İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
Dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı talebine ilişkin olup; mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.
Davacı vekili özetle, taraflar arasında müvekkili tarafından davalı şirkete havuz yapımı konusunda anlaşma yapıldığını, işin müvekkili tarafından eksiksiz yapılıp teslim edildiğini, akabinde de müvekkili yanca davalı adına 105.567,00 TL'lik fatura düzenlendiğini, davalı yanca fatura bedelinin 10.461,00 TL'sinin müvekkiline ödenmediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından 10.461,00 TL asıl alacak ve 758,35 TL işlemiş faizin tahsili için davalı aleyhinde İstanbul Anadolu 16.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, ancak davalının haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı yanın icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili özetle, müvekkil şirkete ait ancak şirketin sahibi ve yetkilisi olan ...'in ikamet ettiği "İstanbul İli, Beykoz İlçesi, Çavuşbaşı Mah, Saip Molla Çiftliği Mevkii, ... pafta, 6 parselde kayıtlı bulunan ... numaralı" gayrimenkule hafriyat dahil havuz yapımı için davacı şirket ile anlaşıldığını, bu kapsamda davacı şirkete 03/12/2016 tarihinde 95.106,00 TL ve ...'in eşi ... tarafından 11/11/2016 tarihinde 7.800,00 TL olmak üzere toplamda 102.906,00 TL ödeme yapıldığını, geri kalan kısmın işin tamamlanması üzerine verileceğinin kararlaştırıldığını, ancak davacı tarafça sözleşmesel edimin eksiksiz ve tam olarak ifa edilmediğini, yanlar arasındaki anlaşmaya göre ilk ödemenin alınması akabinde havuzun yapılmaya başlanması ve kusurdan ari bir şekilde eksiksiz teslim edilmesi gerektiğini, ancak davacı tarafın üzerine düşen yükümlülüklerini eksiksiz ve tam olarak yerine getirmediğini, müvekkiline ayıplı ifada bulunduğunu, müvekkili tarafından defaten söz konusu eksikliklerin giderilmesi için talepte bulunulduğunu, ancak ödemenin neredeyse tamamının peşin alınmış olması sebebiyle davacının herhangi bir geri bildirimde bulunmadığını, ifadan kaçındığını, davacı tarafından eksikliği bilirkişilerce tespit edilen havuz ve tesisatının tam yapıldığı iddia edilerek müvekkilinin mağdur edildiğini, taraflarınca Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/83 D. İş sayılı dosyası ile havuzdaki eksikliklerin ve hataların tespit edilmesi amacıyla delil tespiti yaptırıldığını, alınan bilirkişi raporunda tespit edilen ayıp ve eksik iş bedelinin, malzeme ve işçilik dahil, KDV hariç olmak üzere 10.000,00 TL olduğunun belirlendiğini, bu nedenle müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece 28/05/2019 tarihli karar ile, taraflar arasında havuz yapımı konusunda anlaşma olduğu, davacı tarafça davalı tarafa bu ticari ilişki kapsamında fatura düzenlendiği, ancak davalı tarafça ödeme yapılmadığından icra takibine geçildiği, delil tespiti isteminin takip tarihinden sonra olduğu, davalı tarafça takipten önce davacıya ayıp ihbarında bulunulduğuna yönelik başkaca bir delil sunulamadığı, davalı yanca takip konusu faturanın iade faturası düzenlemeden deftere kaydedildiği, süresinde ayıp ihbarında da bulunmadığından ayıp savunmasına itibar edilmediği, dava dışı ...'a yapılan 7.800,00 TL hafriyat ödemesinin davalı defterinde davacıya olan bakiye borçtan düşürülmediği, davacı şirket yetkilisinin de 3. kişiye yapılan ödemenin havuz yapım ücreti kapsamında olmadığına ilişkin yemin etmesi üzerine davalının bu miktar ödeme savunmasına itibar edilmediği, takip talebinde 