İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
YARGILAMANIN İADESİNİ
Taraflar arasındaki yargılamasının iadesi talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle yargılamanın iadesi talebinin reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01.09.2008 tarihinde imzalan sözleşme ile davalının Çimento fabrikasının ihtiyacı olan kalker ve kil ham maddelerini belirli bir ücret karşılığında sağlamayı müvekkili firmanın taahhüt ettiğini, davalının müvekkilinin sözleşme şartlarını yerine getirmediğinden bahisle sözleşmeyi feshettiğini, fesih bildiriminin ... Noterliğinin 06.03.2009 tarih ve... yevmiye nolu işlemiyle müvekkiline bildirildiğini, yapılan feshin haksız olduğunu, ayrıca sözleşmenin feshi şartlarının oluşmadığını, feshin bu haliyle sözleşmeye aykırı olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin davalıdan Ekim ayı dahil Aralık, Ocak, Şubat ve Mart ayları istihkaklarını alamadığını, davalının bu alacağı ödemediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 12. maddesinde belirtilen ödeme şekillerine hiçbir süratle uyulmadığını ve bu madde hükmünce bir ödeme sağlanmadığını, müvekkilinin hak etmiş olduğu istihkak alacağının ödenmemesi nedeniyle İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/263 E. ve 2013/288 K. sayılı dosyası ile dava açıldığını ve mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, kısmi alacak şeklinde açılan davada uzun süren yargılamalar neticesinde 19.11.2013 tarihinde verilen karar ile müvekkilinin 1.861.393,36 TL istihkak alacağı olduğunun karara bağlandığını, 20.000 TL üzerinden açılan davanın kabul edildiğini, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/263 E. ve 2013/288 K sayılı kararının Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, 04.02.2019 tarihinde ek davanın İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/55 E. ve 2019/73 K sayılı kararla kesinleşmiş mahkeme kararı bulunması nedeniyle kabul edildiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin davalının istinaf başvurusunu esastan reddettiğini, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2020/889 E, 2020/3291 K sayılı kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiğini ve dosyanın 2021/14 E numarasını aldığını, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/14E. ve 2024/686 K sayılı karar ile müvekkili firmanın aleyhine olacak şekilde 601.349,52 TL istihkak alacağının bulunduğu yönünde hüküm tesis edildiğini, müvekkilinin alacağını eksilten kararın teamüllere ve Anayasanın 35. Maddesine aykırı olduğunu, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2025/409 E, 2025/1161 K sayılı ilam ile kararın onandığını ve 20/05/2025 tarihinde kesinleştiğini, son onama kararı veren Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin Başkanı olan Başkan Hakim ... ile Üye Hakim...'in müvekkili ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) 2020/71 E-2023/99 K. Sayılı mahkeme sürecinden anlaşılacağı üzere husumet gerçekleştiğini, Başkan Hakim ...'un Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2025/409E, 2025/1161 K sayılı temyiz davasına bakmayıp HMK'nun 37. Maddesi uyarınca davadan çekilmesi gerekirken müvekkili aleyhine bile isteye kasıt kullanarak karşı oy kullandığını, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin de hakimleriyle hukuki husumet bulunduğunu, hükmü veren Mahkeme hakimleri hakkında da Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2024/3 E sayılı 2025/2 Karar sayılı davasının derdest olduğunu, iş bu davaya yine Başkan Hakim ... ile Üye Hakim...'in baktığı bir başka husumet bulunduğunu iddia ederek, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/14 E 2024/686 K sayılı hükmünün yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini, bilirkişi tarafından yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Yargılamanın yenilenmesi dosyasında davalı şirket vekili, duruşmadaki beyanlarında; yargılamanın yenilenmesinin şartlarının oluşmadığını beyan ederek, esasa girilmeden davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacının yargılamanın yenilenmesi talebini, Mahkememizin 2021/14 E sayılı dosyasının temyiz incelemesinde Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Başkanı ...'un da bulunmasının hukuka aykırı olduğu iddiasına dayandırdığı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Başkanı ...'un Mahkememiz kararının temyiz incelemesine katılmasının HMK'nın 375. maddesinin 1-a-b. 