İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin taşıma işlerinde komisyoncu konumunda olduğunu, davalının da taşıma işleri komisyoncusu olduğunu, konteynırlara el konulmasının ardından, davalı tarafça belli aralıklarla yükün serbest bırakılacağı bilgisinin verildiğini, ancak en nihayetinde dava dışı müşterilerinin kaçaklığa konu yüklemeyi yapmış olduğu bilgisinin verildiğini, el koyma işleminin ardından, armatör yasal bekleme süresini esas aldığını beyan etmek sureti ile davalı aleyhine 16.07.2024 tarihli faturada detayları düzenlenen talebi ilettiğini ve davacı şirket aleyhine demuraj faturasının düzenlendiğini, davacı şirketin, 16.08.2024 tarihinde, cari hesap çalışmış olduğu armatöre bu bedelin toplu dekont ile ödendiğini, ardından davalı tarafa düzenlenen faturanın davalı tarafça haksız şekilde önce iade faturasının kesildiğini, davalı tarafa iade faturası kesmesinin kabul edilmediğinin ihtarname ile bildirildiğini ve noter kanalı ile onaylı faturaların yeniden gönderildiğini, akabinde de 10.09.2024 tarihinde fatura bedellerinin ödenmemesi sebebi ile icra takip işlemi başlatıldığını, ancak davalı tarafın takibe de haksız şekilde itiraz ettiğini, takibin durduğunu, davalı tarafın itirazı üzerine, İstanbul Arabuluculuk Bürosu' nun 2024 /...... Başvuru, 2024/..... Büro numaralı dosyası ile arabuluculuk görüşmeleri anlaşmama ile sonuçlandığını, davalı şirket yetkililerinin borcu ödemek istediklerini beyan ile mailler atarak bakiye tutarı öğrenmelerine ve borcu kabul etmelerine rağmen, borcu ödemediğini ve iş bu hukuki uyuşmazlık ile ilgili olarak dava açmak zaruretinin doğduğunu, davalı tarafın, icra takibine başlandıktan sonra, davacı şirket tarafından düzenlenmiş olan faturaya iade faturasının kesildiğini bu haksız iade işlemine de sürekli olarak devam ettiğini, icra takibine karşı yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ederek, .....İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile icra takibinin devamına, %20' den az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; müvekkili şirket aleyhine açılan davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı tarafından dava dosyasına ibraz edilen ve borç ilişkisine dayanak gösterilen konşimentonun 24. maddesinin incelenmesi halinde; “...” başlığı altında, konşimento tahtında çıkacak tüm hukuki uyuşmazlıkların çözümü için Hamburg Mahkemeleri’nin açıkça yetkilendirildiğini ve ihtilaf halinde Alman hukukunun uygulanacağı açıkça kararlaştırıldığını, Hamburg Mahkemelerinin yetkilendirildiği bu yetki anlaşmasının 2718 Sayılı MÖHUK'un 47. maddesi kapsamında geçerli olduğunu, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında hiçbir akdî ilişki bulunmadığını, bu sebeple husumet itirazlarının bulunduğunu, müvekkili şirket ile davacı şirket aynı işi yaparken müvekkili şirketin kendi müşterisinin işini davacıya verdiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, yetki ve husumet itirazlarının kabulüyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Takip tarihi itibariyle davacı şirketin adresi......./İstanbul, davalının adresi ise .......dır. Buna göre, takip başlatılan ...... icra dairesinin tarafların yerleşim yerinde olmadığı açıktır. Davacı ile davalı arasında yükün ......... Limanından .....'na taşınması konusunda anlaşmaya varıldığı, bu kapsamda 18/09/2023 tarihli konişmentonun düzenlendiği, yüke el koyulması nedeniyle taşımanın yapılamadığı, meydana gelen demuraj ücreti için takip konusu 14/08/2024 tarihli faturaların düzenlediği görülmektedir. Davacı