İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile davalı arasında 09.07.2013 Tarihinde Otobil Müşteri Sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşmenin eki niteliğinde olacak şekilde 01.08.2021 tarihli otomobil ek sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmede indirim oranı belirlendiğini, davalı tarafça, 01.04.2022 tarihinden sonra düzenlenen 68 fatura için indirim yapılmadığını, bu hususta davalı şirketin mail adresine 20.01.2025 tarihinde mail ile indirim yapılmadığının tespit edildiği bildirilerek ve fazla alınan bedellerin iade edilmesi talep edildiğini, davalı tarafça 27.01.2025 tarihinde cevap verilerek Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun 24.03.2022 Tarih ve 10876 sayılı 26.03.2022 Resmi Gazetede yayım tarihli kararı ve 31.03.2022 tarihli davalı şirketin tek başına aldığı indirim kararı yazısı gönderildiğini, davalı tarafın davacıya gönderdiği 31.03.2022 tarihli yazı da günceleme yapılacağının yazdığını, ancak davalı tarafça işbu 31.03.2022 tarihli yazının davacı şirkete 27.01.2025 tarihli mail ile gönderilmiş olup davalı tarafın tek başına nasıl bir düzenleme yaptığının ve indirim oranını tek başına ne kadar olarak belirlediğinin belli olmadığını, nitekim taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca %6,5 olarak uygulanması karar verilen indirim oranın uygulanmamış olması sebebi ile 01.04.2022 tarihinden 31.01.2025 tarihine kadar düzenlenen 68 faturada müvekkili şirketten haksız ve hukuka aykırı olarak fazladan ödeme tahsil edildiğini, faturalarda indirim yapılmayarak davacı şirketten haksız kazanç elde edildiğini belirterek; davalı borçlunun Küçükçekmece İcra Müdürlüğü ... E. sayılı sayılı dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazın sayın mahkemenizce yapılacak bilirkişi incelemesi ile ıslah ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL asıl alacak, faiz ve masraflar üzerinden iptaline ve takibin takip talebinde belirtilen koşullarda devamına, davalının dosya kapsamı ve delil durumuna göre itiraz etmekle haksız ve kötü niyetli olduğu sabit olduğundan ve alacak likit ve belirlenebilir olduğundan yapılacak bilirkişi incelemesi ile ıslah ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL üzerinden %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile Avukatlık Vekalet ücretinin (arabuluculuk avukatlık ücreti de dahil olmak üzere) de davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının da davalının da ticaret şirketi olup kanun gereği tacir olduklarını, davanın taraflar arasındaki ticari nitelikteki sözleşmeyle var olan ticari ilişkiden doğan uyuşmazlık nedeniyle açıldığını, davacı yanın, sözleşmenin ifası sırasında uygulanan iskonto oranlarının haksız olduğunu ve eksik iskonto uygulanarak kendisinden fazla bedel tahsil edildiğini öne sürerek kendisinden haksız tahsil edildiğini öne sürdüğü tutarların iadesini talep ettiğini ve bu tutarların davalıdan icra yoluyla tahsili talebiyle davalı aleyhinde takip açtığını, sözleşmelerdeki yetki şartı hükümleri incelendiğinde, tarafların İstanbul Mahkemelerini ve İcra Dairelerini münhasıran yetkili kılmış olduklarını, diğer mahkemelerin yetkilerinin devam edeceği hususunda bir aksi husus kararlaştırmamış olmakla da münhasır yetkili kıldıkları istanbul mahkemeleri dışındaki mahkemelerin yetkilerini kaldırmış olduklarının açık ve net olarak görüldüğünü, davacı yanın, açtığı icra takibinde davalının 01.04.2022 tarihinden 31.01.2025 tarihine kadar kestiği 68 faturada kendisinden haksız ve hukuka aykırı olarak fazladan ödeme tahsil ettiğini öne sürerek, eksik iskonto ile fazla tahsil edildiğini öne sürdüğü tutarların tahsilini talep ettiğini, davacı yanın sözleşmelerde belirtilen iskonto oranının davalı tarafından tek taraflı olarak değiştirilemeyeceği iddiasının sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu, davalının yaptığı iskonto oranı değişikliğinin kendisine bildirilmediği iddiasının da gerçeğe aykırı olduğu gibi haksız ve yersiz olduğunu, sözleşmenin 2.1.6. maddesinde davalı şirkete indirim oranını tek taraflı olarak değiştirme hakkı verilmesi ve bu tek taraflı değiştirme hakkının şartları maddenin otobil ek sözleşme ile değiştirilmesinden sonra da birebir aynı şekilde korunduğunu, sadece maddedeki indirim oranının % 4 yerine % 6,5 olarak değiştirilmiş olduğunu, sözleşmenin imzasından sonra değişen şartlar nedeniyle davalının sözleşmeyi uygulamaya devam edebilmesi için iskonto oranının düşürülmesi zorunluluğu ortaya çıktığını, davalının ek sözleşmenin imzasından sonra değiştirerek dava konusu faturalardan evvel dava konusu faturalardaki aynı iskonto oranıyla kestiği önceki faturalarda ve dava