'de belirtilen Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması, davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki red talebi merciice kesin olarak kabul edilen hakimin karar vermiş veya karara katılmış olması sebebini oluşturmadığı aksinin düşünülmesinin Anayasanın 37. Maddesinde düzenlenmiş olan kanuni hakim güvencesine aykırı olacağı, ileri sürülen sebeplerin, yasada düzenlenen yargılamanın iadesi sebeplerinden olmadığı..." gerekçesiyle, yargılamanın iadesi talebinin HMK'nın 379. maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Müvekkili ile davalı arasında 01.09.2008 tarihinde imzalanan Kalker, Kil, İstihraç Yükleme ve Nakliye Müteahhitlik Sözleşmesinin feshi sebebiyle hak ediş kar mahrumiyeti alacağına ilişkin davalı firma hakkında 07.04.2009 tarihinde alacak davası açıldığını, 19.11.2013 tarihinde müvekkili şirketin 1.861.363,36 TL alacağının bulunduğunun tespit edilerek taleple bağlı kalınıp 20.000,00 TL alacağın kabulüne karar verildiğini, 14.02.2014 tarihinde bakiye alacak için ek dava açıldığını, ek davanın bekletici mesele yapıldığını, bekletici mesele yapılan kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 27.10.2015 tarihli ilamı ile onandığını, kök davanın kesinleştiğini, ek davanın görülerek bakiye alacağı olduğu şeklinde davanın kabulüne temerrüt bulunmadığından faizin dava tarihiden itibaren yürütülmesine karar verildiğini, 03.02.2020 tarihinde ek davanın istinaf incelemesi neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2019/811 Esas, 2020/71 Karar sayılı ilamı ile davacı müvekkili firmanın hak ediş alacağı ek dava kararı ile hüküm altına alınan hükmün kesinleştiği tarih itibariyle yasaya ve içtihatlara uygun verildiğini, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin Bölge Adliye Mahkemesinin 03.02.2020 tarihli kararının yeniden bilirkişi raporu alınması istemi ile bozulduğunu, hukuka uygun düşmeyen bir hüküm verildiğini, bozmaya uyularak 2021/14 Esas sayılı dosyasında hesaplama yapılarak yeniden davanın görülmeye başlandığını, 14.11.2024 tarihli karar ile hüküm tesis edildiğini, Anayasa'nın 35.maddesinde yer alan mülkiyet hakkının ihlal edilerek müvekkili firmanın alacağının eksiltildiğini, maddi ve manevi zarara neden olunduğunu, müvekkili firma aleyhine aynı haklar ihlal edilerek onandığını, 20.05.2025 tarihinde kesinleştirildiğini, yargılamanın yenilenmesinin talep edildiği davanın 01.09.2008 tarihinde imzalanan sözleşme ile davalının çimento fabrikasının ihtiyacı olan Kalker ve Kil ham maddelerini belirli ücret karşılığında sağlamayı müvekkili firmanın taahhüt ettiğini, davalının müvekkilinin sözleşme şartlarını yerine getirmediği gerekçesiyle sözleşmeyi feshettiğini, noter ihtarı ile 06.03.2009 tarihinde feshin bildirildiğini, yargılamanın yenilenmesi dosyasında davalı şirket vekilinin duruşmadaki beyanında yargılamanın yenilenmesinin şartlarının oluşmadığını, davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiğini, mahkeme başkanının 13.10.2025 tarihli dilekçesinde; davacı vekilinin yapmış olduğu şikayetler nedeniyle davacı vekilinin cezalandırılmasına karar verildiğini, husumet oluştuğu gerekçesiyle çekilme kararı verildiğini beyan ettiğini, çekilme talebinin kabulüne karar verildiğini, davanın HMK 374 vd maddeleri gereğince yargılamanın iadesi istemine ilişkin olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla hakimlerin hukuki