vekili takibe konu alacağın davalının Büyükçekmece Şubesinin işleminden kaynaklandığını ve HMK'nın 14. Maddesi uyarınca şubenin bulunduğu yer icra dairesinin de yetkili bulunduğunu ileri sürmüştür. Dosyaya sunulan konişmento talimatı doğrudan davalı ...tarafından düzenlenmiş olup alacağın şube işleminden kaynaklandığına ilişkin bir kayıt bulunmamaktadır. Davacı vekili tüm işlemlerin şube tarafından yapıldığını ve mail yazışmalarında şube adresinin belirtildiğini ileri sürmüş ise de mail yazışmalarının konişmento tarihinden sonra, demuraj alacağına ilişkin yazışmalar olduğu anlaşıldığından alacağın şube işleminden kaynaklandığından söz edilemez. Tahliye limanının ve buna göre taşıma sözleşmesinin ifa yerinin de yurt dışı olduğu dikkate alındığında icra takibinin başlatıldığı Büyükçekmece İcra Dairesini yetkili kılan bir düzenleme bulunmamaktadır. İtirazın iptali davalarında usulüne uygun bir icra takibinin bulunması dava şartı olup, takip yetkili icra dairesinde başlatılmadığından..." gerekçesiyle, icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin taşıma işleri komisyoncusu olduğunu, davalınında taşıma işleri komisyoncusu olduğunu, taraflar arasında davalının müşterisine ait yükün Türkiye'den Suudi Arabistan'a taşınması konusunda anlaşmaya varıldığını, davalı tarafça organize edildiğini, davalının dava dışı müşterisine ait yüke gemi yüklenme aşamasında gümrük kaçakçılığına konu bir eşya sebebiyle el konulduğunu, bu durumun davalı şirket tarafından müvekkiline bildirildiğini, konteynerlere el konulmasının ardından davalının belli aralıklarla yükün serbest bırakılacağı bilgisinin verildiğini, eksik ve yanıltıcı bilgi verildiğini, davalının hem faturaya hem de icra takibine itiraz ettiğini, el koyma işleminin ardından armatörün yasal bekleme süresini esas aldığını beyan etmek suretiyle müvekkili aleyhine 16.07.2024 tarihli faturadaki düzenlenen talebi ilettiğini, müvekkili şirket aleyhine demuraj faturası düzenlendiğini, müvekkilinin cari hesap ile çalışmış olduğu armatörü bu bedeli dekont ile ödediğini, davalı tarafa düzenlenen faturaya karşı davalı tarafça haksız şekilde iade faturası kesildiğini, kabul edilmeyeceğinin bildirildiğini, davalının şube adresinin Büyükçekmece İstanbul olduğunu, tüm faturaların şube adresine düzenlendiğini, yazışmalarda şube olarak adres üzerinden yazışmaların yapıldığını, şube ile yapılan iş ve işlemler konusunda şubenin bulunduğu yer yetkisi ile ...... İcra Müdürlüğünde takip başlatıldığını, davalının müvekkili şirkete karşı edimlerini yerine getirmediğini, tüm sürecin başından sonuna kadar işlemlerin şube ile yürütüldüğünü, HMK 14. maddesi gereğince şubenin işlemlerinden dolayı şubenin bulunduğu yer mahkemesininde yetkili kılındığını, ayrıca TBK'nın 89. maddesi uyarınca yüklemenin yapıldığı yer olan Ambarlı Gümrük Müdürlüğünün ve yine Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün yetkisi kapsamında olduğunu iddia ederek, mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, deniz yoluyla eşya taşıma faaliyetleri kapsamında düzenlenen faturalara konu alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. Maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık, icra dairesinin yetkili olup olmadığı, davacı şirket ile davalı şirket arasında gerçekleştirilen yazışmalar ve mailler nedeniyle icra dairesinin davalının şubesinin bulunduğu yerde olması nedeniyle yetkili yerde icra takibinin başlatılıp başlatılmadığı ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirket hakkında ...... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 23.09.2024 tarihinde toplam 13.618,21 USD alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı şirket tarafından icra takibine karşı itiraz edildiği, itiraz dilekçesinde şirket adresinin Antakya/Hatay olduğu, takibin yetkisiz icra müdürlüğünde başlatıldığı belirtilerek icra dairesine yetkisine ve borca itiraz edildiği ve davacı şirket tarafından İİK'nın 67. maddesi gereğince davalının Büyükçekmece'de şubesi ile yazışmalarının yapıldığı, tüm işlemlerin yürütüldüğü gerekçesiyle Büyükçekmece İcra Dairesinin yetkili olduğu iddiası ile itirazın iptali davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili, yetkili icra dairesi iddiasına esas olmak üzere davalı şirket ile gerçekleştirilen mail yazışma örneklerini dosyaya ibraz etmiştir. Söz konusu yazışmaların, davalı şirketin Büyükçekme İstanbul şubesi ile gerçekleştirilmiş olduğu anlaşılmıştır. Davacı şirketin ticari merkezi Beykoz/ İstanbul'dur. Davalı şirketin ticaret merkezinin ise .....olduğu dosya kapsamından ve vekaletname örneğinden anlaşılmaktadır. Söz konusu taşımaya dair düzenlenen 14.08.2024 tarihli taşımacılık giderlerine ait iade faturasında davalı şirket adresi .......'dır. İcra dairesinin yetkisi İİK'nın 50. maddesinde düzenlenmiş olup, HMK'daki mahkemelerin yetkisini düzenleyen hükümler çerçevesinde, ön sorun (hadise) şeklinde incelenip karara bağlanması gerekir. İcra müdürlüğünün yetkisine vaki itirazın haklı olduğu sonucuna varılması hâlinde, mahkemece, davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekecektir. Çünkü itirazın iptali davalarında, icra dairesinin yetkisine itiraz hâlinde, yetkili icra dairesince ödeme emri tebliğ edilmiş olması, HMK'nın 114/2.anlamında özel dava koşuludur (HGK’nın 28.03.2001 gün ve 2001/19-267 E. 2001/311 K.; 20.03.2002 gün ve 2002/13-241 E.,2002/208 K.).HMK'nın 6. maddesine göre, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı Yasa'nın “Sözleşmelerden doğan davalarda yetki” başlıklı 10. maddesinde ise sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınmıştır. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TBK'nın 89. maddesinde borcun ifa edileceği yer düzenlenmiştir. Maddenin 1. fıkrası gereğince para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceği hususlarına yer verilmiştir. Davacı şirketin ticari merkezi .........'dur. Beykoz Adli yargı çevresi içerisindedir. Davacı icra takibini .......İcra Müdürlüğünde başlatmıştır. Davalı şirketin ticari merkezi ise ...........'dır. Davacı vekili, davalı şirketin Büyükçekmece'de şubesi bulunduğunu, tüm yazışmaların Büyükçekmece'deki şube ile yapıldığını bu nedenle icra takibinin yetkili yer icra dairesinde başlatıldığı iddia edilmiştir. HMK'nın 14.maddesinin 1. fıkrasında, bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda o şubenin bulunduğu yer mahkemesininde yetkili olacağı düzenlenmiştir. Ne var ki uyuşmazlık konusu fatura alacağına dair talep şubenin işlemi ile ilgili olmayıp davacı şirkete ilişkindir. Bu nedenle mahkemece yetkili yer icra dairesine başlatılmayan takip nedeni ile davanın usulden reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Çünkü itirazın iptali davasının şartlarından birisi, yetkili yer icra dairesinde başlatılan icra takibinin mevcut olmasıdır. Özel dava şartlarındandır. Mahkeme kararı usul ve yasaya uygun görüldüğünden davacı vekilinin aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine adir aşağıdaki hüküm verilmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 12.03.2026