Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ------- 07/03/2022 tarihinde yolcu olarak bulunduğu ------ plaka sayılı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde yaralandığını, bu kaza neticesinde müvekkilinin belinde iki kırık oluşmuş ve alnına 10 dikiş atıldığını, yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen bu kazada müvekkilinin hiç bir kusurunun bulunmadığını, kazaya karışan ----- plaka sayılı araç birinci sırada gösterili davalı sigorta şirketi nezdinde ---- poliçe, ------ acente numaralı 30/11/2022 bitiş tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesiyle kayıtlı olduğunu, Poliçe kapsamında müvekkilinin maddi ve manevi zararlarının karşılanması için 20/06/2022 tarihli dilekçe ile başvurulduğunu ancak müvekkilinin zararının karşılanmadığını, kaza neticesinin ----Asliye Ceza Mahkemesinde ----- Esas sayılı dosya ile açılan ceza davasında üçüncü sırada gösterili davalının Adli Para Cezası İle cezalandırılmasına karar verilerek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiğini, ceza yargılaması sırasında alınan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ------ Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 17/01/2024 tarihli raporu ile yüz sınırları içerisinde tespit edilen yara izinin belirli mesafeden ilk bakışta dikkat çekmesi nedeniyle yüzde sabit iz niteliğinde olduğu değerlendirildiğini, müvekkilinin maddi zararının tam olarak belirlenememesi nedeni ile HMK 107 maddesi uyarınca şimdilik 100 TL maddi tazminatın birinci sırada gösterili davalının sorumluluğunun poliçe kapsamı ile sınırlı olarak olarak tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin bu kaza sebebi ile manevi olarak derin bir ızdırap ve elem yaşadığını, ayrıca yüzde sabit iz ve belinde oluşan kırıklar sebebi ile sosyal hayatta büyük zorluklar yaşadığını, bu sebeple yaşadığı manevi zararın giderilmesi gerekeceği kanaatinde olduklarını, manevi olarak 200.000 TL tazminatın iki ve üçüncü sırada gösterili davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacı müvekkiline verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin bu kaza sonucu maddi ve manevi zararları karşılanmaması ve arabuluculuk aşamasında da bir sonuç alınamaması nedeniyle işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını beyan ederek, HMK 107 maddesi uyarınca belirsiz olan maddi tazminat taleplerimiz için şimdilik 1.000 TL tutarın sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihinden diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkilinin yüzde sabit iz ve belinde oluşan kırıklar sebebi ile yaşadığı manevi zarar nedeni ile 200.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ikinci ve üçüncü sırada gösterili davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini taleple dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ---- plakalı kazaya karışan araç müvekkili şirkete 30/11/2021-30/11/2022 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ---- numaralı Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile sigortalı olduğunu, işbu poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak üzere bedeni zararlarda şahıs başına azami 500.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumluluklarının poliçe limitiyle sınırlı olup, keza masraf ve vekâlet ücreti sorumluluğunun da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını, Poliçe limitinin maktuen ödenecek rakam olmadığını, söz konusu davanın yargılama basit yargılama usulüne tabi olmakla davacının dava dilekçesinde sunmadığı yeni delillere iddianın genişletilmesi yasağı uyarınca muvafakat etmediklerini, davanın öncelikle dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddi gerektiğini, karşı tarafça yapılan tazminat taleplerine dayanak oluşturacak ve gereken şartları taşıyan bir sağlık raporu sunulmadığını, davacı ----- ifade tutanağından da açıkça görüldüğü üzere ev hanımı olduğundan kaza tarihinde fiili çalışması da söz konusu olmadığını, dolayısıyla mahrum kaldığı bir gelir de bulunmadığını bu sebeplerle geçici iş göremezlik tazminatına hakedişi bulunmadığını, müvekkili şirketin geçici iş göremezliğe, geçici bakıcı giderine ve tedavi giderlerine ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından, huzurdaki başvurunun bu nedenle de esastan reddi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri tazminatı ve tedavi giderlerinin “sağlık giderleri teminatı” içerisinde değerlendirildiğini, bu suretle yukarıda izah ettiğimiz ilgili yasa, genel şart hükümleri ve itiraz hakem heyeti kararı doğrultusunda başvuran vekilininin bu yöndeki taleplerin poliçe teminatı dışında kaldığını belirterek başvurunun reddine karar verilmesini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedebilmek için, öncelikle sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispat edilmesi gerektiğini, davacı ------ kazanın gerçekleşmesinde kusurlu olduğundan ve müvekkili sigorta şirketi nezdinde sigortalı olan aracın sürücüsünün herhangi bir kusuru söz konusu olmadığından ve müvekkili şirket işbu huzurdaki davada talep edilen tazminat kalemlerinden 2918 sayılı KTK M.86 gereği sorumlu olmayacağından davanın reddini talep ettiklerini, yeni genel şartlar uyarınca maluliyet tazminatı hesaplamaları Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre değil, ZMM genel şart ekinde yer alan TRH-2010 kadın/erkek tablosu ve %1,65 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini, karayolları trafik kanunu MD. 97 uyarınca davacı tarafın müvekkili sigorta şirketine başvurması kanuni bir zorunluluk olmakla usule uygun başvuru yapılmaması halinde müvekkili şirketin temerrüde düşmeyeceği ve dolayısıyla faiz yükümlülüğünden sorumlu olmayacağını beyan ederek tamamen haksız ve mesnetsiz başvurunun reddine, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

Dava; Hukuki niteliği itibariyle tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememiz ----- Esas sayılı dosyasında, davacı vekilinin 28/10/2025 tarihli dilekçesi ile davalılardan ----- yönünden taleplerinden feragat ettiği ve dosyanın tefrik edilerek yukarıdaki esasa kaydı yapıldığı görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307 ve devamı maddelerinde düzenlenen feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Aynı Kanunun 309. maddesinde "(1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. (4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bu itibarla, feragatin hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığından ve davacı vekilinin incelenen vekaletnamesinde feragat etme yetkisinin bulunduğu anlaşıldığından açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın Feragat nedeniyle REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu m.22 uyarınca 1/3 oranında hesaplanan 205,13 TL peşin harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde geçerli olan A.A.Ü.T 6. maddesi uyarınca vekalet ücretinin yarısı olan 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

4-Artan gider avansı bulunması ve talep etmeleri halinde gider avansının ait olduğu tarafa iadesine,Dair, Taraf vekillerinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.