Menfi Tespit (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında, merkezi Karadağ'da bulunan şirketteki davalı hisselerinin davacılara devri amacıyla hisse devir protokolü imzalandığını, porotokole Karadağ Hukuku'nun uygulanacağının kararlaştırıldığını, davalıya 30.000,00 Euro ödeme yapıldığını, ayrıca beş bono düzenlenerek verildiğini, ancak taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğunu, bu nedenle bonoların bedelsiz kaldığını ve yapılan ödemenin istirdadı gerektiğini, davalının davacılar aleyhine 30/09/2025 tarihli ve 10.000,00 Euro bedelli bonoya dayalı olarak kambiyo takibi başlattığını ileri sürerek; 30/12/2024 tarihli hisse devir protokolünün geçersiz olduğunun tespitine, bu protokol kapsamında düzenlenip davalıya verilen 30.03.2025 tarihli 10.000,00 Euro bedelli, 30.09.2025 tarihli 10.000,00 Euro bedelli, 30.10.2025 tarihli 10.000,00 Euro bedelli, 30.11.2025 tarihli 10.000,00 Euro bedelli ve 25.12.2025 tarihli 44.500,00 Euro bedelli senetlerin geçersizliğinin, bu senetlerden ötürü davalıya borçlu olunmadığının tespitine, davalıya ödenen 30.000,00 Euro'nun iadesine karar verilmesini talep etmiş; 16/10/2025 tarihli talep dilekçesinde özetle; davacılar aleyhine davalı tarafından 30.09.2025 tarihli 10.000,00 Euro bedelli bonoya dayalı başlatılan Bakırköy 13. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibinin müvekkillerinin tedbiren durdurulmasına, konulan hacizlerin kaldırılmasına; vadesi gelmeyen, 30.10.2025 tarihli 10.000,00 Euro bedelli, 30.11.2025 tarihli 10.000,00 Euro bedelli ve 25.12.2025 tarihli 44.500,00 Euro bedelli bonoların ciro edilmesinin tedbiren önlenmesine, bonoların vadeleri geldiğinde icra takibine konu olmamaları adına tedbiren mahkemeye teslim edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi 21/10/2025 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2025/895 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; "Somut olayda davacı vekili, açmış olduğu davada,müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin (Bakırköy 13.İcra Müdürlüğünün... esas sayılı) tedbiren durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekli olup bu konuda mahkememizde kanaat oluşmadığı gibi ihtiyati tedbir kararı verebilmek için hâkimin somut sebep göstermesi ve ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olup davacı vekili tarafından dosyaya sunulan delillerin somut delil kabul edilip haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uymaması ve İİK'nın 72/3 ncü maddesi uyarınca başlayan bir icra takibinin durdurulmasına karar verilemeyeceği hususları gözönüne alınarak davacılar vekilinin müvekkili aleyhine başlatılan icra takiplerinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur."gerekçesi ile, '' 1-Davacı vekilinin, Bakırköy 13.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında takibin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında takibinin durdurulmasına karar verilemeyeceği yönündeki İİK 72/3. Madde hükmünü mutlak olarak uyguladığını, talep evrakında belirtilen teminat şartı kabul edilmeyerek ihtiyati tedbir talebinin reddedildiğini, İİK 72/3. Maddesi hükmü icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında borçlunun teminat göstermesi şartıyla mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceğini açıkça düzenlemekte olduğunu; davacılar olarak sundukları talep icra takibinin tamamen durdurulması yönündeki en geniş korumayı içerdiğinden bu talebin reddi halinde dahi kanunun açıkça izin verdiği daha dar kapsamlı olan icra veznesinden ödeme yasağı tedbirinin değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu, Bölge Adliye Mahkemeleri icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında takibin durdurulması talebi reddedilse bile davacının talebinin vezneden ödeme yasağını kapsadığı kabul edilerek teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesi gerektiğine hükmettiğini, (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 20.03.2025 tarihli 2025/351 Esas ve 2025/638 Karar Sayılı kararı), Yerel mahkemenin vadesi henüz gelmemiş olan 30.10.2025,30.11.2025 ve 25.12.2025 vadeli senetlerin ciro edilmesinin önlenmesi ve mahkemeye teslimi yönündeki talebi de reddettiğini; bu ret kararının HMK 389. Maddesi ile korunan "telafisi güç zarar" ilkesine tamamen aykırı olduğunu, dava konusu senetler ticari işletmenin satılması veya devrine dayanan hukuki ilişkinin geçersizliği iddiasına konu olup kambiyo senetlerinin temel borç ilişkisinden bağımsız olması nedeniyle bu senetlerin üçüncü kişilere ciro edilmesi halinde davacıların davanın esası lehlerine sonuçlansa dahi iyi niyetli hamillere karşı borçlu kalma riskiyle karşı karşıya kalacaklarını; bu durumun HMK 389, maddesi uyarınca hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi tehlikesini oluşturmakta olduğunu, bu nedenle vadesi gelmeyen senetler için ciro ve devir yasağı getirilmesi gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğmasını engellemek için zorunlu olduğunu; yerel mahkeme vadesi gelmeyen senetler yönünden ihtiyati tedbir talebini reddederek davacıların telafisi imkansız zarara uğramasına zemin hazırladığını, Yerel mahkeme ihtiyati tedbir kararı verebilmek için