sorumluluğuna dayalı tazminat talebinin maliye hazinesine aleyhine açılan Yargıtay 6. Hukuk Dairesi başkan ve dört üyesine davanın ihbar edildiğini, davanın reddine karar verildiğini, kararın temyiz edilmesi neticesinde onandığını, mahkeme kararlarının kesinleştiğini, son onama kararını veren Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin başkan ile üye hakimi ile müvekkili arasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin mahkeme sürecinde hukuki uyuşmazlık gerçekleştiğini, başkan ...'un temyizine baktığı davanın ise Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin kararı ile İstanbul 9. ATM'nin 2021/14 Esas, 2024/686 Karar sayılı asıl davanın devamı, ek davanın sebebi olduğunu, esasen başkan ...'un temyiz davasına bakmasının yasak olduğunu, nisap halinde oyunun iki oy sayıldığını, başkan ile müvekkili arasında gerçekleşen husumetin başka bir aşamasında ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin bilirkişi ... davasının temyizinde müvekkili ile hukuki husumeti olan başkan ...'ın döneminde temyize bakmayıp yerine başka bir üyenin vekalet etmesi olduğunu,vekalet ücreti olarak 262.553,27 TL'ye karar verildiğini, söz konusu verilen kararın maktu vekalet ücreti olmasına dair Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2017/10294 Esas sayılı emsal ilamına karşı aykırı olduğunu, istinaf mahkemesi tarafından yargılamanın yenilenmesi davasının dayanağının sadece Yargıtay 6. Hukuk Dairesi başkanına olan dayandırıldığı ileri sürüldüğünü, hakim..., hakim ..., hakim ...'in İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/14 Esas sayılı hükmü vermiş olmalarınından yargılamanın yenilenmesi davasına sebep ve dayanak gösterildiğini gizlediğini, görmez gelindiğini, gerçeğe aykırı sebepler ileri sürüldüğünü, söz konusu hakimler hakkında hukuki husumet devam ederken ve husumet derdest iken karar vermiş olmalarının yargılamanın iadesi talebinin ileri sürülmesinin hukuki zorunluluk haline geldiğini, diğer bir kısım hakimlerin neden davadan çekildiğinin bilinmediğini, hakim...'ın çekilme talebi gibi herhangi bir itiraz yaşanmadığını, başkan hakim ...'na gerçekleştirildiği doğrulanan ve kabul edilen husumetin başkan hakim içinde gerçekleştiğini, hakim...'ın davadan çekilme beyanında bahsettiği mahkemelerde hakim ...'nunda yer aldığını, mahkeme başkanı ... Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin temyiz davasına bakmayıp HMK 37.maddesi gereğince davadan çekilmesi gerekir iken İstanbul 9. ATM'nin 2021/14 Esas sayılı davanın görülmesine devam etmeden hakimlerin çekilmesi gerekir iken 37.madde gereğince çekilmediklerini, yargılamanın iadesi şartları ve hukuki gerekçelerin oluştuğunu, yerel mahkemece sunulan hak ve hukuka aykırı yorumlanan veya hiç incelemeyen hükmün kaldırılması gerektiğini, kural olarak kısmi davada bilirkişi raporlarının açılan ek dava yönünden kesin delil olmayacağının kabul edildiğini, mahkeme tarafından tespit edilen 1.861.393,36 TL'den 20.000,00 TL'nin düşülmesi sonrasında 1.841.393,36 TL'nin varlığına karar verilmesinin hukuki bir zorunluluk olduğunu, kök davada aynı zamanda hükmün tespitine imkan veren iç yargı yollarından geçerek kesinleşen raporunda kesin delil ihtiva ettiğini, İstanbul 9. ATM'nin 2025/560 Esas sayılı dosyada hüküm veren hakimlerden ... ile hakim Kader Turhan Şenol'un iş bu istinafa konu yargılamanın yenilenmesi iadesi davasına bakmakta yasaklı olan hakimlerden olduğunu, hükmün kaldırılmasına temel bulan talepleri olduğunu iddia ederek hükmün kaldırılmasını, hükümdeki vekalet ücretinin maktu vekalet ücreti yerine nispi vekalet ücreti verilmesi nedeniyle hukuka aykırı olduğundan hükmün kaldırılmasını, yargılamanın yenilenmesi sürecinde müvekkili firmanın tüm zararlarının 14.02.2014 dava tarihinden itibaren Anayasa Mahkemesi ve Hukuk Genel Kurul kararlarına uygun olacak şekilde tüm iç yargı yollarından geçerek 20.08.2013 tarihli bilirkişi raporunda yer aldığı