ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/12/2024 tarih 2024/175 esas 2024/1146 karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davacının davalı kooperatifin üyesi olduğunu, davalı kooperatifin davacıyı daha önce kooperatif üyeliğinden ihraç etmiş iken davacının bu haksız ihraç kararına karşı dava açarak .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/417 E- 2008/524 K sayılı ilamı ile ihraç kararının iptal edilerek davacının kooperatif üyeliğinin devam ettiğini, iş bu ilamın 24.12.2010 tarihinde kesinleştiğini, davalı kooperatifin davacının 3.500,00.TL borcu olduğu gerekçesi ile ihraç kararı almış ise de iş bu ilamda davacının borcunun olmadığının tespit edilerek kooperatif üyeliğinin geri verilmesine hükmedildiğini, davalı kooperatifin mahkeme kararına rağmen davacı adına tescil edilmesi gereken ... ili, ... İlçesi, ... pafta ..., ada ... ve 6 parseldeki ... Apt. Kt. 5 D.15 nolu bağımsız bölümdeki taşınmazı davacı adına tescil etmediğini, davacının defalarca sözlü talep ve ihtarname ile de kendi adına tapu tescilini talep etmesine rağmen davalı tarafın bir türlü davacı adına devir işlemi yapmaya yanaşmadığını, davalı tarafın kötü niyetli davrandığını ve kooperatif sözleşmesinin hükümlerine uymadığını belirterek ... ili, ... ilçesi, ... pafta ..., ada ... ve 6 parseldeki ... Apt. Kt. 5 D.15 nolu bağımsız bölümdeki taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle;" kooperatife ait tüm defter ve kayıtların getirilmesinin istendiği, tasfiye memurunun defterlerin çalındığı ya da kaybolduğunun teminin imkansız olduğunun beyan etmesi üzerine keşif yapmanın dosyaya bir katkısı olmayacağının anlaşıldığı, kaldı ki kooperatifin şu an aktif olmadığının beyan ettiği, dosyada defter ve kayıtların bulunmadığından, inceleme yapılamadığı ya da defter ve belgelere ulaşılamadığından; Ticaret Sicil Memurluğu'ndan, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nden, kooperatifin bilançosu, gelir gider cetvelleri, yönetim ve denetim raporları, genel kurul tutanakları, ortaklık cetvelleri, kur'a ve tahsis belgeleri celbi için müzekkere yazılmış olup, bir kısım evraklar gönderilmiş olup, bu haliyle dosya kapsamından davacı ile aynı durumda bulunan üyelerin ne miktarda ödeme yaptığı, ne miktarda ödeme yapılması gerektiği, kooperatifin diğer üyelerine yönelik uygulamalarının ne olduğunun tespit edilemeyeceğinden davacı tarafından ispatlanamayan davanın reddine" şeklinde karar verilmiştir.
DAVACININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davalıya ait ticari defterler üzerinde inceleme yapılarak müvekkilinin diğer ortaklar ile aynı koşulları sağlayıp sağlamadığı hususunun araştırılması ve buna göre bir karar verilmesi gerektiği hususundan dolayı ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığını, yargılama sonrasında tasfiye memurunun beyanına göre hareket edilerek Ticari Defter ve Belgelerin bulunmaması ileri sürülerek davanın ispatlanamadığına karar verildiğini, tasfiye memurunun tarafsız şekilde beyanda bulunması gerekirken taraflı beyanlarını açıkça belirttiğini, tasfiye memurunun beyanlarının müvekkiline karşı kişisel husumet beslediğini gösterdiğini, tasfiyesi tamamlanmayan bir kooperatifin kayıtlarının kaybolması veya çalışması halinde bunu tutanağa bağlanması ve zayi belgesinin alınması gerektiğini, böyle bir belgenin sunulmadığını, salt tasfiye memurunun beyanlarına dayanılarak karar verildiğini, ticari defter ve belgelerin bulunmaması ve dosyaya sunulmaması müvekkiline yüklenen bir sorumluluk olduğu kanısının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin söz konusu taşınmazın kendi adına tapu tescilini defalarca sözlü, ihtarname ve dava yoluyla talep ettiğini, davalı taraf bir türlü müvekkili adına devir işlemi yapmadığını, müvekkilinin davalıya hiçbir borcunun bulunmadığını, müvekkiline ödeme yapılmadığı gerektiği ile ilgili ihtarda bulunulmadığını, müvekkilinin her ne kadar tescil işlemi yapılmamışsa da davaya konu taşınmazı uzun yıllardır malik sıfatı ile kullandığını, bu kullanımından kaynaklı olarak bugüne kadar herhangi bir kimse ile sorun yaşamadığı gibi davalı taraf ile de sorun yaşamadığını, davalı tarafça da müvekkilinin taşınmazda hak sahibi olduğunu kabul ettiğinin göstergesi olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve beyan etmiştir.