aranan yaklaşık ispat ölçüsüne ulaşılamadığı kanaatini belirttiğini; HMK 390/3. Maddesi uyarınca aranan yaklaşık ispatın kesin ispat anlamına gelmeyeceğini; bunun davanın esası hakkında kesin bir kanaat oluşturulması zorunluluğu olmaksızın davacının iddiasının ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğu yönünde bir kanaatin oluşması anlamına geldiğini (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 15.02.2024 tarihli 2024/378 Esas ve 2024/405 Karar Sayılı kararı), yargılamanın esası beklenirken davacıların haksız bir borç nedeniyle sürekli olarak icra takibine maruz kalması ve vadesi gelmeyen senetlerin piyasaya sürülme tehlikesi yaklaşık ispatın sağlanmış olduğu kabul edilerek geçici hukuki koruma tedbirinin derhal verilmesini gerektirmekte olduğunu, Tüm bunlara ek olarak Karadağ Hukuku'nda yer alan, https://www.gov...at sitesinden alındığını, Şirketler Kanunu (EK-1) ve Noterler Kanunu'na (EK-2) göre şirket devrinde tasdik aranmakta olup ilgili çevireler taraflarınca Yeminli Tercüman'dan yardım alınarak sunulacağını, (EK-3) İşbu dilekçede de bahsi geçen kanunların ilgili maddeleri hem Karadağca hem de Türkçe'ye çevrilmiş hallerinin yer almakta olduğunu, tüm bu nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin koşulları oluşmuş oyup yerel mahkemenin vermiş olduğu ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının hukuka aykırı olup istinaf başvurusunun kabul edilerek talepleri doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini, İleri sürerek arz ve izah edilen ve resen göz önüne alınacak nedenlerden dolayı istinaf başvurusunun kabulü ile, yerel mahkemenin 21.10.2025 tarihli 2025/895 Esas sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda ihtiyati tedbir taleplerine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; taraflar arasındaki hisse devir protokolü ve bu protokol kapsamında davalıya verilen bonoların geçersizliği, protokol ve bonolardan ötürü borçlu olunmadığının tespiti, yine protokol kapsamında ödenen 30.000,00 Euro'nun iadesi istemli davada, bonolardan birinin konu edildiği icra takibinin tedbiren durdurulmasına, henüz vadesi gelmemiş üç adet bononun ciro edilmesinin ve takibe konu edilmesinin tedbiren önlenmesine, bonoların tedbiren mahkemeye teslim edilmesine karar verilmesi istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından; davacı vekilinin, Bakırköy 13.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında takibin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Bakırköy 13 İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası kapsamından; davalının davacılar aleyhine dava konusu bonolardan, 30/09/2025 vadeli, 10.000,00 Euro bedelli, 30/12/2024 tanzim tarihli, keşidecisi davacı Sabire, lehdarı davalı olan, davacı Zehra'nın ise aval sıfatıyla imzasının bulunduğu bonoya dayalı kambiyo takibi başlattığı anlaşılmıştır. Mahkeme kararlarının neleri kapsaması gerektiği 6100 Sayılı HMK'nun 297 inci maddesinde düzenlenmiştir. Ayrıca Anayasa’mızın 141 inci maddesi “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır” hükmünü amirdir. HMK'nun 297/1-c bendi ile 297/2 fıkrası uyarınca taleplerden her biri hakkında ne hüküm verildiği ve gerekçesinin açıklanması zorunludur. Bu anlamda istinaf kanun yoluna tabi olan mahkeme kararının HMK'nun 297. maddesine uygun, denetime elverişli ve gerekçeli biçimde oluşturulması zorunlu olup anılan niteliklere uygun olmayan kararlar Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesini, HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkını ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlal edecektir. Somut olayda; davacılar hem Bakırköy 13 İcra Müdürlüğü'nün mekzur takibininin tedbiren durdurulmasına, hem de talep tarihi itibariyle vadeleri gelmemiş olan keşidecisi davacı Sabire, lehdarı davalı olan ve davacı Zehra'nın aval sıfatıyla imzasının bulunduğu 30/10/2025 vadeli 10.000,00 Euro bedelli, 30/11/2025 vadeli 10.000,00 Euro bedelli ve 25/12/2025 vadeli 44.500,00 Euro bedelli bonoların ciro edilmelerinin ve takibe konu edilmelerinin tedbiren önlenmelerine ilişkin tedbir talep edildiği, mahkemece 30/09/2025 vadeli bononun konu edildiği takibin tedbiren durdurulmasına ilişkin tedbir istemi değerlendirilmiş ise de; henüz vadeleri gelmemiş bonolara yönelik tedbir isteminin gerekçede değerlendirilmediği gibi, bu talep hakkında olumlu olumsuz bir hüküm de tesis edilmediği anlaşılmıştır. Mahkemece gerekçesi belirtilmek suretiyle karşılanmamış talep hakkında istinaf denetimi yapılmasına olanak bulunmamakta olup, kamu düzenine ilişkin bu noksanlık dairemizce re'sen nazara alınmıştır. Sonuç itibariyle; davacıların istinaf başvurusunun usulen kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 297,355 ve 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın tüm tedbir talepleri hakkında gerekçesi açıklanarak hüküm tesis edilmek üzere mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacıların istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/10/2025 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2025/895 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde davacılara iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.