İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/07/2025 tarih ve 2025/406 Esas 2025/408, Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, Dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM; İhtiyati haciz kararına itiraz eden vekili; ihtiyati haciz koşullarının dosya kapsamında oluşmadığını, uzun yıllardan beri faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, herhangi bir mal kaçırma eğilimi içerisinde bulunmadığını, faturaların alacağın varlığını ve muaccel olduğunu gösteren belge olmadığını, adına düzenlenen faturanın alacağının varlığı ve ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli olmadığını, verilen ihtiyati haciz kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle itirazın kabul edilmesi ve ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece; Alacaklının ibraz ettiği belgeler incelendiğinde İİK' nun 257 vd maddelerindeki yasal koşulların oluştuğu anlaşılmakla ihtiyati haciz talebinin kabulüne, Borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz malları ve alacakları ile diğer haklarının borca yetecek miktarının (893.120,11 TL) ihtiyati haczine, karar verilmiştir.
Karşı taraf vekili tarafından bu karara itiraz edilmesi üzerine Mahkemenin 05/09/2025 tarihli Ek Kararı ile ihtiyati hacze yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.
Karşı taraf vekili tarafından verilen istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle;
Yetki kuralları gereğince ihtiyati haciz başvurularında yetkili mahkeme aleyhine ihtiyati haciz istenen tarafın merkezinin ya da şubesinin bulunduğu mahkeme olduğunu, şirketin bulunduğu adres imza sirkülerinden de anlaşılacağı üzere adreslerinin ...Mah ... Sk No:... ..../.... adresi olduğunu, imza sirküleri itiraz dilekçe ekinde Mahkeme dosyasına sunulduğunu, yine sözleşme gereğince elektrik hizmeti veren şirketin adresi, elektrik hizmeti verilen adres Denizli olduğunu, Bu nedenle yetkili mahkemenin de Denizli Mahkemeleri olduğunu,
İhtiyati haczin koşulları dosya kapsamında oluşmadığının aşikar olduğunu, İhtiyati haciz talep edence haricen edinilen bilgi doğrultusunda şirketin malları kaçırma eğiliminde olduğu beyan edildiğini, uzun yıllardan beri faaliyet gösteren bir şirket olduklarını, Ticari sicili temiz olup herhangi bir mal kaçırma eğilimi içerisinde bulunmamış olduklarını, bulunmasını gerektiren bir durum da söz konusu da olmadığını, İhtiyati haciz talep edence de işbu durumu ispat eden bir dayanak da olmadığını, bu durumda Mahkemece işbu hususun nazara alınarak ihtiyati haciz kararı verilmesinin ve itirazın reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
İİK'nun 258. Maddesine göre alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecbur olduğunu, İhtiyati haciz talep eden tarafça belirtilen faturaların alacağın varlığını ve muaccel olduğunu gösteren belgeler olmadığını, Salt fatura düzenlenmesi taraflar arasında borç ilişkisi olduğunu kanıtlamaya yeterli olmadığını, Borcu kabul anlamına gelmemekle adına fatura bulunması alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli olmadığını, ihtiyati haciz talep eden ile arasındaki sözleşme 31.12.2024 tarihinde bitmiş olup, taraflar mahsuplaşma ile 31.12.2024 tarihi ile cari e-mutabakat mektubu ile mutabakata vardıklarını, Mutabakattan uzun bir süre sonra fatura edildiği iddiası ile Örnek 7 ilamsız icra takibine konu edilebilen faturaya istinaden ihtiyati haciz kararı verilebilmesi mümkün olmadığını, Ayrıca tarafından fatura ve içeriklerine gerekli itirazlarda yapıldıdğını, İhtiyati haciz talep eden tarafından işbu itirazlardan dahi hiç bahsedilmediğini, Bu durumda ihtiyati haciz talep edenin muaccel bir alacağından bahisle ihtiyati haciz kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava değişik iş yoluyla talep edilen ihhtiyati haciz istemine ilişkindir istinaf konusu karar aydın asliye ticaret mahkemesinin 05/09/2025 tarihli ihtiyati haciz kararına karşı yapılan itirazın reddine dair verilen ek kararın istinafen incelenmesi talebine dairdir.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde, “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1–Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2–Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”;
258. maddesinde, “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.”
