İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156))
Mahkememizde görülmekte olan İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin uluslararası sahada yıllardır saygın ve etkin bir şekilde itibarlı ve köklü yerli/yabancı şirketlerde avukatlık ve yöneticilik yapan ... ve ... kayıtlı bir avukat olduğunu, müvekkilinin 2021 yılından itibaren davalı şirketin kuruluşu dahil tüm avukatlık iş ve işlemlerini üstlenmeye başladığını, ... ve davalılar sıfatını haiz yetkililerinin ...’nde yaşadığı politik ve ekonomik çekişmelerin etkisiyle meydana gelen finansal dar boğaz ve risklerin birçok sorunu da beraberinde getirdiğini, 2024 yılı Ekim ayına kadar müvekkilinin katıldığı iş ve işlemlerden doğan avukatlık ücret, danışmanlık, proje ve iş geliştirme yönetim hizmetlerine ilişkin alacakların defalarca talep edilmesine rağmen ödenmediğini, müvekkilinin anılan haklı nedenlerle davalı şirketin vekilliğinden istifa etmek durumunda kaldığını, müvekkili tarafından ... 19. Noterliğinin ... tarih-... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle alacağının ödenmesinin davalı şirket ve yetkililerine ihtar edildiğini ancak müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, devamla müvekkilinin davalı şirket vekilliğinden istifa ettiğini, davalı şirket aleyhine açılmış ve ödenmemiş durumda 62 adet derdest icra takibi olduğunu, davalı şirketin tıpkı müvekkili gibi diğer alacaklılarına karşı da ödemelerinden mütemadiyen imtina ettiğini ve tam da bu sebeple haklarında icra takibine geçildiğini, haksız azil halinde olduğu gibi haklı istifa halinde de avukatın işe devam etme olanağı mevcut olmadığından ve haklı istifaya da haksız azil hükümleri uygulanacağından dolayı müvekkilinin Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi uyarınca takip ettiği tüm dava, icra takibi ve proje bazlı işlemler için hukuk müşavirliği muaccel alacak bakiyesi ile birlikte akdi vekalet ücretinin ve karşı yan vekalet ücretinin de tamamına hak kazandığını, müvekkiline ödenmesi gereken avukatlık ücreti alacağının her bir proje için sarf edilen zaman ve emek üzerinden uluslararası bir avukata ödenecek ortalama saatlik ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, müvekkilinin yapılacak hesaplamalar neticesinde yekûn alacağının 1.550.000,00 USD’nin üzerinde ise de işbu dava konusu icra takibinde müvekkili tarafından fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla 5.000.000,00 TL alacak talep edildiğini, davalı şirketin herhangi bir belgeye dayanmayan tamamen soyut ve kötü niyetli bir itirazda bulunarak takibi durdurduğunu, davalı şirket tarafından yapılan bu itirazın alacağın varlığını ortadan kaldırabilecek nitelikte bir hukuki dayanağa sahip olmadığını, davalı şirket pay sahibi ... ve şirketleri hakkında yurt ışındaki işleriyle bağlantılı olarak ulusal ve uluslararası basında birçok yolsuzluk haberleri çıktığını, müvekkilinin tüm ihtar ve iyi niyetli müzakere gayretlerine rağmen davalı şirket pay sahibi ...’un müzakereden kaçan kötü niyetli tutumunun işbu ihtarlara kayıtsız kalmasıyla daha da belirginleştiğni ve ...’un ve babası ...’un bahsedilen yolsuzluk iddialarına binaen alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla varlıklarını devredebileceği endişesini de doğurduğunu, davalı şirketin malvarlıklarının korunması için gerekli muhafaza tedbirlerinin alınması yönünde ihtiyati tedbir kararı tesis edilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerden dolayı; ihtiyati tedbir taleplerinin kabulünü, davalı şirketin malvarlıklarının korunması için İİK'nın 159. maddesi uyarınca; öncelikle davalı şirkete denetim kayyımı atanmasını, davalı şirketin taşınır- taşınmaz tüm malvarlığına ve banka hesaplarına ihtiyati tedbir şerhi işlenmesini, davalı şirket hisselerinin üçüncü kişilere devrinin engellenmesini, davalı şirketin ... Ticaret Sicilindeki kaydının terkininin iflas sonuna kadar engellenmesini ve bu hususta ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılması şeklindeki muhafaza tedbirlerinin alınması yönünde teminatsız ihtiyati tedbir kararı tesis edilmesini, ... 20. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı iflas takibine ilişkin davalı şirketin haksız ve kötü niyetli itirazının kaldırılmasını ve akabinde İİK m.158 uyarınca iflas talebinin ilanını, davalı şirketin takip konusu borcu ve ferilerini ödemesi amacıyla İİK. Md. 158/2 -c.2 uyarınca 7 gün süreli depo kararı verilerek kararın davalı şirkete tebliğini, davalı şirketin depo kararı üzerine hala borcunu ödememesi veya mahkeme veznesine depo etmemesi halinde İİK md. 158/2-c.3 uyarınca ilk oturumda davalı şirketin iflasını, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, mahkememizdeki davayla birebir aynı konu ve taleplerle diğer bir ifade ile müvekkili ve dava dışı şirket ortaklarına karşı ... 