Ticari Şirket (Olağanüstü Genel Kurul İstemli)

Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;

TALEP: davacı vekili özetle; zorunlu arabuluculuğun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında uygulanacağının belirtildiğini, dava şartı olarak arabuluculuğa konu ticari uyuşmazlıkların, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş ya da işlemlere ilişkin ticari davalar ile belli bir miktar para ödemesini içeren alacak ya da tazminat istemine dair olması ve bunların dışındaki uyuşmazlıklar için doğrudan dava açılması veya ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurulması gerektiği birçok Yargıtay kararında da içtihat edildiğini, dolayısıyla huzurdaki davanın da tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş ya da işlemlere ilişkin ticari davalar ile belli bir miktar para ödemesini içeren alacak ya da tazminat istemine ilişkin olmadığı, bunun aksine şirket genel kurulunun toplantıya çağırma izni verilmesine talebine ilişkin olduğu açık olduğundan, huzurdaki davanın arabulucuğa tabi olmadığının açık olduğunu, davalı ... A. Ş.'nin toplam 500 adete ayrılmış payının 330 adedinin davacı ...'ye, 150 adedinin dava dışı ...'ye, 20 adedinin dava dışı ....'e ait olduğunu, davacının, davalı şirkettin çoğunluk hissesine sahip olduğunu, davalı ....’nin şirket esas sözleşmesinde yönetim kurulu iki kişiden oluştuğunu, şirket esas sözleşmesi ile ilk üç yıl için dava dışı ... yönetim kurulu başkanı, davacı ...'nin ise yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, yine şirket esas sözleşmesinde, şirketin hesap yılının Ocak aynın 1. gününden başladığı ve Aralık aynın 31. günü sona erdiği, şirket olağan genel kurul toplantısının her faaliyet döneminin sonundan itibaren 3 ay içerisinde yapılacağı, olağanüstü genel kurul toplantısının ise şirket işleyişinin gerektirdiği hallerde ve zamanlarda yapılacağının belirtildiğini, yönetim kurulu tarafından davalı ... temsil yetkisinin, birlikte temsil şeklinde “çift imza” yöntemi ile yani şirket yönetim kurulu başkanı dava dışı ...'in ve davacının birlikte imzası ile kullanıldığını, davacı tarafından, şirketin ... Bank A.Ş. nezdinde bulunan banka hesabından şirket yönetim kurulu başkanı dava dışı ... tarafından davacının bilgisi, izni ve imzası olmaksızın para gönderme işlemleri yapıldığını, bu suretle çift imza kuralının kötüniyetli bir şekilde ihlal edildiğini ve şirketin zararına sebebiyet verildiğinin tespit edildiğini, şirket yönetim kurulu başkanı dava dışı ... tarafından çift imza yetkisinin bertaraf edilerek yapılan iş ve işlemlere davacının rızası bulunmadığını, bu husustaki her türlü şikayet, talep ve dava haklarımız saklı olmak üzere, davacının bilgisi ve rızası olmaksızın ve belirlenen temsil yetkisine aykırı olacak şekilde işlemlerde bulunulmasının önüne geçilmesi adına davacının, söz konusu banka hesabına ait internet ve/veya mobil bankacılık uygulamasına erişim onayını kaldırdığını, davacı tarafından keşide edilen Üsküdar ... Noterliği'nin 17.02.2025 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; davacının bilgisi, izni ve imzası olmaksızın ve çift imza kuralı ihlal edilmek suretiyle şirket hesabından yapılan para gönderme işlemleri hususunda her türlü şikayet, talep ve dava haklarının saklı olduğunun, şirketin olağan genel kurul toplantısının yapılması gerekmesine rağmen yönetim kurulu başkanı olarak bu hususta gerekli aksiyonları almadığının, genel kurulun toplanması için yönetim kurulu kararı alınması gerektiğini, işbu ihtarnamenin tarafına tebliği akabinde yönetim kurulunu toplantıya çağırması gerektiğini, aksi halde TTK’nın 410/2. maddesi gereğince genel kurulunun toplantıya çağrılması hususunda pay sahibi sıfatıyla mahkemeden izin alınacağını, fazlaya dair her türlü şikayet, hak, alacak, dava, takip ve talep hakkımız saklı tutulduğu şirket yönetim kurulu başkanı dava dışı ...'e ihtar ve ihbar edildiğini, ancak, işbu çağrıya şirket yönetim kurulu başkanı dava dışı ... tarafından olumlu bir cevap verilmediğini, toplantı için bir gün ve saatin davacıya bildirilmediğini, TTK 410/2 maddesinde düzenlendiğini, şirket yönetim kurulu başkanı dava dışı ...'e davalı ...’nin genel kurulunun toplanması hususunda karar alınması için yönetim kurulunun toplantıya çağrılması hususunda ihtarname keşide edilmesine ve şirket esas sözleşmesinde olağan genel kurul toplantısının yapılması için belli bir süre öngörülmesine rağmen, işbu sürelerde davacıya usulüne uygun bir toplantı çağrısı yapılmadığını, şirket yönetim kurulu ve şirket genel kurulunun toplanmadığını, yönetim kurulunda bulunan üyelerin bir araya gelerek karar alma ihtimallerinin de bulunmadığını, şirket yönetim kurulu başkanı dava dışı ...'in davacının bilgisi, izni ve imzası olmaksızın ve çift imza kuralı ihlal edilmek suretiyle şirket hesabından yapılan para gönderme işlemleri yapmak suretiyle davacının ve davalı şirketin zararına iş ve işlemler yapması söz konusu olduğundan, davalı şirketin genel kurulunun toplanması hususunda karar alınması için yönetim kurulunun toplantıya çağrılması hususunda tarafına ihtarname keşide edilmesine ve şirket esas sözleşmesinde olağan genel kurul toplantısının yapılması için belli bir süre öngörülmesine rağmen, işbu sürelerde davacıya usulüne uygun bir toplantı çağrısı yapılmadığından, davalı şirketin çoğunluk hissesine sahip davacı ...'ye genel kurulu toplantıya çağırma izni verilmesini talep ettiklerini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı şirket usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir.

