve faiz eklenmiş olması alacaklılar aleyhine dengesizlik yaratan bir durum da değildir. Kesin mühlet içerisinde alacaklılarında projeye ilişkin görüşünü alacaklılar toplantısında ortaya koymalarına imkan vermek gerekirken, hem davalıların hem de alacaklıların konkordato düzenlemelerinde verilen bu haktan mahrum bırakılmaları doğru olmamıştır. Nitekim konkordato mahkeme denetiminde alacaklılar ve borçlunun konsensus içerisinde olmalarına olanak sağlayan bir müessesedir. Nitekim ... da alacaklıların önemli bir çoğunluğu tarafından kabul edilen projenin tasdik edilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Diğer yandan ... A.Ş.'nin kullanımında bulunan madenlerde önemli bir kaynak olup kesin mühlet içerisinde faaliyet durumu denetlenmelidir. Burada şirketlerin grup şirketi olduğu birbirlerine kefaletten dolayı aynı borçtan birden fazla kişinin sorumlu olduğu, yapılacak bir ödemenin tüm müteselsil borçluları hep birlikte borçtan kurtaracağı dikkate alındığında, şirketlerin proje için kaynaklarının bir bütün halinde dikkate alınması gerekmektedir.Konkordato isteminde borçlunun kötü niyetli olup olmadığı önem arz eder. Davalıların gerek 2025/... E sayılı dava dosyasında gerekse eldeki davada konkordato dönemi içerisinde komiser raporuna da yansıyan kötü niyetli bir davranışı tespit edilmemiştir. Nakit sıkıntısı çektiğinden dolayı işletmesel anlamda tehlikeye düşen ve önceki yıllarda önemli ticari faaliyetler gerçekleştiren şirketlerin nakit sıkıntısından dolayı faaliyetlerinde problem yaşamasına, işletmesinin tehlikeye düşmesi ve borçlarını vadesinde ödeyememe riskiyle karşı karşıya kalan borçlunun konkordato istemiş olması işletmesini korumak ve alacaklılara borçlarını ödemek amacıyladır. Bunu kötü niyet olarak kabul etmek konkordatonun yasada ön görülen amacıyla bağdaşmamaktadır. Davalıların gerek 2025/... E sayılı dava dosyasında kesin mühlet taleplerinin oy çokluğu ile reddi sonrası alacaklı tarafından açılan eldeki davanın da kötüniyetli olduğundan söz etmek mümkün değildir. Yukarıda da belirtildiği üzere nakit sıkıntısı çektiğinden dolayı işletmesel anlamda tehlikeye düşen v şirketlerin nakit sıkıntısından dolayı faaliyetlerinde problem yaşamasına, işletmesinin tehlikeye düşmesi ve borçlarını vadesinde ödeyememe riskiyle karşı karşıya kalan borçlunun alacaklısı olan davacının alacağını diğer alacaklılarla birlikte konkordato güvencesiyle ödenmesini istemesinden dolayı davacı alacaklının konkordato istemiş olması kötüniyet değil ihtiyacın göstergesidir.Konkordatoda asıl amaç bir yandan işletmenin faaliyetine devam edebilmesine olanak sağlarken diğer yandan alacaklıların da alacaklarına kavuşmasına imkan yaratmaktır. Topyekün bir bakış açısıyla borca batık olmayan ve aktif fazlası bulunan ancak nakit ihtiyacında dar boğaza girmiş şirketlerin nakit sıkıntısı nedeniyle borçlarını ödemede güçlük çekmesinden dolayı nasıl olsa varlığın var, bu varlıkların cebren paraya çevrilsin, ister kıymetinde satılsın ister kıymetinden daha aşağı bir bedelle hem alacaklıların hem de borçlunun zararına satılsın bakış açısıyla konkordatoya ihtiyacı olan şirketlerin kesin mühlete ihtiyacı bulunmadığının tespiti doğru olmayacaktır. Kaldı ki konkordato sadece borca batık şirketler için getirilmiş bir müessese olmayıp iflas ertelemeden farklı olarak talep etmek için borca batık olma şart değildir. Bunun mefhumu mualifinden borca batık olmayan borçlunun da konkorato isteyebileceği çıkacağı gibi zaten yasada açıkça borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun konkordato isteyebileceği açıkça düzenleme altına alınmıştır.Dolayısıyla davalıların gerek ilk dosya gerekse eldeki dava dosyasında geçici mühlet içerisinde yapılan denetimler ve komiser raporu içeriği ve yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında kesin mühlete ihtiyacı olduğu ortadadır. Reddine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmak mümkün görülmemiştir.Aksi takdirde bu şekilde bir bakış açısı günümüz ekonomik koşullarında projesinin başarı ihtimali bulunmayan konkordato taleplerine ilişkin dosyalar yanında projesinin başarı ihtimali olan dosyaların da reddedilmesi sonucu ilk derece mahkemelerinden istenen tüm konkordato taleplerinin reddedilmesi gibi bir sonuç doğuracaktır ki bu da yasanın fiilen uygulanmasının önlenmesine neden olacaktır. Oysa ki; yasa koyucu halen konkordatoya ilişkin düzenlemeleri yürürlükten kaldırmamıştır, mevzuatımızda hükümleri itibariyle mevcut bulunmaktadır. Davalılara rehinli alacaklılarla müzakere için imkan tanımak, kalan adi borçları bakımından da alacaklıların bu husustaki alacaklılar toplantısındaki görüşlerini dinlemek gerekmektedir, zira ... büyük çoğunlukla kabul edilen konkordato projesinin uygulanabilir olduğu, kaynaklarla orantılı kabul edileceğini benimsemiştir, bu nedenle davalılara kesin mühlet verilerek sürecin denetlenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle davalı şirketlerin konkordatoya ihtiyacı olmadığı gerekçesiyle talebi reddetmek doğru değildir.Bu nedenle kesin mühlete ihtiyacı bulunun ve tüm şartları oluştuğu eldeki davada davalılara kesin mühlet verilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesine katılmak mümkün olmamıştır.