tespiti yapılan 1.841.393,36 TL alacağın ek dava ile kesin hüküm etkisi altına alarak bağladığını, bilirkişi raporunun kesin delil niteliğinde olduğunu, ek davaya bu kesinleşmeden dolayı İstanbul 9. ATM'nin 2021/14 Esas, 2024/686 Karar sayılı yargılama ile el atmanın yasak olduğunu iddia ederek, hukuki gerek ve gerçekliklerinin kabulüne karar verilerek 1.841.393,36 TL'nin KDV ilavesi ve faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, HMK'nın 374. maddesi gereğince yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Uyuşmazlık, yargılamanın iadesi şartlarının oluşup oluşmadığı, nispi vekalet ücretinin isabetli olup olmadığına ilişkindir. Davacı vekili İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/14 Esas, 2024/686 Karar sayılı dosyasında verilen hükmün yeniden yargılanmasının yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak, onama kararı veren Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Başkan ve Üye Hakimi ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinde görülen dava nedeniyle hukuki husumet gerçekleştiği ve ayrıca Başkan ...'un temyiz aşamasında yer aldığı Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2020/889 Esas sayılı ilamınına esas olan ek dava olduğu, Yargıtay Daire Başkanının temyiz davasına bakmasının yasak olduğu, HMK'nın 37.maddesi gereğince davadan çekilmeleri gerekir iken çekilmedikleri bu nedenle HMK'nın 375.maddesinin (a) bendindeki şartların gerçekleşmiş olduğu iddia edilmiştir. Dosya kapsamından, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/55 Esas, 2019/73 Karar ve 24.01.2019 tarihli kararı ile; davacı şirket tarafından davalı ile gerçekleştirilen 01.09.2008 tarihli sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiği ve sebeple hak edilen alacağın ödenmesi amacıyla İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/263 Esas, 2013/288 Karar sayılı dosyasında açılan kısmi davanın kabul edildiği belirtilmek suretiyle 1.841.393,36 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, mahkemece davanın kabulüne dair hüküm tesis edildiği, hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2019/811 Esas, 2020/71 Karar ve 30.01.2020 tarihli kararı ile; "... İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/263Esas- 2013/288 Karar sayılı dosyası incelendiğinde; davacısının ..... Şti., davalısının ... A.Ş. olduğu, davacının dava dilekçesinde taraflar arasında sözleşme ilişkisi olduğunu, müvekkilinin edimini tam olarak yerine getirdiğini, ancak karşı tarafça sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi sebebiyle ortaya çıkan 20.000.000 TL yoksun kalınan kar tazminatı ile şimdilik davalı tarafça ödenmemiş hak edişlere ilişkin olarak 20.000,00 TL istihkak alacağının davalıdan tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır. Anılan dava, kısmi dava olarak açılmış olup, yargılama aşamasında ilk Derece Mahkemesice alınan 30/11/2011 tarihli teknik bilirkişi raporu, 26/03/2012 tarihli ve 10/12/2012 tarihli bilirkişi raporları esas alınarak kısmen kabul yoluna gidilmiştir. Söz konusu bilirkişi raporlarında davacının talep edebileceği istihkak alacağı miktarı 1.861.393,36 TL olarak hesaplanmıştır. Netice itibariyle, istihkak alacağına ilişkin kısmi talebin tamamı kabul edilmiş, yani, davacının talebi doğrultusunda 20.000,00 TL istihkak alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kâr mahrumiyetine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Söz konusu ilamın Yargıtay incelemesinden geçtiği ve onanarak 03.07.2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür....Somut olayda, kesinleşen kısmi davada alınan bilirkişi raporuna yapılan itirazlar reddedilmiş, mahkemece alacak miktarı açıkça belirlenmiş, davalı tarafın o dosyadaki temyiz nedenleri Yargıtayca yerinde görülmemiş, temyiz itirazları reddedilerek hüküm onanmıştır. Davalının rapora itirazları gerekçeli olarak değerlendirilmiş ve mahkemece davacının talep