İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında yapılan sözleşme gereği davalının ........ makinesinin sözleşme ekindeki teknik detaylara uygun olarak kurulumu işini üstlendiğini, iş bedeli olarak davalıya toplam 30.000 Euro ödeme yapıldığını, buna rağmen makinenin kurulumunun gerçekleştirilmediğini, davalı ile 24.03.2022 tarihli bir ek sözleşme yapıldığını, buna rağmen belirtilen sürelerde kurulum ve mamul üretiminin gerçekleştirilmediğini, bu nedenle Konya ..... Noterliğinin 23.09.2022 tarihli ihtarı ile sözleşmeden dönüldüğünü ve davalıdan 30.000 Euronun iadesinin istendiğini belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutularak şimdilik 1.000 Euro bedelin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarının 1 yıl vadeli Euro mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faizle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 12/07/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 30.000 Euroya artırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile müvekkili arasında imzalanan 24.03.2022 tarihli danışmanlık sözleşmesine dayalı alacak talebinin hukuki dayanağı bulunmadığını, davacı şirketin teknik resimleri sağlama yükümlülüğünü yerine getirmediğini, buna rağmen müvekkili tarafından gerekli teknik resimlerin temin edilerek davacıya sunulduğunu, davacının kusurlu üretim taleplerinde bulunduğunu, deneme üretimindeki tolerans ölçümlerinin teknik resimlere uygun olduğunu, bilirkişinin bu hususu manipüle ederek yanlı bir rapor hazırladığını, davacının kendi eksikliklerinden kaynaklanan sorunları müvekkile yüklemeye çalıştığını, makinenin eksik parçalarının temin edilmesinin davacı yükümlülüğünde olduğunu, müvekkilin yalnızca teknik danışmanlık sorumluluğu bulunduğunu, ayrıca, ayıplı mal iddialarının süresinde yapılmayan ayıp ihbarları nedeniyle geçersiz olduğunu, sözleşmeden dönme şartlarının oluşmadığını ve davanın kötü niyetle açıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; her ne kadar taraflar arasında tanzim edilen 24.03.2022 tarihli sözleşmede davalı için müşavir denilmiş ise de sözleşmenin 8. Maddesine yer alan "montaj ve imalat işlemi müşavirce sonuçlandırılacaktır..." şeklindeki ibareden sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu kabulü gerekmektedir. 24.03.2022 tarihli sözleşmeye göre malzeme temininden itibaren işin 45 gün içerisinde bitirileceğinin hükme bağlandığı davalının 22.06.2023 tarihli dilekçesi ekindeki mailden 01.08.2022 tarihinde işin başlayacağının anlaşıldığı, 22.09.2022 tarihli ayıp ihtarnamesinin bu kapsamda süresinde olduğu anlaşılmıştır. Tüm raporlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde ayıplı ifa söz konusu olup bu durumda davacının TBK. 475. Madde kapsamındaki seçimlik hakkını kullanmasının mümkün olduğu anlaşılmış öte yandan davalının istediği malzemelerin gerekli kalitede temin edilmediği iddiası bakımından TBK. 472/3 kapsamında davalının bildirimde bulunduğuna dair delil sunamadığı da anlaşıldığından davanın kabulü yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile; 30.000 Euro'nun 3 Ekim 2022 tarihinden itibaren kamu bankalarının 1 yıl vadeli Euro para cinsi ile açılmış mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranıyla birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı şirket ve müvekkili arasında "........" makinasının imalatında yapılacak danışmanlık hizmetinde öncesinde teknik bir sözleşme bulunmadığını, daha sonra "danışmanlık konulu" 24.03.2022 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme kapsamında işe başlanırken, davacı firmadan üretilecek profillerin toleranslarını belirtecek teknik resimler istendiğini, ancak davacı firmanın kendi üretecekleri ürünlere ilişkin teknik resimleri vermek yerine internet üzerinden buldukları bir tez çalışmasını gönderdiğini, oysa üretilecek profilin üç görünüşünü ve bu üç görünüşün üzerindeki ± torelansları belli eden teknik bir resimleri göndermeleri gerektiğini, bunları temin edemedikleri için mail üzerinden davacı şirkete davalının gönderdiğini, davacı tarafça yaptırılan delil tespiti ve dosyaya sunulan bilirkişi raporlarını kabul etmediklerini, nitekim bilirkişi raporunda deneme üretimlerinin 250 mm olması gerekirken genişlik ölçüsünün 248,87 - 251,00 mm olarak ölçüldüğünün belirtildiğini, teknik resimler incelendiğinde tolerans aralığının ± 1.75 mm olduğu belirtildiğini, bunun da tolerans aralığı nazara alındığında 248,25 - 251,75 mm olması gerektiği sonucuna varıldığını, ölçülerin de 248,7 - 251 mm olmakla tolerans aralığı içinde olduğunu, bilirkişinin teknik resmi bilirkişi raporuna aktarırken resmi kırptığını, tolerans aralığının ± 1.75 mm olduğu kısmını sakladığını, bu sebeple bilirkişinin kötü niyetle hareket ettiğinin sabit olduğunu, söz konusu bilirkişi raporuna hukuken itibar etme olanağı bulunmadığını, bilirkişi raporunda firelerden bahsedilmiş ise de normal şartlarda bu ürünü üretecek firmaların daha iyi üretim yapılabilmesi için 5 ile 10 ton arasında deneme sacları gönderdiğini, ancak davacı firmanın sınırlı sayıda deneme ürünü teslim ettiğini, zira nihai üretime ilişkin hassas ayar gerektiğinden her denemeden sonra gerekli ayarlamaların yapılarak kusursuz üretime ulaşılması gerektiğini, sözleşmeye göre, danışmanın kendisinin malzeme temini gibi sorumluluğu bulunmadığını, deneme üretimindeki firelerin sorumluluğunun hizmet alan davacı şirkete ait olduğunu, müvekkilinin, davacı şirkete ilk olarak anahtar teslimi makine imalatı teklif ettiğini, ancak davacı şirketin maliyeti düşürmek adına kendi bünyelerinde bir takım malzemeler olduğunu bunların kullanılmasını istediğini, davacı tarafın talebi üzerine başka bir firmaya ait ........ Kaset Sistemi üzerine tasarımlara devam edildiğini, davacı şirketin, müvekkilinin verdiği parçaları istenilen torelanslarda olmamasına rağmen müvekkilinin imkanlarıyla gerekli hassasiyete getirmeye çalıştığını, olmayan parçaları da fason olarak kendi bünyelerinde üretebileceklerini söylemelerine rağmen kendi bünyelerinde bu şekilde bir atölye olmadığının görüldüğünü, bunun da parçaların ayrı ayrı firmalardan tedarik edilmesine neden olduğunu, farklı farklı yerlerden fason üretilen parçaların toplanarak makinenin imal edilmeye çalışılmasının, deneme üretimlerinde istenilen hassasiyete ulaşmakta zorlanılmasına neden olduğunu, müvekkili tarafından, mail üzerinden paylaşılan bir videoda bu işleme hataları davacı taraf ile paylaşıldığını, müvekkilinin, davacıya 24.03.2022 günü gönderdiği mailde, kendilerinin talebi bu yönde olduğu için makinenin imalatını yapacakları parçaları karşı tarafa bildirdiğini, ancak karşı tarafın aylar sonra 19.07.2022 tarihinde müvekkiline cevap vererek istenilen malzemeleri temin ettiklerini bildirerek 29.07.2022 tarihinde kurulumun yapılmasını istediğini, müvekkilinden 45 günde makine üretilmesini bekleyen firmanın, 4 ayda 8 parçayı üretip müvekkiline teslim edemediğini, davacı şirketin, kendi kusurunu görmezden gelerek kendi kusurunun sonuçlarını müvekkiline yüklemeye çalıştığını, sözleşme gereği hizmet alan firmanın eksik parçalardan sorumlu olduğunu, üzerinde eksik dedikleri parçanın işlemini yaptığını, ancak firmanın daha hassas bir ürün elde etmek istediği için makinenin söz konusu parçasına bir takım eklemeler yapılması gerektiğini, eksiklikler nedeniyle ayıplı üretimden davalının sorumlu olmadığını, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını belirterek istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;

