Zayi nedeniyle çek iptali

Zayi nedeniyle çek iptali talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle talebin reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ........... Şti.'nin müvekkili şirkete olan borcuna istinaden, ... A.Ş. ......Şubesine ait ...seri numaralı 411.469,78 TL bedelli 28.02.2025 tarihli çeki keşide ederek, müvekkiline teslimi için ... firmasına teslim edildiğini, ancak teslim edilen kargo poşetinden gönderilen çekin çıkmadığını, çekin taşıma sırasında zayi olduğunu ileri sürerek ödeme yasağı kararı verilerek çekin zayi olması nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamından, davaya konu çekin davacı eline ulaşmadan, henüz kargoda iken kaybolduğunun açıkça belli olduğu, TTK. 651. maddesi düzenlemesine göre iptal davası açma hakkının hamile ait olduğu, 6100 sayılı HMK 114/1-h maddesi gereği davacının dava açmasında hukuki yararının bulunması gerektiği ve bunun dava şartı olduğu, dava şartlarının mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınarak eksiliği tamamlanamayacak dava şartı noksanlığı halinde davanın 6100 sayılı HMK 115/2 maddesi gereği usulden reddine karar verilmesi gerekeceği; bir kimsenin henüz yetkili hamili olmadığı çekin iptalini istemesinde hukuki yararının olmadığı vicdani ve hukuki kanaatine varılarak davanın 6100 sayılı HMK 114/1-h ve 115/2 maddesi gereği hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar vermek..." gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin TTK'nın 651/2 maddesi uyarınca hak sahibi olduğunu, çekin keşidecisi olan ... Limited Şirketi tarafından müvekkilinin emrine düzenlendiğini ve bu amaçla kargoya verildiğini, anılan maddede daha geniş bir kavram olan hak sahibi ifadesinin kullanıldığını, iptal davası hakkının senet metninden anlaşılabileceğini, çekin lehtar hanesinde müvekkilinin adının yazılı olduğunu, bir çok yüksek yargı kararında bu şekildeki çekler bakımından lehdarın hak sahibi olduğunun belirlendiğini, çekin lehdara gönderilmek üzere verildiği kargo taşıması sırasında zayi olması halinde dava açma hakkının lehdara ait olduğunu, aksi halde keşidecinin de iptal davası açamayacak olması karşısında bu tür bir kıymetli evrakın iptali halinde keşidecinin de dava açamayacak olması nedeniyle hukuki boşluk oluştuğunu, dava konusu çekin şu anda keşidecinin veya lehdarın elinde olmadığını, ve çekin lehdarının iptali istemede hukuki yararının bulunduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve talebin kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Talep, TTK'nın 818/1.s maddesi atfıyla aynı Kanun'un 757 ve devamı hükümleri uyarınca, zayi nedeniyle çek iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarfından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Kıymetli evrakın iptali, kıymetli evraka ilişkin “Umumi hükümler” arasında TTK'nın 651 ve 652'de genel bir şekilde düzenlenmiş, ayrıca nama (TTK m. 657) ve hamiline yazılı senetlerin iptali hakkında (TTK m. 661-668) özel hükümler öngörülmüştür. TTK’da emre yazılı senetlerin iptaline dair ayrık hükümler bulunmamaktadır. Bunun yerine poliçenin iptali için özel bir düzenleme (TTK m. 757-765) getirilerek bu hükümlerin TTK m. 778/1-ı yollamasıyla bonolar bakımından, 818/1-s yollamasıyla çekler bakımından da uygulanacağı öngörülmüştür. Dosyayanın incelenmesinde; iptali istenen çeklerin keşidecisinin ........ Şti ... olduğu, çekin davacı emrine düzenlendiği, ve buna dair çek fotokopisinin sunulduğu, söz konusu çekin keşideci tarafından kargo ile lehdar olan davacı şirkete gönderildiği sırada kargoda kaybolduğu ve davacı şirkete ulaşmadığı anlaşılmaktadır. TTK'nın 788/1 hükmü uyarınca, emre yazılı veya belirli bir kimse lehine düzenlenen çek, ciro ve teslim yolu ile devredilebilir. Emre yazılı senetlerin devri iki tasarruf işleminin bir arada yapılması ile gerçekleşir. Bu işlemlerin birincisi senedin ciro edilmesi, ikincisi de buna ek olarak senedin zilyetliğinin devralana geçirilmesidir. Dolayısıyla, kambiyo senedinde mündemiç hakka sahip olmak için senet üzerindeki zilyetlik zorunludur (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 06.06.2012 tarih ve 2011/4524 Esas, 2012/9838 Karar sayılı kararı da benzer yöndedir). Somut olayda dava konusu çeklerin keşideci tarafından düzenlendikten sonra davacı lehtara teslim edilmeden kargoda kaybolduğu ileri sürüldüğüne göre, davacının çeklerin hâmili olmadığının kabulü gerekmektedir. Bu durumda davacı, çekin lehdarı ancak yetkili hamili olmadığından davacının hamil olmadığı çekler yönünden iptal davası açma hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 12.03.2026