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin...Esas sayılı dosyasında aynı iddialardan kaynaklı vekalet ücretine ilişkin alacak davası ikame edildiğini ve davanın halen derdest olduğunu, somut olayda ... 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde devam eden ...Esas sayılı dosyanın alacak konusu iş bu dosyalarında ileri sürülen alacak konusu ile aynı olduğundan davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin borca batık olmadığının yapılacak incelemeler neticesinde açık olması karşısında davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın TBK'nın 502. maddesi uyarınca taraflar arasında ödeme şeklinin belirlenmediği durumlarda hakimin hakkaniyet gereği ödemeyi belirleyebileceğini belirttiğini ancak somut olayda uygulanabilirliği olmayan kanun maddesini iddiasına esas dayanak olarak ileri sürdüğünü ancak taraflar arasındaki vekil-müvekkil ilişkisinin özel kanun maddeleri ile belirlenmiş olduğundan ilgili maddenin uygulanabilirliğinden bahsetmenin hukuken kabul edilebilir nitelikte olmadığını, davacı taraf ile vekil-müvekkil ilişkisinin davacının davalı aynı zamanda şirket ortağı konumunda bulunan ...’un boşanma davasında çıkar çatışması yaratacak şekilde karşı taraf vekilliği yapması sonucunda zedelendiğini ve vekalet ilişkisine karşılıklı son verildiğini, istifa ve/veya haklı nedenle feshin söz konusu olmadığını, davacının vekil-müvekkil ilişkisine zarar verecek şekilde davalı ...’un eşinin vekilliğini yaparak sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış gerçekleştirdiğini, akabinde anılan tarih itibarıyla davacı ile vekillik ilişkisinin sona erdirildiğini, davacı tarafın da 27.09.2024 tarihi itibarıyla tüm işlerinden el çektiğini, görüleceği üzere işbu davada iddia olunan vekalet ilişkisinde davacının haklı nedenle feshi ve istifasının söz konu oldığını, davalıların haklı nedenle azil gerekçesinin mevcut olduğunu, Eylül 2024 itibarıyla vekalet ilişkisinin sonlandırıldığını, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürmese de ek beyan dilekçesinde 2022-2024 yılları arasında davalı şirkete ve ilişkili kişi/şirketlere çok sayıda hukuki hizmet sunduğunu ileri sürdüğünü, basit yargılama usulü gereği, dava dilekçesinde bahsedilmeyip ek beyan dilekçesi ile ileri sürülen taleplere muvafakatlerinin bulunmadığını, davacının takip ettiği tüm davalara ait dosyaları yapılan işin içeriğini harcanan saatleri kullanılan kaynakları hangi belgeler üzerinde çalışıldığını hangi hizmet adımlarını yerine getirdiğini gösterir belgeleri sunması gerektiğini, bu tür delil sunulmadığı sürece davacının taleplerinin somut olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, dava dilekçesinde müvekkili şirketin mal kaçırma kastı ile hareket edeceği iddiasında bulunan davacının iddiaları ispata muhtaç olmakla birlikte bu iddialara ilişkin tek bir bilgi ve belge sunulamadığını, şirket ortaklarının mal kaçırdığı paraların şahsi hesaplara aktarıldığı iddialarının çok ağır ithamlar olduğunu, bilgi ve belgeyle kanıtlanmadığı sürece suç teşkil ettiğini, davacı tarafından tek bir delil dahi sunulamayan bu iddialar bakımından suç duyurusunda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, alacağı Avukatlık Kanunu uyarınca kendisine ödenen ücretler açık olmasına rağmen ortada herhangi bir alacak bulunmamasına rağmen müvekkili şirketin sırf bu saikle para kaçırma ihtimalinden delil dahi gösterilmeksizin bahsedilmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini beyanla fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle davanın usulden reddini, aksi kanaat halinde davanın reddini, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde
Dava, iflas yoluyla takibe itirazın kaldırılması ve iflas istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, davacının ... 20. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı iflas takibine konu miktar kadar davalıdan vekalet ücreti alacağı bulunup bulunmadığı, davacının hangi tarihte hangi hukuki yardım nedeniyle davalıdan vekalet ücreti alacağı bulunduğu hususunu somutlaştırıp somutlaştırmadığı, ... 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasında ikame edilen alacak davasının konusu ile işbu dava konusunun aynı olup olmadığı konularında toplanmıştır.
