İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156))

Mahkememizde görülmekte olan İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkil şirket ile bağlı bulunduğu ... Grubu bünyesindeki firmalar ile davalı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. arasında uzun süredir devam eden bir ticari ilişki bulunduğunu, bu kapsamda davalı şirket, müvekkil firmaya çeşitli kalıp ürünlerinin üretim ve teslimini üstlenmiş, müvekkil şirket de edimlerine uygun olarak davalıya çeşitli tarihlerde ödemelerde bulunduğunu, ancak, davalı taraf, üstlendiği teslim yükümlülüklerini gereği gibi ifa etmemiş, teslim ettiği bazı kalıplar bozuk, hatalı ve kullanılamaz nitelikte olduğunu, taraflar arasında düzenli olarak tutulan cari hesap ekstresine göre, davalı borçlu şirketin davacı müvekkil şirkete karşı 210.204,59 TL tutarında bakiye borcu bulunduğunu, davalı borçlu şirket, müvekkil şirkete olan borcunu 21.07.2025 tarihine kadar ödemediğini, bunun üzerine müvekkil şirket tarafından Büyükçekmece İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden iflas yolu ile icra takibi başlatılmıştır. Ancak davalı borçlu, herhangi bir haklı gerekçesi bulunmaksızın, tamamen kötü niyetli ve haksız bir şekilde, 05.08.2025 tarihinde takibe borca itirazda bulunduğunu beyanla davalı borçlunun Büyükçekmece İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kaldırılmasına ve davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu proje davacı tarafından satışa sunulduğunda ilk 30.000 adette satış sonrası 10.000 USD, 50.000 adette satış günü 10.000 USD, 100.000 adette satış günü 20.000 USD ilave ödeme yapacağını yine davacı taahhüt ettiğini, toplam bedel 205.000 USD olarak anlaşmaya varılmış olup sözleşmede ödemeler nakit ve karşılık gelen Türk Lirası üzerinden yapılacağı hususunda mutabık kalındığını, ancak davacı sözleşmede ki ödeme şartına rağmen tüm ödemeleri nakit yapmamış kimi zaman ileri tarihli TL çek vererek yapmış ve müvekkil kur farkından dolayı ciddi zarara uğradığını, bu sebeple davacıya 03.03.2025 tarihli ... no'lu kur farkı faturası kesildiğini, davacı taraf eser sözleşmesinden doğan edimlerini yerine getirmediğini, davacı ile müvekkil arasında kurulan sözleşme gereği bazı kalıplar revizyon işlemleri gördüğünü, davacı tarafından iade edilen bir kalıp olmadığını, hiçbir surette iade faturası kesilmediği gibi bu ürünler davacı tarafında satışa sunulan Elektrikli Süpürge imalatında kullanıldığını, bu durum da davacının cari hesap ekstresinde neden alacaklı gibi göründüğünün sebeplerinden bir tanesi olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İflas avansının yatırıldığı, yazılan müzekkereye cevap verildiği görüldü.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:

Davacı tarafından borçlu şirket aleyhine iflas yoluyla takip yapılmaksızın açılan iflas istemine ilişkindir,
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı/alacaklının, borçlu şirket hakkında iflas yoluyla takip yapmaksızın açtığı iflas davasının, icra ve iflas kanunu uyarınca dava şartlarını taşıyıp taşımadığı, başka bir ifadeyle iflas yoluyla takip yapılmasının zorunlu olup olmadığı hususunun tespit edilmesidir.
Dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları ile tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı/alacaklı tarafından borçlu şirket aleyhine iflas yoluyla takip yapılmaksızın, genel haciz yoluna özgü ilamsız icra takibi başlatıldığı, akabinde bu takibe dayanılarak iflas talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır. İcra ve İflas Kanunu’nun 154 ve devamı maddeleri uyarınca, bir borçlu hakkında iflas talebinde bulunulabilmesi için, öncelikle iflas yoluyla icra takibi yapılması, bu takip kapsamında iflas ödeme emrinin borçluya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi ve borcun bu takip sonucunda ödenmemiş olması gerekmektedir. Anılan hususlar, iflas davası bakımından dava şartı niteliğinde olup, mahkemece re’sen gözetilmesi zorunludur. Somut olayda, davacı/alacaklı tarafından başlatılan icra takibinin iflas yoluyla takip olmadığı, borçluya gönderilen ödeme emrinin de iflas yoluna özgü ödeme emri niteliğini taşımadığı, dolayısıyla iflas hukukuna ilişkin usuli koşulların yerine getirilmediği sabittir. Bu haliyle, iflas talebine dayanak teşkil edecek geçerli ve kesinleşmiş bir iflas takibinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, iflas davasının esası incelenmeksizin, iflas yoluyla takip yapılmadığından dava şartı yokluğu bulunduğu, dava şartlarının sonradan tamamlanmasının da mümkün olmadığı gözetilerek, davanın usulden reddine karar verilmiştir.

yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davanın dava şartlarına aykırılık sebebiyle Usulden REDDİNE,

2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40 TL harç peşin alındığından bakiye harç tayinine yer olmadığına,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansı ile iflas avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,

6-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/12/2025