İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İHTİYATİ TEDBİR KARARINA
İhtiyati Tedbir Kararına İtiraz
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 22/04/2025 tarihli genel kurul toplantısında alınan tüm kararların TTK.nın 449. maddesi uyarınca yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 24/09/2025 tarihli ara kararı ile;
"1-Davacının kararların yürütülmesinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile; TTK'nın 449.maddesi uyarınca davalı ...ANONİM ŞİRKETİ'nin 22.04.2025 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların yürütülmesinin dava sonuna kadar geri bırakılmasına," karar verilmiş ve verilen karara karşı davalı vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı vekili ihtiyati tedbir kararına itiraz dilekçesinde; Mahkemenin 24.09.2025 tarihli ara karar ile müvekkili şirketin 22.04.2025 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların yürütülmesinin dava sonuna kadar geri bırakılmasına karar verildiğini, davac, azlık (dava) hakkını açıkça ve pervasızca kullanmakta olan ve bunun neticesinde müvekkili şirketi mahvetme amacı güden ve açtığı davalarla yönetimi, dolayısıyla şirketi çalışamaz hale getirme amacında olduğunu, davacının dava açma hakkını kötüye kullandığını ve hukuki yararı olmadığına dair cevap ve delillerin gözetilmeksizin ihtiyati tedbir talebinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu belirterek Mahkeme tarafından 24.09.2025 tarihinde verilen; ...A.Ş nin 22.04.2025 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların yürütülmesinin dava sonuna kadar geri bırakılmasına ilişkin kararı; durumun gerçeklerine aykırı, muhtacı muhakeme hususta, hükmün sonuçlarını doğurur ve telafisi imkansız zarar-ziyana yol açar şekilde ve davacının haksız ve dayanaksız, gerçek dışı iddiaları esas alınmış bir karar olmakla usule ve yasaya aykırı olduğundan itirazen kaldırılmasını, bu talebin kabul edilmemesi halinde tedbirin infazının müvekkili şirkete telafisi imkansız Zarar-ziyana yol açacağı sabit olmakla, davacının 50.000.000 TL’lik teminat göstermekle yükümlü tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İhtiyati tedbir kararına itiraz eden 3. kişi ... ihtiyati tedbir kararına itiraz dilekçesinde; kendisinin, davalı ...Anonim Şirketi'nin 4.033 adet hissesine sahip hakim hissedarı olduğunu, dolayısıyla, Mahkeme huzurunda görülmekte olan, işbu Genel Kurul Kararlarının yokluğu davasındaki karardan doğrudan etkilenecek bir taraf olduğunu, Mahkemece 24.09.2025 tarihli ara karar ile müvekkili şirketin 22.04.2025 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların yürütülmesinin dava sonuna kadar geri bırakılmasına karar verildiğini, ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiğini belirterek Mahkemece Davalı ...A.Ş nin 22.04.2025 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların yürütülmesinin dava sonuna kadar geri bırakılmasına ilişkin, 24.09.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının, usule ve kanuna aykırı olması sebebiyle, itirazen kaldırılmasını, itiraz kabul edilmez ise davalı şirketin her geçen gün uğramakta olduğu telafisi imkansız zarar-ziyanlar ve davanın alacağı süre gözetilerek, davacının en az 50.000.000 TL teminat göstermekle yükümlü kılınmasını talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi 2025/516 Esas ve 18/12/2025 tarihli ara kararında;"...Talep; ihtiyati tedbir kararına itirazdır. İhtiyati tedbirin şartları HMK.nın 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu yasa hükmüne göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Davalı ve 3. kişi her ne kadar ihtiyati tedbir kararına itiraz etmiş ise de; dosya kapsamına göre yaklaşık ispatın davacı tarafından yerine getirildiği, davacı aleyhine telafisi güç zararlar oluşabileceği, kararın dosya kapsamına uygun olduğu, davalının ve 3. kişinin itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin taleplerin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, ''Davalı vekilinin ve 3. Kişinin ihtiyati tedbire itiraz talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili ve 3.kişi tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davalı vekili ve 3. kişi istinaf dilekçesinde özetle; davacının 18/09/2024 tarihli yönetim kurulu toplantısından önce sözlü ve yazılı olarak istifa iradesi göstererek davalı şirketin yönetim kurulu üyeliğinden ve başkanlığından istifa ettiğini, bu sebeple 18/09/2024 tarihli yönetim kurulu toplantısının ve alınan kararlar ile bu toplantıya dayalı olarak yapılan 10/10/2024 tarihli genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, bu kararlara ilişkin davacı tarafından açılan dava sonucunda verilen kararların henüz kesinleşmediğini, dolayısıyla dava konusu 22/04/2025 tarihli genel kurul toplantısı ve alınan kararların usul ve yasaya uygun olduğunu, dolayısıyla Mahkemece verilen yürütmenin geri bırakılması kararının hatalı olduğunu, Mahkemece verilen tedbir kararının usulüne uygun olarak icra edilmediğini, teminat alınmamasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmişlerdir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davalı şirketin 22/04/2025 tarihinde gerçekleştirilen 2024 yılına ilişkin Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde butlanla malul olduğunun tespitine, bunun da kabul görmemesi halinde iptaline karar verilmesi talepli davada söz konusu kararların yürütmesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece 24/09/2025 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilerek dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararların teminatsız olarak yürütmesinin olarak geri bırakılmasına karar verildiği, davalı ve şirketin hakim ortağı üçüncü kişi tarafından karara itiraz edilmesi üzerine Mahkemece 18/12/2025 tarihli ara karar ile itirazın reddine karar verildiği, karara karşı davalı vekili ve üçüncü kişi tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. TTK 449.maddesine göre, genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK 389 vd. maddelerinden yararlanılması gerekir.Mahkemece, dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına dair talep değerlendirilmeden önce yönetim kurulu üyelerinin görüşü alınmıştır. HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Buna göre, tedbir talep edenin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, davacının davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olmasına rağmen davacıdan habersiz olarak 18/09/2024 tarihli yönetim kurulu toplantısının yapıldığını ve bu toplantıya istinaden 10/10/2024 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığını ve toplantıda yönetim kurulu üyelerinin seçildiğini, adı geçen yönetim kurulu toplantısında ve olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine ilişkin dava açıldığını, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/22 esas sayılı dava dosyasında yönetim kurulu toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine karar verildiğini, yine İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/83 esas sayılı dava ile 10/10/2024 tarihli olağanüstü genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespiti davasında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2025/777 esas 2025/822 karar sayılı ve 15.05.2025 tarihli kararı ile genel kurul kararının yürütülmesi durdurulmasına karar verildiğini, bu kararlara rağmen dava konusu genel kurul toplantısının yapıldığını, toplantıya çağrının yönetim kurulu başkanı olan davacı tarafından yapılması gerekirken toplantının usulsüz olarak seçilen yönetim kurulu üyeleri tarafından yapıldığını ve bu sebeple alınan kararın yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiş olup, Mahkeme kararları ve mevcut delil durumu itibariyle bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği ve kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına dair tedbir kararı verilmediği takdirde, HMK 389/1 maddesinde belirtilen mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinin gerçekleştiğinden Mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmesinin isabetli olduğu, tedbirin uygulanması için davalı şirkete müzekkere yazılmasının ve delil durumuna göre teminat alınmamasının da yerinde olduğu anlaşılmakla itiraz edenlerin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Dava dosyası içindeki belge ve bilgilere, yargılamanın bulunduğu aşamaya, yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine ilişkin karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığından, itiraz edenlerin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İtiraz edenlerin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harçların hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.