İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan)
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre
yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket, ---- tarihinde ----- kesişiminde bulunan ---- hizmet sahasında, davalı ------ tarafından yapılan veya yaptırılan kazı çalışmaları sırasında davacıya ait kablo ve altyapı tesislerine zarar verildiğini ileri sürdüğünü, meydana gelen hasarın, davacı şirket elemanları tarafından tespit edildiğini, hasar tespit tutanağı, hasar bildirim formu, hasar keşif tutarı formu ile malzeme ve işçilik cetvelinin düzenlendiğini, olay yerine ait fotoğraflarla hasarın belgelendiğini belirttiğini, iletişim hizmetinin kamu hizmeti niteliğinde olması nedeniyle kesintiye uğramaması amacıyla hasarın ivedilikle davacı şirketin müteahhit firması tarafından giderildiğini, bu giderime ilişkin fatura ve belgelerin mevcut olduğunu ifade ettiğini, davacı taraf, söz konusu hasara ilişkin alacağın tahsili amacıyla hasar tespit tutanakları, hasar keşif formları ve olay yeri fotoğraflarına dayanarak ----- Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlattığını, ödeme emrinin davalıya tebliğ edilmesine rağmen davalının yetkiye ve borcun tamamına, aslına ve fer’ilerine itiraz ettiğini, ayrıca arabuluculuk sürecine başvurulmuş olmasına rağmen sürecin anlaşmazlıkla sonuçlandığını ileri sürdüğünü, davacı, icra dosyasına dayanak yapılan tüm belge ve kayıtların davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, hasarın---- meydana gelmesi nedeniyle haksız fiillere ilişkin yetki kuralları uyarınca -----İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, olay ve takip tarihleri dikkate alındığında haksız fiillere ilişkin iki yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığını savunduğunu, bu nedenlerle davalının icra takibine yönelik itirazlarının haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri süren davacı, itirazların iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ettiğini, davacı ayrıca, alacağın likit nitelikte olduğunu, daha önce belge ve kayıtlarıyla birlikte davalıya bildirildiği hâlde davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu belirterek, davalı aleyhine %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı idare, dava konusu zararla davalı idare arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığını, zarar meydana gelmiş olsa dahi bu zararın davalı idarenin bizzat gerçekleştirdiği bir fiilden değil, müteahhit firmalar eliyle yürütülen çalışmalar sırasında oluştuğunun iddia edildiğini, bu kapsamda öncelikle uyuşmazlığın hukuki niteliğinin değerlendirilmesi gerektiğini belirttiğini, davalı idare, 2560 sayılı Kanun uyarınca --------adına su ve kanalizasyon hizmetlerini yürüten bir kamu kurumu olduğunu, yürüttüğü faaliyetlerin kamu hizmeti niteliği taşıdığını, dava konusu iddiaların kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği ileri sürülen bir eyleme dayandığını, bu nedenle uyuşmazlığın adli yargının değil idari yargının görev alanında bulunduğunu, davanın 2577 sayılı İYUK’un 2/1-b maddesi kapsamında tam yargı davası niteliğinde olduğunu ve görev yönünden reddi gerektiğini ileri sürmüştür. Bununla birlikte davalı idare, dava konusu zarar iddiasına ilişkin zamanaşımı süresinin dolmuş olabileceğini, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle de reddi gerektiğini savunduğunu, husumet yönünden yapılan itirazlarda ise, davalı idare ile yüklenici firmalar arasındaki hukuki ilişkinin eser (istisna) sözleşmesine dayandığını, bu sözleşme kapsamında iş sahibi ile yüklenici arasında bağımlılık, emir ve talimat ilişkisi bulunmadığı, yüklenici firma çalışanlarını seçme, denetleme ve onlara talimat verme yetkisinin davalı idareye ait olmadığı, idarenin denetiminin yalnızca işin teknik şartname ve sözleşmeye uygun yapılıp yapılmadığı ile sınırlı olduğu, bu nedenle Türk Borçlar Kanunu’nun 66. maddesi kapsamında adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluğunun bulunmadığı, yüklenici firmaların üçüncü kişilere verdikleri zararlardan davalı idarenin sorumlu tutulamayacağı ve bu hususun Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarıyla da kabul edildiği belirtildiğini, esasa ilişkin savunmalarda; dava konusu hasarın meydana geldiği yerde davalı idare personeli tarafından herhangi bir çalışma yapılmadığı, hasar meydana gelmiş ise bunun bölgede faaliyet gösteren başka yüklenici veya müteahhit firmaların fiilinden kaynaklanmış olabileceği, davacıya ait altyapı tesislerinin proje ve yapı tekniğine uygun biçimde döşenip döşenmediğinin, “tesis üstüne tesis yapılamaz” kuralının ihlal edilip edilmediğinin araştırılması gerektiği, davacı tarafın müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı tespit edilmeden davalı idareye kusur atfedilemeyeceğini, davacı tarafından ileri sürülen tespitlerin ve tutanakların davalı idarenin gıyabında düzenlendiği ve savunma hakkı tanınmaksızın oluşturulduğu için kabul edilemeyeceği ifade edildiğini, davalı idare ayrıca, bir an için sorumluluğun kabul edilmesi halinde dahi temerrüde düşürülmediğini, dava konusu alacağın haksız fiilden kaynaklanması nedeniyle avans (reeskont) faizine hükmedilemeyeceğini, ancak yasal faiz uygulanabileceğini, davacı tarafça talep edilen icra inkâr tazminatının ise haksız fiile dayalı ve likit olmayan alacaklar bakımından hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek, davanın görev, zamanaşımı, husumet ve esas yönlerinden reddini beyan ve talep etmiştir.