Dava dışı ..., müdahale dilekçesini ve harç eksikliğini tamamlamış olarak, mahkememizince davalı yanında feri mühadil olarak davaya katılmasına karar verilmiştir.
Feri müdahil davalı ... vekili müdahale ve cevap dilekçesinde özetle;
müvekkilinin davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu, söz konusu dava kapsamında, müvekkilinin ...’e karşı ileri sürülen iddiaların haksız, gerçeğe aykırı, kötüniyetli ve mesnetsiz olması, ileri sürülen iddialar sebebiyle müvekkilinin ticari hayattaki itibarının zedelenerek ekonomik hayatta zarara uğratılmaya çalışılmasınıın ve telafisi mümkün olmayan maddi-manevi kayıplara uğratılması nedenleriyle davada fer’i müdahil olunmasının hukuki yarar barındırdığının aşikar olduğunu, dava konusu Genel Kurul çağrısı için gerekli gündem maddeleri davacı tarafından belirtilmediğini, Genel Kurul’un hangi istemle yapılacağının beyan edilmediğini, bu yönüyle davada, TTK 410. Madde hükmünün gerekleri yerine getirilmediğini, davadaki talebe esas olacak şekilde, Genel Kurul gündemi açıklanmadığını, herhangi bir dayanak gösterilmeksizin, gerekçesiz şekilde çağrı izni talebinde bulunulduğunu, önemle belirtmek gerekir ki TTK 410. Maddesi kapsamında çağrı izni talep edilecek davada; Genel Kurul’da hangi gündemin görüşüleceğinin maddeler halinde açıklanması, açıklanan gündemin gerekli görülme sebeplerinin açıkça belirtilmesi gerektiğini, genel kurul gündeminin belirlenmesinin TTK 413/1. maddesinde yer alan; “Genel Kurulu toplantıya çağıran kişi gündemi belirler.” Şeklindeki hüküm ile düzenlendiğini, hükmün ikinci fıkrasında yer alan; “Gündemde bulunmayan konular Genel Kurulda müzakere edilemez ve karara bağlanamaz.” Maddesi kapsamında gündeme alınmamış herhangi bir konunun Genel Kurulda müzakere konusu olamayacağının açık olduğunu, yargı kararları uyarınca da çağrı izni talepli davalarda Mahkemece TTK 410. Maddede sayılan hallerin varlığının, Genel Kurul çağrı izni talep eden paydaş tarafından gündemin belirlenerek Mahkeme’ye sunulması ve usulüne uygun çağrı yapılıp yapılmadığı hususlarının denetlenmesi gerektiğini, bu itibarla, yasada öngörülen istisnai hallerden söz edilemeyecek somut davada, genel kurul çağrı izni talep eden davacının, gündemi ve somut davadaki hukuki yararı açıklamadığını, yalnızca gündemi belirlenmemiş bir Genel Kurula dair paydaşlara çağrı izni verilmesi talep ettiğini, tahdidi şekilde sayılan hallerin var olmadığı somut davada, davacı yana bu iznin verilmesi yasa ve usule aykırı olacağından davanın reddi gerektiğini, huzurdaki davanın haksız ve ispat olunamayan iddialar ile kötüniyetle ikame edildiğini, müvekkili ... hakkında gerçeğe aykırı ve asılsız iddialarda bulunduğunu, şirket banka hesabından para transferi yapmak suretiyle şirketi zarara uğratma suçlamalarını yönelttiğini, huzurdaki davanın, TTK 553. hükmü ile düzenlenen “Sorumluluk”, TTK 369. hükmü ile düzenlenen “Özen ve Bağlılık Yükümlülüğü” veya TTK 395. Hükmü ile düzenlenen “Şirketle İşlem Yapma, Şirkete Borçlanma Yasağı”na dayalı bir dava olmadığını, bu davada Yönetim Kurulu başkan ve üyelerinin şahsi