İSTİRDAT (Banka Teminat Mektubundan Kaynaklı)

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirketin 1998 yılından bu yana davalıya ait .... A.Ş. ile bir takım tüp dolum işlerini Türkiye'nin belirli yerlerinde taşeronluğunu yapmak üzere anlaştıklarını, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 07/12/2011 tarihli yazısı ve ekinde yer alan teftiş raporu ile, müvekkili ile davalı arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, bu nedenle İş Yasasının 2. maddesine aykırı davranıldığı tespit edilerek sözleşmenin iptaline, aksi halde 15 gün içinde İş Mahkemesinde dava açılarak itiraz edilmesi gerektiğine yönelik yazının müvekkili ile ... şirketine tebliğ edildiğini, bunun üzerine müvekkili İş Mahkemesinde dava açmak istemiş ise de, davalının buna yanaşmayarak müvekkili ile olan iş akdini sona erdirdiğini ve işyerlerini personeli ile birlikte teslim aldığını, bu şekilde sona eren 1998 yılından beri devam eden sözleşme kapsamında müvekkili tarafından davalıya sözleşmenin teminatı olarak toplam 200.000,00 TL bedelli üç adet teminat mektubu verildiğini, sözleşmenin feshedilmesi sebebiyle teminat mektupları da hükümsüz kalmış ise de, bunların davalı tarafından iade edilmediğini, müvekkilinin ... ve benzeri kurumlar ile davalıya borcunun bulunmadığını, ayrıca sözleşmenin 8. maddesinde yer alan olasılıkların da ortadan kalkmış olduğunu, işyerini devraldığından tüm sorumluluğun da davalıya geçtiğini belirterek teminat mektuplarının iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında 01/01/2010 tarihinde Yarımca, Gaziantep ve Erzurum'da ki dolum tesislerinde ... tüplerinin doldurulması ve araçlara yüklenmesi gibi işlemleri yerine getirmek üzere ... dolum ve depolama tesisi müteahhitlik sözleşmeleri imzalandığını, bu sözleşme kapsamında davacıdan kat'i teminat mektupları alındığını, ticari ilişki devam ederken yasal zorunluluk sebebiyle ve ...'nın bildirimiyle müvekkilinin dolum tesislerinde çalışan tüm davacı çalışanlarının hizmet sözleşmelerinin müvekkili bünyesine devredildiğini, davacının eski çalışanlarından ...'ın açtığı işçi alacağı talepli davaların (Kocaeli 6. İş Mahkemesi 2013/90 Esas, Kocaeli 5. İş Mahkemesi 2013/72 Esas) derdest olduğunu, ayrıca yine davacının çalışanı olan ... tarafından açılan davada (Kocaeli 4. İş Mahkemesi 2010/192 Esas) verilen kararın ise Yargıtay'da temyiz incelemesinde olduğunu, bu davaların kabul edilmesi halinde müvekkilinin ödemek zorunda kalacağı tazminat bedelleri dava konusu teminat mektuplarından mahsup edileceğini, iddia edildiğinin aksine müvekkilinin, davacının dava açmasına engel olmadığını, kaldı ki ... bildirimine karşı başvurulacak etkin bir hukuki yolun da bulunmadığını, davacı ... veya Vergi Dairesi dahil diğer kurumlara borcu olmadığını ispatlamadan huzurdaki davayı açtığını belirterek davanın usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ NİN 2013/35 ESAS 2013/314 KARAR SAYILI KARARI İLE:
Görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu gerekçesi ile, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ NİN 2014/5421 ESAS 2015/3527 KARAR SAYILI İLAMI İLE:
Uyuşmazlığın 6102 sayılı Kanunun 4/1. maddesi uyarınca iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması nedeniyle ticari dava olduğu, bu nedenle ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile ilk derece mahkemesinin kararı bozulmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ NİN 2015/1125 ESAS 2025/736 KARAR SAYILI KARARI İLE:
Davanın davalı tarafça paraya çevrilen 27/01/2012 tarihli ... numaralı teminat mektupları karşılığı olan bedelin davalıdan tahsiline ilişkin olduğu, zira bu teminat mektuplarının 29/04/2014 tarihinde davalı tarafça bozdurulduğu ve karşılıklarının tahsil edildiği, uyuşmazlığın, bu teminat mektuplarının davalı tarafından bozdurulmasını gerektirir davacı tarafça yapılan herhangi bir iş veya işlem ile davacı şirketin borcunun bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı, ancak davalının, davacının herhangi bir borcundan dolayı teminat mektuplarını paraya çevirdiği hususunu somut alacak kalemleri ile ortaya koymadığı, nitekim bilirkişi heyet raporlarının da bu doğrultuda olduğu, Kocaeli 1 ATM'nin 2022/267 Esas 2023/475 Karar sayılı dosyasına konu uyuşmazlığın taraflarının dava dışı ... Bankası ile eldeki dosyanın davacısı olan şirket olduğu, bu davada verilen kararın ise dava dışı banka tarafından davacı şirkete karşı yöneltilen alacak davasına yönelik olduğu, davalının, teminat mektuplarının güvenceye aldığı ve ödediği herhangi bir ödemeyi ispat edemediği, düzenlenen bilirkişi raporlarının gerekçeli, denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli olması nedeniyle hükme esas alındığı gerekçelerine istinaden davanın kabulü ile, dava konusu edilen ve davalı tarafça paraya çevrilen teminat mektuplarının karşılığı olan 200.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.

Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; teminat mektuplarının doğmuş borcun değil, riskin teminatı olduğunu, ...'nın bildirimi üzerine, müvekkilinin dolum tesislerinde çalışan davacı işçilerinin tamamının hizmet sözleşmelerinin müvekkilinin bünyesine devredilmesi nedeniyle müvekkili açısından işçilik alacakları ve ... rücu risklerinin fiilen ve hukuken doğduğunu, ancak davacının söz konusu risklerin tamamen ortadan kalktığını ispatlayamadığını, mahkemenin, teminatın nakde çevrilebilmesini gerçekleşmiş ve ödenmiş bir borç koşuluna bağlamasının teminat müessesesini işlevsiz hale getirdiğini, davacı bünyesinde çalışan işçiler tarafından müvekkili aleyhine açılan derdest işçilik alacağı davaları bulunduğu gibi yeni davaların açılması bakımından da hukuki bir engelin bulunmadığını, dava konusu teminat mektuplarının nakde çevrildiği tarih itibarıyla, müvekkili aleyhine derdest ve kesinleşmemiş işçilik alacağı davaları bulunduğunu, bu davalardan kaynaklanan ödemelerin ve ... rücu risklerinin devam ettiğini ve sözleşme kapsamında teminat altına alınan risklerin tamamen ortadan kalkmadığını, 19/12/2018 tarihli bilirkişi raporunda, müvekkilinin teminat mektuplarını nakde çevirmesinin sözleşme hükümlerine uygun olduğu belirtilmişken 24/04/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda sözleşme hükümleri tartışılmadan ve risk kavramı gözardı edilerek borcun olmadığı sonucuna varıldığını, mahkemece iki rapor arasındaki çelişki giderilmediği gibi önceki raporun neden dışlandığının gerekçelendirilmediğini, bu haliyle kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, ispat yükü teminatın haksız ve sözleşmeye aykırı şekilde nakde çevrildiğini iddia eden davacıda olmasına rağmen müvekkiline yüklenerek neticede davanın reddedildiğini, davacı tarafından süresi dolan teminat mektupları yenilenmeyerek müvekkilinin ciddi ve açık bir hukuki risk altında bırakıldığını, teminatın yenilenmemesi, devam eden ve açılması muhtemel davalar, sözleşmeden doğan sorumluluk riskleri karşısında müvekkilinin teminatı nakde çevirmesinin ticari hayatın olağan akışına uygun olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinin feshedilmesi sebebi ile teminat mektuplarının iadesi istemine ilişkin olarak açılmış ise de, teminat mektuplarının davalı tarafından yargılama sırasında nakde çevrilmesi sebebiyle dava bedelin istirdadına dönüşmüştür.

İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
Uyuşmazlık, dava konusu nakde çevrilen teminat mektupları bedelinin istirdadına yönelik talebin ve buna göre mahkemece tesis edilen kararın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 19/12/2018 tarihli raporda; davalı şirketin incelenen usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerine göre, 02/05/2017 tarihi itibariyle davacı şirket ile herhangi bir alacak ve borç durumunun bulunmadığı, davalı şirketin 29/05/2014 tarihinde teminat mektuplarını tahsil ettiği, davalının ticari defterlerinde söz konusu teminat mektupları karşılığında davacı çalışanlarına ödenen tazminat ve cezalara ilişkin davacı ... borçlandırıcı herhangi bir hesap hareketine rastlanmadığı, davalı şirketin normal yürüyen ticari ilişki dışında izaha muhtaç olan davacıyı borçlandırıcı işlemlerinin trafik cezalarına ilişkin olduğu, bu cezalara ilişkin talep edilen trafik ceza tutanaklarının sunulamadığı, buna ek olarak davacının ... döküm belgesi olarak ibraz ettiği 24-25/01/2013 tarihli belgelerde muaccel bir borcunun bulunmadığının belirtildiği, dosya kapsamından davacının ... vs. idare ile ilgili açılmış veya kesinleşmiş bir davaya veya buna bağlı olarak davalıya karşı açılmış bir rücu davasına da rastlanmadığı, banka teminat mektubunun nakde çevrilmesinin koşullarını düzenleyen sözleşmenin 8. maddesinde sayılan risklerin, davacı çalışanlarından ... tarafından açılan işçilik davaları sebebiyle gerçekleştiği, bu davalarda davalı ile davacının müteselsilen sorumluluğuna karar verildiği, her ne kadar risk gerçekleşmiş olsa da gerçekleşen risk miktarından, nakde çevrilen banka teminat mektuplarının miktarının daha fazla olduğunu, taraflar arasındaki iç ilişkiye göre işçilik alacaklarından davacının sorumlu olduğu sonucuna varılır ise, davalının tazmin ettiği tutardan, hüküm altına alınan işçilik alacaklarının mahsup edilmesi ve kalan miktarın iadesi gerekeceği bildirilmiştir.
Davacının ticari defterlerinin incelendiği talimat yoluyla aldırılan 14/06/2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacıya ait incelemeye sunulan ticari defterlerin yasaya uygun tutulduğu, yapılan incelemede davacı ile davalı arasında doğrudan bir ticari ilişkinin bulunmadığı, davalı tarafından, davacı çalışanları adına 30/04/2014 tarihinde yapılar 6.359,00 TL tutarlı ödemenin cari hesapta kayıtlı olduğu ve bu ödemenin davacıya ödeme yapılmış gibi cari hesaba kaydedildiği, davalı tarafından davacı adına yapılıp davacıdan tahsilini gerektiren başka bir ödemeye rastlanmadığı, davacı kayıtlarına göre davalının teminat mektuplarını nakde çevirmesini gerektirecek bir zarar kaydının tespit edilemediği bildirilmiştir.

Farklı bilirkişi heyeti tarafından sunulan 30/07/2021 tarihli raporda; davalının, davacı ile olan sözleşmeyi ... yazısından sonra feshetmesi ve davacıdan 29/05/2014 teminat mektuplarının bozum tarihinde alacaklı olmaması hususu birlikte değerlendirildiğinde, davacının, davalı tarafından bozdurulan teminat mektupları kadar davalıdan alacaklı olabileceği bildirilmiştir.

Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 05/10/2022 ve 25/04/2024 tarihli ek raporlar ile, kök raporda yapılan tespitler ve varılan görüşün korunduğu belirtilerek seçenekli rapor sunulmuştur.
Davacı ve davalı şirket arasında 01/01/2010 tarihinde akdedilen 3 ayrı ... Dolum ve Depolama Tesisi Müteahhitlik Sözleşmesi ile davacı, davalının Yarımca, Gaziantep ve Erzurum'daki (her bir yer için ayrı sözleşme yapılmıştır) dolum tesislerinde temin edilecek ...'nin tüplere doldurulması ile ... tüplerinin araçlardan indirilmesi, araçlara yükletilmesi, tesiste muhafaza edilmesi ve güvenliğinin sağlanması yüklenmesi gibi işlemleri yerine getirmeyi üstlenmiş olup davalı da bu hizmeti karşılığında davacıya bedel ödemeyi yüklenmiştir.