758,35 TL işlemiş faiz talep edilmiş ise de, davacı yanca davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğüne dair bir delil sunulamadığı, bu nedenle işlemiş faiz talebi yönünden alacak talebinin haklı bulunmadığı, kötü niyet tazminatı talebinin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 10.461,00 TL yönünden takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile devamına, Kabul edilen kısım üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, davacı şirket yetkilisinin talimatı doğrultusunda ... isimli şahsın hesabına müvekkilinin eşi ... tarafından yapılan ödemeye ilişkin olarak dosya içerisinde mübrez dekont bulunmasına rağmen, mahkemece bu ödeme ve dekontun göz ardı edildiğini, dinlenen davacı şirket yetkilisinin, ...'ın hesap bilgilerini davalı müvekkili şirkete verip vermediği hususunda yemin etmekten kaçındığını, bilirkişi raporunda hafriyat bedeline ilişkin olduğu iddia edilen ödemenin bu iş kapsamında olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen davacı şirket yetkilisinin, ödeme bilgilerini davalı müvekkili şirkete verip vermediğini hatırlayamadığını beyan ederek bu konuda yemin etmekten kaçınmasının, ... isimli şahsa yapılan harfiyat bedeli ödemesinin havuz yapımı ile ilişkili olduğunu açıkça gösterdiğini, dolayısıyla söz konusu ödemenin herhangi bir ödemeye ilişkin değil, havuz yapımına ilişkin olduğunun davacı şirket yetkilisi beyanından açıkça anlaşıldığını, edimini ayıplı olarak yerine getiren ve Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/83 D. İş sayılı dosyası ile de yapılan delil tespiti neticesinde müvekkili şirketin davacı tarafa karşı herhangi bir borcunun bulunmadığının sabit olduğunu, delil tespitinin takip tarihinden sonra yapılmasının davacının edimini eksiksiz ve tam olarak yerine getirdiği anlamını taşımadığını, davacı tarafından yapılması gereken havuz yapımının açık bir şekilde ayıplı olarak ifa edildiğinin uzman bilirkişiler tarafından tespit edildiğini, müvekkili tarafından 102.906,00 TL ödeme yapıldığını, geri kalan bakiyenin işin tamamlanması üzerine verileceğinin kararlaştırıldığını, ancak davacı tarafça söz konusu edimin açıkça ayıplı olarak gerçekleştirildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Dairemizin 30/11/2022 tarihli kararı ile, davalı 7.800,00 TL hafriyat bedelinin eşi tarafından davacının talimatı doğrultusunda dava dışı ... adlı kişiye ödendiği, geri kalan bedelin de işin ayıplı yapılmasından dolayı ödenmediğini iddia ettiğinden bu hususları ispat külfetinin davalı tarafta olduğu, davalı tarafın bu iddiasını senetle ispat etmek zorunda olduğu, davacı şirket yetkilisi ...'ın 22/01/2019 tarihli duruşmada verdiği yeminli beyanında havuzun hafriyat da dahil olmak üzere tam ve eksiksiz olarak yapılıp teslim edilmesi konusunda davalı ile anlaşma yapılmadığını, havuzun yapımına ilişkin hafriyat bedeli olarak gösterilen 7.800,00 TL'nin hafriyat işini yapan ...'ın banka hesabına yatırılması konusunda davalı yana herhangi bir talimat vermediğini beyan ettiği, bu itibarla davalının 7.800,00 TL'nin iş bedeli için ödendiğinin ispat edilemediğinin kabulü isabetli olduğu,somut olayda, davalı tarafça eser sözleşmesinin varlığı ve işin teslim alındığı kabul edilmekle birlikte, yapılan işlerin bir kısmının ayıplı ifa edildiği ve davacıdan bu yönden alacak doğduğu ileri sürülmüş, davacı yanın ise ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını savunduğu, bu durumda mahkemece, davalı yanın işin ayıplı