eser sözleşmesinden dönme nedeniyle bedel iadesi istemine ilişkindir.
Yasalarda sözleşmenin feshinin bazı koşullara bağlı tutulduğu istisnalar dışında, sözleşmeden dönme (fesih), mahkeme kararına gerek olmaksızın ileri sürülebilen, karşı tarafın kabulüne bağlı olmayan, karşı tarafa ulaşmakla sonuç doğuran, karşı tarafa ulaştıktan sonra tek taraflı geri alınması mümkün bulunmayan bozucu yenilik doğuran tek taraflı irade beyanıdır. Genel kural bu olsa da kat karşılığı inşaat sözleşmesi, kira sözleşmesi, iş sözleşmesi gibi bazı sözleşmeler yönünden yasalarda öngörülen sınırlayıcı kurallardan doğan istisnalar da mevcuttur. Nakit bedel karşılığı eser sözleşmeleri yönünden ise sınırlayıcı istisnai bir kural bulunmadığından mahkeme kararına gerek olmaksızın tek taraflı irade beyanı ile sözleşmeden dönme mümkündür. Yerleşik yargı kararlarında bedel karşılığı eser sözleşmesinden dönme için tek taraflı irade beyanının yeterli olduğu benimsenmiştir.(Emsal Yargıtay HGK'nın 08.11.2006 tarih 2006/15-702 Esas, 2006/691 Karar sayılı ilamı ve Yargıtay Kapatılan 15. HD'nin 04.06.1998 tarih 1998/513 Esas, 1998/2377 Karar sayılı ilamları)
Somut olayda davacı iş sahibi ile davalı yüklenici arasına yapılan eser sözleşmesi kapsamında davalı yüklenicinin üstlendiği ........ makinesinin sözleşme şartlarına uygun olarak ve süresinde kurulumunun yapılmaması üzerine davacı iş sahibi tarafından sözleşmeden dönüldüğü, dönme nedeniyle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin son bulduğu ve verilen iş bedelinin iadesinin gerektiği davalı yüklenici tarafından sözleşmeden haksız dönüldüğü iddiasıyla zarar tazmin talebinde bulunulmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu kabul edilmiştir.

Bu itibarla İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

1-Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/11/2024 tarihli ve ... Esas - ... Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalıdan alınması gereken 72.166,63 TL istinaf karar harcından peşin alınan 18.041,66 TL'nin mahsubu ile bakiye 54.124,97 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin Dairemiz kararı temyiz edilirse Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşir ise İlk Derece Mahkemesince düzenlenmesine)

3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince re'sen ilgili tarafa iadesine,

5-İstinaf kararının Dairemizce taraflara tebliğ edilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/12/2025