BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; Müflis şirket ile müvekkili arasında "SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİ" imzalandığını, bu sözleşmede İSTANBUL ili, ... İlçesi, D blok 52 numaralı bağımsız bölümlerin mülkiyetinin müvekkiline devredilmesinin kararlaştırıldığını, alacak kaydı bildiriminde iflas dosyasına sunulan ve dava dilekçesi ekinde de sunulan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin "SATIŞ BEDELİ VE ÖDEME ŞEKLİ" başlıklı 9. maddesinden de anlaşılacağı üzere satış bedelinin peşin olarak verildiğini ve bu anlamda satıcının herhangi bir alacağı kalmadığını, alacak kaydı bildiriminde müvekili ile yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi sunulduğunu, taşınmazları satın almayı vaad eden taraf konumunda olan müvekkilinin sözleşmede belirtildiği üzere peşin para karşılığı olarak yükümlülüğünü yerine getirdiğini, yani müvekkilince ödeme yapıldığını ve herhangi bir borcu kalmadığını, taşınmazlarını devretmeyi vaat eden taraf olan müflis şirketin ise müvekkilinin birçok kez talep etmesine rağmen taşınmazları devretmediğini, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmeyen müflis şirketin taşınmaz satış sözleşmesi kapsamında müvekkilince yapılan ödemeyi müvekkiline iade etmesinin hukuki bir zorunluluk olduğunu, bu kapsamda taşınmaz satış sözleşmesinin konusunun bağımsız bölüm olduğu ve sözleşme itibariyle müvekkilince yapılan ödemeler dikkate alındığında iflas masasına bildirilen 100.000 TL'nin alacak kaydı yapılarak sıra cetvelinde yer alması gerektiğinin açık olduğunu, zira bu borcun varlığının kabulünün yargılama gerektirdiğini, sözleşme gereğince edimini ifa etmeyen şirketin taşınmaz değerlerinin müvekkiline iade borcu olduğunun açık olduğunu, müvekkilin sebepsiz zenginleşme hükümlerine istinaden talepte bulunmasının hukuka uygun olduğunu, bu hususta gayrimenkul satış vaadi sözleşmenin gerektiği gibi incelenmesi veya müflis şirket yetkilisinin dinlenmesinin dahi yeterli olacakken iflas idaresinin red kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle, Bakırköy .... İcra ve İflas Dairesi İflas Dosyası İflas İdaresi tarafından davacı müvekkilinin alacağının reddine dair verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın kaldırılarak alacak kaydının kabulü gerektiğini, bu nedenlerle, Bakırköy .... İcra ve İflas Dairesi İflas Dosyası İflas İdaresi tarafından verilen alacağın reddine dair kararın kaldırılmasına, alacağın kabulü ile iflas masasına kaydına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle;
Davacı tarafın davayı yasal süresinde açıp açmadığının tespiti ile süresinde açılmadığının tespit olunması halinde ise davanın usulden reddini talep ettiklerini, huzurdaki davada taraflar arasında 01/11/2013 tarihinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzalandığının iddia edildiğini, davacının 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra dava açıldığını, bu nedenle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müflis şirket ile davacı arasında gerçekleştirilen sözleşmenin geçersiz olduğundan davacı taleplerinin reddi gerektiğini, davacı tarafça alacak kaydı talebinde bulunurken, alacağın varlığını ispata yarayan herhangi bir belge sunulmadığını, iflas idarenin gerek mahkeme gerekse de bilirkişi olmadığından sadece iddiaya dayalı alacak kaydı nedeniyle alacağı ret etmek zorunda kaldığını, davanın açılmasına iflas idaresi sebebiyet vermediğinden yapılacak yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmesi halinde dahi iflas masası aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, bu nedenlerle davacı tarafın davayı yasal süresinde açıp açmadığının tespiti ile süresinde açılmadığının tespit olunması halinde ise davanın usulden reddini, aksi halde davanın esastan reddine, davanın açılmasına iflas idaresi sebebiyet vermediğinden davanın kabulüne karar verilmesi halinde dahi davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti ödenmesine hükmedilmemesine, iflas tarihinden sonraki alacak taleplerinin iflas alacağı olarak kabulü mümkün olmadığından davacının varsa buna ilişkin talepleri ile faiz, iflas erteleme kararından iflasın açılmasına kadarki süre için işletilebileceğinden davacının bunu aşan taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın İİK’nun 235 maddesi gereğince açılan kayıt kabul istemine ilişkin olduğu, davanın yasal süresinde açıldığı, uyuşmazlığın davacı alacağının müflis şirketin iflas masasına kaydının gerekip gerekmediği, kayıt yapılacak ise miktarının tespiti hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlığın çözümünün bilirkişi incelemesini gerektirdiği açıktır. Bu sebeple mahkememizin 25/09/2025 tarihli celsesinde uyuşmazlık konularına ilişkin olarak bilirkişi incelemesine yönelik ara karar tesis edilmiş ve davacı vekiline bilirkişi ücretini yatırması hususunda iki haftalık kesin süre verilmiş olup verilen kesin süre içerisinde davacı vekili tarafından bilirkişi ücreti yatırılmamıştır. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. 6100 sayılı HMK 'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde, mahkememizce değerlendirme yapılmasının ancak bilirkişilerce bilgi ve belgeler üzerinde inceleme yapılması halinde mümkün olduğu, bu kapsamda ispat yükünün davacı yan üzerinde olduğu, davacının iddialarını mevcut deliller ile ispat ile yükümlü olduğu kuşkusuzdur. Mahkememizce davacı tarafa verilen kesin süreler içerisinde davacı tarafça eksik delil avansının yatırılmadığı, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılamadığı, davacının dosyada mevcut delil ve belgelerle davaya konu iddialarını ve davasını ispat edemediği kanaatine varılmakla açılan davanın reddine, karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.
AÇILAN DAVANIN REDDİNE,
1-Alınması gereken 615,40 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
2-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
3-Davalı taraf yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının olması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 11/12/2025