ifa edildiği yolundaki iddiası ile ilgili delillerinin değerlendirilmesi ve tanık dinletme talebinin kabulüne karar verilerek, ayıp ihbarının makul sürede yapılıp yapılmadığı hususu üzerinde durulup, ayıp ihbarının süresinde yapıldığının tespiti halinde, delil tespitinin davacının yokluğunda yapıldığı ve davacı tarafça bilirkişi raporuna itiraz edildiği gözetilerek, mahallinde bilirkişi eşliğinde keşif yapılıp, işin ayıplı yapılıp yapılmadığı, ayıbın niteliği ve ayıbın varlığı halinde ayıplı iş bedelinin belirlenmesi, belirlenen ayıp bedelinin bakiye iş bedelinden mahsup edilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu ve hatalı gerekçeyle davalı yanca süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı ve davacı tarafından düzenlenen faturanın davalı ticari defterlerine kaydedilmesinin faturada belirtilen malın/hizmetin eksiksiz alındığına karine teşkil ettiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğu belirtilerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece 15/10/2024 tarihli karar ile,tanığın, "2017 yılı Eylül ayı gibi havuz ve inşaat bitti, evi teslim aldık, evin içine girdiğimizde havuzun motor dairesinde sıkıntılar olduğunu fark ettik, aynı yıl içerisinde tam tarihini hatırlamamakla birlikte yapan firma ile görüştük" şeklinde beyanda bulunduğu görülmekle ayıp ihbarının makul sürede yapıldığının kabul edildiği, bilirkişi eşliğinde yapılan keşifte masaj bölümündeki beton sırt yüksekliğinin su seviyesinin yaklaşık 20-25 cm üstünde olduğunun görüldüğü, söz konusu sırt duvarının mimari bir tasarım olup, suyun içinde veya dışında olabilecek nitelik olduğundan, dosyada havuzun mimari projesi olmadığından sırt dayanma duvarının yanlış yapıldığı hususunun ispatlanamadığı, havuz suyunun taşmasının ise tesisata müdahale edilmesi ve şelale duvarı üzerine su taşıyan boru uçlarındaki aparatların sökülmesinden kaynaklandığı, tuz jeneratörü deposu ile ilgili davalı tarafından teknik yönden bilgi belge sunulmadığı, havuz kenarındaki taşıma kanalı ızgaralarının havuz büyüklüğü dikkate alındığında ızgara genişliğinin yeterli olduğunun tespit edildiği, havuz suyunun taşarak eve girdiği yönündeki beyan ile ilgili olarak yapılan incelemede bina ön tarafındaki süzgeçlerin bu bölgeye yağacak yoğun yağışlarda yeterli olmayacağı kanaatine varıldığı, teklif mektubunda davalı tarafından hafriyat yapılması, havuz makine dairesi kapak ve merdivenin yapılması, test ve kullanım suyu temini, makine dairesi rögardan, rögara bağlantısının hafriyatının yapılması, havuz etrafındaki soyunma ve bar gibi işler ile belediye işlemlerinin işveren yükümlülüğünde olduğunun belirtildiği, havuzun dalgıç pompasının davalı firma tarafından satın alındığı ve montajının yapıldığı belirtilmekte ve davalının edimindeki işlerle ilgili olduğu, havuzun su toplama ve tahliye sisteminin projesi sunulmadığının görüldüğü, tespit raporunda belirtilen ayıpların giderilme bedeli ile ilgili teknik ayrıntı belirtilmediğinden hangi ayıp için ne kadar giderilme maliyeti hesaplandığı belirlenemediği, hesaba elverişli olmadığının görüldüğü, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacının havuzla ilgili üstlendiği bütün işlemlerde ayıp olmadığına kanaat edinildiği, yapılan incelemede havuz bakım hortumunun yaklaşık 1,5 mt kısa olduğu, uç bölgelere yetişmediğinin görüldüğü, söz konusu hortumun icra takip tarihi olan Kasım 2017 itibarıyla bedeli 2,00-EUR ve 1,5metre 3,00-EUR olduğu, 3,00-EUR x 4,60 =13,80 TL+KDV 