Her üç sözleşmenin "Teminat" başlıklı 8. maddesi uyarınca; müteahhit, kendisine emanet olarak verilen ve teslim zaptında dökümü yapılmış olan tanklar, binalar, tesisat, makina ve teçhizatın ve tüplerin; hasar, iş kazası, yangın, infilak, ...'a olan borçlarına ve her türlü sorumluluğuna karşı ve bu anlaşma hükümleriyle işletme faaliyetlerinin yerine getirilmesinin, ayrıca çalıştırdığı işçilerin ücretlerinden, asgari geçim indirimlerinden, stopaj vergilerinden, ihbar ve kıdem tazminatlarından, çalışanların işsizlik sigortası kesintileri işçi ve işveren payları toplamından dolayı ...'a yöneltilebilecek sorumlulukların ve bu işle ilgili olarak Sosyal Güvenlik Kurumu'nun ...'a rücu etmesi halinde müteahhidin ödemeye mecbur bulunduğu bedel ve tazminatların teminatı olmak üzere davacı tarafından davalıya dava konusu olan ... Bankası Kocaeli Şubesine ait her biri 04/03/2010 tarihli 60.000,00 TL, 65.000,00 TL ve 75.000,00 TL bedelli kesin teminatı mektubu verilmiştir. Bu teminat mektupları davanın açılmasından sonra 29/05/2014 tarihinde davalı şirket tarafından nakde çevrilmiştir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 07/12/2011 tarihli yazısı ve ekinde yer alan teftiş kurulu başkanlığı tarafından düzenlenen 02/11/2011 tarihli inceleme raporuna göre, .... A.Ş.'nin Kırıkkale Şubesinde yapılan incelemeler neticesinde, asıl işveren olan bu şirket ile alt yüklenici olan davacı şirket arasında imzalanan 01/01/2010 tarihli sözleşmenin muvazaalı olduğu tespit edilerek rapora itiraz edilmemesi veya itiraz edilip de raporun onanması halinde sözleşmenin geçersiz sayılacağı ve alt işveren davacı işçilerinin sözleşmenin başlangıcından itibaren asıl işveren şirketin işçileri sayılacağı, ayrıca her bir işverene ayrı ayrı 12.327,00 TL idari para cezası uygulandığı belirtilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği iki tarafın da kabulünde olup davacı taraf 12/12/2012 tarihli noter ihtarnamesi ile, ticari ilişkinin davalı tarafından sona erdirildiğini belirterek teminat mektuplarının iadesini talep etmiş, iade sağlanmaması üzerine iade talebine yönelik işbu davayı açmış ve teminat mektuplarının dava sırasında nakde çevrilmesi sebebiyle dava istirdat talebine dönüşmüştür. Davalı taraf ise, cevap ve ikinci cevap dilekçesinde belirttiği üzere, teminat mektuplarını, devam eden işçilik alacağına ilişkin davalar sebebiyle iade etmediğini, yenilenmediği için süreleri dolacağından ve risk devam ettiğinden teminat mektuplarının nakde çevrildiğini savunmuştur.

Dava dışı ... Bankası, nakde çevrilen dava konusu teminat mektubu bedelleri ile birlikte genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacak ve fer'ilerinin tahsili amacıyla aralarında davacı şirketin de bulunduğu borçlulardan Kocaeli 7. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı (yeni esas ...) dosyası ile icra takibi başlatmıştır. İcra takibine itiraz edilmesi üzerine banka tarafından itirazın iptali davası açılmış olup davacı tarafından açılan birleşen dava ile ise, teminat mektuplarının sürenin bitiminden sonra nakde çevrilmesi sebebiyle bankaya borçlu bulunmadığının tespiti talep edilmiştir. Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/05/2017 tarih ve 2014/1370 Esas 2017/388 Karar sayılı kararı ile, icra takibine konu alacağın yargılama sırasında tahsil edilip dosyanın infazen kapatıldığı gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir. İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesinin 2017/6402 Esas 2020/1973 Karar sayılı kararı ile kararın kaldırılmasına karar verilmiş olup mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde 2020/589 Esas 2021/555 Karar sayılı karar ile, yine aynı şekilde karar verilmiştir. Bu kararın da İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesinin 2022/149 Esas 2022/725 Karar sayılı kararı ile kaldırılmasına karar verilmiştir. Akabinde mahkemenin 2022/267 Esas 2023/475 Karar sayılı kararı ile, asıl davanın reddine; birleşen davanın ise kabulü ile, toplam 200.000,00 TL bedelli 3 adet teminat mektubu yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Bu karar da istinaf edilmiş olup İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesinin 2024/97 Esas 2024/1286 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında, asıl dava bakımında; 49.209,13 TL'lik kısmı için davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından bu kısımla ilgili davanın usulden reddine, geriye kalan kısım için dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava bakımından ise; tazmin talebinin teminat mektuplarının süresi sona ermeden bankaya