3. ŞAHIS TARAFINDAN AÇILAN MENFİ TESPİT

Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan Zülfikar Yıldırım tarafından dava dışı .... Şti.'ne ait... Şubesinin ... seri numaralı, 23.09.2025 keşide tarihli 3.250.000 TL meblağlı, lehtarı... Şti., cirantası ...olan çekten kaynaklı alacağın tahsili amacıyla borçlu ... Şti. ve ...aleyhine icra takibi başlatıldığını, borçlu ...Şti.’nin üçüncü kişilerdeki alacaklarının haczi amacıyla müvekkiline İİK m.89 kapsamında haciz ihbarnameleri gönderildiğini, bu kapsamda 89/1 haciz ihbarnamesinin 27.10.2025 tarihinde 89/2 haciz ihbarnamesinin 01.12.2025 tarihinde ve 89/3 haciz ihbarnamesinin 23.01.2026 tarihinde müvekkilinin mernis adresine tebliğ edildiğinin görüldüğünü ancak söz konusu tebligatların usulsüz olduğunu, müvekkilinin mernis adresi olarak görünen taşınmazın 22.07.2025 tarihinde ... isimli kişiye sattığını ve 01.09.2025 tarihinde taşınmazı teslim ederek taşındığını, dolayısıyla ihbarnamelerin tebliğ edildiği tarihlerde bu adreste fiilen ikamet etmediğini, 27.10.2025 tarihinde tebliğ edildiği belirtilen 89/1 haciz ihbarnamesinin tebliğ mazbatasına bakıldığında; tebligatın ...'a yapıldığının belirtildiğini, tebligat yapılanın imza kısmında ise ...'ın imzasına yer verildiğini, mazbata incelendiğinde ...'a ait kimlik tespiti yapılmadığının görüldüğünü, kimlik tespiti yapılsa idi T.C. kimlik numarası ile müvekkilin eşinin tam adı olan ... olarak mazbataya yazılmasının gerektiğini, bu konu ile ilgili olarak ...'ın tanık olarak dinlenilmesini talep ettiklerini, buna ek olarak araç satış sözleşmesinde ...'ın imzasından da anlaşılacağı üzere mazbatada yer alan imzanın müvekkilinin eşine ait olmadığını, müvekkilinin eşi ve çocukları ile birlikte 01.09.2025 tarihinde "..." adresinden taşınmış olması sebebiyle 27.10.2025 tarihinde bu adreste bulunmasının imkansız olduğundan yapılan tebligat işleminin sahte imza ile gerçekleştirilmiş olma olasılığının yüksek olduğunu, bu konu hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunulduğunu, icra dosyasındaki diğer haciz ihbarnamelerine ait tebliğ mazbataları incelendiğinde ise; 89/2 haciz ihbarnamesinin 01.12.2025 tarihinde "21 - komşu ..." olarak okunan kişiye müvekkilin nerede olduğunun sorulduğunun ve "Çarşıda" olduğunun belirtilmesi üzerine tebligatın muhtara yapılmış olduğunun görüldüğünü, müvekkilinin ... isminde kimseyi tanımadığını ve ayrıca ...'ün 21 numaralı dairede oturduğunun belirtildiğini, müvekkilinin 153 numaralı dairede oturduğunu, 20 katlı apartmanda 21 numara ile 153 numaranın birbirlerini tanıma çarşıda olup olmadığını bilme imkanının da bulunmadığın ve ayrıca posta memuru tarafından ...'e kimlik tespiti yapılmadığının ve imzasının alınmadığının görüldüğünü, 89/3 haciz ihbarnamesinin tebliğ mazbatasına bakıldığında ise daha ilginç bir durum görüldüğünü, mazbatada komşu değil direkt evde bulunan ... isimli şahsa müvekkilinin nerede olduğunun sorulduğunun ve ...'in müvekkilinin çarşıda olduğunu beyan ettiğinin belirtildiğini, ...'e de herhangi bir kimlik tespiti yapılmadığının ve imzasının alınmadığının görüldüğünü, ...'in müvekkilinin taşınmazı sattığı kişi olduğunu, eğer gerçekten ...'e bu soru yöneltilmiş olsaydı müvekkilinin taşındığını ve bu adreste yaşamadığını belirteceğini, dolayısıyla tebligatın iade edileceğini, bu konu ile ilgili olarak ...'in tanık olarak dinlenilmesini talep ettiklerini, üç tebligatın da usulsüz olarak yapıldığını, müvekkilinin üç ihbarnameden de gerçekte haberdar olmadığını, müvekkilinin bu durumlardan haberdar oluşunun ise davanın asıl konusunu da ilgilendiren fiili haciz işlemi ile birlikte olduğunu, 05.03.2026 tarihinde müvekkilinin tek ortağı ve yetkilisi olduğu ... Şirketi'nin merkezi olan "..." adresinde iken icra memurunun alacaklı vekili ve 2 polis eşliğinde ... 21. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası nedeniyle fiili haciz işlemine gelindiğini öğrendiğini, yaşadığı şaşkınlıkla memurdan bilgi talep ettiğini ve söz konusu takip ve tebligatlardan haberdar olduğunu, dosya borçlusunun ismini gördüğünde bir kez daha şaşkınlığa uğradığını, borçlulardan... Ltd. Şti.'nin müvekkilininin ... Ltd. Şti'nin de borçlusu konumunda olduğunu, ... 1. İcra Müdürlüğü'nün ..., ...ve ...16. İcra Müdürlüğü'nün ... numaralı dosyaları üzerinden toplam 15.000.000,00 TL alacağına dair takip işlemleri başlattığı firmanın başka bir kişiye borcundan dolayı müvekkiline usulsüz tebligatlar sebebiyle borçlu konumuna geldiğini ve iş yerine haciz uygulandığını, müvekkilinin icra takibindeki diğer kişiler olan ... ve ...'yi tanımadığını ve herhangi bir alacak-borç ilişkisi içinde olmadığını, müvekkilinin dosya kapsamındaki hiçbir kişiye borcu bulunmadığı gibi dosya borçlularından ... Ltd. Şti. firmasından da kendi sahibi ve tek yetkilisi olduğu firması üzerinden alacaklı konumunda olduğunu beyanla izah olunan ve resen gözetilecek nedenlerle; davanın kabulü ile müvekkilinin davalılara ve ... 21. İcra Müdürlüğü... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitini, ileride telafisi imkansız zararların doğma ihtimali kesin olduğundan ... 21. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında müvekkili yönünden takibin tedbiren teminatsız veya mahkemenin uygun göreceği teminat karşılığında durdurulmasını, müvekkili hakkında ... 21. İcra Müdürlüğü...Esas sayılı dosyası üzerinden uygulanmış olan hacizlerin kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Dava, İİK'nın 89/3. maddesi gereği davacıya gönderilen üçüncü haciz ihbarnamesine karşı açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
6102 Sayılı TTK'nın 4. maddesinde, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır." hükmü ile nispi ticari davaya ilişkin de düzenleme yapılmış olup, buna göre tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı BAM Daire kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin içtihadında, 2004 Sayılı Kanun'un 89'uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında, görevli mahkemenin; davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının görevin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığına karar verilmiş ve kararlar arasındaki farklılık bu şekilde giderilmiştir.
Somut olayda, taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı gibi uyuşmazlık davalı alacaklı tarafından başlatılan icra takibinde, borçluya borçlu olduğu gerekçesiyle çıkarılan haciz ihbarnamelerine itiraz edilmemesi nedeniyle yedinde sayılan borçtan dolayı borçlu olmadığının tespiti istenmektedir. Uyuşmazlık ticari uyuşmazlık değil; takip hukukundan kaynaklanmakta olup, İİK'nın 89. maddesindeki haciz ihbarnamesi üzerine açılan menfi tespit davalarında görevli mahkeme genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesidir. Açıklanan nedenlerle davanın, Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-)HMK 114/1-c VE HMK 115/2 maddeleri uyarınca davanın görev yönünden USULDEN REDDİNE,
2-)Görevsizlik kararının kesinleşmesine müteakiben 2 hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde, dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİNDEN BİRİNE TEVZİ EDİLMEK ÜZERE ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİ TEVZİ BÜROSNUNA GÖNDERİLMESİNE,
3-)HMK'nın 20. maddesi uyarınca dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için süresinde başvurulmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-)HMK'nın 331/2 maddesi gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
5-)Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde görevli mahkemeye gönderilmesi için başvurulmadığı takdirde harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti konusunda ek karar yazılmasına,
Dair, tarafların yokluğunda, HMK'nın 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 12/03/2026