Tazminat (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın aktif husumet nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Irak'ta bulunan müvekkilince, Kanada'da yerleşik ...firmasından 16.01.2023 tarihinde 6 adet ... marka araç satın alındığını, araçların Kanada'dan Mersin'e gemi ile getirildiğini, araçların Mersin-Irak arası taşımasının için sigortalı ....Şti.ile anlaşma sağlandığını, taşıma sırasında 10.03.2023 tarihinde sürücü beyanına göre oluşan kazada araçların hasara uğradığını, hasara uğrayan 6 adet aracın onarımı için 10.05.2023 tarihli 17.060,00 USD bedelli, 15.06.2023 tarihli 5.400,00 USD bedelli, 15.06.2023 tarihli 6.170,00 USD bedelli, 10.05.2023 tarihli 17.430,00 USD bedelli faturalar ile 46.060 USD masraf yapıldığını, 2918 sayılı Yasa'nın 90.maddesine göre kazaya uğrayan araçtakideer kaybından da sigortacının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 1.000,00 TL hasar ile 1.000,00 TL değer kaybının kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; araçların satıcısının Kanada'da mukim ...Firması, alıcısının ve gönderilenin ise Irakta mukim ... olduğunu, tamir için 46.060,00 USD ödeme yapıldığına ilişkin belge sunulması nedeniyle belirsiz alacak davası açılamayacağını, satıcının, araçların kara yoluyla taşıma sırasında ticari sebeplerle satıştan vazgeçerek araçları Dubai'de yerleşik başka bir firmaya sattığını, araçların ikinci el ve kullanılmış olmaları nedeni ile ülkemize ithalatının izne tabi olduğunu, hasar bedelinin tespitinde bu hususun dikkate alınması gerektiğini, CMR'nin 23/1. maddesine göre yükün kısmen veya tamamen kaybından dolayı tazminat ödenmesi halinde yükün taşınmak üzere kabul edildiği yer ve zamandaki kıymetine göre hesaplama yapılacağını, araçların teslim alındığı Mersin Limanı transit sahasındaki değerinin Kanada'da ki satıcı ...'ın satış faturası tutarı olan 104.000.USD olacağını, CMR'nin 25/1. maddesi gereğince davalının sorumlu olduğu hasar bedelinin, emtianın kıymetten düştüğü miktar ile sınırlı olacağını, ithali izne tabi olan 6 adet ikinci el aracın kıymetten düştüğü miktarın hesaplanmasında emtianın bu özelliğinin de dikkate alınması gerektiği, ancak araçlar ithal edilmediğinden ve araçlar için herhangi bir KDV, gümrük vergisi ve ÖTV ödenmediğinden araçların Türkiye'deki değerinin esas alınamayacağı nı, 28.04.2023 tarihli ekspertiz raporunda sovtaj değerinin 103.000,00 USD olduğunu belirlenmesi nedeniyle hasardan bu miktarının indirilmesi gerektiğini, hasarlı araçların fatura bedeli olan 104.000 USD'den 103.000 USD sovtaj tenzili ve poliçedeki 1.000 Euro muafiyetin uygulanması sonucunda davacının telep edebileceği bir zarar bulunmadığıın, taşımanın CMR Konvansiyon'unun nakliyecinin sorumluluğuna ilşikin sınırlandırıcı hükümlerine tabi olduğunu, CMR'nin 41.maddesinde sözleşmesinin hükümlerini doğrudan veya dolaylı ihlal eden her tülü koşulların hükümsüz sayıldığını, CMR'nin 23. maddesinde tazminatın ne şekilde hesaplanacağının açıklandığını, CMR'nin 25.maddaesinde ise