sorumluluğuna ilişkin iddiaların irdelenmesinin söz konusu olmadığını, dava ile yalnızca; Yönetim Kurulu’nun mevcut olmaması, toplanamaması veya toplantı nisabının oluşmasına imkân bulunmaması hallerinde tek pay sahibinin Genel Kurulu toplantıya çağırması adına mahkeme izni verilmesinin mümkün olduğunu, davada taraf dahi olmayan müvekkili hakkında haksız ve asılsız iddialarda bulunulduğunu, müvekkilinin hakkındaki asılsız iddialara karşı savunma hakkını kullanamamakta ve temel hukuki haklarından yoksun kaldığını, Yönetim Kurulu’nun görev süresinin henüz sona ermediğini, TTK 410/2. hükmü ile öngörülen hallerin somut davada mevcut olmadığını, davaya esas teşkil eden yasa hükmü ile Yönetim Kurulu’nun mevcut olmamasının, devamlı olarak toplanamamasının veya toplantı nisabının oluşmasına imkân bulunmaması hallerinin sayıldıığını ve tek pay sahibince Genel Kurulu toplantıya çağırmak üzere mahkemeden izin alınmasının mümkün kılındığını, yönetim kurulunun halihazırda görev süresi içerisinde olduğunu, devamlı olarak toplanamaması veya toplantı nisabının oluşmasına imkân bulunmaması halleri de söz konusu olmadığını, nitekim, TTK 410/2. Hükmünde özellikle de somut dosyada söz konusu olduğu gibi Olağan Genel Kurul’un zamanında yapılmaması halinin, çağrı izni verilmesi için aranan hallerden biri olarak sayılmadığını, kanunun lafzından anlaşıldığı üzere, somut davanın ancak Yönetim Kurulu’nun sahici ve somut sebeplerle Genel Kurul’u yapmaya elverişli olmadığı hallerde açılabilmesinin mümkün olduğunu, nitekim, Genel Kurul’un zamanında yapılmaması TTK kapsamında bir müeyyideye de bağlanmış olmadığını, buradan hareketle, hala görev süresi dolmadığını ve devamlı olarak toplanamaması halinin söz konusu olmadığını, Yönetim Kurulu’na ait olan çağrı yetkisinin, bir kez süresinde yapılmayan Genel Kurulun sebep gösterilerek, davacı yana verilmesinin yetki gaspı doğuacağını, hukuki hata ve çelişkilere sebebiyet vereceğini, zira kanunda, Yönetim Kurulu’nun toplanamaması halinde dahi “devamlılık” arandığını ve özellikle gerçekten somut şekilde toplanamayan Yönetim Kurul’u halinde bu davaya imkân tanındığını, TTK 410/2. Hükmü kapsamında davacı yana Genel Kurulu toplantıya çağırma izni verilmesinin kanuni, maddi ve şekli şartları somut dosya kapsamında oluşmadığını, şirket kuruluşu 09.07.2024 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi’ne tescil edildiğini, ve Genel Kurulun her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılacağının düzenlendiğini, buna göre faaliyet dönemi sonunun 31.12.2024 olduğunu, Genel Kurul için belirtilen sürenin 31.03.2025 tarihinde sona erdiğini, huzurdaki davanın 08.04.2025 tarihinde açıldığı göz önüne alındığını, sürenin üzerinden yalnızca bir hafta geçtiğinde, sene sonu dahi gelmeden huzurdaki dava ikame edildiğini, Genel Kurulun olağan şekilde toplanmasına fırsat tanınmadığını, tekraren belirtilmelidir ki, kanunda öngörülen 3 aylık sürenin düzenleyici nitelikte olduğunu, kanun kapsamında bir müeyyide ihtiva etmediğini, Genel Kurulun dava tarihi itibariyle ve halihazırda toplanabileceğinin kabulü