16,28 TL olarak hesaplandığı belirtilerek ayıp bedelinin bakiye iş bedelinden mahsup edilerek davanın kısmen kabulüne ve icra inkar tazminatına karar verilmiş, takipten önce temerrüde düşürdüğüne dair belge olmadığından işlemiş faize, reddedilen tutar yönünden takipte davacının kötüniyeti ispatlanamadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yargılama sırasında alınan raporun hatalı olduğunu, Sulh Hukuk Mahkemesinden delil tespiti dosyasında yapılan tespitlerin daha doğru olduğunu, yargılama aşamasındaki rapor ile delil tespiti dosyasındaki raporun birbiri ile çeliştiği, mahkemece çelişkinin giderilmediği, tesisata herhangi bir müdahalede bulunulmadığı, yağmur yağdığında havuz suyu taşmasının sebebinin tahliye çukurunun ve motorun yeterli olmamasından kaynaklandığı, ayrıca havuzun boyutu 12mx5m olup kenarındaki ızgaraların büyüklüğü yeterli boyutta olmadığı, tuz jenaratörleriyle ilgili olarak ilk derece mahkemesince herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, takılan tuz jeneratörünün bir yıl sonra bozulduğu, davacı şirkete 03.12.2016 tarihinde 95.106,00 TL ve ...'in eşi ... tarafından 11.11.2016 tarihinde 7.800,00 TL olmak üzere toplamda 102.906,00 TL ödeme yapıldığı, kalan kısmın işin tamamlanması üzerine verileceğinin kararlaştırıldığı ancak davacı tarafça sözleşmesel edimin eksiksiz ve tam olarak ifa edilmediğini, söz konusu 7.800,00 TL miktarlı ödemenin yapılmadığı baz alınarak 10.444,72 TL yönünden takibin devamına ilişkin verilen hüküm nedeniyle müvekkil şirket davacı tarafa mükerrer ödeme yapmak durumunda kalacağı belirtilerek mahkeme kararının kaldırılması talep edilmiştir.
Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davacı, eser sözleşmesinden kaynaklı olarak bakiye iş bedeli alacağı için başlattığı icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı, davacı yüklenicinin işi eksik ve ayıplı yaptığını belirterek davacıya borçlu olmadığını ifade etmiştir.Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.Taraflar arasında davacı yanca davalı şirketin sahibi ve yetkilisi olan ...'in ikamet ettiği "İstanbul İli, Beykoz İlçesi, Çavuşbaşı Mah, Saip Molla Çiftliği Mevkii, ... pafta, 6 parselde kayıtlı bulunan ... numaralı" gayrimenkule havuz yapımı konusunda anlaşma yapıldığı, iş bedelinin toplam 105.567,00 TL olarak kararlaştırıldığı, iş bedelinin 95.106,00 TL'sinin davacıya ödendiği, bakiye iş bedeli için davalı hakkında icra takibi yapıldığı hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının işi eksik ve ayıplı olarak yapıp yapmadığını noktasında toplanmaktadır.Mahkemece alınan ve mali müşavir ... tarafından hazırlanan 01/11/2018 tarihli bilirkişi raporunda; her iki tarafa ait 2016 yılı ticari defterlerin sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğu, davacının defter kayıtlarına göre davalıdan takip tarihi itibari ile 10.461,00 TL alacaklı olduğu, davalının defterlerinde davacı tarafından düzenlenen 105.567,00 TL faturanın kayıtlı olduğu, davalı tarafından davacıya 03/12/2016 tarihinde toplam 95.106,00 TL ödeme yapıldığı, 105.567,00 TL faturaya karşılık yapılan 95.106,00 TL ödeme sonrasında 10.461,00 TL borç bakiyesinin kaldığı belirtilmiştir.Davalı tanığı ... beyanında özetle, davalı şirketin eski eşinin ortak olduğu bir şirket olduğunu, kendisinin ise aynı şirkette 2008-2020 yılları arası finans müdürü olarak çalıştığını, dava konusu proje hakkında bilgisi olduğunu, şu anda o evde oturmakta olup, havuzun kendisi tarafından kullanıldığını, 