İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; iş bu davanın konusunu, davacı ile davalı firmalar arasındaki ticari ilişkileri kapsamında müvekkilin alacağı olan 21.458,77 EURO oluşturduğunu, Davacı müvekkil, bu ticari ilişkiden doğan alacakları için davalıya e-faturalar düzenleyip ilettiğini, Davalı şirket bu faturalara itiraz etmediğini, bu nedenle faturanın içeriğini kabul etmiş sayılacağını, Söz konusu borcun ödenmesi için davalıyla iletişime geçilmiş ancak davalı bakiye borcu ödemekten kaçındığını, Ardından 31.05.2024 tarihinde, davalıya toplamda 21.458,77 EURO olan borcunu ödemesi için mail yoluyla ihtarname gönderilmiş ve söz konusu borcun 05.06.2024 tarihi mesai bitimine kadar ödenmesi gerektiği aksi takdirde yasal yollara başvurulacağı hususu bildirilmişse de davalı yan yine herhangi bir ödeme yapmadığını, bu nedenle, 21.458,77 EURO tutarındaki borç için davalıya karşı 07.06.2024 tarihinde-----İcra Müdürlüğü nezdinde ------. no'lu icra takibi başlatıldığını, davalı şirket, daha öncesinde faturalarda itiraz etmediği borç hakkında başlatılan icra takibine, 10.06.2024 tarihinde haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, takibin durduğunu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalı yan kendisine usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen davacının dava dilekçesine cevap vermemiştir.

Dava hukuki niteliği itibariyle, ---- İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ----. İcra Müdürlüğünün ------ esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Davacı Şirketle Davalı şirket arasında 2023Yılından süre gelen ve 2024 Yılında sürdürüldüğü görülen Ticari İlişki kapsamında, Davacı Şirketçe Davalı Şirket adına Muhtelif Tarih ve Miktarlı, Taşıyıcı Firma Plak ve Sürücüleri Bilgilerini de kapsayan E-İrsaliyeler ile Mal Sevkiyatları yapılmış, yapılan bu Mal Sevkiyatlarına ilişkin olarak, Davacı Şirketçe Davalı Şirket adına, İrsaliyelerde yer alan Mal ve Miktarları ile uyum içinde olan Ticari Fatura/Satış Nitelikli E-Faturalar düzenlenerek Elektronik Ortamda Davalı Şirkete Tebliğ edilmiş ve Usul / Yasaya uygun tutulduğu tespit olunan Elektronik Ticari Defterlerinde dayanak belgeleriyle uyumlu bir şekilde Borç Kayıtlarının yapılmış bulunduğu, Davacı yanca yapılan bu kayıtlar sonucunda, yukarıda Hesap İncelemesi bölümünde yer verilen Muavin Hesap Ekstresinden de görüleceği üzere, Davacı Şirketin Davalı Şirketten, Takip/Dava Tarihi itibarıyla, Takip Talebinde olduğu gibi Faturalara dayalı Açık C/H Bakiyesinden kaynaklı olarak 21.458,77 EURO ASIL ALACAKLI durumda bulunduğu tespit edildiği, Bunun yanında; Davalı Şirketin mahkememin belirlemiş olduğu inceleme Gün ve Saatte, İbraz edilmesi gereken Ticari Defter ve Kayıtları ile ilgili ekstre ve dayanak belgelerini, herhangi bir mazaret bildiriminde bulunmaksızın Bilirkişi İncelemesine sunmayarak Davacı Şirket Ticari Defter Kayıtlarında Takip/Dava Tarihi itibarıyla yer alan 21.458,77 EURO Borç Mevcudiyetinin aksini kanıtlayamadıkları, Davacı Şirketin Davalı Şirketten, Takip Talebinde olduğu gibi; Takip / Dava T. İtibarıyla; 21.458,77 EURO ASIL ALACAĞI bulunduğu, hususlarını beyan ve rapor edilmiştir.
Somut olayda davalı tarafın davayı takip etmediği, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir.Somut olayda alacağın varlığının değerlendirilmesi için tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiştir. Davalı tarafın defterlerini sunmaması karşısında davacının ticari defterlerinin lehine delil olacağı anlaşıldığından davacının davalıdan fatura bedellerini talep edebileceği kanaati ile davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.

Davanın KABULÜNE,

1-Davalının -----. İcra Müdürlüğünün ------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin aynen devamına,

2-Kabulüne karar verilen alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca, takibe konu alacağın takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden takdiren %20 oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,

3-Karar harcı 54.573,54 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 9.847,07 TL harcın mahsubu ile bakiye 44.726,47 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,

4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvurma harcı, 9.847,07 TL peşin harç olmak üzere toplam 10.462,47‬ TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine

5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.085,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,

6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 125.836,50 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.