hesaplama şeklinin gösterildiğini, bu nedenle ayrıca değer kaybının talep edilmesinin usule aykırı olduğunu, TTK'nın 1472/2. maddesinde hasarın ihbarı için süre belirlendiğini, davalıya 12.07.2023 günü ihbar yapıldığını, bu nedenle temerrütün 45 gün sonra oluştuğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Yargılamanın aşamalarında bilirkişi raporları alınmıştır. Davacının taleplerine ilişkin tazminat hesaplanmasının değerlendirilmesinden önce davacının aktif husumetin mahkememizce değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalı yanca aşamalarda Irak'taki alıcı şirketin ...olduğunu, davacının farklı şirket olup aktif husumetinin bulunmadığını savunmuştur. Dosya kapsamında yapılan değerlendirmede davacı yanca sunulan açıklamalar gözetildiğinde davalı yanca bu yönde somut belge sunulmadığından itiraz yerinde görülmemiştir. Davacının zarar gören emtia bakımından onarım masrafları ve değer kaybını davalıdan talep edip edemeyeceği, aktif husumeti bulunup bulunmadığı noktasında ise; davaya konu taşımanın türünün tespit edilmediği, satış türünün tazminat isteme hakkının tespitinde etkili olduğu, davacının bu yönde belge sunulmadığı, taşınan emtiaya ilişkin olarak ödeme belgesinin verilen süreye rağmen sunulmadığı, araçların kazadan sonra mülkiyetinde bulunduğuna dair sevk belgelerini ibraz edemediği, dosyaya sunulan onarım faturalarının taşınan emtiaya ilişkin olup olmadığının belirlenmesini mümkün olmadığı, kaldı ki onarım faturasının tek başına mülkiyet tespiti bakımından esas alınamayacağı, bu haliyle davacının aktif husumetinin bulunduğunun dosya kapsamı itibariyle ispat edilemediği anlaşıldığından davanın aktif husumet yokluğu..." gerekçesiyle, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Gerekçeli kararda fatura sunulmuşsa da ödeme belgesinin bulunmadığı ve faturanın gerekli nitelikleri taşımadığının kabul edildiğini, oysa müvekkilinin Irak'ta yerleşik bir firma olduğunu ve Irak'ta merkezi hükümet bulunmadığını, federal gruplar arasında hala şiddetli çatışmaların devam ettiğini, merkezi bir hükümet olmadığı gibi yerleşik bankacılık sistemi de bulunmadığını, Türkiye'de bilindiği şekli ile bir bankacılık sistemi bulunmadığını, Irak'ta para transferlerinin elden ödeme, kuyumcular üzerinden yapılan ödeme gibi yollarla yapıldığını, Müvekkilinin bu araçları Kanada'da da yaşayan akrabaları ve kardeşi vasıtasıyla aldığını, Kanada'da ki işlemlerin müvekkilinin oradaki akraba ve kardeşleri aracılığıyla yapıldığını, bu kişilerin ... firmasından toplu alımlar yaptığını ve bu alıma ilişkin dekont bulunmadığını, yalnızca bu alımlara ilişkin fatura düzenlendiğini, ... firmasınca düzenlenen faturanın dosyada olduğunu, mahkemece Türk hukuk ve vergi sistemine uygun fatura özellikleri aranmasına rağmen bu faturanın Kanada'da yerleşik bir firma tarafından düzenlendiğini, usulüne uygun fatura olması nedeniyle Gümrük Müdürlüğünün de işlem yaptığını, Mahkemece Mersin Gümrük Müdürlüğüne yazı yazılmasına rağmen....... Gümrüğüne yazılmadığını, müzekkere