Taraflar arasında görülen dava sırasında davacı vekili tarafından reddi hâkim yoluna başvurulmuştur.
Ret talebini inceleyen merci tarafından verilen kararın Bölge Adliye Mahkemesince incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, süresi içerisinde verilen istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:

Taraflar arasında görülen dava sırasında davacı vekili tarafından sunulan ret dilekçesinde özetle; Yargılamanın 31.12.2025 tarihli İhtiyati Tedbire İtirazın değerlendirildiği mürafaa duruşmasında vekil ve asile iki husus üzerinde vurgu yapılarak ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin savunmalar yasal gerekçeleri ile ayrıntılı olarak mahkemeye sunulduğu, gerek vekil ve gerekse asil olarak savunmalar mürafaa tutanağına eksik veya hiç geçirilmediğini, Yine aynı tarihli oturumda eksik, hatalı ve hüküm kurmaya elverişli olmayan ve diğer Bilirkişi Raporları ile tamamen çelişkili 26.11.2025 tarihli rapora süresi içerisinde 08.12.2025 tarihli rapora itiraz dilekçeleri ile ayrıntılı olarak itiraz edildiği, itirazları ve talepleri konusunda öncelikle karar verilmesi ve bu yönde ara kararı oluşturulması talep edildiği, mahkeme taleplerin kabulü veya reddi konusunda ısrarla bir karar vermeyeceğini sözlü olarak beyan ettiğini, olumlu veya olumsuz bir ara kararı da oluşturmadığını, Mahkemece rapora itiraz konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği halde aynı oturumda tutulan Tutanağın gereği düşünüldü başlığının 1 nolu ara kararında; "1-Asıl davada davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına itirazının kabulü ile; Mahkememiz dosyasına sunulan 26/11/2025 tarihli bilirkişi heyet raporu incelendiğinde ihtiyati tedbir talebi yönünden yaklaşık ispat şartının ortadan kalktığı anlaşılmakla işbu dosya kapsamında verilen 23/07/2025 tarihli (birim evrak no:........) ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına,..." yönünde usul ve yasaya açıkça aykırı ara kararı oluşturulduğunu, mahkemeye duruşma esnasında sözlü olarak ısrarla rapora yapılan itirazların değerlendirilmeden, önceki raporlarla arasındaki çelişkiler giderilmeden itiraza konu rapora atıf ve gerekçe yapılarak, tedbirin kaldırılmasının hangi yasal gerekçeye dayandırıldığı sorulduğunda, bu konuda karar vermeyeceğim, zaten dosyanın 22/01/2026 tarihli oturumunda yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden ve rapordaki "....ibaresi üzerinde öncelik hakkının bulunması dikkate alındığında, haklı sebebe dayalı olarak üzerinde öncelik hakkı söz konusu olan ...ibareli kullanımların marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği tespiti doğrultusunda asıl davanızı da reddedeceğim..." şeklindeki beyanı ile açıkça ihsası reyde bulunmuş olduğu, mahkeme hakimi dava hakkındaki görüş ve karar duruşmasında vereceği hüküm hükmünü açıkça ortaya koyduğunu ihsası rey yasağını ihlal ederek, tarafsızlığına gölge düşüldüğünü, dosyaya sunulan diğer raporlar ile çelişik ve hükme esas alınıp, alınmayacağı tartışmalı ve kesin olmayan bir rapora atıf yapılarak dosyadan verilen tedbir kararlarından sadece 21.07.2025 tarihli kararın kaldırılması; bir çoğu mahkemenin aynı hakimi tarafından verilmiş ve kaldırma kararına konu edilmemiş birden çok tedbir kararları ile de açıkça çeliştiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 36 ve 38 maddesi uyarınca Sayın Mahkeme Hakimi...... davacı asil vekili olarak reddettiklerini, Redd talebinin kabulüne ve dava için bir başka hakimin görevlendirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Hakimin reddi HMK'nın 36. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, HMK 36.maddesi hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması halinde taraflardan birinin hakimi reddedebileceğini, hakimin de bizzat çekilebileceğini hükme bağlamıştır. Yine aynı maddede, davada iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması, davada iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği helde görüşünü açıklamış olması, davada tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hakim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması davanın dördüncü derece de dahil yan soy hısımlarına ait olması, dava esnasında iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması hallerinde hakimin reddi sebebinin varlığının kabul edileceği düzenlenmiştir.Yukarıda belirtilen red sebepleri sınırlı olmayıp, HMK 36.maddesinde belirtilmeyen ancak hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren başka sebeplerin de hakimin reddini gerektireceği açıktır.HMK 41.maddesi red sebebi ve bu sebebe ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmemiş ise red talebinin, reddi istenen hakim tarafından geri çevrileceğini düzenlemiş olup, hakimin reddini talep eden tarafın red sebebine ilişkin mutlak bir ispat vasıtası olarak delil göstermesi zorunlu olmayıp, red sebebine ilişkin emareler de yeterlidir. Yargı yetkisi

