KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
KAYSERİ
GEREKÇELİ KARAR
DAVALI:
1-...
VEKİLİ: Av. ...TS
DAVALI:
2- ...
3-...
4- F...
5- ...
Tespit
Mahkememize açılan Tespit davasının yapılan yargılaması sonucunda;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: borçlular aleyhine 09/09/2016 tarihinde Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas (Eski esası Kayseri 1. İcra müdürlüğünün ...E) sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, icra takibine dayanak belgelerin 28/07/2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi olduğunu, bu nedenle borcun doğum tarihinin borca dayanak sözleşmenin imzalandığı 28/07/2015 tarihi olduğunun kabulünün gerektiğini, bedelinin borçlular tarafından ödenmiş olmasına rağmen borç doğumundan sonra 20/03/2017 tarihinde vergi levhası kaydını başlatanın davalı ... adına kaydedilen menkul ve gayrimenkullerin tespiti neticesinde de davalıların muvazaalı nam-ı müstear niteliğinde tasarruf işlemlerinin borç doğumundan sonra gerçekleştirildiğinin ortaya çıkacağını, müvekkilinin alacaklı olduğu Kayseri Genel icra müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası kapsamında borçlunun ticari faaliyetlerini sürdürdüğü adrese 15/08/2023 tarihinde haciz ve muhafaza işlemi için gidildiğini, bu adresin borçluların ticari faaliyetlerini yakın akrabası ve eski çalışanı üzerinden muvazaalı olarak sürdürdükleri adres olduğunu, bu durumun davalı ...ın borçluların yakın akrabası olmasından, mahalde borçlulara ait nitelikli ve muhasebesel evraklar görülmesinden borçlu ve davalının muhasebelerinin bir tutulmasından, hatta muhasebecilerinin dahi aynı olmasından davalının borçlunun eski çalışanı olmasından, davalı ile borçlunun aynı iş konulda faaliyet göstermesinden açıkça anlaşıldığını, gidilen haciz mahalinde davalı ... tarafından istihkak iddiasının ileri sürüldüğünü, istihkak iddiasının red olduğunu, borçluların; alacaklı müvekkilinden mal kaçırmak ızrar kastıyla davalı ... ile eylem ve fikir birliği içerisinden borç doğumundan sonra; Nam-ı müstear durumunu kötüye kullanılarak tasarruf işlemlerini gerçekleştirdiği sabit olduğundan muvazaalı nam-ı müstear niteliğindeki tasarruf işlemleri tespit edilerek işbu tasarrufların TBK Md. 19 hükmü gereğince İİK Md. 283/1 hükümleri kıyasen uygulanarak iptalini ve aslında borçlular tarafından bedeli ödenmiş ve borçluların mal varlığında olması gereken menkul ve gayrimenkullerin tespit edilerek davalılar üzerindeki kaydın tashihine mahal olmadan cebri icra yolu ile haciz ve satış yetkisi verilmesine, Borçluların ticari faaliyetlerini eski çalışanları ve yakın akrabaları olan davalı ... adına kayıtlı görünen ticari işletme üzerinden devam ettirdiği istihkak davasının reddine ilişkin yerel mahkeme ve istinaf ilamları ile de vaki olup; perdenin kaldırılması teorisi gereğince muvazaalı işlemlerin tespiti ile tmk md 2 gereğince dürüstlük kuralını ihlal eden davalının müvekkilinin Kayseri Genel İcra Müdürlüğü ... E. (Eski esası: Kayseri 1. İcra Müdürlüğü ... E.) dosyasındaki alacak masraf faiz ve fer'ileri ile birlikte tazmin yaptırımı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Açılan dosyada görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğu, bu nedenle usulden reddine karar verilmesini, Müvekkil, mevcut işyerini ... isimli kişiden kiraladığını ve bunun karşılığında da borç altına girdiğini, lehdarı ... olan bono keşide edildiğini, müvekkili ile ... GIDA ile bayilik sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye göre müvekkilinin, ... GIDA'nın bayisi olmuş ve ona ait ürünlerin de satışını yapacağını, bu firmanın müvekkiline hem araç hem de mal desteği verdiğini, müvekkilinin ... GIDA'ya ait malları (konsinye mal) satarak kar elde etmekte olduğunu, dava dilekçesinde müvekkilinin borçlular ile aynı işkolunda çalıştığı ve onlarla akraba olduğu binaenaleyh bu durumun muvazaaya karine teşkil edeceği ileri sürülse de tamamen soyut ve mesnetsiz iddialara dayanan taleplerin reddi gerektiğini, bu nedenlerle müvekkile karşı açılan davanın öncelikle usulden, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde esastan reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesi talep etmiştir.
Diğer davalılar süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
Dosyanın, Kayseri 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin ...sayılı görevsizlik kararının kesinleşmesi neticesinde mahkememize geldiği, mahkememizin ... esas sırasına kaydı yapılmıştır.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, davalılar ..., İ... ... ... Ltd. Şti. ve Güven Gıda ... Ltd. Şti.'nin borçlusu olduğu Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki alacağın, tüzel kişilik perdesinin aralanması ve namı müstear olduğu iddiası ile davalı ...'ın tüm mal varlığından cebri icra yolu ile tahsili istemi talebine ilişkindir.
