ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (...))
Mahkememizde görülmekte bulunan Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (...)) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket tarafından keşide edilen ... Şubesi'ne ait ...-... numaralı hesaba tanımlı ... seri numaralı çek ... tarihinde müvekkil şirkete çek defteri halinde teslim edilmiş olup çek uzun süre önce kaybolduğunu, aradan geçen yaklaşık 17 seneden itibaren çek muhatap bankaya sunulmadığı gibi tedavüle de çıkmadığını, aradan geçen sürenin uzunluğu ve o dönemin şartları gözetildiğinde çek fotokopisinin ve fotoğrafının da bulunmadığını belirterek çekin nerede, kimin zilyetliğinde bulunduğu bilinmediğini, davanın kabulüne karar verilmesini, çekin iptaline karar verilmesini, çek üzerine ödeme yasağı konulmasını talep etmiştir.
Dava, TTK 818/s. Maddesi yollaması ile çeklerde uygulanması gereken 757 vd. Maddelerine göre açılmış, zayi nedeni ile çek iptali davasıdır.
Zayi nedeniyle çek iptali davasının, işin niteliği ve meydana getireceği hukuki sonuçları itibariyle bu tür davayı açma yetkisinin hamile ait olduğu, senet üzerinde hak sahibi olan kişinin, zayi olması halinde senedin iptalini mahkemeden isteyebileceği düzenlenmiştir.
Zayi nedeniyle kıymetli evrakın iptalini isteyebilmek için gerekli olan şartlardan birisi de senette mündemiç olan hakkın varlığını sürdürmesidir. Bununla birlikte senetteki hakkın zamanaşımına uğramış olması iptal kararı verilmesine engel değildir (Prof. Dr. Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 1997, s.270).
Taraflardan birinin o davada taraf sıfatının bulunmadığı kanısına varılırsa dava sıfat yokluğundan reddedilir (Kuru, Baki; Hukuk Muhakemeleri Usulü C. I 6. Baskı, İstanbul 2001, s. 1196 vd.). Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Dava konusu şey üzerinde kim veya kimler hak sahibi ise, davayı da bu kişi veya kişilerin açması gerekir. Davayı açabilmek için gerekli sıfat, dava konusu şey üzerinde hak sahibi olan kişiye aittir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 25. Baskı, Ankara 2014, s. 224 vd.).
Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07/12/2011 tarih 2011/1-631 E. 2011/745 K. Sayılı kararı) (Aynı doğrultuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04/03/2009 tarih 2009/10-34E. 2009/104K.; 04/11/2009 tarih 2009/2-402E. 2009/484K.; 03/02/2010 tarih 2010/4-4E. 2010/56K.; 22/12/2010 tarih 2010/19-638E. 2010/694K; 09/02/2011 tarih 2010/15-657E. 2011/49K. sayılı kararları).
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/06/2012 tarih 2011/4524E. 2012/9838K. sayılı kararında; "...çekin henüz dava dışı alıcıya teslim edilmeksizin kargoda kaybolduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı lehdar halen çekin yetkili hamili konumundadır. Teslim söz konusu olmadığından dava dışı alıcının yetkili hamil kabul edilmesi mümkün değildir..." denilmiştir.
Tüm dosya kapsamının incelenmesi neticesinde; davacı vekili davacının lehtarı olduğu çekin henüz davacıya teslim edilmeden kargo aşamasında kaybolduğunu belirterek çek iptali istemi ile dava açmıştır. Davaya konu çek üzerinde davacı lehtar olarak düzenlenmişse de, davacı çeke zilyet olamadan, çekin kargoda kaybolduğu iddia olunduğuna göre, davacı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 818/1-s. maddesinin göndermesi ile aynı kanunun 757. maddesi gereğince, "İradesi dışında çek elinden çıkan kişi" olamayacaktır. Başka bir ifade ile teslim söz konusu olmadığından, davacı yetkili hamil olmaması nedeniyle davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın HMK'nın 114/h ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
3-Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
4-Tensip ara kararı gereği dava konusu çek üzerine konulan ödeme yasağının KALDIRILMASINA,
5-Kullanılmayan gider avansının ve teminatın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde Antalya ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.11/12/2025