bağımsız mahkemelerce kullanılır. (Anayasa m.9) Hakimler görevlerinde bağımsızdır. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Bu nedenle hakimler önüne gelen uyuşmazlıkları kanuni çerçevesinde çözmek zorundadırlar. Bu işlemi yaparken hakim bir olay ile ilgili kuracağı hükümle tarafların adalet duygusunu zayıflatacağını değil, güçlendireceğini düşünüp hedefleyerek çalışmalı, kanunlardan aldığı güçle hareket etmelidir. Hakim tarafların geçerli ve kanuni delillere dayanmayan soyut iddiaları karşısında başkalarına ve kendisine yabancı kalarak hukukun ne dediğini söyleme yetkisini kullanıp, yargılama işlemi ile yargı kararlarının kişisel görüş, inanç ve duyguların aracı olamayacağını, aksine hakimlerin yansız ve kanunlardan aldığı güçle adaleti sağlamaya çalıştığını davanın taraflarına inandırmalıdır. Yargılama sırasında, taraflardan birinin mahkeme hakimi hakkında şikayette bulunması veya aleyhine dava açması veya mahkeme hakiminin davanın taraflarından biri hakkında şikayette bulunması (suç duyurusunda bulunması) ...nın 36/1-d maddesindeki "davalı olmak" anlamında yorumlanamaz. Suç duyurusunda bulunulması hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebep olarak da düşünülemez. Dosya kapsamına göre, somut olayda HMK'nın 36. Maddesinde öngörülen hakimin reddi ve çekilmesini gerektirecek sebeplerinin bulunmadığı, reddeden davacı tarafından ihtiyati tedbirin reddine itiraza ilişkin yapılan duruşmada beyanların tutanağı eksiksiz geçirilmesi gerekirken eksik geçirilmiş ve bir kısım beyanlar hiç tutanağı yazılmadığı, ayrıca çelişkili bilirkişi raporlarına itiraz edilmiş ancak buna ilişkin olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı, yargılama sırasında mahkeme hakimin görüşünü açıkladığı, dosyaya yeterince vakıf olamadığı ve diğer red sebebi olarak ileri sürülen hususların bir kısmının işin esası yönünden isitinaf ve temyiz sebebi olup hakimin tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektiren neden olarak değerlendirileme yeceği, bir kısım iddiaların soyut nitelikte olduğu, delil toplama, tedbir değerlendirilmesi gibi hususlar bakımından mahkeme hakimine tanınan kanuni taktir hakkının olduğundan reddi hakim sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Hakimin çekilmesi bakımından ise; yukarıda vurgulandığı üzere dosya kapsamına göre, somut olayda HMK'nın 36. Maddesinde öngörülen hakimin reddi ve çekilmesini gerektirecek sebeplerinin bulunmadığı, hakimince reddeden tarafın kendisi hakkında iftira ve diğer içerikli beyanları bakımından husmet oluşması nedeni ile dosyadan çekildiğini beyan etmişse de, söz konusu sebeplerin de yasada belirtilen nitelikte çekilmeyi gerektiren sebeplerden olmadığı, aksi durumun doğal hakim ilkesine aykırılık oluşturacağı ve keyfiliğe yol açacağı, ayrıca yapılan yargılamadan önce var olmayan ve derdest yargılama sırasında dava açılması, Cumhuriyet Savcılığına veya HSK'ya şikayette bulunulmasının HMK'nın 36/1-d maddesi uyarınca davalı olarak yorumlanamayacağı, çekilen mahkeme hakimi davacı ile husumet oluşmadığı ve yargılamanın selamati gerekçesi ile çekilme talebinin reddi yerindedir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2013/7323 Esas, 2013/8986 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere hakimin veya tarafın şikayet edilmesi, tarafların anayasal dilekçe hakkı kapsamında kalan haklarının kullanılması niteliğinde olup, tarafların bu haklarını kullanmaları hakim ile ilgili taraf arasında husumet olduğu anlamına gelmez. İncelenen dosya kapsamına göre, taraflardan birinin veya mahkeme hakiminin suç duyurusunda bulunması HMK'nın 36/1-d maddesinde belirtilen “davalı olmak” anlamında yorumlanamayacağı, aksine bir yorum, yargılama yapan tüm hakimlerin kötü niyetli taraflarca reddedilmesini kolaylaştıracağı gibi, bu hakkı kötüye kullanmak isteyenlerin davranışını da korumak anlamına geleceği, hiçbir hukuk kuralının, kötü niyetliyi korumayacağı, aksini kabul etmek, kötü niyetli kişilerce açılacak uydurma dava ve şikayetler sonucu, davaya bakan hakimlerin sağlıklı, baskıdan uzak ve hür iradeleri ile görev yapmalarına engel olacağı gibi, tabii hakim ilkesini de zedeleyecektir. (T.C. YARGITAY 20. Hukuk Dairesi ESAS NO: 2016/7091 -KARAR NO: 2016/10107; ESAS NO: 2012/3824 -KARAR NO: 2012/6674)

Yukarıda açıklanan nedenlerle;
HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince, İSTANBUL .... FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 2026/.... D.İş, 2026/... karar sayılı kararına karşı istinaf başvuru talebinin REDDİNE,
Kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine,

İstinaf giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 12/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Kesin olmak üzere