Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep edenler vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili talep dilekçesinde özetle; .... A.Ş. nezdinde gerçek pay sahiplinin tespiti talepli dava açıldığını, bu dava devam ederken .... A.Ş. Genel kurulu için açılan İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/335 Esas sayılı dosyası kapsamında genel kurul yapıldığını, 06.10 2025 tarihli genel kurul kararı sonucu şirketin yönetim kurulu başkanlığına davacı ...'nın getirildiğini, bunun üzerine gerçek pay sahipliği tespiti davasının görülmekte olduğu İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/317 Esas sayılı dosyası 05.11.2025 tarihli ara kararı ile davalı firmaya "temsil kayyımı atanması" hususunda dava açmak üzere süre verildiğini, bu kapsamda iş bu davayı açma zaruriyeti hasıl olduğunu, Müvekkiller ve dava dışı ortak ...'nu tarafından imzalanan (ki bu hisse sebebi ile gerçek hak sahipliğinin tespiti davaya konu edilmiştir) 21.04.2022 tarihli "pay satış ve devir sözleşmesi"ne aykırı iş ve işlemler ile şirket hisse dengesinin bozulduğunu, ...'nun %30 hissesini hemen akabinde yediemin ...'a devretmesi kararlaştırıldığını, yatırım oranında devrettiği hisseyi geri almasının kararlaştırıldığını, hiçbir yatırım yapılmadığını/bu yönü ile şirketin zarara uğratıldığını, yatırım şartına bağlI % 45 hissenin hiçbir karşılık sağlanmaksızın/sözleşme hükümlerine aykırı olarak tabiri caiz ise gasp edildiğini, bu nedenlerle .... A.Ş.'ye temsil kayyımı atanmasını, yargılama harç ve giderlerinin karşı yan üzerine bırakılması ile birlikte ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir.

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, ",...Somut olayda; davacılar vekili ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiş ise de; ihtiyati tedbir kararı verebilmek için hâkimin somut sebep göstermesi ve ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olup haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uyulmadığı gibi talep sahibi tarafından ibraz edilen bilgi ve belgeler göz önüne alındığında mahkemece yaklaşık ispat ölçüsüne varan delil değerlendirmesi yapılmasına yeterli bulunmadığı, davacıların talebinde yukarıda belirtilen yasal şartların gerçekleşmediği, talebin haklılığını yaklaşık olarak ispata yarar bilgi ve belgelerin sunulmadığı, söz konusu iddiaların açık ve şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ortaya koyulması gerektiği, ayrıca davanın esasını çözer nitelikte tedbir kararı verilmesinin de mümkün olmadığı davanın niteliği gereği konunun yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep edenler vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İhtiyati tedbir talep edenler vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirkette hiçbir yatırım yapmayan ...'nun yediemine devretmesi gereken hisseleri dahi üzerinde bulundurarak davacıların haklarına tecavüz ettiğini, şirket hisse oranlarının belirsiz olduğunu, davacıların hak kaybına uğramaması ve yine şirketin ticari kaybına neden olmamak için ivedilikle tedbir kararı verilmesi gerektiğini, aksi halde iş bu sözleşme kapsamında olan hak ve alacakların tehlikeye girebileceğini, dönüşü olmayan zararlara sebep olacağını, ancak bu yolla hisse devrinin önüne geçilebileceğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen ara kararın kaldırılmasını, ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Dava, şirketi temsil yetkisine sahip davacı ... ve arkadaşlarının İstanbul 14. ATM'nin 2025/317 Esas dosyası ile görülen davada şirketi temsil etmek üzere; temsil kayyımı atanmasına ilişkin açtıkları işbu davada ihtiyati tedbir yolu ile temsil kayyımı atanması istemidir. İlk derece mahkemesince tedbir isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf isteminde bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati tedbir olarak temsil kayyımı atanması şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Eldeki davanın davacıları tarafından davalı şirket hasım gösterilerek İstanbul 14 ATM'nin 2025/317 Esas dosyası ile " ... Şirketi'nin gerçek pay sahipliğinin tespiti ile kendi lehlerine tescili istemli" dava açılmış, bilahare aynı talepler ile ... hakkında dava açılmış ve davalar birleştirilmiştir. Adı geçen mahkemenin 05/11/2025 tarihli ara kararı ile "2-Davacılardan ...'nın davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olarak atanmış olduğu anlaşılmakla, bu davada davalı şirkete temsil kayyımı atanması için dava açmak üzere davacı tarafa 1 aylık süre verilmesine," karar verilmesi üzerine eldeki temsil kayyımına ilişkin davanın açıldığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nda şirkete temsil kayyımı atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak TMK’nın 426 /2. maddesi uyarınca, vesayet makamının, “Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışması” halinde ilgilisinin isteği üzerine veya resen temsil kayyımı ataması gerekmektedir. Yargıtayın yerleşik uygulamalarında bu kuralın anonim şirketlerin temsilinde de uygulanması gerektiği kabul edilmektedir(Yargıtay 11. HD.'nin 19.01.2015 Tarih ve 2014/15609 E. - 2015/615 K.).6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Somut uyuşmazlıkta: dava sonucunu elde eder ve uyuşmalığın esasını çözer mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gibi, eldeki uyuşmazlıkta ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesini gerektirir bir hal bulunmadığından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep edenlerin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-İhtiyati tedbir talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-İhtiyati tedbir talep edenler tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-İhtiyati tedbir talep edenler tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2026