Davacı, 2021 yılından itibaren davalıya hukuki yardımda bulunduğunu, 2024 yılı Ekim ayına kadar davacının katıldığı iş ve işlemlerden doğan avukatlık ücreti, danışmanlık, proje ve iş geliştirme yönetim hizmetlerine ilişkin alacaklarının defalarca talep edilmesine rağmen ödenmediğini, yekûn alacak mikatırnın 1.550.000,00 USD’nin üzerinde olduğunu, icra takibinde fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 5.000.000,00 TL yönünden iflas yolu ile adi takip başlatıldığını, davalının takibe itirazlarının soyut nitelikte ve haksız olduğunu, davalının itirazının kaldırılmasına ve davalının takip konusu borcu ödememesi halinde iflasına karar verilmesi gerektiğini iddia etmiştir.
Davalı, davacı tarafın hem kendisine hem de dava dışı şirket ortaklarına karşı ... 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasında aynı iddialardan kaynaklı vekalet ücretine ilişkin alacak davası ikame ettiği, davanın hâlâ derdest olduğu, vekalet ilişkisine karşılıklı son verildiği, istifa ve/veya haklı nedenle feshin söz konusu olmadığı, davacının alacağının bulunmadığı savunmasında bulunduğu anlaşılmıştır.
2004 sayılı İİK'nun 154. maddesi gereğince iflas yolu ile başlatılan takibe karşı borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi halinde, takibin duracağı, alacaklının bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebileceği İİK‘nun 156/3. fıkrasında düzenlenmiştir. İflas davası basit yargılama usulüne göre incelenir. Borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi halinde, mahkemece ilk önce davacı alacaklının İtirazın kaldırılması hakkındaki talebini inceler. Bu İtirazın kaldırılması talebinin incelenmesi, genel haciz yolundaki İtirazın kaldırılması talebinin incelenmesinden (m.68-70) tamamen farklıdır. Genel haciz yolunda tetkik merciinin incelemesi yalnız belgelere göre ve ilamsız icra kuralları çerçevesinde yapıldığı halde, buradaki ticaret mahkemesinin incelemesi genel hükümlere (yani HMK ‘daki hükümlere) göre olur. Bu nedenle borçlu, ticaret mahkemesindeki savunması sırasında ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri ile bağlı değildir. Davalı borçlu, İflas davasına karşı vereceği cevap layihalarında bütün savunma vasıtalarını ileri sürebilir. Ticaret mahkemesi normal bir alacak davasında olduğu gibi, tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borçlunun gerçekten borçlu olup olmadığını araştırır. İflas davasında alacaklı, alacağını ispat bakımından m.68. ‘de olduğu gibi tahdidi olarak sayılmış olan belgelerle bağlı değildir. Alacaklı normal bir alacak davasında olduğu gibi, alacağının varlığını HMK’ya göre mümkün olan her türlü delil ile ispat edebilir. Burada alacaklının alacaklı olup olmadığı maddi hukuk kurallarına göre esastan incelendiğinden ticaret mahkemesi borçlunun İtirazının ya kesin olarak kaldırılmasına veya kesin kaldırma talebinin (bununla İflas davasının) reddine karar verir. Burada, borçlunun itirazı esastan karara bağlanmakta ve alacağın esası hakkında hüküm verilmektedir. Bu hüküm normal bir alacak davasında olduğu gibi kesin hüküm oluşturur. Mahkeme, genel hükümlere göre yapacağı inceleme sonucunda, davacının alacağının mevcut olduğunu tespit eder ve borçlunun itiraz ve defilerini yerinde bulmazsa, yani borçlunun borçlu olduğu kanısına varırsa borçlunun İtirazının kesin olarak kaldırılmasına karar verir. Buradaki İtirazın kaldırılması kararı bir ara karardır. (Prof.Dr.Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, Cilt 3.sayfa,2672 vd, 1993 baskı). Bu nedenle yalnız başına istinaf edilemez.
