İHTİYATİ HACİZ

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında 13.09.2024 tarihinde Danışma ve Gözetim Hizmet Sözleşmesi düzenlendiğini, davalının sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve 581.630,01 TL bakiye fatura bedelini ödemediğini, bunun üzerine alacağın tahsili için Ankara 2. Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini, ancak davalının itirazın iptali davası açılmadan önce 31.07.2025 tarihinde 379.961,00 TL, 06.11.2025 tarihinde ise 200.000,00 TL'yi müvekkil şirket hesabına gönderdiğini, Yerleşik içtihatlar kapsamında, borçlunun yaptığı kısmi ödemenin öncelikle fer’î alacaklara mahsup edileceğini, dolayısıyla yapılan kısmi ödeme sonucu asıl alacaktan bakiye kısmın muacceliyetini koruyacağını, takip öncesi işlemiş faiz hariç tutarak bakiye asıl alacak üzerinden takibin devamını talep ettiklerini, ödemelerin mahsubu ile harca esas değer 176.089,20 TL olarak belirlediklerini ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, alacağın varlığı ve miktarı yaklaşık ispat kuralına göre ispat edildiğinden ihtiyati haciz kararı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; ihtiyati haciz talebi değerlendirilirken alacağın varlığının tam olarak ispat edilmesinin aranmayacağı, yaklaşık ispatın yeterli olduğu, somut uyuşmazlıkta cari hesap alacak takibine vaki itirazın iptaline konu uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği ve yaklaşık ispat koşulları bulunmadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.

Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili vekili istinaf nedenleri olarak; davalının takip başlangıç tarihi olan 07.07.2025 tarihinden sonra 31.07.2025 ve 06.11.2025 tarihlerinde toplamda 579.961,00 TL ödeme yaptığını, ödemeleri de "..." açıklamalarıyla gerçekleştirerek, ödemelerin takip konusu olan cari hesap alacağına istinaden yapıldığını ortaya koyduğunu, alacağın varlığının yapılan ödemelerle kabul edildiğini, borçlunun yaptığı kısmi ödemenin öncelikle fer’î alacaklara mahsup edileceğini belirterek kararın kaldırılmasını ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Talep, İİK'nun 265. maddesi gereğince ihtiyati haciz talebinin reddi kararının kaldırılması ve ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir.Ankara 2. Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası dosyası incelendiğinde; davacının davalı aleyhinde 581.630,01 TL asıl alacak ve 5.933,80 TL işlemiş faizin tahsili için takip başlattığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davalının dava açılmadan önce 579.961,00 TL ödeme yaptığı, davacının ödemelerin faiz ve ferilerine mahsup edildiğine beyanla kalan asıl alacak yönünden takibe itirazın iptalini talep ettiği görülmüştür.2004 sayılı İİK'nun 257 ve devamında ihtiyati haciz düzenlenmiştir. İhtiyati haciz şartlarına 257. maddede, 258. maddede ise ihtiyati haciz kararına yer verilmiştir. 258. maddenin ilk fıkrasında alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecbur olduğu ifade edilmiştir. İcra ve İflas Kanunun 258. maddesinin 2. cümlesinde "Alacaklı alacağı ve icabında İhtiyati haciz sebepleri (m.257) hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur." düzenlemesi yer almaktadır. Kanun, senetlerden değil, delillerden bahsetmektedir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için bir kimsenin aleyhine delil olmak üzere vücuda getirdiği bir belgenin varlığı şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilirken dikkat edilmesi gereken hususun alacağın yazılı delille ispatı değil, alacağın varlığı konusunda hakime kanaat verecek delillerin sunulmasıdır. Hakim, taraflar arasındaki ilişkiye, alacağı doğuran sebebin şekline ve niteliğine göre ibraz edilen delilleri değerlendirerek alacağın varlığı hakkında bir kanaata vardığı takdirde İİK'daki diğer şartlar mevcutsa ihtiyati haciz talebini kabul edecektir. Alacağın varlığına kanaat getirilmesi yaklaşık ispattır. Bununla birlikte hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir.Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi İhtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin bir yargılamadan farklı olarak maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için "alacağın yargılamayı gerektirmesi" şeklinde bir koşul kanunda öngörülmemiştir.İhtiyati hacizde teminat İİK 259. maddede düzenlenmiştir. Maddede, ihtiyati haciz isteyen alacaklının hacizde haksız çıktığı takdirde borçlunun veya üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve HMK 96’cı maddesinde yazılı teminatı vermeye mecbur olduğu, ancak, alacağın bir ilama müstenid ise teminatın aranmayacağı, ilam mahiyetinde bir vesikaya müstenid ise mahkemenin teminata lüzum olup olmadığını takdir edeceğine yer verilmiştir.Açıklanan yasal düzenlemeler ve genel ilkeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, alacak ve miktarının yaklaşık ispat koşulu ile ispatlanması gerektiği ve şu aşamada sunulan delillerin İİK'nın 258. maddesinde yer verilen kanaat getiren delil niteliğinde olmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/19 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 12/01/2026 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.12/03/2026