yazıldığında dava konusu taşıma işine ilişkin tüm bilgilere ulaşılabileceğini, oluşturulan heyette gümrük uzmanı bulunmamasının da eksik olduğunu, mahkemece ticari teamüllere hiç değinilmediğini, müvekkilinin Iraklı bir firma olarak Kanada'da yerleşik bir firmadan transit bir yük taşımacılığı işi yaptırdığını, taşıma işinin, alım satım süreci ve belge süreçleri ticari teamüllerle şekillendiğini, ancak mahkemece bu hususa hiç değinilmediğini, transit yük taşımacılığı konusunda teammüllerin bilirkişi raporuyla belirlenmesi gerektiğini, Taşıma işini yapan ...'a ait L2 belgesi sunulduğunu, buna göre taşımayı yapan şirketin yurt içi ve yurt dışında her türlü ticari lojistik işletmeciliği yapmak üzere yetkili kılındığını, davalının da ...'un sigortacısı olarak sigorta yaptığını, poliçe kapsamındaki kara yolu taşınması sırasında meydana gelen kazada emtianın hasara uğradığını, taşınan araçlara ilişkin CMR belgesinin, T1 belgesi ve ruhsatların sunulduğunu, kazada zarar gören araçların müvekkilince onarıldıklarını ve buna ilişkin faturaların dosyaya sunulduğunu,araçların onarımının Türkiye'de mümkün olmaması nedeniyle araçların Mersin Limanı'ndan konteynerlere yüklenerek Dubai'ye gönderilmiş ve onarımların Dubai'de yapıldığını, bu hususta Mersin Transit Gümrük Müdürlüğü kayıtlarından araçların Dubai'ye sevk edildiğinin ispatlandığını, Önceki dilekçelerde araçların Dubai'den Irak'a gönderildiği beyan edilmişse de, bu husus sehven belirtildiğini, müvekkilinin yabancı bir firma olması nedeniyle iletişimin, tercüman vasıtasıyla sağlandığından, doğru bilgi alınamadığını, araçların müvekkilince satın alındığını ve gerekli onarımların müvekkilince yaptırıldıktan sonra Dubai'de kalmaya devam ettiğini, araçların fiziken nerede olduğunu dava açısından bir önemi bulunmadığını, satın almaya ilişkin belgeler ile onarım belgelerinin dosyada olduğunu, müvekkilinin kendisine ait olmayan araçları onarmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda hasarın poliçe teminatı kapsamında olduğunun belirlendiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Dava, CMR Konvansiyonu kapsamında taşınan emtiada oluşan hasarın taşımacının sorumluluk sigortacısından tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, müvekkili ... Limited Şirketi'nin Irak'ta kurulu bir şirket olduğunu ve Kanada'da bulunan ... Şirketinden 16.01.2023 tarihinde 6 adet ... ... marka aracı 104.000 USD bedelle satın aldığını, araçların gemiyle Mersin Limanına getirildikten sonra, Mersin-Irak arası taşıma işinin davalının sigortalısı .... Şti.tarafından yerine getirildiğini, emtianın Mardin-Urfa karayolunda yüklendiği aracın tek taraflı kazası sonucu hasarlandığını, kazadan sonra araçların Türkiye'de tamiri mümkün olmadığından, ikinci el araçların Birleşik Arap Emirliklerine gönderildiklerini ve araçlar için 46.060 Usd tamir bedeli ödendiğini, daha sonra bu araçların Irak'a götürüldüklerini ileri sürerek, araçlarda oluşan hasar ve tamir bedeli ile değer kaybının tahsilini istemiştir.
