İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi Tespit
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafça ... 34. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden tarafım aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibe konu alacağın kredi kartı üyelik sözleşmesine dayandığının iddia edildiğini, ancak davaya konu edilen bu alacağın, hukuken zamanaşımına uğradığını, ispatlanamayan, faiz ve borç hesaplaması belirsiz bir iddiadan ibaret olduğunu, takip dayanağı olarak ileri sürülen borcun kaynağının kredi olmadığını, herhangi bir nakdi kredi kullanmışlığının bulunmadığını, kredi borcu ile kredi kartı borcunun hukuken aynı nitelikte olmadığını, zamanaşımı, faiz ve ispat kurallarının farklı olduğunu, ispat yükünün alacaklı tarafta olup, bu yük yerine getirilmediğini, icra takibine konu edilen borcun dayandığı tarih 2009 yılı olduğunu, aradan geçen süre dikkate alındığında, kredi kartı borcu olduğu iddia edilen bu alacağın zamanaşımına uğradığını ve borçlu açısından menfi tespit davası açılması zorunluluğunu doğurduğunu belirterek; ... 34. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasındaki alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Dosyada taraf teşkili henüz sağlanmamıştır.
Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 1/1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir.
Görev, belirli bir konudaki davaya o yerdeki mahkemelerden hangisinin bakabileceğini ifade eder. HMK'nun 115. Maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartıdır ve hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen incelenir.
6102 Sayılı TTK’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerektiği, dava tarihinde yürürlükte bulunan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 2. maddesi gereğince kapsamını her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları oluşturduğu, Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (k) bendinde Tüketici “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, (l) bendinde ise Tüketici İşlemi “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade eder şeklinde tanımlandığı ve Yasa koyucunun, bu hükümle, tüketicinin taraf olduğu konut satış sözleşmelerini tüketici işlemi olarak kabul ettiği, 6502 sayılı TKHK'nun 73/1. maddesinde de; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu, 83. maddesinde ise, taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği anlaşılmakla, ... 34. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasındaki takibe konu alacağın kredi kartı üyelik sözleşmesine dayandığı iddiası ile açılan menfi tespit talebine ilişkin olduğu, ... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün cevabı yazısında dava tarihi itibarı ile davacının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı, ... Vergi Dairesi'nin cevabi yazılarından 31/12/2008 tarihi itibarı ile terk kaydının bulunduğu, dolayısıyla gerek dava konusu borcun kat tarihi itibariyle gerekse dava tarihi itibarı ile davacının tacir olmadığı, ... Bankası AŞ tarafından kredi kartından kaynaklanan alacak için gönderilen ... 9. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununa tabi krediler için gönderildiği bu hususun ihtarname metninden açıkça tespit edilebildiği anlaşılmakla ve davacının tüketici sıfatının bulunduğu kanaatiyle 6502 sayılı TKHK'nun 73/1. Maddesi uyarınca huzurdaki dava dosyasında Tüketici Mahkemesinin görevli mahkeme olduğu anlaşıldığından iş bu dava dosyamız açısından HMK'nın 114 maddesinde düzenlenen GÖREV dava şartının sübut bulmadığı değerlendirilerek; davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Zorunlu arabuluculuk sürecine ilişkin olarak ise; eldeki davanın 09/02/2026 tarihinde açıldığı, Mahkememizin 16/02/2026 tarihli dosya inceleme tutanağının (1) numaralı ara kararı ile davacıya verilen süre üzerine davacının 24/02/2026 tarihli dilekçesinin ekinde sunduğu arabuluculuk ilk oturum/bilgilendirme tutanağı başlıklı belgeden de anlaşılacağı üzere davanın açıldığı gün olan 09/02/2026 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğu, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen arabuluculuk son tutanağının tüketici dava şartı arabuluculuk kapsamında yapıldığı ve davacıya bu hususa ilişkin beyanda bulunması için 24/02/2026 tarihli dosya inceleme tutanağının (1) nolu ara kararı ile süre verildiği, keza davacının 25/02/2026 tarihli dilekçesi ile dava konusu alacağın bireysel kredi kartı alacağına dayandırıldığını, tarafınca ticari nitelikte bir kredi veya ticari kredi kartı kullanımı bulunmadığını, arabuluculuk başvurusunun ilk aşamada sehven ticari arabuluculuk bürosunda açıldığını ancak yapılan inceleme neticesinde alacağın bireysel kredi kartı niteliğinde olduğunun anlaşıldığını ve dosyanın görevsizlik nedeniyle kapatılarak tüketici arabuluculuğuna yönlendirildiğini beyan ettiği bu bağlamda dava tarihinden önce sonuçlandırılan bir arabuluculuk süreci bulunmadığı, dava açıldıktan sonra arabuluculuk sürecinin tamamlandığı tespit edilmiş ancak görev hususu evleviyetle değerlendirileceğinden arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir dava şartı olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılmamıştır.
HÜKÜM / Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Tüketici Mahkemesine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi. 13/03/2026