konusu faturalarda uyguladığı iskonto oranına davacı bu faturalar kesildiğinde zamanında itiraz etmiş olsaydı ve ek sözleşmede yazılı iskonto oranının uygulanmasında ısrar etmiş olsaydı, davalının ek sözleşmede yazılı iskonto oranını uygulayarak davacıya ürün satmaya devam etmesi ve sözleşmeyi iskonto oranını düşürmeden uygulamaya devam etmesi ticari şartlar açısından mümkün olmayacağından ve sözleşmenin iskonto oranı düşürülmeden uygulanmaya devam edilmesi davalı için çekilmez hale geleceğinden, davalı şirketin basiretli tacir sorumluluğu gereğince zararına satış yapmaktan kaçınmak zorunda kalacağını ve sözleşmeyi daha dava konusu faturalardaki ürünleri davacıya satmadan önce sona erdireceğini, böylesi bir durumda da dava konusu faturalarla sattığı ürünleri davacıya satmayacağını, sözleşme ve ek sözleşme hükümleri incelendiğinde, davacı şirketin bu sözleşme koşulları kapsamında davalının anlaşmalı bayii olan istasyonlardan taşıt tanıma sistemi yoluyla yapılacak elektronik satışlarla sözleşme kapsamındaki araçlarına yaptıracağı yakıt dolumları karşılığında dolumu yapılan yakıtların bedelleri fatura edilirken davacıya yakıt alım sırasında geçerli olan pompa satış fiyatının KDV'siz tutarı üzerinden sözleşmede kararlaştırılan oranda iskonto uygulanması üzerinde anlaşma yapıldığını, yapılacak olan iskontonun miktarının pompa satış fiyatının KDV'siz tutarının uygulanacak olan iskonto oranına isabet eden tutar olması nedeniyle, davalının davacıya uygulayabileceği iskontonun miktarı pompa satış fiyatıyla doğrudan ilişkili olduğunu, nitekim sözleşmenin 2.1.6. maddesinde epdk web sayfasında yayınlanan akaryakıt dağıtım şirketleri tarafından uygulanan akaryakıt pompa satış fiyatlarının ortalamasındaki artışın sözleşmenin imza tarihindeki pompa satış fiyatlarının ortalamasına göre %10 veya daha fazla olması durumunda davalının sözleşmede belirtilen iskonto oranını tek taraflı olarak değiştirebileceği kararlaştırıldığını belirterek; davanın öncelikle taraflarca yetki şartı ile münhasır yetkili mahkeme belirlenmiş olduğu gözetilerek davanın yetkili mahkemede açılmış olması dava şartının noksan olmasından dolayı usulden reddine, usulden reddine karar verilmediği takdirde münhasır yetkili kılınmış olan mahkemenin varlığı nedeniyle mahkemenin yetkisizliğine ve dosyanın yetkili olan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine, davanın esasa ilişkin sair nedenlerle de esastan reddine, yargılama giderinin ve avukatlık ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:

taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı tarafça taraflar arasındaki sözleşme kapsamında 68 faturada fazla ödeme yapılıp yapılmadığı, davalı tarafça sözleşmede belirtilen indirim oranının uygulanıp uygulanmadığı, 01.04.2022 - 31.01.2025 tarihleri arasında faturalarda uygulanmayan indirim alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığı, davacının itirazın iptali ile icra inkar tazminatı taleplerinin kabul edilip edilemeyeceği; davalı savunması kapsamında yetki itirazının kabul edilip edilemeyeceği, zaman aşımı itirazlarının kabul edilip edilemeyeceği, iskonto oranındaki değişikliğe davacının itiraz edip etmediği, davalının sözleşme kapsamında indirim oranını tek taraflı değiştirme hakkı bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ilgili UYAP ekranından çıkarılarak dosya kapsamına kazandırılmış, incelenmesinde; alacaklısının ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, borçlusunun .... Anonim Şirketi olduğu, 01.04.2022 - 31.01.2025 tarihleri arasında faturalarda uygulanmayan indirim alacağından kaynaklı alacak borç sebebi gösterilerek 513.475,31 TL asıl alacak, 76.212,40 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 589.687,71 TL'nin tahsili için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 07/07/2025 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, borçlu vekilinin 07/07/2025 tarihli dilekçesi ile icra takibine, ödeme emrine, borcun tamamına, faize, faiz oranına, faiz başlangıç tarihine ve talep edilen borcun tüm ferilerine itiraz ettiği, davalı borçlu vekilinin itirazı üzerine 07/07/2025 tarihinde icranın durdurulması kararı verildiği, işbu itirazın iptali davasının yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden; davalı şirketin sicil kayıtları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Güneşli ve Büyük Mükellefler Vergi Dairelerinden; taraf şirketlerin 2022,2023,2024 ve 2025 yıllarına ait BA/BS formları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Davalının süresinde mahkememiz yetkisine itirazda bulunduğu görülmüştür. Mahkememizce öncelikle davalı yanın yetki ilk itirazının incelenmesi gerekmiştir.