gerektiğini, yasa hükmünün öngördüğü şartlar somut davada irdelenecek ve Yönetim Kurulu’nun devamlı olarak toplanamaması, mevcut olmaması ve toplantı nisabının oluşmasına imkân bulunmaması hallerinin varlığının araştırılacağını, uygulamada yargı kararlarının “devamlı olarak toplanamama” ibaresinde, uzun bir süre geçmesine rağmen toplanamama olgusunu aradığını ve somut koşullara göre Genel Kurul çağrı izni verilip verilmemesine karar verdiğini, davaya konu şirketin kar etmediğini, dolayısıyla hissedarlara dağıtılacak kâr payı bulunmadığını, şirketin yeni kurulduğunu, ticari faaliyetlerinin henüz başlangıç aşamasında olduğunu, bununla birlikte davacı tarafından ileri sürülen asılsız ve kötüniyetli iddialar neticesinde ortaklar arası doğan husumet nedeniyle de şirketin ticari faaliyetinin sekteye uğradığını, dava konusu şirkette olası bir Genel Kurul yapılması halinde de hissedarlara dağıtımı yapılacak bir kâr payı mevcut olmadığını, aynı kapsamda, dava konusu şirket hakkında ileri sürülen zarara uğratılma iddialarınıın da gerçeğe aykırı, ispata muhtaç ve asılsız olduğunu, davacı yan ile müvekkili arasında husumet söz konusu olduğunu, davacı, dava konusu bahsi geçen banka hesabına devamlı erişebildiğini, para transferleri, maaş ödemeleri, döviz çevirme işlemleri gibi banka işlemleri yaptığını, .... Bank hesap hareketlerinin ve log kayıtları incelendiğinde görüleceği üzere, davacı bahsi geçen banka hesabına devamlı erişebildiğini, davacı ile müvekkilinin müşterek imza yetkilileri olarak ilgili banka hesabına kendi şifreleri yoluyla giriş yaptığını, nitekim davacının bir takım maaş ödemelerini de bahsi geçen banka hesabından Euro çevirme işlemleri yaparak sürdürdüğünü, şirketin hesaplarına mobil bankacılık erişimini haksız ve hukuksuz yere kapattırdığını, asılsız iddialara konu olan para transferlerinin tamamının, şirket adına ve fatura karşılığı yapılan hizmet ödemeleri olduğunu, tümüyle vergi dairesine beyan edildiğini, fatura karşılığı alınan tüm ödemelere ilişkin kayıtların şirket ticari defterleri incelendiği takdirde görüleceğini, dava konusu şirketin muhasebe işlemlerini yürüten muhasebe sorumlusu, davacı ile müvekkilinin de dahil oldukları ortak ... grubu nezdinde, anılan ödemelere ilişkin kayıt ve konuşmaların yer aldığını, sonuç itibariyle, davanıın müvekkilinin ticari hayattaki itibarını zedeleme amacı taşıdığını, somut davanıın yalnızca huzursuz etme ve zarara uğratma gayesiyle ikame edildiğini ve TTK 410/2. Madde hükmünde yer alan şartları da yerine getirmeksizin Genel Kurul çağrısı yapma izni talep ettiğini, davacı yanca ortaklara ulaşma yollarının tüketilmesi gerekirken, doğrudan dava yoluna gidildiğini ve müvekkilini yargılama yolunda yıpratma amacı güdüldüğünü, haksız, mesnetsiz ve kötüniyetli iddialara dayanılarak açılan huzurdaki davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Üsküdar .... Noterliği'nin 17.02.2025 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, ticaret sicil kayıtları, ... Bankası'ndan celp edilen hesap hareketleri, mahkememizce aldırılan 14/11/2025 tarihli bilirkişi raporu,