edebileceği hak ediş alacağının miktarı açıkça tespit edilmiş olup, kısmi davadaki bilirkişi raporunun eldeki dava yönünden de kesin delil niteliği kazandığı kabul edilerek, bu rapora göre hüküm kurulmasında herhangi bir usule ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, davacının bakiye alacağının miktarı, kesinleşen kısmi davada kesin olarak belirlenmiş olup, kısmi davda hükme esas alınan bilirkişi raporları eldeki ek dava yönünden kesin delil oluşturduğundan, ilk derece mahkemesince verilen hüküm usul ve yasaya uygundur. Bu nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir" gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddedildiği, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2020/889 Esas, 2020/3291 Karar ve 27.10.2020 tarihli ilamı ile: "...Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesine dayalı istihkak alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı yanca işbu davadan önce açılan kısmi dava kapsamında verilen karar, Dairemizin 27.10.2015 tarihli, 2014/10085 E.-2015/6939 K. sayılı ilamı ile, “... özellikle talep edilen ve hüküm altına alınan miktara göre,..” onanmış olup, anılan onama ilamının kapsamı dikkate alındığında, kısmi davada tanzim edilen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun işbu dava için kesin delil niteliği taşımadığı tartışmasızdır. Bu durumda mahkemece, yeniden oluşturulacak konusunda uzman bilirkişi kurulundan tarafların tüm iddia ve savunmalarını karşılayacak şekilde rapor alınarak, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yukarıdaki hususlar gözetilmeden verilen ilk derece mahkemesi kararı ile bölge adliye mahkemesinin bu karara karşı istinaf isteminin reddine ilişkin kararı usul ve yasaya aykırı görülmüştür..." gerekçesiyle kararın bozulduğu; yargılamaya esas olan İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/14 Esas, 2024/686 Karar ve 14.11.2024 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne, 601.349,52 TL istihkak alacağının dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsiline karar verildiği, söz konusu kararın temyiz edilmesine üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2025/409 Esas, 2025/1161 Karar ve 20.03.2025 tarihli ilamı ile onandığı; davacı tarafça 20.05.2025 tarihli kesinleşen ilama karşı iş bu yargılamanın iadesi talebinde bulunulmuş olduğu, ayrıca davacı vekilinin yargılamanın iadesine esas olunan İstanbul 9. ATM'nin 2021/14 Esas, 2024/686 Karar sayılı dosyada karar veren mahkeme başkanı ve üyeleri ile ilgili olarak Yargıtay 6. Hukuk Dairesine 30.12.2024 tarihli tazminat davasını açtığı, davanın konusunun hâkimin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davası olduğu ve davalının Hazine ve Maliye Bakanlığı olduğu, ihbar edilenlerin ise ilk derece mahkemesi başkanı Hâkim... ile ... olduğu, söz konusu davanın mahkeme kararı sonrasında açıldığı, dairenin 24.06.2025 tarihli kararı ile istem koşullarının oluşmadığı, davacının dayandığı sebeplerin temyiz sebebi olarak değerlendirilebileceği gerekçesiyle reddedildiği, ret kararının kesinleşmiş olduğu, davacı vekili tarafından Yargıtay 4. Hukuk Dairesine 11.12.2020 tarihinde Yargıtay 6. Hukuk Dairesi başkan ve üyeleri ile ilgili olarak Maliye Hazinesi aleyhine tazminat davası açtığı, davanın Yargıtay 6. Hukuk Dairesi başkan ve üyelerine ihbar olunduğu ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İş bu dava ile birlikte mahkeme başkanı... 