6100 sayılı HMK'nun yetki sözleşmesinin düzenlendiği 17'nci maddesinde; “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” denilmektedir. Bu maddeyle münhasır yetki sözleşmesi yapabilme imkânı getirilmiştir. Münhasır yetki sözleşmesinden; tarafların yetki sözleşmesi ile belirlenen mahkemenin dışında başka bir mahkemede dava açmama konusunda anlaşmış olmaları hâli anlaşılmalıdır. Başka bir deyişle, yetki sözleşmesinde taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça sözleşme ile belirlenen mahkeme veya mahkemelerin münhasır yetkili olduğu kabul edilmiştir. Taraflar şayet kanunla yetkili kılınan genel ve özel mahkemelerin yetkisinin de devam etmesini istiyorlarsa bu hususu ayrıca sözleşmede kararlaştırmaları gerekir. Burada vurgulanması gereken önemli hususlardan biri de HMK.nun 17. maddesinde öngörülen yetki sözleşmesinde belirlenen mahkeme ya da mahkemelerin münhasır hâle gelmesi kuralı ile kesin yetki kuralının birbirine karıştırılmaması gereğidir. Zira, yetkinin kesin olduğu hallerde yetki sözleşmesi yapılamaz.
Taraflar arasında ihtilafsız olan "Otobil Müşteri Sözleşmesi" ve eki "Otobil ek sözleşmesi" uyuşmazlık başlıklı 8. Maddesi ile ek sözleşmenin 3. maddesinde iş bu sözleşmeden doğacak ihtilaflarda İstanbul (Merkez) Mahkemelerinin yetkili olacağı düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacı ile davalı arasında "Otobil Müşteri Sözleşmesi" ve eki "Otobil ek sözleşmesi" imzalandığı, işbu sözleşmeye göre taraflar arasındaki ihtilaflarda İstanbul Merkez Mahkemelerinin yetkili olacağının kararlaştırıldığı, tarafların tacir olduğu, davanın tarafların serbestçe tasarruf edebileceği dava türlerinden olması karşısında yetki ilk itirazının süresinde yapıldığı da gözetilerek münhasır yetki anlaşması nedeniyle HMK'nun 17.maddesi uyarınca mahkememizin yetkisizliği karşısında yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-)Davaya bakmakla yasal olarak yetkili mahkemenin İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ OLMASI NEDENİYLE mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,
2-)6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde talep halinde dosyanın yetkili ve görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NE GÖNDERİLMESİNE, Aksi takdirde davanın mahkememizce açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
3-)Yargılama gideri avukatlık ücreti ve harç açısından HMK 20 ve 331. maddeleri nazara alınarak, süresinde başvurulması halinde yetkili mahkemece nazara alınmasına, yöntemince başvurulup dosya mahkemesine gönderilmediği takdirde ise, talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile yargılama giderlerinin verilecek olan ek kararla düzenlenmesine,
4-)HMK 20. Maddesi gereğince gönderme işlemi sırasında gönderme masraflarının ve gönderilen mahkemenin tebliğ giderlerinin varsa avanstan karşılanmasına, artan kısmında dosya ile birlikte gönderilmesine, avans bu masrafları karşılamıyorsa gönderme isteğinde bulunandan alınmasına,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yokluğunda davalı vekilinin huzurda yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/12/2025