ulaşması sebebiyle banka tarafından tazmin edilmesinin bankacılık mevzuatına ve uygulamalarına uygun olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11 HD'nin 2024/5532 Esas 2025/4728 Karar sayılı kararı ile, asıl dava onanmış olup birleşen dava bakımından yapılan incelemede ise; teminat mektuplarının nakde çevrilmesi işleminin usulsüz olduğunun iddia edilmesi sebebiyle davanın istirdat davası olarak açılması gerekirken menfi tespit davası şeklinde açmasında hukuki yarar bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddinin doğru olmadığı, ancak kararın sonuç itibariyle doğru olması sebebiyle kararın gerekçesi değiştirilerek onanması ve davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinin de aynı gerekçeyle maktu vekalet ücreti olarak takdir edilmesi gerektiğinden bahisle birleşen davanın vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmelerde işçilerin işçilik alacaklarından kaynaklı yükümlülükler davacı şirkete yüklenmiştir. Bu sözleşmelerin 8. maddesi ile işçilerin işçilik alacaklarından kaynaklı talepleri bakımından davacı tarafından davalıya yargılama sırasında nakde çevrilen dava konusu teminat mektuplarının verildiği sabittir. Davalının cevap dilekçesi ile 04/03/2019 tarihli beyan dilekçesinde bildirdiği dava dışı işçiler tarafından işbu eldeki davanın taraflarına karşı işçilik alacaklarının tahsiline ilişkin davalar açılmış olup dosya kapsamında yer alan ilamlara göre davaların tamamen veya kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafından ilamlara konu alacakların ödendiği belirtilmiş ve ödemelere ilişkin bir kısım belgeler sunulmuş olup esasen davalı vekili de 07/09/2021, 19/10/2022 ve 13/05/2024 tarihli beyan dilekçeleri ile, halihazırda açılan işçilik alacakları davaları kapsamında davacı tarafından ödeme yapıldığını kabul etmektedir. Davalı taraf, kendisi tarafından bir ödeme yapılmamış olsa da, devam eden süreçte bundan sonra açılacak işçilik alacakları davaları bakımından davacının ödeme yapmama ihtimali bulunduğunu ve bu nedenle sözleşmeden kaynaklanan riskin devam ettiğini ileri sürmüştür. Buna göre, dava dışı işçiler tarafından açılan davalar sebebiyle sözleşmeye göre doğan risk davacı tarafından ödeme yapılarak ortadan kaldırılmış olup halihazırda ise işçilik alacağına ilişkin açılan ve risk oluşturacak bir dava da bulunmadığından davalının bu anlamda ödemek zorunda kalacağı bir bedel de söz konusu değildir. Ayrıca risk oluşturabilecek başka bir durumun varlığı da davalı tarafından ispatlanabilmiş değildir. Bu nedenle ortada bir zarar riski bulunmayıp zararın meydana gelme ihtimalinden kaynaklı davalının teminat mektubu bedellerini uhdesinde tutması doğru olmadığı gibi TMK'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına da aykırı olduğundan davacı davasında haklıdır. Kaldı ki davalı taraf, işçilik alacaklarına ilişkin açılabilecek davalar sebebiyle riskin doğma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürmüş ise de, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca işçilik alacaklarından kaynaklı yükümlülük davacıya yüklendiğine göre davalının, bu sebeple ödeme yapması halinde dahi ödediği bedeli iç ilişkide davacıya her zaman rücu etmesi de mümkündür.
Öte yandan Körfez 1. Noterliğinin 12/08/2021 tarih ve ... yevmiye nolu işlemi ile davacı tarafından dava konusu alacak ...'e devredilmiştir. Mahkemenin 09/02/2023 tarihli celsesinde alacağın devrine ilişkin noter belgesi sunularak davaya alacaklı sıfatı ile ... tarafından devam edilmesine karar verilmesi talep edilmiş. mahkemece, alacağın devrine ilişkin belgeyi inceleyip beyanda bulunması için davalı vekiline süre verilmiş ise de, sonradan buna yönelik bir ara karar tesis edilmediği gibi ...'ün davaya davacı olarak eklenmediği ve gerekçeli karar başlığında da davacı olarak yine davayı açan şirkete yer verildiği anlaşılmıştır. Alacağın devrine ilişkin belgeler ile birlikte ayrıca alacağı devralan kişiye ilişkin sunulan vekaletnamede yer alan vekil aynı zamanda davacı şirketin de vekili olup bu anlamda adı geçen kişi davada temsil edildiğinden taraf teşkilinin sağlandığı kabul edilmiştir. Karar başlığındaki bu hatanın mahallinde düzeltilebilir nitelikte bir hata olduğundan bu yöne değinmekle yetinilmiştir.
Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1125 Esas, 2025/736 Karar sayılı ve 14/10/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 3.416,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.684,40 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde davalıya İADESİNE,

3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/03/2026