6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:
(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.
(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.
(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.
Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; tarafların tacir olması sebebi ile 6102 sayılı TTK m. 4 ve 5 hükmün nisbi ticarî dava olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. Nitekim mahkememizin görevli olduğu hususu Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2026/162 esas 2026/287 karar sayılı ilamı ile de kesin bir şekilde tespit edilmiştir.
Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin m. 115 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Öte yandan, 6100 sayılı HMK m. 20’de belirtilen sürede görevsizlik kararını vermiş olan mahkemeye başvuru üzerine dosyanın gönderilmesi halinde, görevli mahkemede görülmeye başlanan dava, yeni bir dava olmayıp görevsiz mahkemede açılmış olan davanın devamı niteliğindedir. (Bkz. Baki Kuru, Medenî Usûl Hukuku El Kitabı, C. I, Ankara 2020, s. 158; Yargıtay HGK, 23/06/2010, E. 2010/15-310, K. 2010/345; 09/04/2008; E. 2008/15-312, K. 306; 08/12/1984, E. 1981/15-616, K. 1984/75 tarih ve sayılı kararları). Görevsiz mahkemede dava açılması ile kazanılmış olan haklar saklı tutulmuş olacağından, zorunlu arabuluculuk dava şartının da görevsiz mahkemede davanın açıldığı tarihe göre belirlenmesi gereklidir.
Nitekim Yargıtay 11 HD'nin 13/09/2023 tarihli ve 2022/2611 E., 2023/4942 K., sayılı 6. HD'nin 15/02/2023 tarihli ve 2023/526 E., 2023/583 K. sayılı; Yargıtay 9. HD'nin 06/02/2023 tarihli ve 2022/18714 E., 2023/1515 K. sayılı; 12/12/2022 tarihli ve 2022/14704 E., 2022/16485 K. sayılı; 05/12/2022 tarihli ve 2022/14561 E., 2022/15997 K. 2024/1834 E., 2025/291 K., 2024/1834 E., 2025/291 K. Sayılı kararlarında da görevsiz mahkemede davanın açıldığı tarihten sonra arabuluculuk dava şartının tamamlanamayacağı kabul edilmiştir.
Dosya kapsamından, davanın 27/01/2025 tarihinde açıldığı, her ne kadar dava görevsiz mahkemede açılmış ise de, yukarıda anılan ilke ve esaslar uyarınca zorunlu arabuluculuk dava şartının da görevsiz mahkemede davanın açıldığı tarihe göre belirlenmesi gerektiği, zira görevli mahkemede görülmeye başlanan dava yeni bir dava olmayıp görevsiz mahkemede açılmış olan davanın devamı niteliğinde olduğu, yasa değişikliğinin yürürlük tarihinin 19/12/2019 olduğu, somut uyuşmazlıkta dava öncesinde arabuluculuk yoluna başvurulmadığı, bu hususun dava dilekçesinin 4. sayfasında davacı tarafça da belirtildiği, davacının arabulucuya başvurmadığı hususu kendi beyanı ile sabit olduğu gibi dava dilekçesinin herhangi bir yerinde arabuluculuk görüşmesinden bahsedilmediği, dava dilekçesi ekinde de arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı görülmektedir. Eldeki davanın zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğu (Bknz Emsal Bursa BAM 10. HD. 2025/1545 esas, 2026/316 karar, Gaziantep BAM 11. HD. 2025/288 esas 2025/801 karar, Antalya BAM 11. HD. 2025/360 esas 2025/480 karar) dava öncesinde arabuluculuk yoluna başvurulmasının eldeki dava açısından da dava şartı olduğu tartışmasızdır.
Bu durumda, arabululucuk dava şartının uyuşmazlığın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmediği, uyuşmazlığın ticari dava olmasından kaynaklandığı, görevli mahkemeye dosya gönderildiğinde de davanın açıldığı tarihin görevsiz mahkemedeki dava açılış tarihi olduğu, dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurulmamış olması karşısında bu tarih itibariyle dava şartının yerine getirilmediği, arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı, usul ekonomisi gözetilerek davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan dolayı reddi yönünde re'sen hüküm kurulması gerektiği anlaşılmaktadır.
Mahkememizce re'sen gözetilmesi gereken ve sonradan tamamlanabilir nitelikte olmayan dava şartına ilişkin 6102 sayılı TTK m. 5/A ve 7155 sayılı Kanun 18/A hükümleri gözetilerek davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.
1-Arabuluculuk tutanağının sunulmaması nedeniyle 6102 sayılı TTK'nun 5/A. maddesi ile 6325 sayılı Kanun'un 18/A. maddesi uyarınca davanın DAVA ŞARTI YOKLUĞU SEBEBİYLE USULDEN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 732,00 TL ilam harcının, dava açılışı sırasında tahsil edilen 8.538,75 TL peşin harçtan mahsubuna, artan 7.806,75 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya iadesine,
3-Davacı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalı ...'a verilmesine,
Dair, gerekçeli kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 12/03/2026