Yapılacak inceleme sonucu alacağın mevcut olduğu kabul edilirse borçlunun itirazının kesin olarak kaldırılmasına karar verilir ve mahkemece aynı zamanda bir depo kararı verir. Bu depo kararı ile mahkeme, borçluya yedi gün içerisinde faiz ve icra giderleri ile birlikte borcunu ifa etmesini veya o kadar miktarı mahkeme veznesine depo etmesini emreder (m.158, II c. 2).Borçlu yedi günlük depo süresi içerisinde faiz ve giderleri ile birlikte borcu ödemez veya mahkeme veznesine depo etmez ise, mahkemece depo kararından sonraki ilk oturumda borçlunun iflasına karar verilir.
Davalı, davacının aynı (vekalet ücreti) alacak nedeniyle ... 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında derdest bir dava bulunduğunu iddia etmiş, celp edilen ... 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında davacı tarafından, davalı ile birlikte dava dışı kişiler aleyhine vekalet ücretinden kaynaklı alacak davasının ikame edildiği, davanın derdest olduğu anlaşılmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi” başlıklı 194. maddesi uyarınca;
“(1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar.
(2) Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.”
Anılan maddenin gerekçesinde maddenin amacının, bir yandan ispatın genel hükümleri çerçevesinde temel bir kavrama yer vermek iken diğer yandan da uygulamada genel geçer ifadelerle somut vakıalara dayanmadan davaların açılıp yürütülmesinin önüne geçmek olduğu belirtilmiştir. Gerekçenin devamında “…Bir davada, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Genel geçer ifadelerle, somut bir şekilde ortaya koymadan iddia veya savunma amacıyla vakıaların ileri sürülmesi durumunda, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün olmayacağı gibi, vakıaların anlaşılması için ayrıca bir araştırma yapılması ve zaman kaybedilmesi söz konusu olacaktır. Taraflar, haklarını dayandırdıkları hukuk kuralının aradığı koşul vakıalara uygun, somut vakıaları açıkça ortaya koymalıdırlar. Bu vakıaların somut olarak ileri sürülmesi, ilgili taraf için bir yüktür; bu yükü yerine getirmeyen sonuçlarına katlanacaktır…” şeklindeki ifadelere yer verilerek somutlaştırma yükünün anlam ve önemi vurgulanmıştır.
Diğer taraftan, HMK’nın “Dava dilekçesinin içeriği” başlıklı 119/1-e maddesi uyarınca, davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerinin dava dilekçesinde yer alması zorunludur. Bununla birlikte vakıaların açık ve somut olarak gösterilmesi yeterli görülmemiş, aynı maddenin “f” bendinde yer alan hükümde ayrıca açık ve somut olarak gösterilmesi gereken her bir vakıanın hangi delille ispat edileceğinin de belirtilmesi aranmıştır. Keza bu durum yukarıda açıklanan 194. maddenin 2. fıkrasının da tereddüt uyandırmayacak derecede açık hükmünün bir gereğidir.
Davacının dava dilekçesinde talebine dayanak yaptığı bazı iddialar (vakıalar) olmakla birlikte bunlar somut ve açık değilse somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesinden söz edilmelidir. Somutlaştırma yükü yerine getirilmeden karşı tarafın sağlıklı bir savunma yapması ve sağlıklı bir hüküm verilmesi mümkün değildir. Çünkü karşı tarafın hukuki dinlenilme hakkının gereği olarak açıklama ve ispat hakkını kullanabilmesi için öncelikle kendisine yöneltilen iddialar hakkında tam olarak bilgilenmesi zorunludur (HMK md. 27). Keza hükümde yer alması gereken unsurların belirtildiği HMK’nın 297. maddesi gereğince tarafların iddia ve savunmalarının, uyuşmazlık noktalarının, hükmün dayandığı ve sabit görülen vakıaların gerekçeli kararda tam olarak gösterilmesi gerekmektedir (HMK md. 297/1-c). Somut vakıalar ortaya konulmadan hâkimin sağlıklı bir yargılama gerçekleştirmesi ve hüküm kurması da mümkün değildir.
