İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememize tevzi edilen ve yukarıda tarafları yazılı dava dosyasında yapılan inceleme sonunda;
Davacı vekili, dava dilekçesinde; davacı ile davalı kurum arasında ...le kayıt numaralı İzmir ... Sulama Tesisi Yenileme İnşaatı işine ilişkin 23/12/2024 tarihinde sözleşme akdedildiğini ve müvekkilinin yüklenici sıfatıyla sözleşmeden doğan yükümlülüklerini eksiksiz ve tam olarak yerine getirdiğini, bu nedenle icra takibine konu faturaları tanzim ederek davalıya ibraz etmesine ve davalı tarafça ödeme emri belgeleri tanzim edilmesine rağmen davalının sözleşmede belirtilen sürelere uygun olarak ödemeleri yapmadığını, bunun üzerine davaya konu icra takibini yaptıklarını ancak davalı tarafça haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, müvekkilinin sözleşmeye konu işi yapmış olması nedeniyle sözleşme için verilen teminat mektuplarının müvekkiline iadesine karar verildiğini, alacağın likit olması nedeniyle davacının icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını bildirmiş, davalının, itirazının iptali ile takibin 15.704.367,92 tl üzerinden ve takip talebinde belirtilen şartlarla devamına, takip bedelinin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava; ihaleye bağlı olarak taraflar arasında düzenlenen sözleşme nedeniyle davacı yüklenicinin sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirdiği, buna karşın davalı tarafın sözleşmede belirtilen sürede sözleşme bedelini ödemediği iddiası ile davacı tarafın, davalı hakkında yaptığı icra takibinde, davalı tarafın borca ve ferilerine ilişkin itirazının iptali istemine ilişkindir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnız bir ticari işletme ile ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruptan oluşur.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın yasal düzenlemelerce ticari sayılan davalardır. Bu davalar TTK'nun 4(1), Kooperatifler Kanunu'nun 99, İİK'nun 154, Finansal Kiralama Kanunu'nun 31, Ticari İşletme Lehine Kanunu'nun 22. maddelerinde sayılmış olup, bu nitelikteki davaların mutlak ticari dava sayılabilmesi için ilgili özel kanunlarda nitelendirilmesi ya da TTK'nun 4(1) maddesinde sayılmış olması yeterlidir.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili ve tarafların tacir olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. Uyuşmazlığın nispi ticari dava sayılabilmesi için bu iki koşulun birlikte varlığı zorunludur.
Üçüncü grup ticari davalar yalnız bir tarafın ticari işletmesini ilgilendirilen havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bu davalar TTK'daki yasal düzenleme gereği uyuşmazlığını bir yanı tacir olmasa dahi bir yanının tacir olması halinde ticari dava sayılmıştır.
6335 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu'nun ikinci maddesi ile değişik TTK'nun 5(1) maddesi gereğince ticaret mahkemesi ticari nitelikli davalara ve çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlendirilmiş olup, buna göre Asliye Ticaret Mahkemesi ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki görev ilişkisidir.
Dava, niteliği itibariyle mutlak ticari dava değildir. Buna göre nispi ticari dava niteliği bulunması halinde uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinde çözülmesi mümkündür.
Davanın nispi ticari dava niteliğinde kabul edilmesi için her iki tarafın tacir olup taraflar arasındaki uyuşmazlığın taraflara ait ticari işletmeleri ile ilgili olması zorunludur.
Bilindiği üzere 6102 Sayılı TTK'nun hazırlanmasında esas itibariyle ticari işletme kavramı temelinden hareket edilmiş ve Ticaret Hukukunun önemli kurumları ticari işletme kavramı ile bağlantı kurularak tanımlanmış olup, TTK'nun ticari işletme başlıklı 11(1).maddesinde; ticari işletmenin, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme olarak tanımlanmış, 12.maddede ise; bir ticari işletmeyi, kısmende olsa kendi adına işleten kişiye tacir denileceği, bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimsenin, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılacağı, bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimsenin, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
Davanın, ticari nitelikli dava olup olmadığı, TTK'nun 4.maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenecek olup, yukarıdaki düzenlemeler ve dosyada toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının gerçek kişi olmasına göre tacir ya da esnaf sıfatının bulunup bulunmadığı, araştırmaya muhtaçtır, ancak davalının tacir sıfatının bulunmadığı tartışmasızdır. Dava dilekçesinin açıklamalar bölümünde dahi davalının, kurum olduğu tanımlanmıştır. Zorunlu arabuluculuk görüşmeleri davalı ile yapılmış, davaya konu faturalar davalı İzmir Büyükşehir Belediyesi adına düzenlenmiştir. Her ne kadar davacının, iştirakı olan şirketler ile... gibi bünyesindeki bazı hizmet faaliyetlerini yürüten kuruluşların tacir sıfatının bulunduğu kabul edilerek bazı uyuşmazlıklar ticari dava olarak görülse de yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde davalı belediye başkanlığının ihale yoluyla eser sözleşmesinin tarafı olmasından kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili olarak tacir sayılmasının mümkün bulunmadığı gibi davaya konu sözleşmenin davalı kurumun yasal hizmetleri içinde olup ticari bir faaliyetinden kaynaklanmadığı gibi davalı tarafın ticari işletme sayılmasının mümkün bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde, davanın, mutlak ve nispi ticari dava niteliğinin bulunmadığı, ticari dava niteliği bulunmayan uyuşmazlığın kanun ve usul kuralları gereği asliye ticaret mahkemesinde görülmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözme görevinin HMK'nun 2.maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine ait olup, mahkememizin görevsiz olduğu, mahkemelerin görevinin dava şartlarından olması nedeniyle HMK nun 115(1) maddesi uyarınca davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak; mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine, dosyanın görevli asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-Görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2-HMK'nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
4-HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025