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı.
Dava kooperatif üyeliğine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı tarafından, davalı kooperatifin üyesi olduğu, kooperatife karşı yükümlülüğünü yerine getirdiği ve dava konusu bağımsız bölümün hak sahibi olduğu belirtilerek, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi talep edilmiş, davalı ise davacı ortağın tahsis edilen taşınmazın tapusunu talep edebilmesi için mali yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmiş olması gerektiğini, ancak, davacının aidat borcunu ödemediğini, verilen çeklerin tahsil edilemediğini ve davacının dava konusu dairenin tapusunu isteme hakkı olmadığını savunmuş, mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Kooperatif ortağının tapu iptali ve tescil talebinde bulunabilmesi için, davalı kooperatife karşı tüm edimlerini yerine getirmiş olduğunu, hiç bir ediminin kalmadığını, diğer üyelerle eşit durumda olduğunu kanıtlaması gerekmektedir. Ancak 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu 23. maddesinde karşılığını bulan eşitlik kuralı gereğince, kooperatif ortakları hak ve yükümlülüklerde eşit olup, kooperatif aynı durumdaki ortaklarına eşit işlem yapmak zorundadır. Kooperatif, diğer ortaklara borca rağmen tapu vermiş ise davacının da varsa borcuna rağmen kooperatiften tapu iptal ve tescil isteme hakkının varlığı kabul edilmelidir. Tapusunu alan herbir ortak yönünden bunları teslim aldığı tarih itibariyle kooperatife borcu olup olmadığı kooperatif defter, kayıt ve belgeleri incelenerek denetime elverişli ve ayrıntılı bir şekilde belirlenmelidir. Yapılan bu inceleme sonucu kooperatife borcu bulunan ortaklara tapularının verilmediğinin tespiti halinde davacının da bağımsız bölüm tapusunu almaya hak kazanabilmeleri için dava tarihi itibariyle borçlarının bulunmaması gerekir. Üyeye mevcut borcu ödeme olanağı sağlamak amacıyla borcun depo ettirilmesi doğru olmayıp, davanın reddi gerekir. YHGK'nun 15.06.2012 tarihli ve 16-145 E, 392 K. sayılı ilamı ve Yargıtay 23. HD.'nin yerleşik uygulaması bu yöndedir.