Öte yandan davanın dayanağı olan vakıaların soyut olarak gösterilmesi yetmez, bu vakıaların ispata elverişli şekilde zaman, mekan ve içerik olarak somutlaştırılması zorunludur. Somutlaştırmak, bir iddiayı zaman, mekân, kişi, oluş şekli gibi unsurlarıyla algılamaya, anlamaya, tartışmaya ve ispata elverişli şekilde ortaya koymaktır. Vakıaların somutlaştırılmasından sonra karşı tarafça cevap verilebilir, mahkemece vakıa tam olarak algılanabilir, ispat faaliyeti yürütülebilir ve bu suretle vakıa hakkında karar verilebilir.
Somutlaştırma yüküne riayet edilmemesi durumunda dikkate alınması gereken kurallardan biri hâkimin davayı aydınlatma ödevidir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun“Hâkimin davayı aydınlatma ödevi” başlıklı 31. maddesine göre; "Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir". Söz konusu düzenlemeye göre hâkim tarafından öncelikle davacının talep sonucu açıklattırılmalı ve daha sonra HMK'nın 194. maddesi gereğince tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmaları somutlaştırması istenmelidir.
Hâkimin davayı aydınlatma ödevi olarak ifade edilen bu düzenleme ile doğru hüküm verebilmesi ve maddi gerçeğin bulunabilmesi amaçlanmıştır. Düzenlemede her ne kadar “açıklama yaptırabilir” denilmişse de bunun, hâkimin davayı aydınlatması için bir “ödev” olduğunu kabul etmek gerekir. Çünkü davayı aydınlatma ödevi sayesinde hâkim, iddia ve savunmanın doğru ve tam olarak anlaşılmasını sağlayacak ve bu şekilde doğru olmayan bir kararın verilmesini önleyecektir (Hakan Pekcanıtez, Oğuz Atalay, Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukuku, Ankara, Onbirinci Baskı, 2011, s.248 vd).
Görüldüğü üzere hâkimin davayı aydınlatma ödevine ilişkin 31. maddede, hâkimin, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz ya da çelişkili gördüğü konular hakkında taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği, kanıt gösterilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.
Sonuç olarak HMK’nın 119/1-e ve 194. maddeleri gereğince dava dilekçesinde somutlaştırma yükünün yerine getirilmemiş olması hâlinde davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği hâkim, soyut ve belirsiz hususların somutlaştırılmasını (yeni bir vakıa ileri sürülmeden, sadece mevcut vakıa çerçevesinde) davacıdan istemeli, bu eksiklik tamamlanırsa yargılamaya devam edilerek karar verilmeli, bu eksiklik tamamlanmaz, somutlaştırma gerçekleşmezse ispat edilemeyen dava reddedilmelidir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde eldeki davada ;davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve aynı alacakla ilgili iki ayrı mahkemede genel hükümlere göre yargılama yapılmasının önüne geçilmesi için davacının işbu davaya konu ettiği vekalet ücreti alacağının,... 12.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasına konu vekalet ücreti alacağı talebinden farkının ortaya konulması, orada istenilmeyen hangi hukuki yardım nedeniyle bu davanın açıldığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu nedenle HMK 'nın 31.maddesi uyarınca davacı tarafa hangi tarihte, hangi şekilde gerçekleştirilen hukuki yardım nedeni ile davalıdan vekalet ücreti alacağının bulunduğunu açıklayıp somutlaştırmak üzere süre verilmiş, davacı taraf süresinde sunduğu dilekçesinde genel ifadeler kullanarak davalıdan alacaklı olduğunu iddia ettiğinden; somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getiremediğinden ispat edilemeyen alacak yönünden itirazın kaldırılması ve iflas isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1-Davanın REDDİNE,
2- Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 615,40 TL olduğundan peşin yatırılan harcın mahsubu ile başka harç alınmasına yer olmadığına,
3- Davacı tarafından yatırılan iflas avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine,
6-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 11/12/2025