2017 yılının Eylül ayında o eve taşındıklarını, 2017 yılı Eylül ayı gibi havuz ve inşaatın bittiğini, evin içine girdiklerinde havuzun motor dairesinde sıkıntılar olduğunu fark ettiklerini, aynı yıl içerisinde tam tarihini hatırlamamakla birlikte yapan firma ile görüştüklerini, 2017 yılı içinde yüklenici firmanın sorunu düzeltmeye çalıştığını ancak yapamadıklarını, çokta ilgilenmediklerini, tam olarak düzeltilemediğini, örneğin takılan tuz jeneratörünün bir yıl sonra bozulduğunu, araştırdığında Çin malı olduğunun ortaya çıktığını, hala tuz jeneratörü olmadan kullanıldığını, tuzun şu an elle atıldığını, havuzun tamiri yapılmadığı için kendi imkanlarıyla 2018 yılında yaptırdıklarını, bir ay önce tahliye çukurundaki biriken suyun dışarı atılması için takılan motor yeterli gelmediğinden çukurun büyütüldüğünü, motorun değiştirildiğini, elli bin TL masraf yaptıklarını, evi yağmur yağdığından 3 defa su bastığını, motorun çukurdaki suyu tahliye edemediğini ve bu nedenle havuzun taştığını, kuyucu bularak bir ay önce bu işlemleri yaptırdıklarını, eksikliklerin kendilerince tamamlandığını, 7.800,00 TL ödemenin hafriyatın taşınması sebebiyle yapıldığını beyan etmiştir. 18.09.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davacının havuzla ilgili üstlendiği bütün işlemleri tekniğine uygun olarak yaptığı ve ayıplı bir işlemi olmadığının tespit edildiğini, 1,5 metre hortum bedelinin Kasım 2017 tarihinde 16,28 TL olduğu, dava konusu havuzun davacı firma tarafından KDV dahil 105.567,00 TL bedel ile yapıldığı, davalı firmanın bu bedelin tamamından sorumlu olacağı, ancak davalı firmanın 95.106,00 TL ödeme yaptığından kalan 10.461,00 TL'den sorumlu olacağı, bu bedelden 16,28 TL tenzil edildiğinde kalan tutarın 10.444,72 TL olduğu belirtilmiştir.Uyuşmazlık konusu olay ele alındığında;Her ne kadar davalı yanca gerek cevap dilekçesinde ve gerekse de istinaf talebinde işin eksik ve ayıplı yapıldığı iddia ederek davacının bir alacağının olmadığı beyan edilmiş ise de, Dairemizin 30/11/2022 tarihli kararı sonrasında mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde havuz bakım hortumunun yaklaşık 1,5 mt kısa olması dışında başkaca bir eksik ya da ayıplı iş tespit edilememiştir. Havuz bakım hortumunun kısa olmasından kaynaklı ayıp bedeli ise mahkemece takip talebindeki bedelden mahsup edilmiştir. Diğer yandan davalı taraf sulh hukuk mahkemesince düzenlenen delil tespiti dosyasına atıf yaparak ayıbın ve eksik işin varlığını iddia etmiş ise de, sulh hukuk mahkemesince delil tespiti dosyasında düzenlenen bilirkişi raporu ile yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu karşılaştırıldığında, yargılama aşamasında alınan 18.09.2024 tarihli bilirkişi raporunun oldukça ayrıntılı ve gerekçeli olduğu, sulh hukuk mahkemesindeki raporun ise yüzeysel bir şekilde hazırlandığı, dolayısıyla 18.09.2024 tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, ayrıca davalının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü eksik ve ayıp iddialarını tek tek karşılayabildiği anlaşılmakla davalı yanın istinaf talebi kabul edilmemiş, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
1-İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 15/10/2024 tarih ve 2023/17 Esas, 2024/799 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 713,48 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 98,08 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 11/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.