----- Esas sayılı dosyası, Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, ----Müzekkere cevabı, ----- müzekkere cevabı, Hasar Tespit Tutanağı, Hasar Bildirim Formu, Hasar Keşif Formu, Hasar Giderim Belgeleri, Hasar Fotoğrafları, dosyadaki diğer bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. (Haksız Fiilden Kaynaklanan)6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak resen değerlendirmeye tabi başta arabuluculuk olmak üzere HMK'nin 114. maddesindeki genel dava şartları, taraf sıfatı ve harç gibi hususlar incelenip değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan bir kısım taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine vaki zamanaşımı defi de değerlendirilip aşıldıktan sonra tahkikata geçilerek dosya kapsamı ve toplanan deliller incelenip değerlendirilmek suretiyle tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek aynı duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Öncelikle davaya esas; ---- esas sayılı dosyası ----- sistemi üzerinden dosyaya eklenmiş ve bir örneği çıkarılıp dosyaya konularak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Dosyaya mübrez Arabuluculuk Son Oturum tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı belirtilmelidir. 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; ----- Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. -----Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın ---- yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. -----Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.---- Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Bilindiği üzere haksız fiil ise öğretide; hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nın 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır. 6098 sayılı TBK'nin 61 ve 62. maddelerinde düzenlenen müteselsil sorumluluk esaslarına göre ise; birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri 6098 sayılı TBK'nin 162 ve 163. maddelerine göre, borcun tamamından sorumludur. 6098 sayılı TBK'nin 167 maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcuttur. 6098 sayılı TBK'nin 168 maddesi uyarınca ise diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri,tediye ettiği miktar kadar alacaklının haklarına halef olmaktadır.
Yukarıdan beri yapılan açıklamalar, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre somut olayda; davacı şirket tarafından ----- sayılı dosyasından davalı-borçlu ----- hakkında haksız fiil nedeniyle oluşan zarara dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Davacı şirket tarafından ------hizmet sahasında, davalı ------- tarafından yapılan veya yaptırılan kazı çalışmaları sırasında davacıya ait kablo ve altyapı tesislerine zarar verildiğini iddia edilmiş olup dosyaya bu iddiayı tevsik edici bilgi, belgeler ve fotoğraflar da sunulmuştur. Davalı -------tarafından öncelikle bu tür işlerin yüklenici firmalar tarafından yerine getirildiği/ yapıldığından varsa da zarardan kendilerinin sorumlu tutulamayacağı öne sürülmüştür. Ancak olayda öncelikle davalı kurum kazı çalışmalarını alt taşeron başka şirketin yaptığı aralarındaki sözleşme gereğince kendilerine husumet yöneltilemeyeceğine yönelik savunması haksız fiil sorumluluğunun zarara görene karşı sözleşme ile ortadan kaldırılamayacağı, işin asıl sahibinin davalı kurum olduğu, davalı kurum ile haksız eylemi gerçekleştiren şirket arasındaki sözleşme ilişkisinin iç ilişkiye ilgilendirdiği, zarar gören davacı şirketin müteselsil sorumlu olan her iki tarafa da başvurabileceği gibi yalnızca birinden de talepte bulunabileceği anlaşıldığından yerinde görülmemiştir. Mahkememizce haksız eylemin yapıldığı adreste kazı yapılıp yapılmadığı ve kim tarafından ne zaman kazı izni alındığı hususu ---- sorulmuş; anılan adresin ---- sorumluluğunda olduğu bildirilmiştir.---- tarafından verilen yanıttı ise anılan adreste ----- tarihleri arasında başka bir şirket tarafından kazı izni alındığı bildirilmiştir. Ancak davaya konu zararın öncesinde 10/10/2023 tarihinde gerçekleştiği ve tutanaklardan zararın davalının faaliyetlerinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce dosya kapsamındaki davacı şirket adına çalışanları tarafından yapılan keşif gözlem, hasar tespit tutanaklarından ve fotoğraflardan zararın ve giderilmesi için yapılan masrafların açık bir şekilde ortada olduğu görülmüştür. Kaldı ki davalıların yalnızca usule, hukuki sorumluluğa, illiyet bağına, zarara ve zarar miktarına ilişkin genel ve soyut savunmalarda bulundukları haksız eyleme ilişkin somut bir savunmaları olmadığı görülmüştür. Zira dosyada mukim tüm delillere göre zararın davalı İSKİ'nin taşeron sözleşmesi ilişkisi içinde bulunduğu şirketler tarafından yapılan müteahhitlik çalışması sırasında meydana geldiği değerlendirilmiştir. Filhakika; başta inşaat olmak üzere su, atık su, doğal gaz, telekom, kanalizasyon çalışması gibi altyapı hizmetlerinin ve işlerinin yürütülmesi ve yapılması sırasında yer üstünde ve yeraltında altında bulunan iletişim tesis