İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında kurulan sözlü sözleşme kapsamında yazılım, bilişim, pazarlama ve danışmanlık hizmetlerinin ifası konusunda anlaşma sağlandığını, Ağustos 2025 yılı sonuna kadar davalıdan hizmeti alan (pazarlama hizmeti haricinde) müvekkilinin hizmet bedelini ödediğini, 2025 yılı Eylül, Ekim, Kasım Aralık ve 2026 yılı Ocak aylarına ilişkin danışmanlık hizmetinin alınabilmesi amacıyla müvekkilinin avans olarak 25.01.2026 tarihli, ... Terazidere/İstanbul Şubesine ait 1060199 numaralı 300.000,00 TL bedelli çeki keşide ederek davalıya verdiğini, ancak davalı Eylül 2025 tarihi itibariyle hizmeti yerine getirmediğinden çekin bedelsiz kaldığını, davalının ihtara rağmen çeki iade etmediğini, yapılan ödemeler karşılığında hizmetin yerine getirilmediğini davalının, müvekkiline gönderdiği ses kaydı ile ikrar ettiğini belirterek davanın kabulü ile, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, çekin iptali ile iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiş olup ayrıca dava konusu çekin icra takibine konulmaması ve ödenmemesi amacıyla ihtiyati tedbire hükmedilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi 09/01/2026 tarihli ara kararı ile; çekin ödeme aracı olduğu ve avans çeki olduğunun yazılı delille ispatlanması gerektiği, dosya kapsamında yaklaşık ispata elverişli delil sunulmadığı gerekçelerine istinaden ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; sunulan çek teslim belgesi, tahsilat makbuzu, iade faturası, ödeme dekontları, whattasapp görüşmeleri ve ses kaydı ile beyanları ispat edildiğinden yaklaşık ispatın sağlanmadığına yönelik mahkeme kararının yerinde olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf ederek talepleri doğrultusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Dava, danışmanlık hizmetine karşılık verildiği belirtilen çek sebebiyle hizmetin yerinde getirilmediği iddiasına dayalı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
Davacı vekili, asıl talebi ile birlikte dava konusu çekin ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş olup mahkemece yaklaşık ispatın sağlanamadığından bahisle talep reddedilmiş ve karara karşı davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Uyuşmazlık, dava konusu çekin ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbire kararı verilmesine ilişkin şartların mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, davacının çekin ödenmemesi ile ilgili tedbir talebinin niteliği gereğince 6100 sayılı HMK'nun 389. ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir hükümleri kapsamında inceleme ve değerlendirme yapılması gerekmektedir.
İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun onuncu kısım birinci bölümünde, geçici hukuki korumalar üst başlığı ile 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 389/1 maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir. Yine Kanunun 390/3 maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmünü içermektedir. Anılan hükümlerde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ve talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi şartıyla uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki korumadır.
"...Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir..." (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 Esas, 2012/6651 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi).
Somut olayda, davacı vekili, avans olarak verilen çekin hizmetin yerine getirilmemesi sebebiyle bedelsiz kaldığını iddia etmiş olup davalı ise davaya cevap vermemiştir. Davacı tarafından karar verildikten sonra "ses kaydı" adı altında sunulan delil/belge açılamadığı gibi bu kaydın mahkemece henüz çözümü de yaptırılmamıştır. Ayrıca yine davacı tarafından karar verildikten sonra sunulan... görüşmeleri ile elektronik olarak oluşturulan dosya ve UYAP'ta kayıtlı bilgi ve belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde davanın bulunduğu aşama itibariyle HMK'nun 390/3. fıkrası gereğince yaklaşık ispat sağlanamamıştır. Öte yandan ileride şartları sağlandığında ihtiyati tedbirin her zaman talep edilebileceği de izahtan varestedir. Bu nedenle mahkemece tesis edilen karar isabetli olup davacının istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen ara kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/18 Esassayılı derdest dava dosyasında verilen 09/01/2026 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.12/03/2026