265. maddesinde ise; “Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuruyla yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. Menfaati ihlâl edilen üçüncü kişiler de ihtiyatî haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir. Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder. İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz.” hükümleri yer almaktadır.
Somut olayda;İhtiyati haciz isteyen vekili talep dilekçesinde özetle; borçlu şirketin müvekkili şirketin sağlamış olduğu hizmet karşılığında kesilmiş olan, 01/01/2024 Tarihili Kurumsal Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma ile 10.03.2025 tarihli APE2025000207092 Fatura Numaralı 891.936,95 TL meblağındaki faturada, tarihli APE2025000229131 Fatura Numaralı 291,12 TL meblağındaki faturada 16.04.2025 tarihli APE2025000321425 Fatura Numaralı 222,76 TL meblağındaki faturada, 15.05.2025 tarihli APE2025000413680 Fatura Numaralı 306,70 TL meblağındaki faturada ve 16.06.2025 tarihli APE2025000511700 Fatura Numaralı 362,58 TL meblağındaki fatura bedeliniN ödemediğini, haricen edindikleri bilgiye göre borçlu şirketin mallarını kaçırma eğilimi içinde olduğunu beyan ederek 893.120,11 TL alacaklarının tahsili için borçlunun menkul ve gayrimenkul mallarıyla, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.
İhtiyati haciz kararına itiraz eden vekili; ihtiyati haciz koşullarının dosya kapsamında oluşmadığını, uzun yıllardan beri faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, herhangi bir mal kaçırma eğilimi içerisinde bulunmadığını, faturaların alacağın varlığını ve muaccel olduğunu gösteren belge olmadığını, adına düzenlenen faturanın alacağının varlığı ve ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli olmadığını, verilen ihtiyati haciz kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle itirazın kabul edilmesi ve ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkeme teminatlı olarak ihtiyati haciz talebinin İİK 257.madde gereğince kabulüne dair karar vermiştir. Karara karşı aleyhine ihtiyati haciz istenen vekili tarafından kararın haksız olduğu yetkili mahkemenin de Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi olmadığı gerekçeleriyle itiraz edilmiştir. Mahkeme istinafa konu ek kararı ile duruşmalı inceleme sonucunda itirazın reddine dair karar vermiştir. Bu karara karşı davalı şirket vekili tarafından itiraz olunmuştur. İddia ödenmemiş elektrik faturalarına dayalıdır. Dava konusu elektrik faturalarının kaynağı olan taraflar arasındaki sözleşmenin 16/7.maddesinde "anlaşmazlıkların çözümünde münhasıran Aydın Mahkemeleri'nin yetkili olduğu yazılıdır. Davalı şirket tarafından ödemenin yapıldığına ilişkin herhangi bir belge ibraz edilmemiştir. Ödenmemiş faturalar, taraflar arasınaki sözleşme dikkate alındığında iik 257.maddedeki yasal koşulların oluştuğu ve yapılan itirazın reddinin de usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla şirketin istinaf isteminin HMK 353/(1)-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İlk derece mahkemesince hukuki nitelendirmenin davada ki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, mahkemenin ara karar gerekçesiyle ara hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olduğu ve mahkeme arahükmünün yasal unsurları taşıdığı, istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına karşı, karşı taraf tarafından ileri sürülen istinaf itirazlarının HMK'nın 353/(1)-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/09/2025 Tarih ve 2025/406 D.İş Esas 2025/408 D.İş Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olmakla karşı taraf ...vekilinin istinaf isteminin HMK 353/(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
İstinaf talebinde bulunan karşı taraf tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcı yeterli olduğundan yeniden harç tahsiline yer olmadığına,
İstinaf yargılama giderlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 258/3 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 10/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.