13.10.2025 tarihli dilekçe ile çekilme talebinde bulunmuştur. Mahkemenin 13.10.2025 tarihli kararı ile mahkeme başkanının HMK'nın 36 vd. maddeleri uyarınca çekilme talebinin kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece, tarafların beyanları ve dosya ile ekleri değerlendirildikten sonra yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden yargılamanın iadesi talebinin reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Davalı yararına ise 262.553,27 TL nispi vekalet ücretine hükmolunmuştur. Davacı vekilinin maktu vekalet ücretine karar verilmesine dair tavzih talebi 08.12.2025 tarihli ek karar ile reddedilmiştir. Yargılamanın iadesi talebi, ayrı bir dava olarak açılır ve incelenir. Başka bir deyişle, diğer davalarda olduğu gibi harçlandırılmış bir dava dilekçesi ile açılır. Hakkında yargılamanın yenilenmesi istenilen davanın devamı niteliğinde olmayıp bilâkis yeni bir davadır. Yargılamanın iadesi davası, yargılamanın iadesi nedenleri ve bu davalarda izlenecek usul HMK'nın 374. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 375. maddesinde yargılamanın iadesi sebepleri tahdidi olarak sayılmıştır. Anılan madde uyarınca yargılamanın iadesi sebepleri;
a)Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması,
b)Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması,
c)Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş olması ve karara bağlanmış olması,
ç)Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması,
d)Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmi makam önünde ikrar edilmiş olması,
e)İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması,
f)Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması,
g)Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yeminini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması,
ğ)Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması,
h)Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması,
ı)Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları,konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmünde kesinleşmiş olması,
i)Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme'nin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi hâllerinden ibarettir. Bu sebepler tahdidi olup genişletilemez.
Somut davada, davacı vekili HMK 571/1-a-b bendinde yer alan maddeler kapsamında yargılamanın iadesi talebinde bulunmuştur. İlgili madde bentlerinde, mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması, davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunmasına yer verilmiştir. Hakimin sorumluluğuna dair açılan davalar nedeniyle HMK'nın 36. maddesi gereğince hakimin ret sebeplerinin gerçekleştiği ve çekilmeleri gerekirken çekilmedikleri iddiası ileri sürülmüştür. Yukarıda ayrıntılı şekilde yer verildiği üzere, yargılamanın bitiş tarihinden sonra davacı vekili tarafından gerek ilk derece mahkemesi, gerekse de Yargıtay'ın ilgili dairelerindeki başkan ve üyeleri hakkında ilk derece mahkemesi sıfatı ile tazminat davaları açılmış ve açılan davalar ayrı ayrı reddedilmiştir. Bu kapsamda, yargılama aşamasında mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olmasınından söz edilemeyeceği gibi aynı yasanın (b) bendinde belirtildiği şekilde davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi mercice kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması da söz konusu değildir. Kaldı ki sorumluluk davasında husumet yasa gereğince Maliye Hazinesine yöneltilmiştir. Sorumluluk dava tarihleri ise ilgili mahkeme kararı veya Yargıtay ilam tarihlerinden sonradır. Davacı vekili tarafından iş bu yargılamanın iadesi davasında iade talep edilen kararı veren mahkeme başkanının çekilmiş olması karşısında iş bu davaya bakan başkanında çekilmesi gerektiği iddia ve ileri sürülmüş ise de HMK'nın 357/1. fıkrası gereğince yerinde görülmemiştir. Anılan maddenin 1.fıkrasında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağına yer verilmiştir. Bu nedenle davacı vekilinin aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin bir diğer istinaf nedeni ise davalı yararına nisbi tarife üzerinden vekalet ücreti verilmesidir. Yargılamanın iadesi yeni bir davadır. Bu durumda hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT kapsamında reddedilen miktar üzerinden hesaplanan vekalet ücretine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.03.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.