Dava Davalı ... A. Ş.'nin çoğunluk hissesi sahibi davacıya TTK m.410 gereğince Genel Kurulu Toplantıya Çağırma İzni verilmesi isteminden ibarettir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan 14/11/2025 tarihli bilirkişi raporu, bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır.
Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi tarafından yapılan incelemeler neticesinde, davalı şirkete ait 2024-2055 yılı ( 2025 Yılı Haziran Dönemine kadar) ticari defterlerinin 6102 sayılı T.T.K. hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu anlaşılmıştır.
Dava, genel kurul toplantıya çağrılması için izin verilmesi isteminden ibarettir. Davacının iddiası, davalı şirketin müşterek imzayla temsilinin kararlaştırıldığı, her takvim yılının başlamasından itibaren üç aylık süre içinde genel kurul toplantısının yapılması gerektiği, yönetim kurulu başkanı tarafından müşterek imza olmaksızın bankada işlemler yapılarak şirketin zarara uğratıldığı, talep edilmesine rağmen belirtilen süre içinde genel kurul toplantısının yapılmadığı, bu bakımdan genel kurul toplantısının yapılması için yetki verilmesi gerektiği yönündedir.
Davalı şirketin genel kurul toplantısının her takvim yılının başlamasından itibaren üç aylık süre içinde yapılması gerektiğinin kararlaştırıldığı ancak yönetim kurulu başkanından bu husus talep edilmesine rağmen genel kurulun toplantıya çağrılmadığı, davacının davalı şirketin çoğunluk hissesine sahip olduğu anlaşılmaktadır.
Anonim şirket genel kurulunun toplanmasına ilişkin TTK. m. 410/2 hükmüne göre: “Yönetim kurulunun, devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkân bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında, mahkemenin izniyle, tek bir pay sahibi genel kurulu toplantıya çağırabilir. Mahkemenin kararı kesindir”.
Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen;
Somut olayda;
Davalı şirketin genel kurulunun talebe rağmen öngörülen sürede toplantıya çağrılmaması, davalı şirketin sermaye şirketi olması, çoğunluk ilkesine göre yönetilmesi gerektiği, davacının çoğunluk hisseye sahip olduğunun davalı şirketin hisse ve pay oranları dikkate alındığında anlaşıldıığı, iki kişiden oluşan yönetim kurulunun şirketi müşterek imza ile temsil etmeye yetkili olduğu, yönetim kurulu üyeleri arasında her ne kadar mahkememiz dosyasına ibraz edilen banka kayıtlarının incelenmesinden dava dışı ... tarafından yapılan iş ve işlemler ile ilgili olarak, çift imza kuralının kötü niyetli bir şekilde ihlal edildiği ve şirketin zararına sebebiyet verildiğinden bahisle herhangi bir somut veriye bulunmamış ise de, müşterek imza olmadan bankadan para gönderildiğine ilişkin ihtilaf oluştuğu, bu konu ile ilgili olarak ihtarnameler gönderildiği, bu durumun şirket adına karar alınmasının güç hale getirdiği ve şirketin zararına yol açacağına ilişkin ihtimali kuvvetlendirdiği gibi hususlar birlikte alındığında, davacıya genel kurulu toplantıya çağırma yetkisinin verilmesi gerektiği anlaşılmış olup, davanın kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davanın KABULÜ ile;
TTK'nun 412. maddesi uyarınca İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün .... sicil numarasına kayıtlı ...'nin genel kurul toplantıya çağrılması, gündemi belirlemek ve düzenlemek, çağrıyı ve toplantıyı yapmak üzere davacı ... 'nin (T.C. Kimlik no: ...) belirtilen işlemlerin yapılması bakımından YETKİ VERİLMESİNE, ücret takdirine yer olmadığına,

2-Kararın bir örneğinin masrafı davacı vekilince karşılanarak Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine,

3-Davacı tarafından yapılan işlemler akabinde dosyaya rapor sunulmasına, masrafın davacı avansından karşılanmasına,

4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli harç peşin alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına,

5-Davacı tarafından yapılan ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 20.728,50 TL bilirkişi ücreti, posta masrafı vb. giderler ile toplam harç gideri 615,40 TL olmak üzere toplam 21.343,90 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

6-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,

7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

8-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve Feri müdahil ... vekilinin yüzüne karşı diğerlerinin yokluğunda KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 11/12/2025