Mahkemece verilen 11/12/2020 tarihli, 2017/794 Esas, 2020/745 Karar sayılı ilam davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, Dairemizce verilen 09/02/2024 tarihli, 2021/726 Esas, 2024/188 Karar sayılı ilam ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince, kaldırma ilamı kapsamında, davalı kooperatife ait defter ve kayıtların bulunduğu yerlerin bildirilmesi, kooperatife ait tüm defter ve kayıtların getirilmesinin istendiği, tasfiye memurunun 17/10/2024 tarihli duruşmada, defterlerin çalındığı ya da kaybolduğunun teminin imkansız olduğunu beyan ettiği, mahkemece, keşif yapmanın dosyaya bir katkısı olmayacağı, kaldı ki kooperatifin şu an aktif de olmadığı, dosyada defter ve kayıtların bulunmadığından, inceleme yapılamadığı ya da defter ve belgelere ulaşılamadığı, Ticaret Sicil Memurluğu'ndan, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nden, kooperatifin bilançosu, gelir gider cetvelleri, yönetim ve denetim raporları, genel kurul tutanakları, ortaklık cetvelleri, kur'a ve tahsis belgeleri celbi için müzekkere yazıldığı, bir kısım evrakların gönderildiği, bu haliyle dosya kapsamından davacı ile aynı durumda bulunan üyelerin ne miktarda ödeme yaptığının, ne miktarda ödeme yapılması gerektiğinin, kooperatifin diğer üyelerine yönelik uygulamalarının ne olduğunun tespit edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davalı kooperatif tarafından, davacının, üyelik aidatlarını yatırmadığı gerekçesiyle aldığı ihraç kararının, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait 2007/417 E. Ve 2008/524 K. Sayılı karar ile iptaline karar verildiği, verilen kararın 24/12/2010 tarihinde kesinleştiği, mahkemece verilen kararın gerekçesinde, davacı tarafından davalı kooperatife yapılan ödemeler ve verilen çeklere ilişkin tespitler olduğu, dairemizce verilen kaldırma ilamından önce mahkemece alınan 24/07/2019 tarihli bilirkişi raporu ile söz konusu çeklerin tahsil edilip edilmediği hakkında belge ve bilgi tespit edilemediğinin, 30/07/2006 keşide tarihli, 1.500,00.TL bedelli ve 2.000,00.TL bedeli çeklerin kooperatif tarafından tahsil edildiğinin tespiti halinde, davaya konu dairenin davacı adına tescilinin talep edilebileceğine dair rapor düzenlendiği, mahkemece, çeklere yönelik olarak bankaya yazılan müzekkere cevabında, çeklerin kooperatif tarafından ibraz edilmediğinin belirtildiği, tüm bu nedenlerle, mahkemece, önceki kaldırma ilamı doğrultusunda, ilgili kurumlardan celbedilen belgeler ile .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait 2007/417 E. Ve 2008/524 K. Sayılı dosyası içerisinde bulunan tüm belgeler de dikkate alınmak suretiyle, dosyanın, kooperatif konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılarak, davacı tarafından kooperatife ne miktarda ödeme yapıldığı, davacı ile aynı durumda bulunan üyelerin ne miktarda ödeme yaptığı, ne miktarda ödeme yapılması gerektiği, kooperatifin diğer üyelerine yönelik uygulamalarının ne olduğu, yine celbedilen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/417 Esas sayılı dosyasında yer alan ve kooperatif tarafından aidat borcuna mahsuben alındığı kabul edilen 30/07/2007 tarihli, 0126024 seri numaralı ve 2.000,00.TL bedelli çek ile 30/07/2006 tarihli, 0126023 seri numaralı ve 1.500,00.TL bedelli çeklerin karşılığında kooperatif tarafından düzenlenen 28/02/2006 tarihli ve 3.500,00.TL bedelli tahsilat makbuzu da dikkate alınarak, davacının tüm edimlerini yerine getirip getirmediği net olarak tespit edilerek, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, kaldırma kararının gereği tam olarak yerine getirilmeksizin, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava dosyasının yeniden yargılama için mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere:
1)- Davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2)-....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/12/2024 tarih 2024/175 esas 2024/1146 karar sayılı kararının HMK.'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3)-Dava dosyasının yeniden yargılama için ....Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
4)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin alınan 615,40.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacı'ya İADESİNE,
5)-Davacı tarafından istinaf için yapılan yargılama giderinin esas hüküm ile birlikte ilk derece mahkemesince karara BAĞLANMASINA,
6)-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesine İADESİNE,
7)-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
8)-6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere 13/03/2026 tarihinde karar verildi.