ve kablolarına, genel olarak yer altı ve üstü altyapı hizmetlerine zarar verilmesi işin niteliğine ve hayatın olağan akışına uygun olarak sıklıkla gerçekleştiği de maruftur. (HMK, 187/1, 187/2) Burada tekrar vurgulamak gerekir ki; üçüncü kişilere karşı yapılan veya yapılacak olan haksız fiillerden sorumluluk zarar gören yönünden sözleşme ilişkisi ile ortadan kaldırılamaz. Zira üçüncü kişilere verilen zararların giderim biçimi sözleşmenin tarafları arasındaki iç ilişki ve rücu ilişkisini ilgilendirmekte olup sözleşmenin taraflarına göre üçüncü kişi konumundaki davacı şirketi bağlamayacağı açıktır. (TBK,61,62,162 vd) Buna göre davaya konu olaylarda davacı şirketin yer üstündeki ve altındaki üst ve altyapı tesis ve kablolarına verilen zararların ve miktarlarının davacı şirket tarafından açıkça dökümlerinin gösterildiği, hasarların kamuya sunduğu iletişim hizmetlerinin aksamaması için zorunlu olarak hemen giderildiği, başta haksız eylem ve kusur olmak üzere haksız fiilin tüm unsurlarının ve ortaya çıkan zararın, dosyaya sunulan tüm bilgi, belge, resim ve faturalarla esasen açıkça ortaya konulup ispat edildiği ve böylece uyuşmazlığın tamamen aydınlandığı anlaşılmakla başkaca delil araştırılmasına ve tartışılmasına gerek görülmemiş; tahkikat doğrudan bitirilmiştir. (HMK,146,187,TBK, 49,50,51) Mahkememizce yargılamaya hakim olan ilkeler temelinde kurumsal ve köklü bir şirket olduğu bilinen ve ülkemizde uzun yıllara sari ticari faaliyet gösteren davacı şirket tarafından belirlenen ve gösterilen hasar ve hasar onarım bedeli miktarlarının işin niteliğine göre dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle uyumlu olduğu gibi hakimlik bilgi ve tecrübesine göre günün serbest piyasa koşullarına göre de kadri maruf olduğu, bilirkişi hesap ve görüşünün sonuca etkili olmayacağı sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. --- Bütün bunlara göre davalının ortak sorumluluğunda bulunan haksız fiilden doğan işbu zararı, 6098 sayılı TBK'nin 117/2 maddesi gereğince haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazmin etme sorumluluğunun bulunduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca taraflar TTK'nin 16/1 maddesi gereğince (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 16/1. maddesi uyarınca; ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılır. ------- genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlük ile yönetileceği; denetçileri aracılığı ile denetleneceği yıllık çalışma ve yatırımlarının bilan- çolarda belirlenerek genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülüne göre düzenleneceği belirtilmiş; 2560 sayılı Yasa'nın Ek 5. maddesinde ise, kanun hükümlerinin diğer ----de uygulanacağı düzenlenmiştir. Buna göre davalı ------ sayılı Yasa kapsamında bir kamu kurumu olduğu ve kamu hizmeti yaptığı; ancak, çalışmalarının özel hukuk hükümlerine bağlı bulunduğu ve tacir sıfatını taşıdığı kabul edilmelidir.) tacir olup TTK’nin 3. maddesine göre bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir hükmü karşısında vaki haksız fiil eyleminin de ticari iş ve dava kapsamında olduğundan avans faizi uygulanması gerektiği anlaşılmıştır.--------- Binaenaleyh; davacı şirket tarafından TBK'nin 49,50/1, 51/1 ve 117/2, TTK, 3, maddeleri esaslarında hukuka aykırılık, zararlar, kusur ve illiyet bağı ve temerrüt yönünden TMK'nin 6 ve HMK'nin 190. maddeleri gereğince esastan ispatlanan davanın kabulü ile; davalı-borçlunun -----Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin aynen devamına karar verilmiştir. 2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacı şirketin icra inkar tazminatı talepleri yönünden yapılan değerlendirmede ise; davaya konu alacağın temelinin haksız fiilden kaynaklanması, davalının zararlardan hukuki sorumluluğunun ve miktarlarının tespiti ve uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirmesi karşısında borcun davalı yönünden likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden aynı yasanın 326/1-3 maddesi gereğince tamamından davalı sorumlu tutulmuştur. Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ---- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
1-)Davanın KABULÜNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin aynen devamına,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin reddine,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca --------- bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-)Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı 615,40 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı, 65,40 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.383,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 8.547,22 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,)
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341(2) ve Ek Madde 1 (2) fıkrası gereğince dava tarihi itibarıyla kararın kabul edilen miktar yönünden (8.547,22 TL TL< 40.000.00 TL.) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/12/2025