Davalı ise cevap dilekçesi ve özellikle bilirkişi raporuyla ek rapora yönelik itirazında, eksper raporunun 2/13 sayfasında satışı firmanın davacıya yaptığı satıştan vazgeçtiği ve araçları Dubai'de bulunan başka bir firmaya sattığının belirtildiği görülmüştür. Mahkemece davacının dava konusu araçlardaki hak sahipliğini kanıtlamadığı, araçların satış türünün belirlenemediği emtiaya ilişkin ödeme belgesinin verilen süreye rağmen sunulmadığı, davacının emtianın hak sahibi olduğunu kanıtlamadığı, araçların kazadan sonra davacının mülkiyetinde olduğuna ilişkin belge ibraz edilmediği, sunulan faturaların emtiaya ilişkin olduğunun anlaşılamadığını ve bu onarım faturalarının tek başına mülkiyeti tespit hususunda dikkate alınamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamında bulunan belgelerin sıhhati tam olarak anlaşılmamakla birlikte, ........ tarafından Irak'ta yerleşik bulunan ...şirketine düzenlenmiş 104.000 Usd bedelli 16.01.2013 tarihli ve fatura olarak adlandırılan bir adet belge bulunmaktadır. Bunun yanı sıra emtianın Türkiye-Irak, Irak-Türkiye arası nakliyesinin sigortalı ... tarafından yapıldığı ve sigortalı tarafından düzenlenen 09.01.2013 tarihli faturanın ...şirketine düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davacının, dava dilekçesindeki unvanı ise ... . Şti'dir. Davacı vekili 20.12.2014 tarihli dilekçesinde evrakların tercümesi nedeniyle unvanın değişik yazıldığı, ancak dava açan şirketle ...şirketinin aynı şirketler olduğu belirtilmiştir. Öncelikle şirketin kayıtlarının davacı tarafından sunulmasının istenerek fatura olarak adlandırılan belgedeki şirketle davacı şirketin aynı şirketler olup olmadığı ve davacı şirketin gerçekte var olan bir şirket olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Diğer yandan mahkemece davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı belirtilmiş ise de yapılan inceleme bu sonuca varılması için yeterli değildir. Zira dava konusu edilen araçların fatura olarak adlandırılan belgesinde 104.000 USD değer gösterilmesine rağmen, davacı bu bedelin aslında daha yüksek olduğunu ve tüm ödemelerin elden yapıldığını ileri sürmektedir. Davalı ise hasardan sonra yurt dışındaki satıcının bu araçları ticari sebeplerle davacıya satmaktan vazgeçerek Dubai'de yerleşik başka bir firmaya sattığı beyan etmiş ve ekspertiz raporunun 2. sayfasındaki açıklamalar ile 14.03.2025 tarihli bilirkişi ek raporuna karşı itiraz dilekçesi ekindeki delilleri sunmuştur. Mahkemece Mersin Gümrük Müdürlüğünden gümrük belgeleri getirtilmiş olup, bu gümrük belgeleri ekindeki evraklarda, davacının adına denk gelinmemiştir. Emtianın Türkiye'den Irak'a gittiği, ardından Irak'tan Türkiye'ye geldiği beyan edildiğinden; Irak'tan Türkiye'ye giriş çıkış için gerekli olan belgelerin de ilgili gümrük müdürlüğünden temin edildikten sonra, aralarında gümrükçü bir bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi kurulundan, dosyada bulunan ve fatura olarak adlandırılan belgenin fatura niteliğinde olup olmadığı, davacının satın aldığını iddia ettiği 6 adet araç için ödemede bulunarak bu emtiayı mülkiyetine geçirip geçirmediği, davalı iddiası gibi emtianın yurt dışındaki satıcısı tarafından üçüncü bir kişiye satılıp satılmadığı ve Mersin Gümrük Müdürlüğü tarafından gönderilen yazılarda, yurt dışına gönderildiği anlaşılan araçların kim tarafından yurt dışına gönderildiği, hangi amaçla gönderildiği ve davacının bu araçlar üzerinde herhangi bir hakkının bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra aktif dava ehliyetinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira ibraz edilen deliller ile Mersin Gümrük Müdürlüğünün yazılarından araçları yurt dışına gönderen kişi ile yurt dışındaki alıcının kim olduğu, davacının bu belgelerde herhangi bir sıfatının bulunup bulunmadığı, belgelerde davacı adının yer almamasının aktif dava ehliyetine bir etkisinin bulunup bulunmadığı yapılan incelemeden anlaşılamamaktadır. Bu inceleme yapıldıktan sonra davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu kabul edilmesi hâlinde, CMR'deki sınırlı sorumluluğun zararın tazmini gereken üst sınır olduğu, bu sınır içinde kalmak şartıyla gerçek zararın tazmini gerektiği dikkate alınarak araçların belgelendirilen değerinden sovtaj değerinin mahsubundan sonra poliçede muafiyet ve tenzil kaybı olup olmadığının da dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,

2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,

4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,

5-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;
HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 12.03.2026